banner15

Sinik Bir Savaştaki Fesat Olayları

Buradaki sorular şüphe dolu bir savaşın en son marifeti hakkında sorulmayan sorulardır. İngiliz askeri otoriteleri neden Irak’ta bir hapishanenin duvarlarının zırhlı araçlar tarafından yıkılmasına dek varan inanılmaz bir durum yaratıyorlar?

Sinik Bir Savaştaki Fesat Olayları

Buradaki sorular şüphe dolu bir savaşın en son marifeti hakkında sorulmayan sorulardır. 19 Eylül’de Basra’daki hapishaneden “kurtarılan” özel güçlerce donatılmış iki SAS komandosunun arabasında patlayıcılar ve uzaktan kumandalı bir fünye bulundu mu? Eğer doğruysa, bu kişiler onlarla ne yapmayı planlıyorlardı? İngiliz askeri otoriteleri neden Irak’ta bir hapishanenin duvarlarının zırhlı araçlar tarafından yıkılmasına dek varan inanılmaz bir durum yaratıyorlar?

 

Basra’nın İngiltere ile işbirliği halinde bulunan Hükümet Meclisinin başkanına göre İngiliz askerleri tarafından 5 sivil öldürüldü. Bir mahkeme bu sayının 9 olduğunu söylüyor. Bir Irak’lının değeri ne kadardır? İngiltere de bu olayı üstlenecek onurlu biri yok mu, yahut yalnızca savunma bakanı John Reid’in her zamanki kibirliliğini mi kabul etmeliyiz? Kendisi, “Irak yasaları çok açık” dedi ve “İngiliz görevlileri Irak’ın yasal işlemlerinden muaftır” cümlesini ekledi. Fakat John Reid, bu sahte dokunulmazlığın Irak’ın işgalcileri tarafından icat edildiğini söylemeyi ihmal etti.

 

İngiltere’nin tutumunu arkalamaya kalkışan Londra’daki yerleşik gazetecileri takip etmek, Irakta süre giden bütün gaddarlığın bir hicvini seyretmeye benziyordu. İlk olarak Irak rejiminin “mahkeme ilanı”nın Bağdat’taki Amerikan istihkamı dışında yürürlüğe konmasının yarattığı yapmacık bir şok vardı ve Basra’daki “eğitimli İngiliz polisi” dışarıdan sızmış olabilirdi. Kırgın ve onuru kırılmış olan zalim Jeremy Paxman, bizim çocukların ikisinin –gerçekte küçük birer cephane taşıyan ve Araplar gibi giyinmiş hayli şüpheli yabancılar- “demokratik” bir toplumda muhtemelen polis tarafından nasıl tutuklanmış olduklarını öğrenmek istedi. Jeremy, “onların bizim taraftan oldukları fark edilmedi mi?” dedi.

 

Başlangıçta Times ve Mail tarafından komandolar üzerinde bulunan patlayıcılar kaydedilmesine rağmen, daha sonra verilen haberlerde SAS komandolarının işaretlenmemiş Cressida’larında bulunan bu patlayıcılardan söz edilmedi. Onun yerine, eğer patlayıcılar “radikal” Mukteda el-Sadr tarafından militanlara dağıtılmışsa, adamların karşı karşıya kaldıkları tehlike hikaye edildi. “Radikal” tabiri gereksiz bir terim; el-Sadr İngiltere ile gerçekten işbirliğindeydi. O bu “kurtarma” hakkında ne söylemek zorundaydı? Hakikaten, bu ülkede bunların hiçbiri kaydedilmedi. El-Sadr’ın sözcüsü şeyh Hasan el-Zargani, el-Sadr’ın müntesipleri gibi kılık değiştirmiş SAS komandolarının önemli bir dini festival öncesinde Basra’ya bir saldırı düzenlemeyi planladıklarını söyledi. Şeyh Hasan, “polis onları durdurmaya çalıştığında, onlar polise ve yoldan geçenlere ateş açtılar. Bir araba kovalamacasından sonra yakalandılar. Polislerimizin arabalarda buldukları şeyler çok endişe verici şeylerdi. –silahlar, patlayıcılar ve bir uzaktan kumandalı fünye- bunlar teröristlerin silahlarıydı.” dedi.

 

Bu olay, Anglo Amerikan serüveninin en uzun süren yalanını ortaya çıkardı. Bu yalan, “koalisyon”un Irak’taki katliamdan sorumlu olmadığı ve el-Kaide tarafından yönetilen yabancı teröristlerin gerçek suçlu olduğudur. Grubun başkanı olan Ürdünlü Ebu Musab el-Zerkavi bu hizadadır. Zerkavi’nin bu şeytani tesiri, işgalle ilgili haberler üzerindeki dikkatleri biçimlendirmek için kurulan Pentagon’un “Stratejik Bilgi Programı (Strategic Information Program)"nın ana konusudur. Bu program Amerikanın herhangi bir vasıftan yoksun yegane başarısı oldu. US ve İngiltere, haberlere düşman kesilen ve bir Amerikan yahut İngiltere kalesi içinde mevzilenen yerleşik gazeteciler el-Zerkavi hakkındaki asılsız iddiaları tekrarlayacaktılar.

 

Bu sonucun iki büyük etkisi var; Iraklıların illegal bir saldırıya karşı direnme hakları –uluslararası yasalarla kuşanmış bir hak–zorla gasp edildi ve duygusuz yabancı teröristler tarafından bu hakkın meşruiyeti azaltıldı ve bu, Sünnilerle Şiiler arasındaki bağın altında cereyan eden bir sivil savaş oluşturdu. Irak Ulusal kongresinin bir üyesi olan Fatah el-Sheikn, bu hafta “yabancı işgalcilerin ajanları arasında, bizim aramıza sızmak, Iraklıların evlatları arasına kin tohumları ekmek ve birimizin diğerinden korkması için söylentiler yaymak hususunda büyük bir kampanya var” dedi. Bunlara ek olarak “bu işgalciler dini bir tahrik başlatmak için uğraşıyorlar ve eğer bu gerçekleşmezse ülke içindeki Şiileri kışkırtmaya çalışacaklar” dedi.

 

Federalizmin Irak için planladığı Anglo Amerikan amaç, toplulukların geleneksel olarak örtüştüğü, hatta evlilik içi örtüşmelerin yaşandığı ülke içindeki ayrılıkları provake etmek noktasındaki emperyal stratejinin bir parçasıdır. Zerkavi’nin Usame’ye benzer bir şekilde popülaritesinin artması bu durumu tamamlayan bir unsur oldu. Scarlet  Pimgernal’e benzer bir şekilde, Zerkavi hem her yerdedir hemde hiçbir yerde. Amerikalılar geçen yıl Felluce şehrine operasyon yaptıklarında, bu çirkin davranışlarının gerekçesi Zerkavi’ye bağlı ve sadık adamları ele geçirmekti. Fakat şehrin sivil vedini otoriteleri Zerkavi’nin orada olduğunu ve direnişte bulunmak için herhangi bir şeye sahip olduğunu yalanlamışlardı.

 

Bağdat’ın el-Kazimiye camisi imamı “Zerkavi'nin varlığı uydurmadır” dedi. El-Zerkavi savaşın başlangıcında Kürdistan’ın kuzeyinde öldürüldü. Hatta ailesi ölümünden ötürü bir merasim düzenledi. Bunun doğru olup olmadığı bir yana, Zerkavi’nin “yabancı istilası” Bush ve Blair’in teröre karşı açtıkları savaş yalanını sürdürmek için taktıkları son maske oldu ve dünyanın ikinci büyük petrol kaynağını kontrol etmek için yaptıkları teşebbüsü doğru dürüst başaramadılar.

 

23 Eylül’de Washington’daki Uluslararası Çalışma ve Strateji Merkezi, US’in 30.000 olduğu tahmin edilen direniş kuvvetlerinin %10’dan azının sorumlusu olan Iraktaki yabancı savaşçıların “palazlanma miti” anlayışını suçlayan bir rapor yayınladı. “Koalisyon” tarafından öldürülen Iraklı sivillerin sayısına ilişkin yapılan 8 çok yönlü araştırmadan 4’ü, bu rakamın 100.000’den fazla olduğunu belirledi. İngiliz ordusu, konuşlanma hakkına sahip olmadığı yerlerden çekilme ve bu korkunç terörist eylemdeki payı Uluslararası Suç Mahkemesi tarafından sorgulanana kadar İngiltere utanç içindedir.

 

      

    Arap kılığına bürünen İngiliz askerleri

 

Bu Makale "Dünya Bülteni" için Fatma Çolak tarafından tercüme edilmiştir.

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48