banner15

Tsunami'den Bir Yıl Sonra AÇE

26 Aralık 2005'te meydana gelen tsunami felâketinin ardından Açe bölgesinde değişen ne? İkiyüzelli milyona yaklaşan nüfusuyla İslam dünyasının en kalabalık ülkesi olan Endonezya'nın Açe bölgesini vuran deprem ve tsunaminin ardından bölgeye akın eden

Tsunami'den Bir Yıl Sonra AÇE

Endonezya merkezi hükümetinin 26 Aralık 2004 tarihinde Açe bölgesinde yaşanan ‘felâketten’ haberdar olmakta gecikmesinde yakın geçmişte otuz yılı bulan “Açe Özgürlük Hareketi” (GAM) ve Jakarta Yönetimi arasındaki anlaşmazlıklar / çatışmalardan kaynaklanan dışlanmışlığın etkisinin olduğunu söylemek mümkün. Daha önce 2001 ve 2003’de olmak üzere iki kez anlaşma konusunda karar alan ancak sonunu getiremeyen taraflar bu kez yaşanan tsunami felaketinden sonra Açe halkının acısına acı katmamak adına Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de bir araya gelerek 15 Ağustos 2005’te barış anlaşmasına vardılar.

Daha önce Açe bölgesine yabancıların herhangi bir şekilde girmesine izin verilmezken, bu sefer anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte, Açe bölgesi STK’lar adı altında yabancıların akınına maruz kalıyor. Her gün Banda Açe’deki “İskandar Muda Havaalanı”na inip kalkan uçaklar yabancılarla dolu. Daha önce böylesi küresel bir açılıma tanık olmamış Açelilerin yüzünde bunun şaşkınlığını okumak mümkün. Öyle ki, havalimanındaki yetkililer bile, bu kadar yabancının Açe’de ne yaptıklarını merak ettiklerini dile getiriyorlar.

 

Daha önce Endonezya’nın çeşitli bölgelerinde faaliyetlerine başlayan “Save the Children”, “Care”, “ACT”, “Concern” gibi uluslararası yardım kuruluşları ekiplerini Açe bölgesine yönlendirdiler. Ayrıca küçüklü büyüklü pek çok STK bölgeye gelerek kendi çalışma alanlarında faaliyetlerde bulunmaya başladılar. Söz konusu STK’lar arasında barınma, gıda, sağlık vb. yardımlarda bulunanların dışında, Açe bölgesinin tarihi ve kültürel dokusuna yönelik bir ‘değiştirme/dönüştürme’ projesinin yürütüldüğüne dair bulgular da yer alıyor. Çeşitli STK’ların faaliyetleriyle ilgili yayınladıkları belgelerde Hıristiyanlık temelinden hareketle faaliyetlerde bulundukları, özellikle de kadınlara ve çocuklara yönelik olarak psikososyal yardım adı altında Açe’nin İslami dokusuyla örtüşmeyen sosyo-kültürel değişim programları yürüttükleri biliniyor. Toplumsal değişim, yoğun olarak savaş ve doğal afetler sonrasında gündeme gelmektedir. Halkın sahip olduğu sosyo-kültürel değerlerinin de bir anlamda ‘travmaya’ maruz kaldığı bu dönemlerde halkı bir arada tutacak değerleri hatırlatacak öncülerin olmadığı bir ortamda şaşkınlık, panik ve mağduriyetlerle halk son derece kolay araçlarla ‘yörüngesinden çıkartılabilmektedir’.

 

STK’ların Uzun Erimli Projeleri

           

Dünya’da soğuk savaş sonrası dönemin ardından hızla artış gösteren STK’lar, salt insani yardım merkezli yapılar olmakla kalmamakta, aynı zamanda, ülkelerin birer öncü gücü olarak hareket etmektedirler. Açe bölgesinin ve Açelilerin tarihte oynadığı siyasal ve sosyal önemin yirminci yüzyılda önünün kesilmeye çalışılmış olması, bölgenin uluslararası camianın gündeminden çıkmış olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle Endonezya gibi çok geniş bir coğrafyaya yayılmış, on yedi bin adadan oluşan devasa bir ülkenin zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarının varlığı gün geçtikçe çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmakta ve uluslararası güçlerin iştahının bir kez daha kabarmasına neden olmaktadır. Daha önce Doğu Timor’un bağımsızlığını elde etme sürecinin bu sefer Nias ve Simileu Adaları’nda yaşandığına dikkat çekiliyor. Açe, özellikle uranyum, petrol ve doğal gaz yataklarının bulunması dolayısıyla  uluslararası tekelci şirketlerin odağı haline gelmektedir. Bu anlamda Exxon Mobil’in Lhoksemawe’deki işletmeleri bunun bir kanıtı niteliğindedir. 

 

Açe’nin sahip olduğu bütün bu ekonomik değerlerin üzerine çullanma hesapları içerisindeki güçler aracı olarak STK’ları kullanmaktadırlar. Yabancı STK’ların bölgedeki yardım faaliyetlerine ve hacmine bakıldığında büyük paralar gündeme geirdikleri, ancak yatırım olmadığı dikkat çekmektedir. Halkın temel ihtiyaçlarından ziyade, beş yıl, on yıl gibi uzun vadeye yayılmış farklı çalışmalarla bölgedeki varlıklarını korumak istiyorlar. STK’lar eliyle halk arasında araştırmalar yaptırılmakta, stratejik yollar belirlenmekte, yol inşaatları plânlanmaktadır. Örneğin, Lhogna ve Meulaboh arasında karayolunun inşasını USAID üstlenmiş durumdadır. Bu işin ardındaki gerçek ismin ise, meşhur spekülatör George Soros olduğu ifade ediliyor.            

 

Tsunami felâketinin birinci yılına yaklaşıldığı şu günlerde İslam dünyası Açe ile ilgili alınacak önemli kararlarda ve icraatlarda birinci elden söz sahibi olmakta gecikmemelidir. İslam Örgütü Konferansı gib uluslararası arenada söz sahibi olan İslam örgütleri Açe’yi ilk gündem maddeleri arasına almalıdır. Özellikle Türkiye gibi, Açe ile olan tarihi bağları yüzyıllar öncesine dayanan bir ülkenin bu topraklara ilgisini İslam kardeşliği çerçevesinde sürdürmelidir. Bu bağlamda, Türk STK’lar ve Türk devletinin çeşitli kurumları Açe’nin yeniden yapılandırılmasında aktif rollerini medeniyet inşası ile örtüştürerek yarınlara taşımalıdır.

 

Tsunami’den Bir Yıl Sonra AÇE

           

26 Aralık 2005 tarihinde meydana gelen tsunami felaketinin ardından Açe bölgesinde değişen ne? 16 Nisan 2005 tarihinde Endonezya devlet başkanı Susilo Bambai’nin aldığı kararla, Bande Açe ve Nias Adası’ndan sorumlu “Rehabilitasyon ve Yeniden İnşa Kurumu” (BRR) Yasa Hükmünde Kararname ile faaliyetlerine başladı. Uluslararası camiadan gelen yardımların BRR vasıtasıyla bölgede kullanılması planlanıyor. Ancak geçen süre zarfında ne bölgedeki halk, ne de uluslararası camia gelişmelerden hoşnut değil. İnşa faaliyetlerinin yavaş işlemesi üzerine BM ve ulusal basın sürekli uyarılarda bulunuyor.

 

Yabancı STK’lar ise halkın en temel ihtiyacı konumundaki konut inşasından ziyade okul ve sağlık hizmetlerine verdikri ağırlık ile özellikle kadın ve eğitim çağındaki çocuklarda yapısal değişimlere yol açmaktadırlar. Simuleu Adası’nda, Açe dilinde yazılmış incillerin, üzerinde haç işaretlerinin bulunduğu bir takım eşyaların, kadınlar için kısa giysilerin dağıtımı kimi STK’ların ne tür bir etkinlik içerisinde olduklarına dair ipuçları vermektedir.

 

Açe’nin Türkiye İçin Anlamı

           

16. yüzyıl başlayan Osmanlı – Açe Sultanlığı ilişkisi zaman içerisinde Osmanlı’nın güç kaybıyla etkisini yitirmiştir. Yirminci yüzyılın kendine özgü şartları içerisinde ise Açe halkı ile Türkiye arasında kayda değer bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. 26 Aralık 2004’te yaşanan deprem ve tsunaminin ardından Türk STK’ların ve devletinin bölgeye yönelik acil yardım programları resmi ve halk kesimlerinde önemli bir yankı bulmuştur. Türklerin ve İslam’ın Açe’deki güçlü varlığı Türklerin bölgede daha nitelikli icraatlarda bulunmalarını gerekli kılmaktadır. Açe halkının ve yetkililerinin talepleri de bu yöndedir. Banda Açe’deki beş Türk köyünün varlığının yanı sıra, bazı ailelerin ellerindeki silsileler Türk varlığınının önemli kanıtı konumundadır. Söz konusu Türk köylerinin tsunamiden büyük ölçüde zarar görmesi nedeniyle köylerdeki kültürel ve tarihsel varlıklar tanınmayacak hale gelmiştir. Özellikle cami, mezarlık gibi manevi yapılar tamamiyle yıkıma uğramıştır.  

           

Türk devletinin ve STK’larının öncelikle Türk köylerine yönelik alt yapı çalışmaları sadece bölgede yaşayanlar için değil, Banda Açe için bir model niteliği taşıyacaktır. Söz konusu köy sakinleri kendilerine öncelikler Müslümanların, Türklerin yardım etmesini bekliyorlar. Ancak çaresiz kaldıklarında, yabancı STK’ların yardımlarını geri çeviremiyorlar. En azından, cami, mezarlık gibi manevi mekanlarn inşa ve restorasyonunun Müslümanlar eliyle gerçekleştirilmesini talep ediyorlar ve bu konuda oldukça ısrarlılar. Bu mekanları yabancılara yaptıramayacaklarını belirtiyorlar. Yabancıların da bu konuda pek istekli oldukları söylenemez. Öyle ki, İslam ismini taşıyan “Islamic Relief” isimli STK bile cami, musalla gibi yapılar inşa etmemektedir.

 

-------------------------------

 

AÇE: Tarih ve Coğrafya

 

Başkent: Banda Açe

Toplam Alan: 55.392 km2

Nüfus: 1.734.722 (toplam)

Erkek 875.873, Kadın 858.849 (2000 yılı nüfus sayımına göre)

Nüfus yoğunluğu: kilometre başına 76 kişi

Nüfus artış oranı: 1.46 (1990-2000)

Bebek ölüm oranı: 40/1000 (binde kırk)

Erkek yaşam ömrü: 65.02

Kadın yaşam ömrü: 68.95

 

Endonezya’da kendine özgü yapısıyla dikkat çeken Açe’nin tam ismi Nannggroe Aceh Darussalam’dır. Endonezya’daki 27 eyaletten biri olan Açe’ye, 1959 yılında yayımlanan I/MISSI/1959 No’lu Başbakanlık bildirisi ile  bölgedeki din, gelenek ve eğitim konusundaki koşullarından ötürü özel statü verilmiştir. Açe Bölgesinin başkenti olarak bilinen Banda Aceh 1962 yılına kadar halk arasında Kutaraja olarak biliniyordu.

 

Açe toprakları, tarihte oynamış olduğu olağanüstü rolden yani, İslam’ın Endonezya’da ilk tanındığı yer olması ve Endonezya takım adalarında İslam’ın yayılmasındaki rolünden ötürü Endonezya’daki diğer halklar arasında “Mekke’ye giriş kapısı” (Serambi Mekah) olarak bilinmektedir. Ayrıca, bu bölge “İskandar Muda Ülkesi” ve “Rencong Yurdu” olarak da bilinmektedir.

 

Açe Kelimesinin Kökeni

 

Geçmişte Acheh, Atjeh ve Achin gibi farklı şekillerde yazılan Açe (Aceh) kelimesinin kökeni konusunda herhangi bir bilgi mevcut olmamasına rağmen, sözlü gelenek içerisinde ACEH bir akronim olarak algılanır ve şu şekilde açıklaması yapılır: ‘A’ Arapları, ‘C’ Çinlileri, ‘E’ Avrupalıları, ‘H’ ise Hintlileri temsil eder. Bir başka yazılışa göre ATJEH (Arap, Türk, Japon, Avrupalı, Hintli) şeklinde de ifade edilmektedir. “History of Melayu” isimli eserde Açe kelimesi, o dönemde Açe’de var olan sekiz krallıktan biri olan ‘Lam Muri” için kullanılmıştır.

1292 yılında Peureulak’a uğramış olan Venedikli seyyah Marco Polo Açe’nin “Lambri” olarak adlandırıldığını söyler. Portekizliler buraya “Akhir” derken, Hollandalılar “Akhin”, İngilizler ise “Achin” diye adlandırmışlardır.

 

Coğrafya

 

Açe bölgesinin en büyük kenti ve aynı zamanda başkenti olan Banda Açe’dir. Banda Açe, Sumatra Adası’nın kuzey ucunda bulunmaktadır. Bölgenin diğer önemli şehirleri Sabang, Lhokseumawe ve Langsa’dır.

 

Nüfus

 

2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre Açe’de 4.200.000 kişi yaşıyordu. Bu sayı, Endonezya’nın toplam nüfusunun yaklaşık % 2’sine denk gelmektedir. 2004 yılında yaşanan deprem ve tsunaminin ardından hayatlarını kaybedenler ve bölgeyi terk edenler nedeniyle nüfusta azalma olduğu dikkat çekiyor.

Bölgenin etnik ve kültürel dokusu bir kaç farklı gruptan oluşmaktadır.

En önemli gruplar Açelilerdir. Açeliler kıyı bölgelerinde yoğunluk arz etmektedir. Gayo (Açe Tengah’ta ve Açe Timur’un bir bölümünde, Benar Meriah’ta ve Gayo Lues’te), Alas (Açe Teggara’da), Tamiang (Açe Tamiang’da), Aneuk Jamee (Açe Selatan ve Açe Baray Daya’da)Kluet (Açe Selatan ve Simileu’da). Gayo ve Alas güneydeki dağlık bölümde yaşam süren yerlilerden oluşmaktadır.

Açe bölgesi, aynı zamanda, tarihin çeşitli dönemlerinde bölgeye gelip yerleşmiş olan Arap yarımadasından gelenlere de ev sahipliği yapmaktadır. Açe Jaya’da ise çok küçük bir grupta olsa, Avrupa kökenli olanlara rastlamak mümkündür. Lamno’daki bu gruba mensup olanlar sarışın, mavi gözlü, beyaz tenli bir topluluktur. Bu grubun on altıncı yüzyılda bölgeye gelen Portekiz askerlerinin torunları olduğu ifade edilmektedir. Bu grup zamanla İslam’ı benimsemiştir.

 

Dil

 

Açe halkı iki dilli halk olarak bilinmektedir. Endonezya devletinin resmi dili olan Endonezyacanın yanı sıra, Açe eyaletinin yerel dili olan Açece de halk arasında konuşulmaktadır. Açece, dil yapısı olarak Austronesian dil ailesine mensuptur.

Eyalette konuşulan yerel diller arasında şunlar bulunmaktadır: Açece (büyük çoğunlukca konuşulmaktadır), Aneuk Jamee dili (Güney Açe bölgesinde), Gayo dili (Orta, Güneydoğu ve Doğu Açe’de), Alas dili (Güneydoğu Açe’de), Tamiang dili (Doğu Açe’de), Simeuleu ili (Simeuleu adasında) ve Klut dili (Güney Açe’deki Klut etnik grubunda).

Açe dili kendi içerisinde bir takım diyaleklere ayrılmaktadır. Açe Besar, Pidie ve Kuzey Açe buna örnek verilebilir. İslam’ın bölgeye girmesiyle birlikte söz konusu diller Arap dilinde yazılır hale gelmiştir. Günümüzde ise latin alfabesi bu işlevi yerine getirmektedir.

 

Halk

 

Açe kelimesinin farklı kültürel dokuyu ortaya koyan bu açılımı, toplumdaki insan tipolojilerinin ve kültürlerinin farklılığına bakıldığında doğru gibi gözükse de, bilim insanları bunun sadece bir sözlü gelenek ürünü olduğunu, bu konuda bilimsel bir kaynağın olmadığı da ifade edilmektedir. Açe tarihinin Hintliler, Çinliler, Araplar ve Avrupalılarla olan yakın ilişkileri sadece kültüre değil, halkın fiziksel görünümüne de yansımıştır. Avrupa tipine özellikle Batı Açe’de, Lamno’da, Hintli tipine kıyı boyunca, Çinli tipine ise kuzey bölümünde rastlamak mümkündür.

Açe halkının farklı milletlerin bir karışımı olması Açe topraklarının yüzyıllar boyunca çeşitli kültürlere mensup toplulukların ticari, siyasal ilişkilerine dayanır.

Açe dili, bölgenin ‘lingua franca’sı olmuştur. Ayrıca, Aneu Jame, Alas, Tamiang, Siumeule ve Klut gibi bazı yerel diller de konuşulmaktadır. Açe Arapça yazı sistemi olan ve ‘Melayu Arabic’ olarak bilinen bir yazı tarzı kullanmaktadır.

Açe gelenekleri arasında ilk dikkat çeken unsurlardan biri erkekler tarafından belde taşınan ve Tanah Rencong adı erilen, sivri uçlu bir tür kamadır.

Hollandalılar Malaka Boğazı’na giriş niteliğinde bir coğrafi konuma sahip olan Açe Eyaletine konuşlanmışlar ve önemli bir deniz ve ticaret kolonisi kurmuşlardır. Böylece Malaka Boğazı boyunca ortaya çıkan ticareti ve ticaret merkezlerini kontrolleri altında tutabilmişlerdir.

 

Açe Halkının Kültürel ve Geleneksel Özellikleri

Açe’nin zengin kültürel yapısının oluşmasında özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda farklı milletlerle kurulan ahenkli ilişkiler önemli bir rol oynamaktadır.

16. yüzyılda Açe’deki bütün krallıklar, Mughayatsyah’ın (1520-1530) yönetimindeki Açe Darusselam Krallığı altında bir araya gelmiş ve geleneksel yasalar dinle bir bütünlük arz etmiştir. Bu dönemden itibaren Açe toplum yaşamında “gelenekle yasaların bir bütün haline gelmesi” birbirinden ayrılmaz bir özellik halini almıştır. 

Açe kültür yaşamı Hintliler, Araplar, Habshililer ve Javalılar gibi yabancı unsurların karşılıklı ilişkilerinin sonuçları olarak farklılık arz etmiştir. Bütün bu farklı kültürel olguların birleşmesi sonucu yüzyıllar sonunda ortaya “Farklılıkların Bütünlüğü” doğmuştur.

Arap dilinin geçmişte Açe kültür yapısı içerisinde resmi dil olarak kullanılması İslam’a bağlılığın bir ifadesi olarak okunabilir. Bunun bir göstergesi olarak kültürün önemli unsurlarından olan halk hikayeleri ve mezar taşları Arap dilinde kaleme alınmıştır.

 

Geleneksel Seremoniler

 

İslam’a bağlılıkları ile tanınan Açelilerde toplumsal yaşamda bir takım önemli dönüm noktaları v

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48