banner39

Türk ihracatçısı fasondan kurtulmalı

İş Dünyası Gelişim Derneği Başkanı Ömer Gündüz, "Fason üretim değil markalı üretim yapmalıyız" diyor.

Arşiv 15.04.2010, 06:05 15.04.2010, 06:05
Türk ihracatçısı  fasondan kurtulmalı


Röportaj: Fahri Sarrafoğlu

İş Dünyası Gelişim Derneği; 2003 yılında İstanbul'da kurulmuş bir sivil toplum kuruluşudur. İŞGED'in amacı işadamları arasında paylaşma kültürünü Geliştirmek, Türk ve yabancı işadamları arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunmaktır. İŞGED'in hâlihazırda birçok ülke ile ticari bağlantıları olan değişik sektörlerden 200'den fazla üyesi bulunmaktadır. İŞGED Başkanı Ömer Gündüz ile Türkiye ekonomisi üzerine kısa bir söyleşi gerçekleştirdik… 

Sizce Türkiye'nin yeni ihracat hedef ülkeleri ya da kıtaları  neler olmalı, neden? Yıllarca firmalarımız hep AB için üretti adeta onların fasoncusu oldu. Sizce bu doğru mu? Şimdi ne yapmak lazım?

Ülkemiz, İnsan nüfusunun en kalabalık olduğu ve en zengin petrol ve maden kaynaklarının bulunduğu kıtaların orta noktasında olması açısından ticaret yapabileceği hedef ülkeleri tercih etmede çok iyi avantajlara sahiptir. Son küresel ekonomik krizden de en az etkilenen ülkeler başta Afrika ve Asya ülkeleridir dolayısıyla Asya (Türkî Cumhuriyetler) ve Afrika kıtası ile Ortadoğu ülkeleri öncelikli olarak ihracat ve ithalat yönüyle hedef ülkeler olarak öne çıkmaktadır. Bu ülkelere KOBİ’lerimiz gerek kendi markalarıyla gerekse bir araya gelip gerek ortak markalar oluşturarak güç birliği elde edip böylece yoğun rekabetin yaşandığı ülke pazarlarına hızlı bir şekilde yönelmeli şuan için oluşan fırsatları kaçırmamaları gerekir. Doğrusu bu çerçevede konfederasyonumuzun TUSKON’ UN Dünya Dış Ticaret Köprüsü programları müteşebbis işadamlarına büyük fırsat ve imkânlar sunmaktadır. AB’nin fasoncusu meselesine gelince evet haklısınız firmalarımız yıllarca AB ve diğer ülkeler için üretti adeta onların fasoncusu oldu bu tabiki doğru bir olgu değildir. Firmalar ar-ge’lerine, insan kaynaklarına ve markalarına yatırım yapmalıydılar.

İHRACAT İÇİN MEVZUAT ÖNEMLİ

Firmalarımızın daha fazla ihracat için yapmaları gerekenler nelerdir? 
 
Firmalarımızın daha fazla ihracat için öncelikle ihracat mevzuatını ve kurallarını iyi öğrenmeli, hatta ihracat-ithalat departmanlarını bir an evvel oluşturmalı, sonra bölge ve ülke bazında hedeflerini iyi tespit etmeli ve böylece hedef müşterilerini analiz ederek belirlemeli, daha sonra da diyaloğa geçerek firmasını tanıtarak satışını gerçekleştirmeli ve en önemlisi de satış sonrası hizmetlere çok önem vermelidir. Bu bağlamda yurtdışı gezilerine çok önem vermek gereklidir. Küreselleşen dünyada müteşebbis bir Türk işadamının her ülkeye gidip ürününü satma imkanı vardır. İhracat yapmak isteyen firmaların; yoğun ikili iş görüşme fırsatlarını değerlendirmeleri, yurt dışında daha çok yaşamayı hedeflemeleri, kaliteli ürünlerle ve rekabetçi (bilhassa Avrupa ya göre) fiyatlarla hareket etmeleri gerekmektedir.

2010 İHRACAT YILI OLMALI

Sizce 2010 ihracat yılı  diyebilir miyiz? Daha çok ihracat daha çok istihdam bunun için önerileriniz nelerdir?    

Evet diyebiliriz, zaten ekonomik göstergelerde bu açıkça görünmektedir. Başta Afrika ülkeleri olmak üzere bakir pazarlara special ürünlerle girilmesi halinde pazarda pay alma şansımız daha da artacaktır, böylece iç piyasada istihdam imkanı yükselecektir. İşadamlarına önerimiz iş ve ticaretlerini hatta yatırımlarını istikrarlı ve uzun vadeli düşünerek daha çok ihracat yapabilirler ve istihdamı arttırabilirler.

Hükümetten beklentiler var bunun başında sanırım bürokrasi geliyor sizce İŞ DÜNYASINDAN beklentiler nelerdir? Yani iş dünyası da artık kolay kazanç  dönemini bitirip ya da devlet ihaleleri yerine daha fazla üretim ve pazarlama teknikleri ile kendini aşması gerektiğini düşünüyor musunuz?

-Kesinlikle haklısınız, artık hedeflerimizden iç piyasaya ve devlete mal ve hizmet satmayı  çıkartmamız gerekir. Bunun içinde daha profesyonelce hareket etmemiz gerekmektedir. Bizler yıllardır uyguladığımız  ticaret  tekniklerini yenileyerek bilhassa yenileşme, öğrenme ve gelişme adına yarınlarımız için yatırımlar yapmalı, eski ticaret tekniklerini bırakıp günümüz dünyasındaki gelişmeleri yakından takip ederek sağlam stratejiler geliştirmeliyiz. Bu vesileyle hatırlatmak gerekir ki şuan 56 ülke Türkiye’ye vize uygulamasını kaldırmış bulunmaktadır ve bu sayı görülen o ki daha da artacaktır. Buda işadamları için ticaret yapacakları ülkelerde büyük bir avantaj oluşturmaktadır.

ORTAKLIK KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIKMALIYIZ

Girişimciliği nasıl artırabiliriz, özellikle genç girişimciyi nasıl teşvik etmeliyiz?

Ülkemizdeki genç yetenekleri daha üniversite yıllarında okurken keşfetmeli, onların önlerini ve ufuklarını açacak programlar organize etmeli, destekte bulunmalı, henüz öğrencilik yıllarında öğrendikleri teorikle çok önemli olan pratiği birleştirecek şekilde ön ayak olunmalı, hatta mümkünse yurtdışı tecrübesi kazandırılmalıdır. Bu arada değinmemiz gereken bir hususta iş hayatımızda ortaklık kültürünün çok zayıf olmasıdır. Ortaklık kültürünü geliştirecek sistemlere ve öncülere ihtiyaç bulunmaktadır. Bu konu doğrudan insan unsuruyla ilgili olması yönüyle genç girişimcileri bu konularda bilinçlendirmek çok önemli gözükmektedir. Burada finans kurumlarına da büyük sorumluluklar düşmektedir, risk sermayesi konusuna önem vererek genç girişimcilere farklı ve yeni projeleri için desteklerini arttırmalıdırlar. Devletin ve ilgili kurumlarında karşılıksız fon kaynaklarını genç girişimcilerin ve mucitlerin kullanımına tahsis etmesi ve bu konuda kılavuzluk yaparak doğru yönlendirmesi çok verimli olacaktır.

2010 yılından beklentileriniz nelerdir?

Kanaatimize göre 2010 yılı bilhassa ikinci yarısından itibaren bir kıpırdama dönemi olacaktır. 2011 yılı ve sonrası da bereket yılı olacaktır. Bu bağlamda Türkiye yabancı sermayede 10 milyar dolara varan bir sınırı aşmaya çalışmaktadır. Küresel ekonomideki iyileşmenin seyride doğal olarak yabancı yatırım miktarını etkileyecek bunun yanında Türkiye’nin gelişmiş ülkelere göre daha hızlı büyüyecek ülkeler arasında gösterilmesi yabancı derecelendirme kuruluşlarının kredi notunu artırması olumlu sayılabilecek göstergelerdir. Ayrıca ülke içinde istikrarın bozulmaması hükümetinde istikrarlı ekonomik ve sosyal politikalar takip etmesi çok büyük önem arz etmektedir. 

AİLE ŞİRKETLERİMİZ UZUN ÖMÜRLÜ  OLMALI

Firmalarımızın  özellikle aile şirketlerimizin uzun ömürlü olması için tavsiyeleriniz nelerdir?

Aile şirketleri büyüdüğü esnada yeni şirketler kurulmalı ve görev dağılımı çok iyi yapılmalı. Görev dağılımı iyi olan şirketler her zaman büyümeye devam ederler.Aile şirketleri aylık, üç aylık, altı aylık, yıllık, üç yıllık, beş yıllık ve hata on yıllık plan yapılması gerekir.  Profesyonel insanlarla çalışması gerekir. Şirket sahibi hem patron hem muhasebeci olmamalı. konrol onda fakat her şeyi ben yaparım ben ederim dememeli.

-Uzun vadeli düşünerek, ileride oluşabilecek sorunları bugünden görerek, atacakları  adımların ve oluşturacakları aile anayasalarının değerlendirilmesi lazımdır. Şirketlerin uzun ömürlü ve istikrarlı bir büyümeye sahip olmaları; profesyonellik isteyen İdari ve yönetim kadrolarına aile bireylerini getirme olmazsa olmaz şartından vazgeçmeleri ile doğru orantılı olarak gelişecektir.

Aile bireyleri ne hak etmediği makamlar tesis edilmemeli, bir genç dışarıda ne tur görevde basarili olacaksa sirkettede kendisine buna yakin görevler verilmeli,  ve genclere muhakkak piyasada tecrübe kazandırıldıktan sonra şirkete dahil edilmeli.  Hesaplar son derece seffaf kontrol edilebilir ve herkes tarafindan kabul edilmiş ve algılanmış olmalı,  yetkiler ve sorumluluklar acik ve adil olmalı akrabalikla ticaretin ayri oldugu unutulmamali ev ise is eve taşınmamalı.
 

banner53
Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?