Seyyah-ı alem: İbn-i Batuta

22 yaşında ayrıldığı memletinden 49 yaşında dönen ünlü Müslüman seyyah Batuta'nın hayatına ışık tutuluyor.

Seyyah-ı alem: İbn-i Batuta



Ayşegül Sarıyaşar-Dünya Bülteni / Tarih Servisi


İbn-i Batuta 14.yy.’ın ilk yarısında anadoluya gelmiş, dolaşmış Arap bir seyyahtır. Aslen faslı olup 1325’te hac yapmak üzere Fas’tan ayrılır. Ancak çıkmış olduğu bu yolculuktan 27 yıl sonra ülkesine dönebilir.

Orta çağın önemli seyyahlarında biri olup, o dönemin bilinen tüm coğrafyasını dolaşır. Hayli maceralı ve zorlu yolculukları sırasında aldığı notlarla Anadolu’da ikinci beylikler dönemine dair önemli bilgileri de içeren ünlü seyahatnamesinin temelini oluşturur.

İki cildi dolduran seyahatlerini kısaca belirtecek olursak, İbn-i Batuta öncelikle Kuzey Afrika sahillerini dolaşır ardından doğuya yönelir ve İskenderiye, Kahire, Suriye’ye gider. Kudüs, Akka, Sur, Taberiyye’yi, Antakya’yı dolaşır. Oradan Dımaşk (Şam’a) geçer. Nihayet Hicaza gidip haccını yerine getirerek yolculuğa başlamasına vesile olan niyetini gerçekleştirme imkânı bulur.

Hacdan sonra hemen ülkesine dönmez, Irak’ gider. Bağdat, Basra yoluyla İsfehan’a oradan da Şiraz’a geçer ve Bağdat’a geri döner. Semerra, Tikrit yolundan Cizre, Nusaybin, Mardin’i de dolaştıktan sonra adeta onun için sıçrama noktası olarak da nitelendirebileceğimiz Bağdat’a tekrar geri döner.

Cidde’den Kızıldeniz yoluyla Yemen’e gider D. Afrika sahillerini dolaşır. Basra körfezini ve İran kıyılarını gezer ve Arabistan’a döner.

Bu süreçte Hindistan’a gitmeye karar verir. Bir ticaret gemisiyle Kızıldenize açılır fakat büyük bir fırtına nedeniyle Kahire’ye geri dönmek zorunda kalır.

Ardından seyir yönünü değiştirip Gazze, Kudüs, Remle, Akka, yoluyla Lazkiye limanına ulaşır. Buradan bindiği Ceneviz gemisiyle Akdeniz üzerinden anadoluya gelir.

Tüm Akdeniz, Ege, D. Anadolu ve Orta Anadolu’yu dolaşır. Gittiği her şehir de Anadolu beylerinin ve ahilerin misafiri olur.

Manisa, Bursa’dan İznik’e ulaşan İbn-i Batuta Sakarya vadisini geçerek yolculuğuna devam eder. Böylelikle Geyve, Bolu’dan Sinop’a oradan da deniz yoluyla Kırım’a geçer.

Anadolu’dan sonra Kırım’a, Çin’e oradan da Endülüs’e (İspanya’ya) kadar uzanan meşakkatli yolculuklarından sonra İbn-i Batuta nihayet asli vatanı olan Fas’a geri döner.


22 yaşında ayrıldığı ülkesine 49 yaşında geri dönen İbn-i Batuta memleketine döndüğün de gezip gördüğü yerleri ve daha birçok ayrıntıyı kaleme alır. Böylelikle İbn-i Batuta’nın seyahatnamesi diye adlandırılan ‘Rıhle’ günümüze ulaşma imkânı bulur.

Eserin Türkçeye ve batı dillerine tercümesi yapılmıştır. Özellikle İsmet Parmaksızoğlu’nun, İ. Batuta’nın Seyahatnamesinden Seçmeler adıyla yayınlanan tercümesi, İ. Batuta’nın Türkiye’de gezdiği yerlerle ilgili notları içermektedir.

Eserin önemi müellifinin büyük bir coğrafyayı gezerek, seyahati boyunca gezdiği gördüğü yerleri, tanıdığı farklı milletleri ve kültürleri, müellifin bizzat tarihe olan tanıklığını bize ulaştırıyor olmasından kaynaklanır. Bu yönüyle günümüzde tarihe ışık tutan, kaynak eserlerden biri olarak nitelendirilir.

Aynı eser içinde, aynı kişi tarafından sunulan, şehirlere ve insanlara dair çeşitli bilgiler, okuyucuya dönemin şartlarını kıyaslama ve konuyla ilgili daha iyi bir perspektif oluşturma imkânı da sunmaktadır.



 

Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2010, 16:38
banner53
YORUM EKLE

banner39