Tac Mahal ve Şah Cihan-FOTO

İslam tarihinin önemli hükümdarı Şah Cihan eşi için yaptırdığı Tac Mahal'le estetik tarihi açısından da önemli bir yerde bulunuyor.

Tac Mahal ve Şah Cihan-FOTO

 

Ayşe Nur Menekşe Çalıkçı-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Delhi'de dirilir ümitler… Delhi'de uyanır cihan… Şaha kalkar bir devir Hindistan’da… Yedinci defa kurulur Delhi Şah Cihan’ın çabalarıyla… İlk adı İndraprastha… Sonra Siri, Tuğlukabad, Cihanpenah, Firozabad, Purana… Cihanın şahını bekler zamanla şehir… Yeniden dirilmek için ve ölmüş duygularını diriltmek için bekler asırların koynunda… Kalbe düğümlenmiş sevgileri anlatır derin uykusundan uyanırken Delhi… Yıldızlar yağar gökyüzünden Taç Mahal’in üstüne… Söylerken en gizemli şarkısını gece, açılan yaraları sarar sessizce… Delhi dirilir sekizinci defa… Kalbine söz geçiremez şehir… Bayramlık sevinçleri taşır tapınaklara… Mecali tükenmiş yalnızlıklarda arar Hindistan kaybettiklerini… Dilsiz kelimelerde arar dermanı kesilmiş hecelerini…

tacmahal.jpg

Agra’da kurulur aşkın sarayı… Aşk unutmamaktır. Hatırlamak ve hatırlatmaktır sevdiğini asırlar sonrasında da… Avuçlarına bırakılmış bir gülü saklar Agra… Gecenin matemini saklar koynunda… Tanıdık bir şiirin nakaratına takılır dilim usulca… Kelimelerin ucuna dokunur çelikten kalem… Tagor dünyanın gözyaşı demiş Taç Mahal için… Aşkın yeryüzündeki simgesi… Kalbi Agra’da atar Hindistan’ın… Şah Cihan’ın gözlerinden doğar güneş… Cihan şahının kalbinden parlar yıldızlar gecenin siyahında… Ercümend Banu Begüm’ü(Mümtaz Mahal) arar mecali tükenmiş yalnızlığında Şah Cihan… Dilsiz kelimelerde arar dermanı kesilmiş hecelerini… Dili lal kesilmiştir Hindistan’ın… Yamuna Nehri kıyısından seslenir zamanın yolcularına… Ümidi diri tutarken bir yanı Hindistan’ın bir yanı içli bir sızıyı dile getirir. Hasret ruhunu kuşatırken, nem dolan gözlerini silmeye dermanı yoktur Şah Cihan’ın… Ne fetih günlerinin coşkusu, ne yeni doğmuş bir çocuğun muştusu dindiremez yüreğinin yangınını… Bir yanında acı barınır Şah Cihan’ın bir yanında sızı… Derdine yoldaş olan sadece yüreğinin baş tacı… Ayn, Şin ve Kaf’tan kurulmuştur gönüllerin sarayı... Ezel ve ebed arasındayken aşk, Şah Cihan bu aşkın Elif’indedir.

tacmahal2.jpg

Hindistan’ın semalarındaki yıldızlardan biridir Şah Cihan, Ekber Şah’ın torunu ve Cihangir Selim Şahın oğlu… Bundan tam 418 yıl önce (1591’de) doğup 1628’de tahta çıkan… Hindistan’da kurulmuş olan Türk İmparatorluğunun beşinci hükümdarıdır O… Hindistan’daki Türk hâkimiyetinin en parlak dönemlerinden birini yaşatan ve Hindistan’ı bir İslam diyarı haline getiren yıldızlardan biridir. Kardeş kavgaları ile başlayan saltanat mücadelesinde kardeşlerinden birini öldürerek babasına isyan etmiştir. Babasına yenilerek Bengal’e çekilmiş babasının ölmesi ile de Agra’da tahta çıkmıştır. Ailesinin bütün erkek kardeşlerini kılıçtan geçirir. Gençliğinde  babasına kafa tutan Şah Cihan’a gün gelecek kendi oğlu Evrengzib kafa tutacak ve 1658 de Agra’yı işgal ederek tahta oturacaktır. Şah Cihan’ın talihi önce sarayda sonra Agra Kalesi’nde hapis yatmaktır. Talihi sevdiğine sekiz yıl bir camın arkasından bakarak ömrü tamamlamaktır.  Yetmiş dört yıla isyanlar karışmıştır. Fetihlerinin müjdesi arşa ulaşmıştır… 

Şah Cihan’ın talihi ondördüncü çocuğuna hamileyken en sevdiğini kaybetmek ve sevdiğinin yasını yaşadığı sürece tutmaktır. Destanlar yazar Şah Cihan, isyanlara karışır… Kanlı geçen siyasi hayatına Mümtaz Mahal’in ölümüyle onulmaz acılar da eklenmiştir. Hüzün saraylarında beslenir Şah Cihan’ın gözyaşları… İçinde saklar gece kaybedilen zamanlarını… 

tacmahal3.jpg

Bir Türk kumandanı olan Âsaf Han’ın kızıdır Ercümend Bânu Begüm, Şâh Cihan’dan bir yaş büyük, duygulu, zeki ve güzel bir kadın… Evliliklerinin on yedinci yılı olan 1631’de on dördüncü çocuklarını doğururken hayata yumar gözlerini… Bu ani ölüm Sultanı o kadar kederlendirir ki, bu kederden dünyanın en güzel mimarî eseri olan Tâç-Mahal doğar. Şah Cihan eşinin ölümünü takip eden sekiz gün boyunca yemekten, içmekten kesilir. Dokuzuncu gün dairesinin kapısını açıp dışarı çıktığı zaman saçlarının bembeyaz olduğu, iyice çöktüğü görülür. Şah Cihan, Mümtaz Mahal’e henüz 16 yaşındayken aşık olmuştur ve evlenmek için tam beş yıl beklemiştir. Sultan çok sevdiği eşini gittiği her yere götürür, onun fikirlerine, zevklerine önem verir. Üzüntüsünden dünyevi zevklerden elini ayağını çekerek devlet işlerini oğullarına devreder. 

Vefalıdır  Şah Cihan… Vefa özlemekle başlar. Mümtaz Mahal gözünün feridir. O ölünce gözlerinden fer, dizlerinden derman çekilmiştir. Onun ölümü en büyük kederdir… Baharın adı hazandır bundan böyle Şah Cihan’a… Gönlündeki sevgisinin büyüklüğünü anlatacak yapımı yirmi iki yıl sürecek dünyanın en zarif anıtını yaptırır sevdiğine… Kalbinin kulübesi Taç Mahal’dir artık.  Ana girişinde Fecr suresinden bir ayet yazılıdır “ gir cennetime”… Taç Mahal’in etrafındaki dört nehir içinden süt, şarap, su ve bal akan dört cennet ırmağını hatırlatmaktadır. Cennet saraylarından bir saraydır Taç Mahal Şah Cihan için… Moğol İmparatoru Akbar’ın torunu Kumar tarafından yapılmıştır. Yapının mimarları; Mimar Sinan’ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi, eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul’dan davet edilmişlerdir. 1632'de inşasına başlanan eser, 20 yıl sonra 1652'de tamamlanabilmiştir. Yapımında parlak, ince mavi damarları olan beyaz mermer kullanılmıştır. Yerden yüksekliği 82 metre olan kubbe, Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmış ve 1648 yılında tamamlanmıştır. Hattat Serdar Efendi tarafından Yasin suresinin tamamı anıtın dört yanına yazılmıştır. Kubbe üzerinde altınlı bir alem vardır. Türbeye beyaz mermerden dört minare yapılmıştır. İnşaatta çok sayıda ustanın yanı sıra, günde yirmi bin işçinin çalışmasıyla 1643'te türbe tamamlanmıştır. Çevresindeki avlu ve yapılar ise 1649'da bitirilmiştir. Tamamı bitirildiğinde tarih 1652'dir ve aradan tam yirmi yıl geçmiştir. Eserin yüz binlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet çok iri inci bulunmaktadır.

tacmahal4.jpg

Cihanın şahı sanki fırtınaların ortasındadır. Agra saraylarında değil aslında Mümtaz Mahal’in kalbindeki zindandadır. Yalnızlığın rengi Şah Cihan için siyahtır hep siyah ise onun için hicranın diğer adıdır. Ercümend Banu’ya otuz altı yıl sonra tekrar kavuştuğunda ise yetmiş iki yaşındadır. .

Mümtaz Mahal ve Şah Cihan’ın sandukaları üst katta, kubbenin altındadır. Kubbedeki akustik insan ağzından çıkan her sesi 7 kez yankılatmaktadır. Şah'ın ve eşinin asıl lahitleri ise, en alt katta bulunmaktadır. 
 

Ataları  gibi o da kendi döneminin tarihini Farsça yazdırır. “Padişahname” adı ile anılan eseri Abdülhamid Lahavri kaleme alır. Talik bir hatla eseri Muhammed Emin el Meşhedi kağıda döker… Üç yüz küsür sene geçmesine rağmen rengini hala koruyan minyatürler 13 ayrı sanatçının fırçasından çıkar. Aşırı dindar olan oğlu Evrengzib Kur'an dışında hiçbir kitabın yazılmasına izin vermediği için ‘‘Padişahname’’ onun 1707'deki ölümünden sonra tamamlanabilecektir.

Atalarının aksine parlak bir devlet adamı ve asker olamamıştır Şah Cihan ama Babür ve Timurlu kültürü onun sayesinde altın çağını yaşamıştır. Döneminde birçok şair ve minyatür sanatçısına destek vermiş, Hint minyatür sanatınında Babür ekolünün doğuşunu sağlamıştır. Tutkun olduğu mimari çalışmalarla Hindistan’ın bir başından bir başına kaleler, türbeler, saraylar, camiler ve medreseler yaptırmıştır. Şahcihanabad’ın yani bugünkü Delhi şehrinin kurucusu da Şah Cihan’dır.

tacmahal5.jpg

Delhi'de dirilir yeniden ümitler… Delhi'de uyanır cihan… Şaha kalkar bir devir Hindistan’da… Yamuna Nehri kıyısından seslenir şimdi aşıklar zamanın yolcularına… Ayn, Şin ve Kaf’tan kurulu gönüllerin sarayına sessizce çekilir aşıklar...  Yalnızca aşkın aksi vurur Yamuna Nehri’ne … Bir de Taç Mahal’in aksi…  

Yalnızlığın saraylarında beslenir en güzel aşklar… Esir olan beden değil, hicranı tadan bir çift yürektir aslında… 


Ey Şah Cihan’ın kalbi çektiğin hüznün siyah perdesini kaldır artık Agra’nın gecelerinden… Senin karanlıkların paylaşılmaktadır sevmeyi bilen gönüllerin saraylarında… Çünkü o saraylarda Mümtaz Mahal’e olan aşkının ateşi yanmakta hala…  
 

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2010, 17:56
YORUM EKLE

banner33

banner37