Şiirin mekanları

Mehmet Narlı Şiir ve Mekân kitabında şiirdeki eğretilemeleri, (s)imgeleri, kısaca bütün mekânsal mecazları çözümlemeye çalışıyor.

Şiirin mekanları


Asım Öz/Dünya Bülteni-Kültür Servisi


Mehmet Narlı Şiir ve Mekân kitabında Cumhuriyet dönemi Türkçe şiirinde, şiir ve mekân ilişkisinin nitelikleri belirlemeye; şiirdeki eğretilemeleri, (s)imgeleri, kısaca bütün mekânsal mecazları çözümlemeye çalışmakta; şiir-şair-mekân ilişkisinin kültürel, poetik ve kişisel kökenlerine dair bazı sonuçlara ulaşmaktadır.

Şiirin mekânları, şairin ve şiirin bütün yaşantı ve düşlerini, şehirlerin, evlerin, dağların ve denizlerin hafızalarında toplayan; aynalarında yansıtan nesnel, simgesel ve imgesel kaynaklardırlar. Örneğin Yahya Kemal, medeniyeti oluşturan kolektif ruhun peşinde olduğu için, İstanbul’u şiirinin merkezi haline getirmiştir. Onun plastik sanatlara yaklaşan şiiri, biraz da şehri, şiirde yeniden inşa etmek istemesine bağlıdır.

Anı Kent Saklı Kent

Italo Calvino'nun Görünmez Kentler, belki de Var Olmayan Kentler kitabından hareketle iki ayrı kent imgesi oluşturabiliriz: Anı Kent ve Saklı Kent. Anı Kent, insanın gözünü açtığı ve çocukluğunu yaşadığı kent. Bir başka deyişle, geçmişte kalan kent ancak anılara gömülü ve özlem duyulan kent. Adına anayurt da diyebiliriz. Anasının kucağında umutlarla beslendiği ve kötülüğü tanımadığı çocukluk yılları. İnsanın en masum yılları. Oysa Saklı Kent, geleceğin kenti, çelişkiler kenti. İyiyle kötünün; haklıyla haksızın; umutla umutsuzluğun yüz yüze geldiği, çarpıştığı bir kent. Yahya Kemâl’in kentleri anı kentlere yakınken Mehmet Âkif’in kentleri saklı kente yakındır.

Mekânsal Pasajlar

Denizler ve göller, Hâşim’in saklanıp gizlenmesi için, muhayyel manzaralara dönüşürler. Tanpınar, içindeki estetik ve kültürel düzeni ararken mekânların diline bakar ve onların hafızasıyla, kendi hafızasını buluşturmaya çalışır. Ağrı Dağı, Ahmet Muhip’te, sınırlılık ve sonsuzluk, özgürlük ve yücelik, dünyevî ve metafizik ile ilgili bir çok mecazlara ve hayallere kaynaklık eder. Kaldırımlar, Necip Fazıl’da, modern hayatın ayartıcılığının, yalnızlığının, kaotik yapısının simgesi olurlar. Cumhuriyet döneminin önemli bir figürü olan "devrimci ve mazlum şair" kimliği, Nazım Hikmet’in yattığı hapishanelerden çıkar. Dolayısıyla, mekânların, şiir ve şair; şiir ve şairin de mekânlar üzerindeki izlerini hesaba katmadan, dönem şiirini bütünüyle değerlendirmenin imkânı yoktur.

“İnsanlar yüzyıllar yılı evler yaptılar
İrili ufaklı, birbirinden farklı,
Ahşap evler, kâgir evler yaptılar.
Doğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu,
Evlerin içi devir devir değişti
Evlerin dışı pencere, duvar."

Türkçe edebiyatın en iyi "kapalı mekân" şairlerinden biri olan Behçet Necatigil, gündelik hayatın kıstırdığı insanların "mekân"la, yani mimari ile olan ilişkilerini böyle tanımlıyordu farklı bir perspektiften bakarak. "Evlerle savaşımız/ Savaşların çetini" diyen "Evler" şairinin dile getirdiği ilişki biçimi, modern hayatın filizlendirip soldurduğu bir açmaza işaret ediyor etmesine ama arka planında da koca bir insanlık tarihi vardı hiç şüphesiz. Türkçe edebiyat dünyasındaki şiir-mekân ilişkisini tarihsel boyutuyla ele alıp zaman içinde yaşanan değişimlerle birlikte inceleyen Mehmet Narlı’nın Şiir ve Mekân kitabı bu ilişkiyi çarpıcı bir biçimde seriyor gözler önüne.

Bir Hafıza Olarak Mekân

İnsanın farklı sebeplerle ilişki kurduğu mekânlarla kendisi arasında, korunma, barınma, üretme, dinlenme, eğlenme gibi "pratik ilişkiler" olarak adlandırılabilecek yoğun anlamlar vardır. İnsanlar, bu anlamları devralarak / devrederek yaşaya geliyorlar. Bu insanî "gelenek", mekânlara farklı bir içerik katmaktadır. Bu simgesel kimlik de onlarla ilişkide olan insanların kimliklerinin oluşmasında önemli etkilere sahip olmaktadırlar. Bundan dolayı, insanların yaşamış ve düşlemiş oldukları bütün yaşantılar ve bu yaşantıların yansımaları, mekânların hafızalarında durmakta ya da bu zaman ve mekânlar, bilinçli- bilinçsiz hafızanın arketipleri olarak yaşamaktadırlar.

İçten Dışa Mekânlar

Narlı kitabında Cumhuriyet dönemi Türkçe şiirinde, şiir ve mekân ilişkisinin nitelikleri belirlemeye; şiirdeki eğretilemeleri, (s)imgeleri, kısaca bütün mekânsal mecazları çözümlemeye çalışmakta; şiir-şair-mekân ilişkisinin kültürel, poetik ve kişisel kökenlerine dair bazı sonuçlara ulaşmaktadır.

İçine doğduğumuz ve içinde yaşadığımız şehirler, evler odalar, üzerinde yürüdüğümüz toprak, yücelerine ya da enginliklerine baka baka içlendiğimiz dağlar, denizler, kültürel hafızayı hem yapan hem de onu muhafaza eden, tasavvur ve tahayyüllerimizi biçimlendiren yerlerdirler. İçine mekânların ruhu sinmiş şiirin, dilini, kültürünü, ruhunu (ç)özümlüyor Narlı kitabında. Bir dönem şiirinin mekânla ilişkisinin temel niteliklerini belirlemek için 1920'den 1950'ye kadarki şiirin mekânla ilişkisi (ç)özümlemeye çalışılırken Yahya Kemal'den Necatigil'e kadar yaklaşık 85 şairin 250 kitabı taranmış. Şiirsel mekânlardan önce mekânın poetikasına dair modern kuramsal yaklaşımlara da ayrıntılı olarak yer veriliyor. Michel Foucault, Marchal Berman, Walter Benjamin gibi modern düşünürlerin mekânla ilgili yaklaşımlarından yola çıkarak bir çerçeve çizen Narlı, hakikaten büyük emek isteyen kapsamlı bir çalışma yapmış.

Buradan hareketle şiir-şair- mekân ilişkisinin kültürel, poetik ve kişisel kökenlerine dair bazı sonuçlara ulaşmak için en yakın mekândan dışarıya doğru (oda ev, şehir, kırsal, dağ ve deniz) bir çerçeve çizilmeye çalışılmış. 30 yıllık bir dönem içinde şairlerin mekân algılarının, muhayyilelerinin benzer ve kendine özgü yanları gösterilmiş. Mekân tüm yönleri ve ayrıntılarıyla şiire sinmiştir. Mekân şiirleşmiştir, şiir mekânlarda oluşmuştur. Mekân şiirin hayata dokunan, hayata akan yanıdır. Mekân ile insanı buluşturan şiir, insan için mekânın önemini belirlerken aynı zamanda mekânların karşılığına dair önemli ipuçları sunmaktadır. Sonuçta mekândan şiiri, şiirden mekânı sıyırmanın mümkün olmadığı görülmektedir.

Şiir ve Mekân’ı Cumhuriyetin ilk yıllarından ellili yıllara kadar şiirdeki mekânları ve mekânsal dönüşümleri hatta bir iç mekân olarak hafızayı, Narlı’nın yöntemini izleyip o dönemi "şimdi'nin zamanı"na getirerek, deneyimleyerek öğrenmek isteyenler için önemli kaynaklardan biri olarak da düşünebiliriz.

siirmekan.jpg
 

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2010, 13:48
banner53
YORUM EKLE

banner39