banner39

Sezaryen niye yapılıyor, ne kadar gerekli?

Hasta Hakları Aktivisti Av. Behiye Günel Gürbüz, Sezaryen iile ilgili soruları cevapladı.

Arşiv 22.04.2010, 21:07 22.04.2010, 21:07
Sezaryen niye yapılıyor, ne kadar gerekli?

 

 

 

Ömer Faruk Akari / Dünya Bülteni

 

 

Son günlerin tartışma konusu olan sezaryen doğum ile ilgili Dünya Bülteni, Hasta Hakları Aktivistlerinden Av. Behiye Günel Gürbüz ile görüştü. Av. Behiye Günel Gürbüz konu ile ilgili yaptığı araştırmaları ve mevcut yanlışlıkları anlattı.

Sezaryen nedir?

Sezaryen; yolunda gitmeyen doğum eylemine yapılan müdahalenin adı olup batın boşluğunun doktor tarafından açılarak bebeğin doğurtulmasıdır. Başka bir deyişle bir “ karın ameliyatı” , bir cerrahi hemşiresinin söylediği üzere “görkemli bir kurtarma ameliyatıdır.

Hangi durumlarda sezaryen doğum yapılması gerekir?

Sağlık Bakanlığı tarafından sezaryenin, vajinal doğumun güvenle tamamlanmasının mümkün olmadığı durumlarda veya vajinal doğumla birlikte bebek veya annede hastalık veya ölüm oranında belirgin artış riskinin bulunması halinde uygulanması gerektiği bildirmiştir. Hekimlerin genellikle sezaryene karar verdiği bazı durumlar şunlardır:

-         Önceki doğumunu sezaryen ile yapmış olanlarda

-         Bebeğin duruş bozukluğu olduğu ya da çok iri olduğu durumlarda,

-         Kalça yapısı doğum yapamayacak kadar dar olan bayanlarda,

-         Gebelik sırasında gelişen şiddetli tansiyon yükselmelerinde,

-         Bebekte gelişme geriliği olan vakalarda,

-         Anne adayının ıkınmayı engelleyecek hastalıklarında(çeşitli göz bozuklukları, yüksek tansiyon, bel fıtığı, ortopedik problemler gibi)

-         Vajen daraltma ameliyatı geçirmişlerde,

-         İkiz üçüz gebeliklerin pek çoğunda,

-         Plesantanın (çocuğun eşinin) rahim ağzını ve dolayısıyla doğum yolunu kapadığı durumlarda,

-         Vajinada bilinen bir mikrop veya hastalık olan bazı durumlarda(herpes veya tümör gibi)

-         Genelde ileri yaştaki ve tüp bebek gibi oldukça uğraşı sonucu elde edilmiş gebeliklerde,

Bunların dışındaki durumlarda verilecek karar doğumun ilerleyişine annenin ve bebeğin sağlık durumuna göre son dakikaya kadar değişebilmektedir. Sağlık Bakanlığı, sezaryen doğumun gerekli olduğu durumları kesin kriterlere bağlamayıp hekimlerin inisiyatifine bıraktığı hangi hallerde sezaryen doğuma karar verileceğine ilişkin bağlayıcı kriterler ortaya koymadığı için “hangi durumlarda sezaryen?” sorusunun sınırlı sayıda cevabı yoktur.

Sezaryen doğumun ne gibi sakıncaları olabilir?

Sezaryenle doğan çocukların sindirim bozukluğuna yakalanma riskleri daha fazladır. Sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde saman nezlesi ve astım gibi alerjik hastalıkların daha fazla görüldüğü bildirilmiştir. Doğum eylemi başlamadan (ağrı çekmeden) doğumun gerçekleşmiş olması ve fetusun doğum kanalından geçmemesi yeni doğanın akciğer fonksiyonlarını bozabilir ve buna bağlı olarak özellikle ilk günlerde solunum problemleri yaşanabilmektedir. Enfeksiyon, doğum sonrası kanama, Ameliyat sonrası ameliyat bölgesindeki iltihaplanmalar Anestezi şartları nedeniyle narkozdan uyanamama sorunlarıyla karşılaşılmaktadır. Sezaryen sonrası dikiş bölgelerindeki sancılar 5-6 gün devam ettiğinden annenin hareketlerini ve emzirmesini güçleştirir, bu nedenle tensel temas esnasında ağrısı olan anne bebeğiyle duygusal temas kuramamakta bu da doğum sonrası yaşanan depresyonların şiddetini arttırmaktadır. Anne genelde 2-3 gün hastanede kalmak durumundadır. Normal yaşantısına dönmesi ise 4-7 gün sürmektedir. Sezaryenle doğum yapan kadınların daha uzun sürede gebe kalabildikleri yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Sezaryen doğum, doğuma sınırlama getirmektedir. Sezaryenle doğum yapanlar için 3 çocuktan sonrası anne sağlığı için risk taşımaktadır. Ayrıca sezaryen sonrası yeni bir doğum için üç yılın geçmiş olması gerekmektedir. Anne ölüm oranı vajinal doğuma göre 3-4 kat fazladır. Sezaryen sonrası oluşan kanamalar rahim hastalıklarına sebep olmaktadır. Sezaryen sonrası karında kesi olduğundan karın kasları daha geç eski formlarını alabilmektedir. Doğumun zamanı planlandığında hem çocuğun doğumunda hem de süt verme sürecinde etkili olan hormonları salgılamak için anne ve bebeğe fırsat verilmemiş olmaktadır.

Türkiye’de sezaryen doğum yapılma oranı nedir? Böyle bir araştırma var mı?

Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği sezaryen doğum oranı tüm doğumların %15-20’si olmasına rağmen ülkemizdeki kamu hastanelerindeki sezaryen doğum oranları %40, özel hastanelerdeki sezaryen doğum oranları %60 olup Sağlık Bakanlığının yaptığı son açıklamaya göre bu oran %70’i bulmuştur. Bazı özel hastaneler münferit olarak ele alındığında ise bu oranın %80’lere çıktığı gözlemlenmektedir.

Sezaryen doğum kişinin kendi isteğine göre mi yapılmakta yoksa doktor tavsiyesine göre mi?

Yapılan bir çalışmaya göre ülkemizde yapılan tüm sezaryenlerin %27’si isteğe bağlı sezaryen şeklinde gerçekleşmiştir. Oysa sezaryen, tıbbi bir neden olması halinde doktorların karar vermesi gereken bir ameliyattır.

Son günlerde basına da yansıyan sezaryen doğumlarındaki yanlış uygulamalar ve sezaryen öncelikli doğumların artmasının sebebi sizce nedir?

Sezaryen doğum bir ameliyat olduğundan ameliyat esnasında ve sonrasında kullanılan ilaçlar, annenin hastanede kalış süresinin uzunluğu hastane faturasını kabarttığından bu durum hastanelerin de iştahını kabartmakta ticari nedenlerle sezaryen doğuma yönlendirilmektedir.

Normal doğumun başlama saati ve süresi net olarak bilinmemekte hastanın fizyolojik ve psikolojik durumuna göre değişebilmektedir. Oysa sezaryen doğum için gebeye tarih ve saat verilir. Her şey kesindir. Doktora bağımlı, kolay denetlenebilecek bir yoldur. Randevu verilir ve söylenen gün ve saatte bebek doğurtulur. Bu operasyon doktorun sadece 25 dakikasını alacaktır. Normal doğum ise çoğu zaman uzun ve meşakkatli bir bekleme süresini ihtiva etmekte doktorun sezaryene oranla çok daha fazla vaktini almaktadır. Normal doğum doktor için vakit kaybı demek olduğundan sezaryen tercih edilmektedir.

Doktorlar normal doğumun risklerini karşılayacak yeterli pratikten yoksun kalmışlardır. Halk arasında yerleşmiş şekliyle sezaryenin ağrısız doğum olarak tanınması, özellikle isteğe bağlı sezaryenlerde, bir diğer etken olmaktadır.

Gereksiz sezaryene maruz kalmış bir kimse için hukuki süreç nasıl işleyecektir?

Kendisine sağlık hizmeti veren kimseye idari başvuruda bulunabilir, Etik kurullara ve mesleki kuruluşlara (tabip odaları ve üst birlikler) etik başvurusunda bulunabilir, Cumhuriyet başsavcılıklarına ve mahkemelere yargısal başvuruda bulunabilir.

Normal doğumun faydaları nelerdir?

Doğum sürecinde anne ve bebek tarafından salgılanan hormonlar akciğerlerin olgunlaşmasına son bir dokunuşta bulunur. Normal doğumda yeni doğmuş bebeğe –özellikle de sindirim sistemine- annenin taşıdığı çok çeşitli dost mikropların bulaşacak olması bir tür garantidir. Normal doğum, bebeklerin sindirim sistemini güçlendirmektedir.

Primer Sağlık Araştırmaları Veri Bankasına göre normal doğumla dünyaya gelen bebekler aynı zamanda bir mücadele sürecinden geçtikleri için ileriki yaşamlarında da zorluklara karşı dirençli olmaktadırlar. Bu çalışma doğuş biçimimizin yaşam boyu bazı sonuçları olduğunu ortaya koymaktadır.

Normal doğumda annenin bebeğini doğar doğmaz kucağına alıp emzirmeye başlaması duygusal bağın oluşmasında önemli bir faktör olup doğum sonrası depresyon riskini azaltmaktadır. İyileşme ve vücudun normale dönme hızı sezaryen doğuma oranla normal doğum sonrası daha çabuk olmakta, anne normal yaşantısına hemen dönmektedir. Normal doğumda kadın fizyolojisine müdahale yoktur.

Sonuç olarak; sezaryen doğuma, anne ve doktorların sürüklenmesine engel olmak için sizce neler yapılabilir?

İlk olarak eğitim gerekmektedir. Bazılarının normal doğum hakkındaki korkuları, bazılarının sezaryen doğum yöntemini en sağlıklı ve risksiz doğum yöntemi olarak tanıması. Aynı zamanda bir hasta hakkı olan “aydınlanma hakkı” ihlal edilmez, hastalar bu anlamda doğru bilgiye sahip olurlarsa tıbbi gerekçe olmadan yapılan sezaryenler minimize edilebilecektir.

 Bugün ülkemizde çok az hastanede olan doğuma hazırlık kursları yaygınlaştırılmalıdır. Doğum öncesi eğitim programlarının hamile kadınların normal doğumla ilgili önyargıları ve korkularını azalttığı doktorlar tarafından aktarılmaktadır. Bu kursların ana hedefi normal doğumla ilgili anne adayında gerginliği azaltmak ve gevşemeyi sağlamaktır.

Bugün bilimsel kanıtlar göstermiştir ki, bu tür kurs alan hastaların doğumları diğer hastalara kıyasla en az %25 daha kısa sürmektedir. Daha stressiz, neşeli doğumlar söz konusu olmaktadır. Bu durum nasıl gerçekleşiyor sorusunun yanıtına gelince: çok net olarak biliyoruz ki,endişe, gerginlik ve korku ağrı düzeyini arttırıyor. Dolayısıyla doğuma hazırlık kursları anne adaylarını doğum eylemine hazırladığı, gerginlik hissi azaldığında ağrı seviyesinin düştüğünü bilmeleri onları daha kontrollü ve emin kılacağından yanlış kararlar vermelerine de engel olacaktır. Kısacası anne adaylarının öncelikle “sezaryen doğum nedir, normal doğum nedir” sorusuna sağlıklı bir cevap bulmaları gerekmektedir. Bu da ancak eğitimle sağlanacaktır.

 İkinci olarak Avrupa ülkelerinde sezaryen doğum yaptırmak isteyen kadınlarda sezaryenin taşıdığı riskler ve normal doğum hakkında danışmanlık hizmeti verilmektedir. Ülkemizde de buna yönelik hizmetlerin hızla yaygınlaştırılması için uzman kadroların bulunduğu merkezler oluşturulmalıdır.

Üçüncü olarak Türkiye’deki normal doğum için mevcut koşulların düzeltilmesi gerekmektedir. Normal doğum için gerekli şartlar sağlanmalı kadınların eşinin ya da yanında bulunmasını istediği yakınlarının ona destek vereceği “özel sancı odaları” oluşturulmalı. 

 Doğum eylemine doğum öncesi eğitimle hazırlanmış bu konuda danışmanlık almış bir anne adayı için fiziki koşullar da sağlandığında endikasyonsuz sezaryen söz konusu bile olmayacak ve doğumun doğasından kaynaklanan ağrıları kontrollü bir şekilde değerlendirip gelen her sancının aylardır beklediği bebeğine kavuşmak için en sağlıklı yol olduğunu bilecektir.

Sonuç olarak son yıllarda tıbbın gelişmesiyle birlikte sezaryen doğum tüm dünyada salgın haline gelmiştir. Her ülkenin bu yönde bir planı olup, yükselen sezaryen doğum oranlarını Dünya Sağlık Örgütünün tavsiye ettiği oranlara çekebilmek için çözüm yolları aranmaktadır. Sağlık Bakanlığı da bu yönde tıpkı diğer dünya ülkeleri gibi Dünya Sağlık Örgütünün tavsiye ettiği oranlara ulaşabilmek için çözüm yolları sunmalıdır.

 Şundan emin olabiliriz ki; bebeğin ilk ağlamasının yaşattığı heyecan ve bu heyecanı aynı anda eşiyle paylaşmanın tadını sezaryen doğumda yaşayamayacağını bilen hiçbir anne tıbbi bir neden olmadan sezaryen doğumu tercih etmeyecektir.

banner53
Yorumlar (1)
aysun 11 yıl önce
sezeryan gerekli gereksiz yapılarak hem devlet hemde aileler ekonoik olarak zarara sokuluyor. ayrıca anne ve çocuk sağlı içinde ciddi riksler taşıyor.
30
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?