Termal Turizm Dosyası

Termal Turizmde dünyada birinciyiz ama değerlendiremiyoruz...

Termal Turizm Dosyası

Dünya Bülteni /Haber Merkezi  

Türkiye jeotermal kaynak zenginliği ve potansiyeli açısından dünyada ilk yedi ülke arasında yer almakta olup, Avrupa'da birinci sıradadır.

Ülkemiz sıcaklıkları 20 ºC'nin üzerinde debileri ise 2–500 lt/sn arasında değişebilen bin 500 den fazla kaynağa sahip.

Hedeflere ulaşılması durumunda, termal turizm sektörü ülkemize yılda toplam 12 Milyar 625 Milyon USD ek ekonomik katkı sağlamış olacak...

Termal turizm amaçlı  olarak senede Almanya ve Macaristan'a 10 milyon kişi, Rusya'ya 8 milyon kişi, Fransa'ya yaklaşık 1 milyon, İsviçre'ye 800 bin kişi gitmektedir. 126 milyon nüfuslu Japonya'nın Beppu şehrine sadece 13 milyon kişi termal turizm amaçlı olarak gitmektedir. 

Ülkemizin termal suları, hem debi ve sıcaklıkları hem de çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikleri ile Avrupa'daki termal sulardan daha üstün nitelikler taşıyor.

Termal sularımız doğal çıkışlı ve bol su verimli, eriyik maden değeri yüksek, kükürt, radon ve tuz bakımından da oldukça zengin. Ülkemiz sıcaklıkları 20 ºC'nin üzerinde debileri ise 2–500 lt/sn arasında değişebilen bin 500 den fazla kaynağa sahip.

Deniz kıyısında bulunan termal kaynaklar turizm çeşitliliği açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Ayrıca dağcılık ve ormanlık bölgelerinde bulunan termal kaynaklar ise çevre ve doğa kullanımı dolayısıyla farklı çekici unsurlara sahiptir.

46 ilde 190 Kaplıca tesisimiz var  
Ülkemizde 46 ilde 190 civarında kaplıca tesisi bulunmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığından termal amacına yönelik olarak (Sağlık Bakanlığınca kür merkezi uygun görülen) turizm yatırım belgesi almış 10 tesisin yatak sayısı 2.461, turizm işletme belgesi almış 30 tesisin yatak sayısı ise 8.562'dir. Yaklaşık olarak 16.000 yatak kapasiteli 156 tesis ise yerel idare tarafından belgelendirilmiştir.  
2020 yılında kaplıca yatağı 1 milyona çıkması gerekiyor 
Türkiye'de turizm sektörünün klasik sacayağı olarak görülen deniz, güneş, kum turizminin ardından termal turizmde büyük bir canlanma gözleniyor. Devlet Planlama Teşkilatı'nın hazırladığı rapor, bu konudaki potansiyeli gözler önüne seriyor. Türkiye Jeotermal Derneği Genel Başkanı Orhan Mertoğlu, bazı termal tesislerde hem süre hem de tedavi sebebiyle, deniz, kum, güneş turizminden yaklaşık iki katı daha büyük olacağını söylüyor. Dünya Jeotermal Kongresi Dünya Başkan Yardımcısı ve Türk Milli Komitesi Başkanı da olan Mertoğlu, Türkiye için öncelikli hedefin, 2020 yılında kaplıca yatağı kapasitesini 1 milyon yatağa çıkarması gerektiğini belirtiyor. 2020 yılında halen yılda 10 bin kişi civarında olan yabancı termal turist (kürist) sayısının Avrupa Birliği'ne girilmesi durumunda 1 milyon kişiye çıkabileceğini belirtiliyor. 
Hedef 30 milyon kişiye ulaşmak  
Mertoğlu, 10 milyon kişi olan iç termal turist sayısının 30 milyon kişiye çıkarılmasının hedeflenmesi gerektiğini, bu rakama ulaşılması durumunda, termal turizm sektörünün Türkiye'ye yılda toplam 23 milyar dolar ek ekonomik katkı sağlayacağının altını çiziyor. Mertoğlu, "Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) 9. plan döneminde (2007-2013) jeotermal elektrik üretimi, ısıtma (konut, termal tesis vb.), sera ısıtma, kurutma, termal turizm hedeflerine ulaşılması için gerekli olan yatırım tutarları toplamı 3,25 milyar dolar olarak gösteriliyor. Bu yatırım yapıldığında Türkiye 16 milyar dolar kâr edecek." diyor. 

Neler yapılması  gerekiyor?  
T.C. Başbakanlık (DPT) 9. Kalkınma Raporu Madencilik Özel İhtisas Komisyonu Enerji Hammaddeleri Alt Komisyonu'na bağlı olarak Türkiye Jeotermal Derneği'nin koordinasyonu ile hazırlanmış olan Jeotermal Çalışma Grubu Raporu'na göre ise 2013 yılında Türkiye'nin Termal Turizm hedefleri ve buna göre beklenen ekonomik katkılar şu şekilde sıralanıyor. 
*Şubat 2006 itibariyle 402 MWt olan termal turizm kullanımının 2013 yılında 1100 MWt'a ulaşması bekleniyor. 
*Türkiye 2013 yılında termal turizm (kaplıca) yatağı kapasitesini 250.000 yatağa çıkarmalıdır. 2004 yılı itibariyle bu değer yaklaşık 40.000'dir. Ayrıca, yine 2013 yılında halen yılda 10.bin kişi civarında olan yabancı termal turist sayısı Avrupa Birliğine girilmesi durumunda 250.000 kişiye çıkarmaktır. 
*Şu anda 10 milyon kişi olan iç termal turist (kaplıcada) sayısının 15 milyon kişiye çıkarılması hedeflenmelidir. Yani Termal Turizmde hedef 250.000 yabancı ve 15 Milyon yerli termal turist olmalıdır. 
Buna göre beklenen ekonomik katkı;

Yerli termal turist 10 Milyon kişi x 1000 USD = 10 Milyar USD (Termal tedavi süresi 15 gün olarak alınmıştır) 5 Milyon kişi x 400 USD = 2 Milyar USD (Termal tedavi süresi 3 gün, hafta sonu vb) Toplam 12 Milyar USD ,

Yabancı  termal turist   250.000 kişi x 2500 USD = 625 Milyon USD (Termal tedavi süresi 15 gün olarak alınmıştır) Bu hedeflere ulaşılması durumunda, termal turizm sektörü ülkemize yılda toplam 12 Milyar 625 Milyon USD ek ekonomik katkı sağlamış olacaktır.

Sıcaklar boşa akıyor 
Türkiye'de kaplıca amaçlı olarak (~40 ºC) 50000 litre/saniye jeotermal su üretilmesi, tahmini bir potansiyel değerdir. Bu da termal potansiyelimizden ve kaplıcalardan günde en az 8 milyon kişinin yararlanması demektir. Türkiye'de bu potansiyelin değerlendirilmesi için; termal tesis için gerekli arsa, Valilik ve Belediyeler tarafından temin edilip yatırımcıya kiralanarak, yine Valilik ve Belediyelerin, Kültür ve  Turizm Bakanlığının Finans Desteği ile, jeotermal termal su üretim kuyusu, taşınması, dağıtımı, reenjeksiyonu ve benzeri sistemleri kurup işletmesi, ucuz ve uygun termal su sağlanmalıdır.Özel İdare, Belediye ve Özel Sektör birlikte veya Belediye şirketleri rekreatif ve termal turizm amaçlı bu tür tesisleri kurup işletmelidirler.

Dünya termal suyun damlasını  değerlendiriyor

Dünya'da çeşitli ülkeler termal turizmin insan sağlığında önemli bir yeri olduğunun bilincinden hareketle termal turizm konusuna önem vermektedir. Termal turizm amaçlı  olarak senede Almanya ve Macaristan'a 10 milyon kişi, Rusya'ya 8 milyon kişi, Fransa'ya yaklaşık 1 milyon, İsviçre'ye 800 bin kişi gitmektedir. 126 milyon nüfuslu Japonya'nın Beppu şehrine sadece 13 milyon kişi termal turizm amaçlı olarak gitmektedir. Avrupa'da birçok tedavi edici kaplıca merkezi mevcuttur. Almanya, Fransa, İsviçre, İtalya, Yunanistan, Rusya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler başta gelmektedir.  
Almanya'da önemli bir sektör 
Termal turizm Avrupa ülkelerinden Almanya'da önemli sektör haline gelmiştir. 263 adet resmi belgeli termal merkez bulunan Almanya'da tesislerin toplam yatak kapasitesi 750.000'dir. Almanya'nın Stuttgart kentinde bulunan Das Leuze Kaplıca ve Rekreasyon Tesislerini yaz aylarında günde 8000 kişi ziyaret etmektedir. Bu rakam, yıllık ortalama 3000 kişi/gün olmaktadır. Hekim teşhisi ve raporu olması şartıyla, kaplıca tedavilerinin hem özel hem de kamu sağlık sigorta şirketleri tarafından tam veya kısmen karşılandığı ülkelerden biridir.   Çek Cumhuriyeti ve Slovakya'da son yıllarda çok gelişmiş tedavi edici kaplıca merkezleri kurulmuştur. İki ülkede 60 tedavi edici termal merkezi bulunmakta olup senede 500.000'e yakın hastaya tedavi hizmetleri verilmektedir. Hekim raporu olması kaydıyla, sigorta şirketleri tedavi masraflarını tam veya kısmen karşılamaktadır. Ayrıca, Fransa'da 104, İspanya'da 128 adet ve İtalya'da ise 360 civarında termal tesis bulunmaktadır. Rusya'da çok sayıda kür merkezi bulunmakta olduğu ve yılda 8 milyon turistin geldiği belirtilmektedir. Japonya'da 1500 adet kaplıcada 100 milyon geceleme kapasiteli termal turizm yapılmaktadır. Beppu'da 1000 litre/saniye jeotermal su termal turizm amaçlı kullanılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Arkansas eyaletinde ise 55 bin kişinin yararlanacağı termal tesislerin yapılmış olduğu, Hawai'de turizmi 12 aya yaymak için termal sulardan yararlanılarak yeni kurulan tesisler ile termal turizm ağırlıklı uygulamalara başladığı bilinmektedir. 

Termal Turizm Nedir? 
Mineralize termal sular ile çamurların, kaynağın yöresindeki çevre ve iklim faktörleri bileşiminde, insan sağlığına olumlu katkı sağlamak üzere, uzman hekim denetim ve programında; fizik tedavi, rehabilitasyon, egzersiz, psikoterapi, diyet gibi destek tedavilerle koordineli kür uygulamaları için yapılan turizm hareketidir. Sıcak kaplıca suyu anlamına gelen termaller, sunduğu tedavi ve eğlence imkanları sayesinde büyük bir turizm potansiyeli yaratıyor. Yapılan arkeolojik kazılarda çıkan sonuçlara göre insanlar, yaklaşık 10 bin yıldır termal kaynaklardan tedavi amaçlı olarak yararlanıyor. Çünkü bu sihirli sular insanlara güzellik, sağlık, stressiz bir hayat, bedenen ve zihnen rahatlama vaat ediyor. 
 
Tedavide uygulama belli dozda, seri halde, düzenli aralıklarla, belli sürelerle tekrarlanır.
 

Termal Turizmin Sağladığı İmkanlar

• 12 ay turizm yapma imkanı,

• Tesislerde yüksek doluluk oranına ulaşılması,

• Yüksek istihdam oluşturulması,

• Diğer alternatif turizm türleri ile kolay entegrasyon oluşturarak bölgesel dengeli turizm gelişmesinin sağlanması,

• Kür merkezi (tedavi) entegrasyonuna sahip tesislerin maliyetini çabuk geri ödeyen karlı ve rekabet gücüne sahip yatırımlar olmasıdır. 

Uygulanan Yöntemler


Kaplıca kür uygulaması bir uyarı ve uyum tedavisi olduğundan belirli bir zaman aralığında ve doktor gözetiminde gerçekleştirilmektedir. 

Kaplıca Banyosu  
Banyolar soğuk (hipotermal; 34ºC'nin altında), ılık (izotermal; 34-35ºC sıcaklıkta), sıcak (termal; 36-40ºC sıcaklıklarda) ve aşırı sıcaklık (hipertermal; 40-42ºC sıcaklıkta) olarak sınıflandırılmaktadır. Banyo süresi genellikle 20 dakikadır. Banyo uygulamaları tam, yarım ve oturma banyoları şeklinde yapılmaktadır. Banyolar genellikle 2-4 hafta süreyle, ya her gün (haftada bir gün banyosuz geçer) ya da gün aşırı bir kez yapılmaktadır. Banyo alma sıklığı kaplıca doktoru tarafından ayarlanmaktadır. Bir kaplıca küründeki banyo sayısı 15-20 arasındadır.  
 
Çamur (Peloid) Uygulamaları 
Paket tarzında uygulama en sık kullanılan Peloidterapi yöntemidir. Çamur banyosu uygulamalarında mineralli bataklar, deniz ve delta balçıkları ve termomineral suyla karıştırılmış şifalı topraklar kullanılmaktadır. Paketler vücudun belli bölgelerine uygulanmaktadır. Sıcaklıkları 50 ºC'ye kadar olabilen çamurların uygulama süresi genellikle 30-40 dakikadır. Uygulama sıklığı da iki veya üç günde bir olup bir kürde ortalama 15-18 uygulama yapılmaktadır. 
 
Uygulamalardan sonra ılık bir duş ile vücut çamurdan temizlenmektedir. Çamurun temizlenmesinden sonra hasta kurulanır ve 30-60 dakika süreyle dinlenir. Bu tedavi yöntemi doktor yönlendirmesi ve gözetiminde romatizmal hastalıklar, post-travmatik, postoperatif, ortopedik lezyonlar, jinekolojik rahatsızlıklar ve bazı sindirim ve ürogenital kronik hastalıklarında uygulanmaktadır. 
 
Gaz Banyosu 
Gaz banyosu, genellikle karbondioksitle yapılmaktadır. Karbondioksitli sular ile yapılan banyo yöntemi olan karbondioksitli sıvı banyo uygulamalarında, suyun sıcaklığı 33-35 ºC arasında tutulmakta olup, banyo süresi 15-20 dakikadır. Banyo sayısı genellikle 3 ila 5 hafta süreyle 15-20 arasındadır. Karbondioksit banyolarında sıklıkla önerilen iki gün üst üste banyo yapılıp, üçüncü gün ara verilmesidir. Bu tür tedavi yöntemi kardiyovasküler sistem hastalıklarında uygulanmaktadır. 
 
Ayrıca, özel kabinde yalnız gaz verilerek yapılan tedavi şekli de vardır. Bu tür uygulamalara da "kuru karbondioksit banyosu" adı verilmektedir. Hasta bu tür tedavi şeklinde özel kabinde karbondioksit buharı içinde oturtulur ve kabindeki gaz ortamının üst düzeyi kişinin koltuk altı seviyesini aşmaz. Gaz ortamının sıcaklığı genellikle 20 ºC'de tutulmakta olup banyo süresi 20-30 dakika arasındadır. Bu banyo yönteminin avantajı su banyosundaki hidrostatik basıncın etkisinin ortadan kaldırılmasıdır. Bu tür banyolar daha sonra karbondioksitli su banyolarına geçiş için başlangıç tedavisi olarak da kullanılmaktadır. 
 
İçme Kürleri 
Balneoterapide termomineral sularla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan yöntem, "doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu bölünmüş dozlarda ve belirli miktarda içilmesi ile yapılan "içme kürleri"dir. İçme kürlerinde kullanılacak su, içme yerine ve hijyenik koşullara dikkat edilerek doğrudan kaynaktan ve bekletilmeden ulaştırılmaktadır. Burada kullanılan mineralli su, kimyasal birleşimine bağlı olarak sindirim sistemi organlarını ve fonksiyonlarını doğrudan, böbrekler ve idrar yollarını ise dolaylı olarak etkilemektedir. Kür tarzında belirli sürede ve miktarlarda mineralli suların içilmesi, organizma üzerinde genel olarak olumlu bir etki yaratmaktadır. İçme küründe günlük içilecek su miktarı genel olarak genel olarak bazı aktif mineral içerenler dışında (örneğin demirli sular) vücut ağırlığının her kilogram başına yaklaşık 10 ml, diüretik etkili olanlarda 20 ml'dir. Bir miktar su günlük olarak yarım saatten az olmayan aralıklarla alınır. İçmenin yemeklerle olan ilişkisi doktor tarafından belirlenmektedir. İçme küründe kullanılan suyun sıcaklığı genellikle 25 ºC olup kür süresi ortalama üç haftadır. 
 
Solunum Yolu ile Kür (İnhalasyon) 
Solunum yolu ile kürler, minerali suyun gerekli teknik gereçlerle endikasyonuna uygun çapta partiküllere bölünüp ortama salınarak solunum yolu ile alınmasıyla yapılmaktadır. Solunum yolu ile kür 28-31 ºC'lik sıcaklıklarda, 5-15 dakikalık sürelerde yapılmaktadır. Bu uygulama sırasında sıcaklık yavaş yavaş 28 ºC'ye kadar düşürülmektedir. Bu tür tedavilerde genellikle bireysel inhalatörler ve inhalasyon oda ve odaları kullanılmaktadır. Bazı kaplıcalarda ise, grup inhalasyonları için inhalatoryum denilen toplu inhalasyon mekanları vardır. Burada sıcaklık 22-25 ºC arasında tutulmaktadır. 
 
Bütün bu sistemlerde mineralli suyun bakteriyolojik kirlenmesini önleyici tedbirler alınmaktadır. Cihazların her bir hastanın kullanımından sonra dezenfeksiyonu için gerekli düzenleme yapılmaktadır.
 

Tedavisine Çalışılan Rahatsızlıklar 
 
Solunum Sistemi Hastalıkları 
Astma bronşiyal, Aronik bronşit, Alerjik üst solunum yolu hastalıkları, Pnömokonyoz'dur. Bu tür hastalıklarda daha çok klima terapi uygulanmaktadır. 
 
Cilt Hastalıkları  
Egzema, Akne, Psöriasis, Nörodermit, Kronik Rezidüel Ürtiker'dir.  
 
Kas-İskelet Sistemi Hastalıkları 
Dejeneratif eklem hastalıkları(Kireçlenmeler), yumuşak doku romatizmaları, bazı inflamatuar romatizmal hastalıklar (örneğin; Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit), Ortopedik girişimler sonrası oluşan travmalar… Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürleri uygulanmaktadır. 
 
Kalp-Dolaşım Sistemi Hastalıkları 
Kompanse kalp yetmezliği, Fonksiyonel dolaşım bozukluğu, Esansiyel hipertansiyon, Varisler, Periferik arter hastalıkları, Esansiyel hipontansiyon (özellikle Ortostatik)'dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo ve iklim kürleri uygulanmaktadır. 
 
Mide-Bağırsak-Metabolizma Hastalıkları 
Mide hastalıkları, Şeker hastalığı, Obesite, Gut, Karaciğer-Safra kesesi fonksiyonel yetmezlikleridir. Bu tür hastalıklarda içme kürleri ve şifalı çamur ağırlıklı olarak uygulanmaktadır. 
 
Böbrek ve İdrar Yoları Hastalıkları 
Kronik piyelonefrit, Kronik sistit, Kronik prostatit, Böbrek taşları, Fonksiyonel yetmezlikleridir. Bu tür hastalıklarda içme kürü, şifalı çamur ve banyo kürü ağırlıklı olarak uygulanmaktadır. 
 
Kadın-Doğum Hastalıkları 
Genital organların müzmin hastalıkları, Vejetatif over yetmezliği, Fonksiyonel sterilite (kısırlık), Ameliyatlar sonrası Adhezyon profilaksisi, Dismenore (ağrılı ve zor adet görme), Fluor (genital akıntı). Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürü uygulanmaktadır. 
 
Nörolojik Hastalıklar 
Merkezi ve periferik kronik inflamatuar hastalıklar, Omurga hastalıkları, Travmatik lezyonlar, Spastik paraliziler, Nöro ve Myopatiler, Vasküler nörolojik hastalıklar, inme rehabilitasyonu, Nöro-vejetatif distoni'dir. 

 

Güncelleme Tarihi: 09 Ağustos 2009, 21:57
YORUM EKLE
YORUMLAR
volkan şimşirkaya
volkan şimşirkaya - 9 yıl Önce

termal enerji en verimli ve en sağlıklı enerji kaynağı olarak dikkat çekmektedir. Hükümetimizin vermiş olduğu teşvikler ise bu konunun önemine dikkat çekmekte. bu noktada ülke olarak bu tarz yenilikler ve kaynakları kullanma açısından verilen kaynak ve destekleri araştıran ve başvuru yapabilecek seviyelere gelmeliyiz.
www.kaizenisitma.com

banner33

banner37