Terörle mücadelede AB'den uyarı

İkincisinin bugün yapılması beklenen terörle mücadele zirvesi öncesi AB'den tuzağa düşmeyin uyarısı geldi.

Terörle mücadelede AB'den uyarı

 

Türkiye, yerel seçimler öncesi tırmanan terör konusunda kritik karar eşiğinde. Geçtiğimiz perşembe başlayan terör zirvesinin devamı bugün yapılacak.

Toplantı öncesi Avrupa'dan art arda uyarı geliyor. AB Komiseri Olli Rehn'in "Terörle mücadelede temel hak ve özgürlüklere zarar verilmemeli." açıklamasının ardından Avrupa Parlamentosu'ndan da benzer mesajlar verildi. Zaman'a konuşan AP'nin Hıristiyan Demokrat üyesi Ari Vatanen, özgürlükler kısıtlanarak terörle mücadele edileceği görüşünü tuzak olarak niteledi: "Demokrasiye doğru yol alan Türkiye, PKK'nın tuzağına asla düşmemeli." Türkiye-AB Komisyonu Başkanı Lagendijk da aynı fikirde: "Aktütün'ün saldırıya uğramasıyla terörle mücadele kanunlarının ne ilgisi var?" Liberal Grup Başkanı Watson ise "Hürriyetlerin kısıtlanması ile etkili terörle mücadele arasında hiçbir bağlantı yok." dedi. Devamı 15'te

Türkiye'ye verdikleri destekle bilinen AP üyeleri, kritik terörle mücadele zirvesi öncesi, 'terörle mücadele için özgürlükleri kısıtlayan yeni düzenlemeler yapılacağı ve OHAL benzeri tedbirlerin gündeme geleceği' yönündeki endişeler konusunda şu açıklamalarda bulundu:

AP Liberal Grup Başkanı Graham Watson:İnsan haklarına, hukukun üstünlüğüne riayet ederek, bu prensiplerden taviz vermeden terörle mücadele etmek pekala mümkün. AB'nin terörle mücadeleye yaklaşımı son derece net. O da şu: Bu mücadele sırasında temel insan hakları anlaşmalarına ve demokratik işleyişe hiçbir halel getirilmemeli. Benim bu konuda Türkiye'ye söyleyebileceğim de AB'nin yolunu takip etmesi, terörle mücadele edeyim derken, demokrasiden, insan haklarından taviz vermemesi. Hürriyetlerin kısıtlanması ile etkili terörle mücadele arasında hiçbir bağlantı görmediğimi de söylemem gerekiyor. Eğer Türkiye hürriyetleri kısıtlama yoluna giderse bunun AB'de olumlu algılanacağını düşünmek mümkün değil; zira AB Türkiye'ye her zaman demokrasisini güçlendirme, hürriyetlerin sınırlarını genişletme çağrısı yapıyor.

AP'nin Hıristiyan Demokrat üyesi Ari Vatanen: Özgürlüklerin kısıtlanarak terörle mücadele edileceği kanaatine kökten karşıyım. Bu çok klasik bir vaka. Yavaş da olsa olgun bir demokrasiye doğru yol alan büyük Türkiye, böyle bir tuzağa asla düşmemeli. Bu ölümcül bir hata olacaktır. Türkiye, terörle mücadele etmede sonuna kadar gitmelidir. Ordu da tabii olarak daha fazla yetki isteyecektir. Ancak ordunun demokratik ilkelerden taviz vererek terörle mücadele talebine olumlu bakan bir hükümet tam da teröristlerin istediğini yapmış olacaktır. Terörü eriten, yok eden demokrasi ışığıdır. Türk hükümeti PKK'nın tuzağına düşmemeli, provokosyana gelmemelidir. 17 asker öldürüldüğünde tabii ki acılar büyük olacaktır; ancak Türk devleti eğer terörü azdırmak istiyorsa o zaman hürriyetlerden taviz vermelidir. Bu zaten terörün arzu ettiğidir. Demokratik toplumun şiarı teröristlere şiddetle değil, demokrasi ile cevap vermesidir. Türk hükümeti, "terörle mücadelede hürriyetler bize fazla geliyor" diyenlere karşı müteyakkız olmalıdır.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk: Hürriyetlerin kısıtlanması ile terörle daha iyi mücadele arasında rasyonel hiçbir ilişki göremiyorum. Aktütün Karakolu'nun neden mesela 4-5 defa saldırıya uğramasını anlayamıyorum, bunun terör kanunları ile ne ilgisi var? İkisi arasında irtibat kurmak durumdan vazife çıkararak anti-terör kanununu tekrar tartışmaya açmak. Türkiye'deki zaten yeteri kadar sert bir kanun. Beni hiç kimse AB reformlarının terörü azdırdığına ikna edemez. Hükümet kesinlikle bu tür baskılara direnmelidir. Benim Aktütün'den çıkardığım şu: Asker kendini savunmak için hazırlıklı değildi. Bu konuda AB ve hürriyetlerin itham edilmesini anlamak mümkün değil. Terörle mücadele kanunlarını sertleştirerek terörle çok daha etkin mücadele eden ülke de bilmiyorum. Türkiye'nin hürriyetler konusunda geri adım atması durumunda bu Avrupa'da Türkiye'ye geriye, eski haline dönüyor havası doğuracaktır. Yani 2004 öncesine. Bu durumda muhtemelen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne olan müracaatlar patlayacaktır. İkincisi ve daha vahimi 2004'te kaldırılan Avrupa Konseyi'nin izleme süreci Türkiye için tekrar gündeme gelebilecektir.

AP Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Hannes Swoboda: Hürriyetler kısıtlanarak terörle mücadele edilebileceği görüşüne katılmam mümkün değil. Türkiye'de zaten yeteri kadar terörle mücadele kanunu var ve bazıları şimdi bile eleştiriliyor. Türkiye'nin terör mücadelesini tabii ki destekliyoruz ve Türk hükümeti teröre karşı müteyakkız olmalı, her türlü tedbiri almalı. Ancak AB standartları dikkate alınmalı. Bazı kısıtlamaların teröristlerce kullanılabileceği, istismar edilebileceği akıllardan çıkartılmamalı. Daha iyi eğitilmiş polis gücü ve özel güvenlik birimleri terörle mücadelede daha etkili olabilir. Belki bu tür tedbirler düşünülmeli. Eğer Türkiye terörle mücadele edeyim derken demokrasiyi daraltma yoluna giderse AB bunu ciddi bir geri adım olarak telakki edecektir.

AP'nin Sivil Haklar Komitesi Üyesi Emine Bozkurt: Türkiye'nin terörle mücadelesi çok mühim. Tamamıyla destekliyoruz. Ancak terörle mücadele demokrasi pahasına olmamalı. Demokrasinin kısıtlandığı bir terörle mücadele metodu aslında teröristlere ek kaynaklar temin ediyor. Türkiye için en kötü reçete, terörle mücadele ederken demokrasiden, hürriyetlerden taviz vermek olacaktır.

 

 

Kaynak: Zaman

Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2008, 08:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER