banner39

Tarık Ramazan 'radikal'liğine karşı Geoffroy 'ruhaniliği'

'İslam ya ruhi olacak ya da olmayacak' kitabı yayınlanan Geoffroy, Tarık Ramazan'ı eleştirdi.

Arşiv 06.04.2009, 16:45 06.04.2009, 17:19
Tarık Ramazan 'radikal'liğine karşı Geoffroy 'ruhaniliği'

 

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

"İslam ya ruhi olacak ya da olmayacak" adlı kitabının yayınlanması münasebetiyle Eric Geoffroy, İslamonline'a verdiği özel demeçte, reform ifadesinin kendisinin İslam dünyasında ihtiyaç duyulan devrimci süreci ifade etmek için yetersiz kaldığını dile getirdi.

Açıkça ilan etmemesine rağmen kitabının Tarıkm Ramazan'a yönelik cevaplar içerdiğini söyleyen Eric Geoffroy, Fransa'da İslam'ı kabul etmiş araştırmacıların en meşhurlarından biri.

Kitabının içerisinde Tarık Ramazan'ın kitabının da (İslam: Radikal Reform) bulunduğu ve son dönemde yayınlanmış kitapların okunmasının sonucu ortaya çıktığını, dolayısıyla kitabın bir bölümünü de Ramazan'ın düşüncelerinin eleştirisine ayırdığını dile getirdi.

Radikal reform çizgisini hararetle savunan Ramazan'ın geçmişe mahkum olmuş okumaların esiri olduğunu ve bu okumaların gölgesinde kaldığını belirten Fransız araştırmacı, şunları söyledi: "Tarık, radikal reform olarak isimlendirdiği çağrıda, İmam Şafii'nin usul-ü fıkhından yararlanıyor. Bu içtihatların tamamıyla bizim zamanlarımızdan farklı bir zamanda yaşamış olan İmam Şafii'nin olduğunu belirten Fransız düşünür, bu içtihatların yeniden işlevsel hale getirilmesinin geçmişten yardım istemek, çağın gerektirdiği işe yarar alternatifler sunmama ve onunla sınırlı kalmak anlamına geldiğini kaydetti. Geoffroy, Tarık Ramazan'daki en büyük eksikliğin, kendilerinden yararlandığı ve görüşlerini temel aldığı İmam Şafii, Ebu Hanife ve Şatıbi'nin sahip olduğu ruhani temele sahip olmaması olduğuna işaret etti.

Eleştirdiği ikinci bir husus ise Ramazan'ın nassın ulemadan kurtarılması çağrısıyla ilgili olduğunu belirten Geoffroy, bunun hem gayri ciddi hem de belirsiz bir çağrı olduğunu vurguladı. Ayrıca bugün Kuran'ı yorumlayan 20. yüzyılın fakihinin nassları okurken, zihni şu anki dünyanın icat ve keşifleriyle dolu olarak okuduğunu, hicri 2 ya da 3. yüzyılın gözüyle nassı okumadığını ayrıca nasstan 'kurtarma' çağrısının hedefleri ve yararı konusunda sorgulanır olduğunu dile getirdi.

BÜYÜK BİR BOŞLUK

Eric Geoffroy'in Tarık Ramazan'ın radikalliğiyle ilgili üzerinde durduğu üçüncü nokta ise onun kullandığı ve vakıanın istediği değişimi karşılayamayan reform/ıslah kavramının içinde yatıyor. Ramazan, reform/ıslah kavramına vakıayı dönüştürmek için yeni bir anlam yüklüyorsa da bu durum Geoffroy'e göre Müslümanların ve İslam'ın içinde bulunduğu vakıanın değişim yönündeki ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasiteye sahip değil.

Geoffroy'in ele aldığı dördüncü nokta ise Ramazan'ın İslam dünyasına yönelik değişim çağrılarıyla ilgili. O, Ramazan'ın tezlerinin donuk olduğunu, İslam'ın ihtiva ettiği ruhi zenginliği ihtiva etmediğini ve İslam'ın ruhi yönün eksikliğinin Ramazan'ın reform/ıslah yanlısı çabaları açısından büyük bir boşluk oluşturduğunu kaydetti.

Ancak Geoffroy'in, Ramazan'da bulunmadığını ifade ettiği ruhaniliğin boyutları ve bu boşluğu doldurmak için onun alternatif olarak getirdiği şeyler nelerdir?

Fransız bilim adamı yeni çıkan kitabında söylediklerinin, düşüncelerini "Üçüncü bin yıl ya ruhani bir yüzyıl olacak ya da olmayacak" şeklinde özetleyen Fransız düşünür Andre Malraux'tan (1901-1976) mülhem olduğunu saklamıyor. Ancak Geoffroy, üçüncü bin yıl kelimesini kaldırıyor yerine İslam'ı koyuyor. O, ruhaniyata sığınmanın her ne kadar bütün dinlerde ve dünyanın her yerinde evrensel bir vakıa haline geldiğin ifade etse de o bütün değişim projesini İslam üzerinde teksif ediyor.

Geoffroy'e göre ruhaniliğe sığınmayı mecbur kılan şey, dünyanın yaşadığı krizler. Postmodern toplumların yaşadığı bir kriz olan varoluş sorunu yani anlamın yitirilmesi ve sosyal ilişkilerin içinde bulunduğu krize ek olarak son dönemde yaşanan dünya ekonomik krizi olduğunu ifade etti.

Eric Geoffroy, Batılı toplumları vuran Postmodernizmin krizinin çeşitli yönlerinin yanı sıra genelde üçüncü dünya ülkelerinin ve özelde İslam dünyasının yaşadığı önce kendine güven ve ikincisi de Batı ülkelerine güven krizinin olduğunu ifade etti. Ayrıca İslam dünyasında siyasi ve toplumsal olanın eninde sonunda dönüp dolaşıp tekfirci ve cihadi akımların kucağına düşmesine yol açtığını belirten Fransız düşünür, bu gençlerin mutlak retçi tutumlarının, içinde bulundukları hayal kırıklığından kurtulmak için tek çıkış yolu olarak gördüklerini belirterek bunun da sonunda ölüm ve intihar kültürü ürettiğine, selefi ve tekfirci grupların, şeriatın temel maksatlarından birinin hayat olduğunu göz ardı ettiğine dikkat çekiyor.

'DİN DEVRİMİ'

Geoffroy'e göre bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, genelde bütün dinlerde özelde İslam'da gerçek bir devrim yaratmak. Ona göre ruhani devrimin çıkış noktası İslami ve Kurani olup bunun en büyük tecellisinin [Bir toplum kendi özünde olanı değiştirmediği müddetçe Allah o toplumu değiştirmez.] (Rad, 15). ayeti olduğunu belirtiyor. Ayrıca İslam dünyasında son yüzyılda yapılan yenilik ve ıslah çağrılarını da ele alan Fransız düşünür, Muhammet Abduh'un ıslah anlaşıyının temelde ruhani bir kurtuluşu öngördüğünü ancak ardından gelen talebesi Reşit Rıza'nın onun bu anlayışını daraltarak ve ruhani söylemin içini boşaltarak selefi ve vehhabi bir içeriğe büründürdüğünü söylüyor.

Kendisinin önerdiği şeyin geleneksel ıslah anlayışının da ötesine geçen bir şey olduğunu belirten Geoffroy, ıslah kelimesinin şu anki ani değişim gereksinimini karşılamaya yeterli olmadığını belirterek geçmişteki bir çok ıslah çabalarının dikey olduğunu bu nedenle büyük gecikmelere yol açtığını, gerek kendimize gerekse dünyaya ruhani boyutlarla donanarak bakmamız gerektiğini ifade ediyor. O, "Sufi zamanının çocuğudur" şeklindeki meşhur sufi sözünden hareketle ruhaniliğin İslam'ın özü olduğunu, irfani, sufi literatüre dönüşün ve bu kitapları yeniden keşfetmenin kaçırılmaz olduğunu kaydediyor.

FİKİR VE ZİKİR

Kişisel ve toplumsal kurtuluş yöntemi olarak Sufiliğin fikir ve zikir düalizmi ile İbni Haldun'un 'Ulema, kalpleri ihmal etti' şeklindeki sözleri üzerinde yoğunlaşan Geoffroy, kendisinin önerdiği ruhi devrimin selefi propagandanın iddia ettiğinin tersine bireysel ve toplumsal kurtuluşu birlikte sağladığını, bunun en çarpıcı örneğinin de Cezayir kurtuluş mücadelesine önderlik eden Şeyh Abdülkadir olduğunu söyledi.

İkinci husus ise onun içerik aynı kalsa bile çözüm olarak önerdiği sufiliğe daha evrensel bir isim takarak sufilikten de daha kapsamlı bir ifade olar ruhanilik ya da ruhilik isimlerini kullanıyor. Bu konuyla ilgili Fransız düşünür, şunları söylüyor: "Son kitabıma İslam sufi olacak ya da hiç olmayacak ifadesini kullanmadım. Bu kelimenin yerine ruhilik/ruhanilik sözcüğünü kullandım. Çünkü o daha kapsamlı. Ayrıca bir çok hatalar işleyen ve İslam'ı özünden saptıran bazı sufi tarikatlara yönelik de eleştirilerim var."

Geoffroy, ruhi kelimesini kullanarak sufiliğe yeni bir elbise giydiriyor ve böylelikle önce Fransız okuyucuya İslam'ın yumuşak yüzünü göstermeye çalışıyor.

Bir başka mesaj ise sufiliği bireysellik, içe kapalılık, toplumdan soyutlanmışlık, siyasetten uzak durma, emperyalizmle ve otoriter rejimlerle dayanışma içerisinde olma şeklinde anlayan İslam ülkelerindeki okuyucuya olduğunu ifade ediyor. Müslümanlar için de ruhi kelimesinin kullanılmasının daha anlamlı olduğunu belirterek, bu kavramın bizatihi Kuran'ın kendisine dayandığını ifade ediyor.

 

banner53
Yorumlar (2)
semi 12 yıl önce
Yaa SALAK- cok afferdersiniz-, Islam Allah'a aitdir, Yaa Kendini bilmez! sen mi karar vericen Islamin ne olmasi gerektigine?!
ergün kılınç 12 yıl önce
İslamı ruhbanlaştırmakmı istiyorlar.hıristiyanlıktaki mistizizmi islama sokmak istiyorlar . çağın müslümanlara oynadığı en büyük oyunu bu. ama Allah ın izniyle başaramayacaklar mendeburlar.
29
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?