banner15

Sierra Leone diye bir yer...

Sierra Leone neresi? Yarısından çoğunu Müslümanların oluşturduğu bu ülkede, insanlar neden varlık içinde yokluk yaşıyorlar?

Sierra Leone diye bir yer...

Röportaj: Şeyhmus Nayır / Dünya Bülteni

 

Sierra Leone; Batı Afrika’da çoğumuzun harita’da bile gösteremeyeceği bir ülke. Uzun yıllar İngiliz sömürü altında ezilmiş. Ülke zenginliği bölge halkından çok uzaklara taşınmış tarih boyunca. Önemli miktarda altın ve elmas madeni yatakları mevcut. Ancak Sierra Leone bu kadar zenginliğe rağmen, fakirlik içinde yüzüyor.

 

BM kayıtlarına göre dünyanın en fakir ülkelerinden biri ve ortalama yaşam süresi 40 yıl. 2002 yılında ülkede yaşan iç savaş binlerce insanın sakat kalmasına yol açtı. Savaşın çıkmasına yol açan RUF militanları, ülkede ki fakirliği başlıca mazeret olarak kullandılar. Fakat bu durum Sierra Leone de ki yaşam şartlarını daha da kötüleştirmekten başka bir şey getirmedi. Ülke nüfusunun yaklaşık yarısı Müslüman ve oldukça zor şartlar altında dinleri yaşamaya çalışıyorlar. Öyle ki gündüz tarlada çalışan çocuklar, gece bir ateşin etrafında Kur’an-ı Kerim öğrenmeye çalışıyorlar. Zira elektrik günde bir saatliğine veriliyor ve her yerde elektrik tesisatı da bulunmuyor.

 

GLI_0117Small.jpg

 

 

Sierra Leone gibi ülkelere yardım amacıyla; İnsani Yardım Vakfı İHH “Kurban ile Dünya Kardeşliğine” sloganıyla Afrika, Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar gibi bölgelerdeki 100 ülkeye, kurban kesim ekipleri yollayarak o insanların acılarına ortak olmaya çalıştı. Ve bu amaçla Sierra Leone ekibi içinde yer alan Bayram Şahin ile kurban dağıtım organizasyonunda yaşadığı ilginç deneyimler hakkında bir söyleşi yaptık.

 

Sierra Leone hakkındaki ilk izlenimleriniz nelerdir?

 

İHH’nın bir sloganı var; “İstanbul’dan haritanın her yerine” diye güzel bir söz ve tabi bu sözden hareketle 100 ülkede kurban kesildi; Sierra Leone ekibi de bizdik. Oraya gitmeden önce çok araştırma yaptım doğal olarak. Fakir olduğunu biliyordum ama bu kadar fakirlikle ve yoksullukla karşılaşacağımı tahmin etmiyordum.

 

 

 

Yani şok oldum aslında, fakir bir ülkeye gittiğinizi biliyorsunuz ama İstanbul’un bir semtine göre Çorum’da fakir deriz aslında fakat beni ilk orada esas şoke eden bu fakirlikti ve biz başkente gitmiştik. Şu size bir fikir verebilir; başkentte günün belirli saatleri dışında  elektrik verilmiyor. Zaten orada birçok mahallede elektrik tesisatı da yok. Şöyle söyleyeyim mesela cep telefonu şarj eden yerlerle karşılaştım, adam cep telefonu kullanıyor ve elektrik olmadığı için bu dükkânlara geliyor. Bu dükkânlarda jeneratörlerle elektrik sağlıyor.

 

 

 

Şarj etmek için para ödüyorsun. Başkentte ana cadde hariç asfaltlı yol yok. Su ve kanalizasyon tesisatları da yok. Kanalizasyonların çoğu sokakların kenarında yada ortasından akıyor. Başkent’ te (Freetown) insanların çoğu teneke saçlardan oluşturdukları evlerin içinde yaşıyorlar. Şehirlerarası yolculuk ediyorsunuz etraf toz toprak, bırakın yüzünüzü, göz kenarlarınız hep kum doluyor.

 

GLI_0046Small.jpg

 

 

Mesela gece bir köye ziyarete gidiyorduk, yolda koca bir ateşin yakıldığını gördüm. Arkadaşlara durmasını söyledim. Şu manzarayla karşılaştım: orada o ateşin etrafında çocuklara gençlere elektrik olmadığı için Kur’an-ı Kerim öğretmeye çalışıyorlardı. Neden gündüz eğitim vermediklerini sorduğumda çocukların gündüzleri tarlada çalıştıklarını öğrendim. Yalın ayak hepsi, öğrendiklerini de ellerindeki tahtalara yazıyorlar. Ezberledikten sonra yazıyı silmek için özel su kullanıyorlar. İşte o suyu gelişi güzel bir şekilde dökmüyorlar aksine bir ağacın altına döküyorlardı.

 

GLI_0065Small.jpg

 

Halkın İslami yasayış ve kavrayışı ne durumda?

 

Nüfus’un çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen, genel itibariyle anladığımız manada İslami şuurları az. Özellikle tesettür konusunda. Sanırım bunda da Afrika’nın geleneklerinin bir etkisi var. Fakat beni orada asıl sevindiren bir avuç da olsa Medine’de, Suriye’de ve Mısır’da İslami ilimler okumuş insanların zor şartlara rağmen çok ciddi bir biçimde çalışma yapmaları. Mesela bir okul gösterdiler bize. İmkânsızlıklar içinde varlığını sürdürüyor. İki tane genişçe oda düşünün ve odalar birbirinden yarım duvar şeklinde ayrılmış, bir tarafında erkekler diğer tarafında kızlar eğitim görüyor. Okulun adı da İslam Akidesi Medresesi. Bu çocuklara hafızlık, kıraat, fıkıh, matematik öğretiyorlar. Bu çekirdek kadro gece-gündüz demeden çalışıyor.

 

GLI_0060Small.jpg

 

Ayrıca oradaki Müslümanlar adeta dişleri ve tırnaklarıyla çalışarak yetim kalan çocuklara hem sahip çıkmak hem de İslami şuur oluşturmak amacıyla yetimhane yapmışlar. Şunu belirtelim orada oldukça fazla yetim var ve bu çocuklar ya suç örgütlerinin ağına ya da misyonerlerin ellerine düşüyorlar. İslami şuur adına size ilginç bir şey söyleyeyim kadınlar orada vakit namazlarında camiye çok geliyorlar. Dışarıda örtünme konusunda düzgün olmasa da, namaz esnasında gerektiği gibi davranıyorlar. Mesela biz Türkiye’de Eyüp Sultan haricinde,  Türkiye’de herhangi bir mahalle camisine vakit namazlarına gelen kadın görüyor muyuz? Orada bir köyde sabah namazlarına bile gelen kadınları büyük bir yekûn oluşturduklarını gördük. Camiler bile fakir olduğu için kadınlar için ayrı bir bölüm olmaya biliyor, o zaman saflar arasına bir boşluk bırakılıp, erkekler önde kadınlar arkada namazlarını kılıyorlar. Camide namaz kılmaya çok özen gösteriyorlar.

 

GLI_020887Small.jpg

 

Ziyaret ettiğim köylerin birinde sabah namazı sırasında ilginç bir olayı gözlemleme fırsatı buldum, köyün imamı ezan okumadan önce, her evin önüne teker teker gelerek “salat, salat” diye çağrıda bulunuyor, ardından ezanı okumaya camiye gidiyordu. Sonra kadınlı erkekli herkes camiye namaz için akın ediyordu. Köy toplam 10 haneden oluşmasına rağmen evden çıkanların sayısı 100’ün üzerindeydi. Oldukça güzel ve sevindirici bir olaydı benim için. 

 

       

 

Sierra Leone’de nüfus nasıl bir dağılım göstermekte?

 

Siera Leone de birçok farklı kabile bulunuyor. Çoğunluğu %34,5 ile Menderiler oluşturuyor, bunların %30 u Müslüman, ikinci sırada %31’lik oranlarıyla Temneler geliyor; onlarında % 40’a yakını Müslüman. Sonra %70’ i Müslüman olan Limbalar var. Ama onlarında nüfus içindeki oranları %8 kadar. Daha sonra Fulaniler, Kurankolar geliyor. Bizim tespitimize göre Müslümanlar %50’nin biraz üzerinde ve maliki mezhebine bağlılar. Hıristiyanlık ise bir yükseliş içinde ve aklınıza gelen her Hıristiyan grubun misyonerlik faaliyetleri söz konusu.

 

GLI_0218Small.jpg

 

 

Hatta ilk görüştüğümüz İslami cemaatlerden şunu öğrendik insanlar bir kab yemek karşılığı Hıristiyan yapılıyor. Ticari ve ekonomik alanda Hıristiyanlar söz sahibi. Ülke yönetiminde ise seçimle iş başına gelindiği için Müslümanlar bulunuyor. Hıristiyan bakanlarda bulunuyor bu yüzden yönetimde bir dini motif söz konusu değil. Devletin bir resmi dini yok. Bazı ülkelerde besmeleyle meclis açılıyor ama burada öyle değil. İlginç bir nokta da Hıristiyanlar eğitime özel önem verip, okul açıyorlar. Eğitim de çok geri ve Hıristiyan okullarının yıllık okul ücreti yanlış söylemiyorum en ucuzu 20 dolar en pahallısı 300 dolar. Bu ne demek gelin bizde bedava okuyun.

 

IMG_3452Small.jpg

 

 

Hıristiyan okullarda İncil mecburi ders, ayrıca İslami kıyafetlerle Hıristiyan okullarına gidemiyorsunuz. Gidip de kovulanlar olmuş. Sierra Leone de ki misyonerlik faaliyetleri için şunu söyleyeyim; adı Ebubekir olan papazlarla karşılaştım. Ailesi Müslüman fakat yoksulluk ve fakirlik mecburen onları misyonerlerin eline düşürmüş. İslami şuurun azlığı ve fakirlik ise en önemli faktör.                                                                 

 

Sierra Leone’de bir iç savaş yaşandı ve yakın dönemde 2002’de sona erdi. Acaba iç savaşın etkileri hala devam ediyor mu?

 

Soruya cevap vermeden önce şunu söyleyeyim. Afrika bize fakir bir kıta olarak gösteriliyor ama aslında Afrika fakir bırakılmış bir yer, yoksa kaynak açısından çok zengin. Ve Sierra Leone BM kaynaklarına göre dünyanın yaşam standartları en düşük en fakir ülkesi. Sonra Nijer, Çad ve Burkina Faso geliyor.

 

GLI_012125Small-1.jpg

 

Sierra Leone dünyanın en kıymetli elmas madenlerine sahip. Halbuki biz genelde Güney Afrika olduğunu bilirdik altın madenlerini de öyle biliriz. Hayır, en çok elmas Sierra Leone’de var, altın ve titanyum da orada. Hepsi yüksek teknolojide kullanılan ya da çok para eden madenler. Bir Belçikalı firma -aslında bir Yahudi firma- buradan yılda 1 milyona krat elmas götürüyor. Ve insanlar o madenlerde 30 sente çalıştırılıyorlar.

 

 

 

İç savaş sırasında Ruf militanları diye bir gurup çıkıyor ve Liberya’dan da silah desteği alıyorlar. (Bu ülke iki ülkeyle komşu Liberya ve Gine). Aslında güzel gibi gözüken bir söylemle ortaya çıkıyorlar. Bizim ülkede bu kadar servet var biz neden bu kadar fakiriz diye. Çünkü BM kaynaklarına göre Sierra Leone de ortalama yaşam süresi 40 yıl. Hatta BM Sierra Leone’ye düzenledikleri yardım kampanyalarında klip gibi bir şey yapmışlar  “Sierra Leone sürekli genç” sloganını kullanıyorlar oradaki fakirliği belirtmek için. Her 3 çocuktan biri 5 yaşına gelmeden ölüyor. Nüfus’un % 3’ü AIDS ve bu Afrika ortalamasının altında sayılır. Ruf militanları da biz bu kadar servete rağmen neden fakiriz diye oldukça ciddi bir iç savaş başlatıyorlar.

 

GLI_0216Small.jpg

 

Nüfusu altı milyon olan bir ülkede 100 ile 200 bin arasında insan ölüyor ve on binlerce de sakat var. Nasıl sakatlık bunlar; mesela bazı dergilerde Afrikalı çocuk askerlerin fotoğraflarını görürüz. Bu fotoğrafların çoğunluğu Sierra Leone ve Liberya’da çekilmiş. Konumuza dönersek Ruf militanları köylere gelerek 9 ve 18 yaş arası çocukları “Bize asker olacaksınız” diye topluyorlar. Gelmek istemeyen, direnen çocukları ise palalarla iki ellerini kesip bırakıyorlar. Bu yüzden iki eli ya da ayağa olmayan binlerce insanla karşılaşıyorsunuz. Bu kargaşa 1992–2002 arasında devam ediyor tabi fakirliği de attırıyor bu durum. Şu an çatışmanın izleri var ya da savaşın bıraktığı yıkımını fark ediyorsunuz ama çatışma ortamı yok gerginlik kalkmış ortadan.

 

GLI_0187Small.jpg

 

 

Batı Afrika Birliği, BM gözetiminde Nijeryalı askerleri yollayıp duruma hakim oluyorlar. Ruf militanlarını yakalayıp, guruba zorla katılanları affediyorlar. Bu yüzden belirli bir gerginlik ortamı yok ama savaşın acıları hissediliyor.

 

Sierra Leone bağımsızlığını kazandıktan sonra neler değişti?

 

Sierra Leone 1961’te bağımsızlığını kazandı fakat bir süre İngiltere Kralını kendi kralları görmeye devam ettiler.  Şeklen bağımsızmış gibi bir görüntü içindeler; gerçi şu an bir şeyler yapmanın çabası içindeler bunu da unutmayalım. Ama orda ki yoksulluğu gördüğünüzde bilerek fakir bırakılmış olduğunu anlıyorsunuz.

 

GLI_0112Small.jpg

 

 

Pirinci kendileri ayırıp yemelerine rağmen, benzin ya da su olmamasına rağmen bu ülke ekonomik olarak kendini toparlama potansiyeline sahip fakat daha önce dediğim gibi bilerek fakir bırakılmış, alt yapı yok, halk temel ihtiyaçlarını zor karşılıyor. Burada önemli olan soru “ne kadarı Hıristiyan olarak kalkınır”.

 

Türkiye ya da Osmanlı denildiği zaman neler düşünüyorlar?

 

İlginçtir İslam bu ülkeye geç gelmiş; işin gerçeği Osmanlı kanalıyla değil Kuzey Afrika’da ki tarikatlar yoluyla ülkeye yayılmış. Murabıtlar, bildiğim kadarıyla Afrika’da etkili bir tarikat, Kadiriler ve Ticaniler vasıtasıyla yayılmış; İslamın 150–200 yıllık bir geçmişi var. Halkın, kanat önderlerinden öğrendiğimiz kadarıyla Türkiye hakkında bir bilgisi yok. Galatasaray ve Hakan Şükür biliniyor ilginçtir Türkiye değil ama İstanbul hakkında bilgileri var.  Fakat daha çok okumuş ve dindar kesim Türkiye’yi tanıyor.

 

GLI_0149Small.jpg

 

 

Osmanlı hakkında ise Fatih Sultan Mehmet ve II. Abdülhamid üzerinden bilgi sahibiler. Bu daha çok okumuş kesim arasında biliniyor. Tabi ki yerel halk ise kurban kesim organizasyonunun Türkiye’den geldiğini, Türk halkının selamlarını getirdiğinin bilincinde. Biz farkında değiliz ama Türkiye denildiği zaman İslam’ın lider ülkesi imajı hakim oralarda. Zaten İslam dünyasında çarpıcı bir medeniyet geleneğine sahip ülkelerden biri Türkiye'dir. 

 

 

Beyazlara karşı, Müslüman da olsa nasıl bir tavır içindeler?

 

İşin gerçeği halkın temelde beyaz adama bakışı hoş değil, ta ki Müslüman olduğunuzu öğrenene kadar. Mesela fotoğraf çektirmeye karşılar, ancak sizi tanırlarsa “çek, çek” diye de ısrarda ediyorlar. Size yaşadığım ilginç bir olayı aktarim: Beş saat süren şehirlere arası yolculuğa çıkmıştık İHH ekibi olarak. Bir yerde mola verdik, etrafta satıcılar var. Kızarmış balık satan bir yeri kamerayla çekmek istedim.

 

GLI_0053Small.jpg

 

 

Orada çalışan kadın öyle bir kızdı ki bana, yanımızda ki tercümandan öğrendiğim kadarıyla “siz elinizdeki kamerayla bizi çekiyorsunuz, sonra kendi ülkenizde Afrika böyle fakir böyle sefil diye gösteriyorsunuz” diyordu. Hatta bir genç “bir daha yaparsan senin boynunu keserim” demişti. Böyle bir tepkinin arkasında uzun bir süre beyazlar tarafından sömürülmeleri yatıyor. Temelde beyaz adama bakış açıları iyi değil ama Müslüman olduğunuzu öğrendiklerinde içten bir tavırla yaklaşıyorlar size.

 

Sierra Leone hakkında başka neler söyleyebilirsiniz?

 

Oradaki kanaat önderleriyle yaptığımız toplantılarda, öncelikle eğitim konusunda yardıma muhtaç olduklarını öğrendik. Ayrıca gıda tabi… Bulundukları sıkıntıdan eğitimle kurtulacaklarının farkındalar. Bize “siz bunların hepsini yapamazsanız da bari eğitim konusunda yardım edin” dediler. Kırılma noktasının eğitimle aşılacağını bilmeleri oldukça güzel. Çok büyük paralar değil, Türkiye için küçük sayılacak paralarla orda güzel eğitim kurumları kurulabilir. Her insanın buralara yetişmesi mümkün değil tabi.

 

GLI_0001Small.jpg

 

Şu yapılabilir oralara yardıma giden İHH gibi kurumlar var en azından onların aracılığı ile onlara destek olabiliriz. Televizyondan onlara bakıp üzülmek yetmiyor. Bir şeyler yapmak lazım. Yani inanın 20–30 bin dolara çok büyük işler başarabiliriz, sokakta ki yetimleri kurtarabiliriz mesela. Çevremdekilere şunu söylüyorum yardım kuruluşlarına katkıda bulunun diye. Reklam için söylemiyorum ama İHH yardım konusunda iyi, işini iyi yapıyor. Ayrıca şunu söylüyor İHH isteyen olursa bizim çalışmalarımızı gelip görebilir. Müslüman olma ve aidiyet duygusu ile ilgili şunu gördüm, her yerde ünlü futbolcu Zidane’ın adının verildiği yerlerle karşılaşıyortım. Cezayirli bir Müslüman aileden gelmiş olması ona duyulan sempatiyi artırmış. Şunu da söylemek istiyorum, yardım dağıttığımız yerlerde, 50–60 tane kadın toplanıp karşılama ilahileri söylüyorlardı bize.

 

 

Hem Arabça hem kendi dillerinde “Allah’ın selamı üzerine olsun, ülkemize hoş geldiniz Müslüman cemaati” diye bizi karşılıyorlardı. Tabi bu olay kendiliğinden meydana geldi. Burada paylaşmanın mutluluğu, Müslümanın, Müslüman’a yardım etme mutluluğu ön plandaydı. Diğer bir nokta da buralardaki kilise sıklığı. Öyle ki Batı ülkelerinin herhangi bir şehrinde bile o kadar yoğun kilise görülmüyor ama burada oldukça sık rastlanıyor.

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35