banner39

Tarıma üvey evlat muamelesi uygulanıyor

İTO,tarıma verilecek ufak bir destekle istihdam büyük oranda artacağı belirtti.

Arşiv 08.04.2010, 12:04 08.04.2010, 12:04
Tarıma üvey evlat muamelesi uygulanıyor

 

Fahri Sarrafoğlu/Dünya Bülteni 


Ülkemizde nüfusun büyük bir bölümü tarımsal faaliyetlerle geçimini sağladığına dikkat çeken İTO 8 Nolu Tarımsal Ürünler Meslek Komitesi Başkan Vekili Mehmet şahin Milli Gelirin 4’de birini tarım sektörü karşıladığını ifade etti. Şahin tarım sektörünün ihracatımızda da önemli bir paya sahip olduğunu hatırlatarak tarım sektörü son beş yılda 22 milyar dolardan 50,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını söyledi. Aynı dönemde sektörün ihracatı da 4 milyar dolardan 10 milyar dolara çıktığını da belirten Şahin, tarım sektöründeki istihdamın ise aynı dönemde yüzde 34'ten yüzde 26'ya gerilediğini tarımdaki istihdamı artırıcı çalışmalara ağırlık verilmesini istedi.

EKONOMİYE AĞIRLIK VERİLSİN  

2010’da siyasetin çok ön plana çıktığını kaydeden Şahin, hükümetin ekonomiye daha fazla ağırlık vermesini istedi. Sektörün şu anda adeta siyasete kilitlendiğini dile getiren Şahin, görüşlerini şöyle dile getirdi: “ 2010’dan umutluyuz, bu umudumuzun devam etmesi için siyaset değil ekonomi konuşmamız gerekiyor. Mevcut siyasi gelişmeler ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Ekonomi hassastır, bir gün ilgileneyim üç gün ilgilenmemeyim olmaz. Sektörde verim neden düşüyor. İşçiler neden çalışmıyor, ihracatı nasıl artırabiliriz, bunun üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor.”

TARIM YÜZYILIMIZIN EN ÖNEMLİ SEKTÖRÜ

Tarım Bakanlığının ciddi şekilde tarıma ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizen Meclis Üyesi Muzaffer Şahin’de tarımın yüzyılımızın en önemli sektörü olduğunu gelecekte de tarım sektörünün daha da önem kazanacağını ifade etti. Muzaffer Şahin, açıklamasında şunları söyledi: “Türkiye tarımsal bir ülke. 20 yıldır tarımı adeta boş verdiğimiz için ithalata ağırlık veriyoruz. Topraklarımız boş duruyor ama ithalat yapıyoruz. Toprağın verimini nasıl artırmamız lazım bunun çalışması yapılması gerekiyor. Toprak analizi yapılmalı. Tarım desteklenmeli. Tarım desteği şu an yüzde 2’ler civarında. Bunun yüzde 10’lara çıkarılması lazım. Yani gayri safi hâsılanın yüzde 10’u civarında destek verilmesi lazım. Şu anda günümüzde et sıkıntısı var. Bunun sebebi ise yine hayvancılığın ihmalinden kaynaklanıyor. Meralarımız sanki savaş dönemi gibi boş. Hayvancılığımız desteklenmeli.”

YERLİ  ÜRETİM ARTIRILMALI

Ülkemizde bakliyat, pirinç, bulgur sektörü son derece önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen İTO Meclis Üyesi Hakkı İsmet Aral, bakliyat sektörünün yaklaşık 2 milyon ton/yıl tüketim söz konusu ve 2,8 milyar dolar yıllık parasal büyüklüğe sahip olduğunu belirtti.

Çeltik üretimi açısından ülkemiz özellikle Trakya bölgesi itibarı ile son derece verimi yüksek üretim yapabildiğine dikkat çeken Aral, buna rağmen pirinç tüketiminin ise AB ülkelerine göre düşük olduğunu kaydetti. Türkiye’de kişi başı tüketimin 7–8 kg./yıl AB ise 12 kg.lara kadar çıktığını hatırlatan Aral, pirinç ekim yerlerinin artırma çalışmalarına başlanması ve projelendirilmiş barajları ile sulama kanallarının hızla bitirilmesi gerektiğini söyledi. Aral, kendi yerli cins pirinçlerimizi (Osmancık ve Baldo) artık daha fazla ve ucuza üretip ihraç etme düşüncesini öne çıkarmasının gerektiğini vurguladı.

AB BULGURUMUZA VERGİ  KOYUYOR

AB tarım ürünleri ile ilgili tarama sürecinde en üstün olduğumuz rekabetçi olacağımız grup bakliyat ve bulgur sektörü, ama bugün tarım ürünlerinde AB ile gümrük birliği olmadığı için bulgurumuz üzerinden vergi alındığından yakınan İsmet Aral sözlerini şöyle tamamladı: “Bakliyat ve Bulgur sektörü son derece gelişmiş eleme işleme ve paketleme sistemlerine sahiptir. Aynı zamanda çok kaliteli ürünleri tüketiciye sunabilmektedir. Üretimlerimiz AB standartlarının üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. Tarım ürünleri ve Tarım sanayisi Türkiye’nin geleceğidir. Bizim petrolümüz yok ama 4 mevsimi yaşadığımız Topraklarımız var programlama sulama ve eğitim ile seçilecek uygun ürünlerde uzmanlaşarak tarım sanayinde dünyanın gıda talebinde söz sahibi olmamız birinci önceliğimiz olmalıdır.”

KRİZDEN GEREKEN DERS ÇIKARILDI

2009 yılındaki ekonomik krizin olumsuz etkilerini aşmak için, firmaların ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden İTO Meclis Üyesi Mehmet Tevfik Dinçer'e krizden sektör olarak da gereken dersin çıkarıldığını söyledi. Krizle birlikte üreticiden tüketicilere kadar herkesin etkilendiğini ticaretin yavaşladığını hatırlatan Dinçer, tüketici; ürün satın almada daha dikkatli davranma noktasına geldiğini bu durum da tüketimin yavaşlamasına neden olduğunu kaydetti. Daha önce tüketicinin tercihi kalite iken, kriz sonrası fiyat olduğunu söyleyen Dinçer, bunun sonucunda bazı işletmelerin, varlıklarını sürdürebilme adına, özellikle gıda sektöründe kodeks dışı üretim yapmalarına neden olduğunu vurguladı. Ticaret odaları, kriz varsa çare de var adı altında tüketimi canlandırma kampanyalarının sektöre faydası olduğunu söyleyen Dinçer, sektörün 2010’dan umutlu olduğunu da sözlerine ekledi.

TARIMSAL ÜRETİME DAHA FAZLA ÖNEM VERİLMELİ

Dinçer, dünyada yaşanan olumsuz gelişmelere bakıldığında tarımsal üretime daha fazla önem verilmesi gerektiğinin görüldüğüne dikkat çekerek Türkiye olarak da tarıma azami destek ve önemin verilmesini istedi. Tarımsal Ürünler sektörünün kayıt dışılık oranının geçmiş yıllara oranla azalmasına rağmen halen önemini koruduğuna değinen Dinçer, sektörle ilgili yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: Denetim konusu sektörümüzde halen önemini korumaktadır. Bakliyat ve tarımsal ürünlerdeki açık ürün satışı, halen paketli bakliyat sektöründe, sektörel gelişmenin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Bazı ürünlerde KDV oranlarındaki yükseklik, kayıtdışılığa katkı sağlamaktadır. Özellikle pirinç ve bulgurda perakende noktasına kadar KDV’nin yüzde1’lere çekilmesi, perakende noktasından sonra yüzde 8’lerde devam etmesi, bakliyat sektöründe kayıt dışılığı yok etmede önemli katkı sağlayacağını düşünüyoruz.”

İHRACAT DESTEKLENMELİ  

Komite Üyesi Yüksel Ulaş’da tarımsal sektörün 1980 yılından bu yana gerilediğine dikkat çekerek ihracatta tarımın payının giderek azaldığına değindi. Ulaş, tarım sektörümüzün kan kaybettiğini belirtti ve “Toplam GSYİH içinde tarım sektörü oranı daha önce yüzde 15 düzeyinde iken şimdilerde yüzde 11,5 düzeyine indiğini, sektörel nüfus dağılımında çalışan nüfusun yüzde 34`ü tarıma dayanmasına rağmen Türkiye’nin tarımda kendi kendine yetmediğine ve ithalatı giderek arttığına dikkat çekti. Geçtiğimiz bir yıl içinde 1.5 milyon üreticinin sektörden elini çektiğini söyleyen Ulaş,  üretimin de sürekli gerilediğini ifade etti. İthalattan gerekirse vergi alınarak yerli üretimin desteklenmesi için çalışma başlatılmasını da isteyen Ulaş, sözlerini şöyle tamamladı: “ABD’de bir çiftçi bir dönüm buğday ekiyor 700 kilo yıllık ürün yapıyor. Türkiye’de ise 300 kilo alıyor. Bu araştırılmalı. GDO’lu ürünler diyoruz ama daha bu konuda bile net bir bilgi yok. Zararlı mı ne kadar zararlı? Tarımda üretim kadar üretimin kalitesi içinde araştırmalara devam edilmeli. Türkiye sulamaya uygun alanlarda, sulanmamış bir karış toprak bırakmamalıdır. Tarla içi geliştirme, arazi toplulaştırma hizmetlerini, birlikte yürütmelidir. “
 

Yorumlar (0)
26
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?