Suçlu aranıyor

II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan büyük yıkımın getirdiği birliktelik ruhu bu gün yeni Avrupa realiteleri karşısında varlık göstermekte zorlanıyor.

Suçlu aranıyor

Sinan Özdemir / Dünya Bülteni / Brüksel

AB hiç olmadığı kadar zor bir süreçten geçiyor. Şubat 2010’dan bu yana onlarca toplantı yapıldı. Her birinin sonunda AB yara alarak çıktı. Bu gün yaralı bir birlikten söz edilebilir. Rotasını berlirlemeye çalışırken tarihi Fransız-Alman dostluğu da zor bir sınavdan geçiriyor. Yedi Mayıs’ta gerçekleşen ekonomi zirvesinde -çok sonraları öğrendiğimiz- Merkel-Sarkozy düellosu yaşanmış. Zirve iki saat geç başladı. Diğer üye devletlerin liderlerinin hazır beklediği salona geç gelen liderler tartışmalarına orada devam etmişler. İspanya Başbakanı Zapatero’nun sonradan verdiği bilgiye göre Sarkozy masayı yumruklamış ve avro’dan çekilme tehdidinde bulunmuş.

Die Welt gazetesi Almanya’nın AB tarihinde hiç olmadığı kadar izole edildiğini ve bu duruma Fransa’nın öncülük ettiğini kaydettikten sonra asıl bu durumun Avrupa’nın dramı olduğunun altı çiziliyor. II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan büyük yıkımın getirdiği birliktelik ruhu bu gün yeni Avrupa realiteleri karşısında varlık göstermekte zorlanıyor. Değişen dünya ve AB gibi Fransız-Alman birlikteliğinin değişime uğramaması düşünülemezdi. Ne var ki bu değişim sancılı gerçekleşiyor. Onun için yaşananları drama olarak değerlendirmek mümkün. Yunan trajedisi ile başlayan , domino etkisiyle Avrupa’yı etkisi altına alan ve Fransız-Alman birlikteliğini zedeleyen bir dram.

Sarkozy, İspanya, İtalya ve Portekiz’in desteğiyle Merkel’i dolaylı olarak yaşananların sorumlusu olarak takdim ediyor. Geçen haftadan bu yana saldırılar devam ediyor. En son Frankfurter Algemeine Zeitung’a konuşan Komisyon Başkanı Barroso eleştiri oklarını Alman siyasetçilerine yönlendiriyor. Söyleşide Barroso son yıllarda Almanya’da avro’nun önemine ilişkin ciddi her hangi bir konuşmanın yapılmadığını ve avro olmaksızın Alman ekonomisinin çok daha kötüye gideceğini söylüyor. Almanya’nın bütçe disiplinine uymayan üye ülkelerin oy haklarının askıya alınması talebini de naif bulmakla birlikte anayasa hukuku ışığında mümkün olamıyacağını ifade ediyor. Almanya’nın bütçe disiplinine verdiği önem diğer üye devletler tarafından aynı şekilde algılanmıyor. Fransa’nın başını çektiği ve diğer Akdeniz ülkelerinin desteklediği bakış açısı çok farklı. Onlar ekonomi yönetiminin devletlere bırakılması gerektiğini ve güçlülerin zayıflara yardım ettiği bir ekomiden yana pozisyon alıyorlar. Berlin, Paris’in aksine her devletin kendi ekonomisini güçlendirmesi gerektiğini savunurken yardıma herşeye rağmen sıcak bakmıyor. Fransa’nın başını çektiği grup bir AB ekonomi hükümetinin kurulması için çalışmalarına alttan alta devam ediyor.

İngiltere Başbakanı Cameron geçen hafta ilk resmi ziyaretini önce Paris’e ardından da Berlin’e yaptı. Merkel ve Sarkozy’le yaptığı görüşmelerin öncelikli konusu da ekonomi oldu. Cameron avro’da olmamakla doğru bir tercih yaptıklarını ama avro bölgesinin de güçlü olması gerektiğini Sarkozy’le yaptığı basın toplantısında ifade etti. Berlin’de durum biraz daha farklı idi. Cameron ekonomi konusunda AB mevzuatında her hangi bir değişikliğe gidilmesine karşı çıktığını Merkel’e iletti. Aslında Londra Berlin’in savunduğu tezlere daha yakın duruyor.

Merkel’in dışında yaşananların sorumlusu olarak gösterilen iki grup daha var. Birincisi Brüksel ve bürokrasi ikincisi spekülatörler. Spekülatörler Yunanistan’ın piyasalarda borç para bulmakta zorlanacağını ve Yunanistan’ın piyasaları dönük sorumlukularını yerine getiremiyeceğini düşünerek önce Yunanistan ile sınırlı ama daha sonra tüm avro bölgesini kapsayan saldırılara imza attılar. Avro’yu çökerte bileceklerini düşündüler. Kredi derecelendirme kuruluşları da yardımcı oldu. Spekülatörlerin saldırılarını Almanya’nın zamanında doğru kararlar vermek yerine iç politikada yaşanan gerilimi öncelemesi sebebiyle spekülatörlere yardımcı olduğunu da söylemek mümkün. Ancak gerçek o ki avro’yu hedef alan saldırılar Merkel’den bağımsız olarak başladı ve ardından yayıldı.

Brüksel’in sorumluğuna işaret edenler bürokrasinin başta Komisyon olmak üzere gidişatı doğru okuyamadığından şikayetçi. Komisyon sadece gidişatı doğru okuyamadı aynı zamanda avro’yu kullanan ülkelerin denetimini de sağlayamadı. Şimdi Yunanistan’ın denetimi Brüksel’e bırakıldı. Bu durum gelecekte önemli sorunları da beraberinde getirecektir. Yunanistan köprüyü geçene kadar Brüksel’in beklentilerini karşılayacaktır ama köprü geçildikten sonra yani fırtınadan sonra aynı şevkle içişlerine karışılmasına ne kadar tahammül edebilecek orası meçhul. Akdeniz ülkelerinin Fransa ile birlikte istedikleri Komisyonun denetimini artırması değil kendi oluşturacakaları bir AB ekonomi hükümetiyle ve yardım fonuyla eski tas eski hamam alışkanlıklarını sürdürmek. Almanya’nın da itirazı bu noktada başlıyor. Barroso’nun FAZ’a verdiği söyleşide Almanya’yı sorumlu tutan açıklamaları daha çok kendi yanlışlarını örtmeye dönük olduğunu düşünüyoruz.

AB’nin içinden geçtiği krizde AB projesinin sorumlu olduğunu düşünenler de yok değil. Özellikle eskinin veya geçmişin özlemi içinde olanlarda bu eleştiri yaygın. Bu eleştiri yine Brüksel’i hedef alıyor. Bürokrasinin Avrupa Ekonomik Topluluğu’ndan (AET) AB’ye geçilmesinde lokomotif görevi gördüğünü ama son yaşananların ışığında projenin gerçekçi olmadığının altı çiziliyor. Bu yönde diretilmesinin de çok daha kötü sonuçlar doğuracağı ifade ediliyor. Aslında yaşanan krizin tek bir sorumlusu yok. Bütün bu saydıklarımız az çok sorumlu. Hem Komisyon, hem çok idealize edilen AB projesi, hem spekülatörler hem Almanya ve Fransa’nın empoze etmeye çalıştıkları çözüm yolları.

Yazımızı Der Spiegel’de Hollandalı yazar Leon de Winter’ün yayımlanan “Ein Plädoyer für die Abschaffung des Euro” (Avro’nun yürürlükten kadırılması için savunma) başlıklı yazısının son paragrafıyla noktalayalım: “Bazen çekmece diplerinde yeniden bir Florin bulduğum oluyor. Kısa bir zaman önce bir 100 Florin kağıt para elime geçti. Hayır, avro’ya değiştirmeyeceğim. Onu Florin’in, Mark’ın, Lira’nın, Drahme’nin ve AET’nin dönüşü beklerken saklayacağım".

 

Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2010, 14:11
banner53
YORUM EKLE

banner39