Şii alimden çarpıcı açıklamalar

Iraklı Şii alim Ayetullah Fadıl el-Maliki'den Irak'taki olaylar hakkında çarpıcı açıklamalar.

Şii alimden çarpıcı açıklamalar

Dünya Bülteni Haber Merkezi

 

Iraklı Şii alim Ayetullah Fadıl el-Maliki, Irak’ta yaşanan şiddetin mezhep çatışması veya iç savaş olmadığını ve sorunun siyasi olduğunu söyledi.

 

Çarşamba akşamı Katar’dan yayın yapan el-Cezire televizyonunda yayımlanan “Bilâ Hudud” (Sınırsız) programına katılan Ayetullah Fadıl el-Maliki, mezhep, parti veya ırk bağını gözetmeden yeterlilik ölçüsüne göre görev dağılımı yapacak, sonradan vatandaş olanların değil aslen Iraklı olanların oluşturduğu, itidalli ve herkes tarafından kabul gören bir ulusal birlik hükümeti kurmaya çağırdı.

 

‘Sorun fetva eksikliğinde değil, mevcut siyasi mekanizmada ’

 

Programın sunucusu Ahmed Mansur’un 20 Ekim’de Mekke Belgesi’nin imzalandığını ve daha önce de bu tür girişimlerin olduğu hatırlatılarak, “Bu belgelerin ve girişimlerin Irak’ta akan kanı durduracağına inanıyor musunuz?” sorusu üzerine Fadıl el-Maliki, Irak’taki siyaseti mekanizmanın bir çok eksik ve yanlış yönü olduğunu ve bunlar giderilmeden hiçbir girişimin ve belgenin sorunu çözemeyeceğini söyledi.

 

Sorunun kan dökmeyi haram kılacak fetva eksikliğinden kaynaklanmadığını, çeşitli tarafların bir çok kez kan dökmenin haramlığını açıkladığını belirten Ayetullah Fadıl el-Maliki, mevcut siyasi mekanizmanın kan dökülmesine yol açtığını ifade etti..Ayetullah el-Maliki, bütün Iraklıları temsil edecek ve Irak’ın bütünlüğünü koruyacak Irak asıllı ulusal birlik hükümetine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

 

‘Ulusal birlik hükümeti 4 temel üzerine kurulmalı’

 

Mevcut Irak Hükümeti’nin taifecilik üzerine kurulu olduğunu belirten Ayetullah El-Maliki, ulusal birlik hükümetinin dört temel esas üzerine kurulması gerektiğini söyledi ve bunları şu şekilde açıkladı: 1) Görevin parti veya taife/mezhep bağına bakılarak değil yeterlilik esasına göre verilmesi. 2) İtidal üzerine kurulu olması. 3) Aslen Iraklı olması. 4) Çatışan tarafların hepsi tarafından kabul görmesi

 

İtidalden ne kasdettiğinin sorulması üzerine Ayetullah El-Maliki, siyasette liderlik konumuna yükselen bir kimsenin diğer gruplara eşit şekilde davranması gerektiğini, ırksal veya mezhepsel nedenlerle ya da parti çıkarlarını gözeterek ayrımcılık yapmamasını kasdettiğini belirtti.

 

‘Yönetimde Irak asıllılar olmalı, sonradan vatandaşlık hakkı alanlar değil’

 

Aslen Iraklı olmaktan ne kasdettiğinin sorulması üzerine ise, yönetime Irak asıllı olanların getirilmesini kasdettiğini, sonradan Irak vatandaşı olmuş binlerce kişinin olduğunu fakat dış güçlerin projelerini bu kişiler eliyle uygulamaya kalkmasının önüne geçmek için yönetime Irak asıllıların getirilmesi gerektiğini söyledi.

 

Ahmed Mansur’un “Şu anda yönetimde ön sıralarda bulunan bir çok kişinin aslında Iraklı olmadığı söyleniyor” demesi üzerine Ayetullah El-Maliki, “Ben olması gerekenden bahsediyorum, mevcut durum ise bahsetmeye gerek kalmayacak şekilde açık” dedi.

 

‘Bir çok kişi kanun dışı yollarla Irak vatandaşı yapıldı’

 

İçinde bulunulan hassas şartlarda Irak asıllı olmayanların yönetim kademelerinde olmasını doğru bulmadığını söyleyen Ayetullah el-Maliki, sonradan Irak vatandaşı olanların bazılarının kanuni yollardan vatandaşlığa hak kazandığını, bazılarının ise kanuni olmayan yollardan vatandaşlık aldığını  ve bunların yol açtığı facianın daha büyük olduğunu açıkladı.

 

Ahmed Mansur’un “İşgalden beri 2 milyondan fazla kişinin Irak vatandaşlığını bahsettiğiniz şekilde aldığı söyleniyor” demesi üzerine Ayetullah El-Maliki, rakamlardan haberinin olmadığını fakat bazı şahısların dış ülkelerde yetiştirildiğini, kendilerine Irak lehçesi öğretildiğini ve Irak vatandaşı yapıldığını, sınırın ötesinden gelen istihbarat güçlerinin bunları desteklediğini ve bu istihbarat örgütlerinin işgalciyle koordineli bir şekilde bunu yapıyor olabileceğini söyledi.

 

Aslen Iraklı olmayanların yarattığı tehlikeler

 

Sonradan Irak vatandaşı olanların yönetim kademesinde olmasının ne gibi tehlikeleri olabileceğinin sorulması üzerine Ayetullah El-Maliki, “Öncelikle dış güçlerin gündeminin bunların eliyle gerçekleştirilmesi daha kolay” dedi. İkinci olarak varlıklarının bir çok kesimi tahrik ettiğini hassasiyete neden olduğunu belirten Ayetullah El-Maliki, bazı ülkeler tek bir devleti temsil ediyorsa Irak 22 Arap ülkesini ve bundan daha çok İslam ülkesini temsil ediyor dedi.

 

Ayetullah Fadıl el-Maliki, kurulmasını talep ettiği ulusal birlik hükümeti için dördüncü şartın bu hükümetteki isimlerin çatışan taraflarca kabul görecek isimlerden belirlenmesi olduğunu söyledi ve Sünnilerin ve Şiilerin üzerinde ittifak ettikleri isimlerin var olduğunu kaydetti.

 

‘Farslılar Irak’ın asıl unsurlarından değil’

 

Irak’taki Farslıları azınlık kabul edip etmediğinin sorulması üzerine  Ayetullah El-Maliki, Irak’ı oluşturan kesimler arasında onların yer almadığını, bazılarının Iraklılarla evlendiğini, bazılarının da oturum hakkı alarak Irak’ta yaşadığını açıkladı.

 

Ahmed Mansur’un “Bir çok Iraklının Irak’ın Fars Şiileri tarafından kapıldığını söylediğini”, 17 Ağustos’ta eş-Şarku’l-Evsat gazetesinin Şii din adamı Mahmud el-Haseni’nin “Olanlar, İran’a bağlı Iraklı bazı Şii gruplarca uygulanan İran planıdır ve ulusal Arap Şiiliğini tasfiye etmeyi hedeflemektedir” dediğini yazdığını, 21 Ağustos’ta Washington Post’ta yayınlanan bir haberde Dostluk ve Fazilet partilerinin Abdulaziz el-Hekim grubunu Arap Şiilere karşı desteklediğinin yazdığını hatırlatması üzerine Ayetullah el-Maliki, Irak’ı oluşturan temel unsurların belli olduğunu ve bunlar arasında Farslıların bulunmadığını söyledi.

 

‘Arap ülkelerinin ilgisizliği meydanı başkalarına bıraktı’

 

Irak’ın sıkıntılı günlerinde bir çok Iraklının ülke dışına çıktığını, ülkelerin bunları kabulde farklı farklı davrandığını, bazı ülkelerin bunlara kucak açtığını ve bu ülkelere diğerlerinden daha çok Iraklı gittiğini, bazı bölge ülkelerinin Irak’tan gelen bu gruplarla siyasi projelere giriştiğini ve hatta bunların askeri kanatlarının oluşturulduğunu belirtti.

 

Bazı ülkelerin ırki veya dini kimlikleri kullanarak Irak’ta etkili olmayı başardığını söyleyen Ayetullah El-Maliki, üçüncü olarak da Arap ülkelerinin Irak’a yönelik ortak bir projelerinin olmamasının başka ülkelerin projelerine yer açtığını ifade etti.

 

Komşusundan daha önce çok çekmiş bir ülkenin kendi çıkarlarını korumak isteyebileceğini fakat çıkarları korumanın başka bir şey, doğrudan müdahelenin başka bir şey olduğunu belirten Ayetullah Fadıl El-Maliki, “Biz iyi komşuluk ilişkilerinden yanayız fakat ne türlü olursa olsun içişlerine müdahele edilmesine karşıyız” dedi.

 

‘İran, Irak’ın işgalini kendi gündemini uygulamak için fırsat bildi’

 

Ahmed Mansur’un, İran ile Amerika’nın çatışıyor görünmesine rağmen İran’ın Irak’ta desteklediği gruplarla Amerika’nın projesini gerçekleştiren grupların aynı olmasının bir çok kişiyi hayrete düşürdüğünü ve bunun nasıl olduğunu sorması üzerine Ayetullah el-Maliki şöyle konuştu:

 

“Dikkat edin; işgal güçleri düzen değişmeden önce öyle ya da böyle Irak’ı işgal etmeye kararlıydı. Bazı bölge ülkeleri işgal güçleriyle askeri olarak karşı karşıya gelemeyeceğini anlayınca, sahayı işgalcinin gündemine bırakmanın çıkarlarına aykırı olduğunu düşündü. Bir emrivaki ile karşı karşıya kaldı. Bu ülkeye veya şu ülkeye bir pay düşmeden işgalcinin tek başına bırakılmasının zarar olacağını düşündü. Bu nedenle yıllarca besleyip büyüttüğü projesini Irak pastasından pay almak üzere sahaya sürmeye karar verdi. Bazıları, Irak pastasından pay alabilmek için kendi gündemini ileri sürdü.”

 

Ahmed Mansur’un “Bu Amerika’yı kandırma operasyonu muydu?” diye sorması üzerine Ayetullah el-Maliki, meselenin ittifak meselesi olmadığını fakat fırsatı değerlendirme olduğunu, işgalin kaçınılmaz olduğunun anlaşılması üzerine daha önceden hazır olan projenin Irak’ta işleme sokulduğunu söyledi.

 

Bu projenin Irak’taki siyasi mekanizmanın bir kısmını oluşturduğunu ifade eden Ayetullah el-Maliki, siyasi mekanizmanın mutlak hakiminin öncelikle işgalci olduğunu ve daha sonra özel gündeme sahip bölge ülkelerinin olduğunu söyledi.

 

‘Meydan işgalciye ve dışarının gündemini uygulayanlara bırakılmamalı’

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti Başkanı Şeyh Haris ed-Dâri’nin Mekke Belgesi’nin imzalanmasından önce yaptığı bir açıklamada, sadece mevcut siyasilerin ve işgalcinin şiddeti durdurabileceğini söylediğinin hatırlatılması üzerine Ayetullah el-Maliki, “Meydan o siyasilere, işgal güçlerine ve işgal güçleriyle irtibatlı gündemlere kalırsa, olay Dr. Haris’in dediği gibidir. Fakat ben, gerekli yeterliliğe sahip bağımsız  isimleri içinde barındıran yeni bir siyasi oluşumun, yeni bir ulusal cephenin oluşturulması gerektiği, halkında desteğiyle ulusal kurtuluş hükümeti kurulması düşüncesindeyim.”

 

İşgalin gölgesinde ve işgalcinin desteklediği bir hükümetin varlığında bunun nasıl gerçekleşebileceğinin sorulması üzerine Ayetullah el-Maliki, yukarıdaki dört esas üzerine kurulacak cephenin programının halka sunulacağını ve yapılacak bir referenadumla halkın desteğinin alınacağını söyledi.

 

‘Projemizde mevcut siyasilere yer yok’

 

Mevcut siyasi mekanizma içerisinde yer alan siyasilerin işgalcinin veya sınır ötesindekilerin gündemine sahip olduklarını dile getiren Ayetullah el-Maliki, onlarla çatışmak istemediklerini fakat onları da siyasi projelerinin içine sokmak istemediklerini söyledi.

 

Bunu gerçekleştirmenin kolay olmayacağını ve belirli çatışmaların yaşanabileceğini belirten Ayetullah el-Maliki, güçlü bir siyasi program ve güçlü bir basın ile halk bu doğrultuda seferber edilebilirse halk ikna olacak ve son kararını söyleyecektir.

 

Halkoylaması ile kurulacak hükümetin geçici kurtuluş hükümeti olacağını belirten Ayetullah el-Maliki, bu hükümetin ilk kararının diğer hükümetler gibi işgalin kalış süresini uzatmak değil, çekilme cetvelini belirlemek olacağını ifade etti.

 

Halkın şiddet olayları ve bölünme çağrıları ile iyice bitkin düştüğünün hatırlatılması üzerine Ayetullah el-Maliki, halkın bu bitkin düşüşünün onu bu noktaya getireceğini ve durum böyle devam ettiği sürece halkın yavaş bir ölümle ölmekte olduğunu, geçmişte bir çok halkın tağutlara ve işgale başkaldırdığını ve siyasi hareketin başarılı olması için mutlaka bir dış devletin desteğinin olması gerekmediğini söyledi.

 

‘Irak halkı federalizmle ilgili söylenenlere aldanmamalı’

 

Ayetullah Fadıl el-Maliki, Irak’ın bölünmesi ve federalizm hakkındaki bir soru üzerine, merkeziyetçiliğin diktatörlükle ve federalizmin de demokrasiyle bağlantılı olduğunu söylemenin doğru olmadığını, seçimle gelmiş sağlıklı bir merkeziyetçi veya ademi merkeziyetçi yönetim olabileceği gibi diktatörlükler üzerine kurulu federalizmin de olabileceğini belirtti.

 

Irak halkından federalizmle ilgili söylenen sözlere kanmamasını isteyen Ayetullah el-Maliki, özellikle de mayınlı Irak anayasasında bahsedilen federalizmin Irak’ı mutlaka bölünmeye götüreceğini, mevcut Irak anayasasında bahsedilen federalizmin yeni bir federalizm türü olduğunu ve anayasaya göre federal hükümetin kararıyla merkezi hükümetin kararının birbirine ters düşmesi halinde fedaral hükümetin kararının geçerli olduğunu, doğal kaynakların dağılında ve güvenlik güçleri oluşturmada merkezi hükümete danışmadan hareket edebilme ve Irak büyükelçiliklerinde kendine has bürolar açabilme özgürlüğü getirdiğine dikkat çekti.

 

‘Irak halkının önünde kurtuluş için tek bir seçenek var’

 

Ahmed Mansur’un sunduğu çözüm önerisinin gerçeklerden uzak sihirli bir çözüme benzeyip benzemediğini sorması üzerine Ayetullah el-Maliki, çözümün mutlaka gerçekçi olması gerektiğini, kişinin önünde on seçenek varsa bunlardan birini seçebileceğini, fakat önünde sadece üç seçenek varsa ve bunlardan ikisi batıl ise geriye tek bir seçeneğinin kaldığını söyledi. Ayetullah el-Maliki, işgalin kucağına atılmanın ihanet olduğunu, dışarıdan gelen gündemin kucağına atılmanın da Irak halkına karşı işlenmiş bir cinayet olduğunu belirterek, tek seçeneğin halkın harekete geçmesi olduğunu söyledi.

 

Gerçek bir uzlaşıyla kurulacak hükümetin büyük ölçüde terörü ve şiddet eylemlerini durduracağını ifade eden Ayetullah el-Maliki, işgalcinin ülkeden çıkışıyla da yeni bir siyasi mekanizmanın kurulacağını ve kalıcı anayasanın yazılacağını, işgalin gölgesinde daimi anayasanın belirlenemeyeceğini kaydetti.

 

‘İşgalciyi çıkarmak için siyasi proje yetmez, mutlaka çatışma olacaktır’

 

Amerika’nın Irak’tan çekilmek konusunda ciddi olmadığını ve güvenlik yokluğunun Irak’taki varlığını devam ettirdiğini bildiğini ve bu güvelik yokluğunun devam etmesi için çalıştığını belirten Ayetullah el-Maliki, bahsettiği siyasi projenin işgalin çekilmesini sağlayacak güvenlik ve istikrar ortamını oluşturacağını söyledi.

 

Meselenin sadece siyasi projeyle sınırlı kalmayacağına ve mutlaka işgalciyle karşı karşıya gelme aşamasına gelineceğine dikkat çeken Ayetullah el-Maliki, işgal güçlerinin Irak’tan sadece siyasi projelerle çıkarılamayacağını kaydetti.

 

Direnişle ilgili bir soru üzerine şerefli direnişin var olduğunu söyleyen Ayetullah el-Maliki, direnişçiyi suçsuz insanları hedef almayan, bilakis işgalciyi hedef alan olarak tanımladı. Suçsuz insanları hedef alanların ise nereye bağlı olurlarsa olsunlar kabul edilemeyeceğini vurguladı.

 

‘Direniş halkı büyük başkaldırıya hazırlıyor’

 

Ayetullah Fadıl el-Maliki, Irak’ın belirli eyaletlerindeki cüz’i direnişin önemli olduğunu, halkı büyük başkaldırıya hazırladığını ve işgale kucak açtığı iddia edilen Irak halkının itibarını koruduğunu, Irak halkının işgali ve işgalle bağlantılı siyasi mekanizmayı reddettiğini ispat ettiğini ve işgalcinin ayakları altındaki zemini sarstığını ve işgalcinin çıkışını kolaylaştırdığını, işgalcinin bastığı zemin sağlam olursa işgale devam edeceğini dile getirdi.

 

‘Irak’ta velayet-i fakih yönetimi kesinlikle mümkün değil’

 

Ahmed Mansur’un “velayet-i fakih” yönetiminin Irak’ın yeni yönetimi için uygun olup olmadığını sorusuna “Kesinlikle hayır” cevabını veren Ayetullah el-Maliki, Irak’ın etnik ve dini yönden çeşitliliğe sahip bir ülke olduğunu ve velayet-i fakih ilkesinin başka bir ülke için uygun olsa bile Irak için uygun olmayacağını söyledi.

 

Ahmed Mansur’un her türlü kararda Ayetullah es-Sistani’ya danışıldığını ve bunun Es-Sistani’yi el-veliyyu’l-fakih yapıp yapmadığını sorması üzerine Ayetullah El-Maliki, “Bizim siyasi projemizde fakihin de diğer insanlardan biri gibi olacağı belirtilmiştir” dedi.

 

‘Bazı dini otoriteler medyada bilerek parlatılıyor’

 

Dini otoritenin ruhi otoritesini halkı falanca dedi diye değil kendi iradesiyle en uygunu seçmeye yönünde bilgilendirmede kullanması gerektiğini, toplumu oluşturan diğer grupların da gözetilmesi ve herkesin hakkının korunduğu dengeli bir düzenin kurulması gerektiğini söyleyen Ayetullah el-Maliki, belirli bir medya gündeminin olduğunu ve bu gündemin bazı yerlerin üzerinde dururken bazı yerleri ihmal ettiğini belirtti.

 

Bütün açıklığıyla söylüyorum ki, aslen Iraklı olan alimler, ulusal nefes ikinci plana itilmiş durumdadır. Alanda da ikinci plana itilmiş durumdadır, basında da ikinci plana itilmiş durumdadır.

 

‘Bazı siyasi ve dini otoriteler işgalci ve İran tarafından kullanılıyor’

 

Ahmed Mansur’un, “Şii Araplardan Ayetullah Hasan es-Sarhi, Ayetullah hasan el-Bağdadi gibi bir çok ismin, Irak’ta siyasi hayatta şuan asıl söz sahibi olan Farslı din otoriteleri lehine kendilerinin ikinci plana itildiğini söylüyorlar” demesi üzerine Ayetullah el-Maliki, iki çizginin olduğunu, birinin işgal gölgesinde siyasete inandığını, işgal güçlerinin ve kendi özel gündemi olan bölge ülkelerinin bazı siyasi ve dini otoriteleri mevcut siyasi mekanizmanın oluşması için kullandıklarını söyledi ve şunları ekledi: “Ben onların görüşüne saygı duyuyorum fakat diyorum ki, onlar hatalılar. Başkalarına kısıtlama getirmekle hata ettiler, sınırın ötesiyle koordinasyona girerek hata ettiler ve Amerika’nın gözetiminde oluşacak siyasi mekanizmanın hayır getireceğini sanmakla hata ettiler.”

 

Kuveyt’teki Amerikan büyükelçisinin Irak’ta yaşanan çatışmanın komşu ülkelere, özellikle de Suudi Arabistan ve Kuveyt’e sıçrayabileceğini söylediğinin hatırlatılması üzerine Ayetullah el-Maliki şöyle dedi: “Arap ve Müslüman kardeşlerimizden içişlerine karışmadan Irak’ta olumlu rollerinin olmasını isteriz. Çünkü Irak’ta olanlar herkesi ilgilendirir.”

 

 

Ayetullahu’l-Uzma Fadıl El-Maliki kimdir?

 

Hicri 1373 yılında Arap Beni Malik kabilesine mensup bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Miladi 1968 yılında Necef’teki ilmi havzaya yazıldı. 1976 yılında Bağdat Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Eğitimine aynı üniversitede devam ederek İslam Hukuku dalında mastır yaptı. 1979 yılında Fransa’ya giderek Sorbon Üniversitesi’nde felsefe tarihi üzerine doktora yaptı ve 1982’de doktorasını tamamladı. Daha sonra İran’a giderek kendi havzasını kurdu. Telif ettiği bir çok kitabın yanında çeşitli ülkelerde havza ve üniversite hocalığı yaptı.

 

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner33

banner37