banner15

Tarık Ali Ortadoğu'yu değerlendirdi

Muhalif yazar Tarık Ali, Lübnan Savaşı'ndan İran'a, İslamcı hareketlerden Latin Amerika'ya birçok konuyu değerlendirdi.

Tarık Ali Ortadoğu'yu değerlendirdi

Dünya muhalif hareketinin önde gelen isimlerinden yazar Tarık Ali İstanbul’daydı. Iraklı Kürt liderleri, paralı asker olmakla eleştiren Ali, Lübnan Savaşı’ndan İran’a, İslamcı hareketlerden Latin Amerika’ya kadar birçok konuda Mete Çubukçu’nun sorularını yanıtladı.

ABD’nin Irak ve Afganistan’da zor durumda olduğu artık bir sır değil. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan istihbarat raporları özellikle Irak’ta işlerin yolunda gitmediğini teyit ediyor. ABD kendini nasıl kurtaracak?

Bence ABD, Irak Savaşı konusunda şu anda kendi içinde bazı bölünmeler yaşıyor. Hükümet özellikle Irak Savaşı konusunda suçlanıyor; özellikle askerler kendilerini böyle bir savaşın içine sürüklediği için hükümeti suçluyor. Ve bu durum şu anda ABD politikalarını ciddi biçimde etkiliyor. ABD siyasi atmosferinin bir numaralı konusu bu ve yavaş yavaş sona doğru geliniyor.

Biraz demokrat olanlar artık “Savaş bir hataydı ve biz yanlış yaptık” demeye başladılar. Yani önümüzdeki 12 ay içinde Irak’tan çekilmek için ağır bir baskı altında kalacaklar. Yani bir şekilde Irak’tan kurtulmak istiyorlar. Ve bunu da muhtemelen Iraklı Kürtlerle anlaşarak yapacaklar. Kuzey Irak’ta üs kurarak ve bir miktar asker bırakarak çekilebilirler.

Ancak, ABD çekilirse iç savaş tehlikesinden söz ediliyor?

Var olan koşullarda zaten bir iç savaş yaşanıyor. Gerçekten bir trajedi bu. Birçok kişi şu anda yaşananların Saddam Hüseyin döneminden daha kötü olduğunu kabul ediyor.

Iraklılar için her gün hayat daha kötü bir hal alıyor ve bu son bulmak zorunda. Eğer iç savaş derinleşirse, bu trajedi içinden çıkılmaz bir durum alabilir. ABD’liler orada kalmaya devam ettikçe iç savaş daha uzun süre devam edecektir.

Ne tür bir çözümü mümkün görüyorsunuz?

Tek çözüm ABD’nin bütün askeri birliklerinin Irak’ı terk etmesi. Ayrıca hiçbir üssün de kalmaması lazım. Bölgede başka türlü istikrarı sağlamak mümkün değil. Bu arada ihtiyaç olan, Irak’taki ana gruplarla ortak bir mutabakata varmak yani; direnişçiler, Şiilerin Mukteda Es Sadr grubu ve Sünniler arasında bir mutabakatın bir an önce sağlanması gerekiyor. Hepsinin çıkarlarının gözetildiği ortak bir hükümet oluşturulmalı. Bunu yaparlarsa biraz ümit olur yoksa dağılacaklar.

Peki, ABD çekildiği takdirde Iraklı Kürtler kendilerini koruyabilecek mi?

Hayır. Bana göre Irak’taki Kürt liderler dar görüşlü kişiler ve olayları doğru değerlendiremiyorlar. Kürt halkının bütün geleceğini ABD’ye bağlı olduğunu düşünmekle büyük bir hata yapıyorlar.

En büyük yanlışlardan birisi Kürt milislerin Felluce’deki katliama katılması. Iraklı Kürt liderliği, kendilerini ‘Amerikan İmparatorluğu’nun paralı askerleri haline getirdi. Korkarım ki sonu çok kötü bitecek . Bundan gerçekten çok korkuyorum; çünkü çok büyük yanlış yapıyorlar.

Lübnan Savaşı’na gelecek olursak. Bu saldırıyı, İran’a yönelik saldırının bir ön adımı olarak değerlendirebilir miyiz? Hizbullah’ın direnişi bölgedeki dengeleri nasıl etkiledi?

İsral’in Lübnan’a açtığı savaş aylar öncesinden ABD ve İngiltere tarafından planlanmıştı. ABD ve İngiltere destekleniyordu. Tek bir amacı vardı o da Hizbullah’ı ortadan kaldırmak. Lübnan’ı İsrail ve ABD planına göre şekillendirmekti.

Bu plan 1975’ten bu yana İsraillilerin kafasında da vardır. Lübnan’ı müttefik yapmak çeşitli vesilelerle oradaki Hıristiyanları yanlarına çekmek istiyorlar. Ancak, bu başarısızlığa uğradı.

Çünkü bölgedeki bütün işleri birbirine karıştırdılar. Bu yüzden İran ve Suriye’ye karşı herhangi bir askeri harekâta gireceklerini düşünmüyorum. İsrail de askeri olarak başarısız oldu ve bunu şimdi BM askerleri ile yapmaya çalışıyorlar.

Yani, ABD’nin İran’a saldırı planı olmadığını mı söylemek istiyorsunuz?

Eğer İran’a saldırırlarsa, Irak, Afganistan ve İran’da savaşmaları gerekecek ve ABD ordusu bunu biliyor. İran’a saldıracak kadar akıllarını kaybetmiş olduklarını düşünmek istemiyorum.

Ama George Bush gibi birisi var...

Bush sadece bir kişi. Diğer yandan Pentagon var. Irak’ta daha fazla kalamayacaklarını ve bir İran savaşını kapasite olarak kaldıramayacaklarını söyleyeceklerdir.

İran’ı baskı altında tutmak için saldıracaklarmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Nükleer reaktör konusunda onları yakaladıklarını hissettirmek için, bunu kontrol altında tutabilmek için. İsrail için istiyorlar.

Başarılı olamayacaklar ve bence İran hükümeti bu blöfü görecek. Çoğunluğu İsrail’in yararına olduğu için. Unutmayalım ki İran, ABD’yi perde arkasından desteklemeseydi, Irak ve Afganistan işgalleri mümkün olmazdı. İranlılar da bunu açıkça söylüyorlar.

Bölgede ABD-İsrail ittifakı yanında belli başlı güçlü ülkeler var. Türkiye ve Mısır gibi. Ve bu ülkeler de ABD-İsrail ittifakına yakın duruyorlar. Ortadoğu’daki dengeler konusunda neler söylersiniz?

Türkiye, ABD askerlerinin Türkiye’de konuşlanmasına hayır oyu verdiği zaman bence tavrını net olarak ortaya koydu. Bu bizleri çok umutlandırdı. Türkiye İkinci Dünya Savaşı’ndan, soğuk savaş döneminden bu yana ilk defa ABD’ye karşı koydu, direndi.

Fakat şu anda tekrar eski politikaya döndü gibi görünüyor. ABD’nin taleplerini geri çeviremiyor gibi görünüyor. Lübnan’da böyle oldu. Ve Kürt sorunu nedeniyle yakınlaşmaya çalışıyor. Yeniden süngüyü düşürüyorlar. ABD’yle karşı karşıya gelmek istemedikleri için geri adımlar atmaya başladılar. Türkiye’nin ABD’yle arasını iyi tutmaya çalışmasının tek sebebi Kürt sorunu.

Son zamanlarda kafalar giderek karışıyor galiba. Bunda Irak’taki belirsizlik ve işgalin neden olduğu kaosun da etkisi var. ABD istihbarat raporları yeni kuşak İslamcılardan söz ediyor. Direniş nerede bitiyor, terör nerede başlıyor?

İki farklı grup var, biri El Kaide modeli. Onlar terörist. Zaten terörist derseniz memnuniyetsizlik duymayacaklar. Çünkü bu onların nasıl faaliyet gösterdikleri ile ilgili.

Diğer gruplar ise işgale karşı çıkanlar. Bunları karıştırmamak lazım. Hizbullah’ı, Hamas’ı terörist grup olarak karakterize edemeyeceğimizi düşünüyorum. Bunlar İslami renkler taşıyan geleneksel, ülkelerini özgürleştirmek isteyen hareketler.

Tarihe bakarsak, ne zaman mücadele içinde olanlar, İngilizlerle Fransızlarla mücadele edenler terörist olarak anıldılar. İngilizler, İrlandalıların terörist olduğunu söyledi. Sonra onlarla anlaştılar. IRA’nın lideri Gerry Adams başta terörist olarak tanımlanırken şimdi devlet adamına dönüştü.

Bu hep böyleydi. Öyleyse terminolojiyi konuşmayacağız. Esas olay, ne zaman bir ülke emperyal bir güç tarafından işgal edilirse direnç ortaya çıkar. Bizim hoşlanmayacağımız bir direnç olabilir. Bu tepkiyi direnç olarak onaylamalıyız, tanımalıyız.

Birçok kişinin ABD ideolojisiyle radikal İslam arasında seçeneksiz bırakılmak istendiğini düşünüyor musunuz?

Bence bu büyük bir problem. Ama burada ilginç olan Lübnan’da Hizbullah’ın İsrail karşısındaki direnişi. Tarihte ilk defa gerçekleşiyor. Nasrallah’ın mektuplarına konuşmalarına bakarsanız büyük kitlelere sesini duyurmaya çalışıyor. Sadece Lübnan’dakilere değil.

Bu direnişe katılanların kendilerine çok geniş bir bakış açısı edinmiş olmalarını umuyorum. Artık bu büyük resme küçük bir açıdan bakmasınlar. Bence, bağımsız bir pozisyon yaratmak için mesafe alınmalı. Bazen bu çok zor değildir; ben bunu yazılarımda, makalelerimde yapmaya çalışıyorum.

Yapılacak en kötü şey ‘İslam karşıtlığı’ adına birden ABD sürüsüne katılmak bazı liberallerin, entelektüellerin yaptığı gibi.

Bu sıkışıklığı aşmanın yolu konusunda ne düşünüyorsunuz? Ya da üçüncü bir yol var mı?

Evet üçüncü bir yol var ama dünyanın bu kesiminde değil. Şu anda Latin Amerika’da olduğu gibi.

Venezüella’da, Bolivya’da olanlar. Küba ile girdikleri işbirliği yeni bir yol açabilir. Ortadoğu’daki İslami direniş anti-emperyalist oldukça olumlu bakılabilir ama bu hareketler soysal vizyondan yoksun.

Sosyal vizyonunuz yoksa dünyadaki insanları etkileyemezsiniz, açıyı genişletemezseniz. Latin Amerika muhalefeti ABD’deki insanlara kadar ulaştı biliyorsunuz. Örneğin, ABD’deki yoksullara ucuz benzin projesi başlattılar, bu insanları etkiledi.

Türkiye Sosyal Forumu yapıldı. Siz dünya sosyal forumlarına da katılıyorsunuz. Gidişatı nasıl görüyorsunuz? Savaş karşıtı hareketi de buna dahil edebiliriz

Sosyal forumun fonksiyonu, insanları tartışmaları için bir araya getirmek. Çok fazla şey beklemek gereksiz. Bu bir siyasi parti değil. Açıkça belirtildiği gibi bu bir forum.

Savaş karşıtı hareket ise inişli çıkışlı bir çizgi izliyor. Bu da normal. Çünkü insanların karışık, çelişkili durumları var. Bence önemli olan global seçkinlere meydan okuyacak kamuoyunu oluşturmak için bağımsız sesleri ele almak, bağımsız sesleri arttırmak gerekiyor.

Kaynak: NTV

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48