banner15

Türk yazara Nobel ödülü

Haberlerin yine bir çoğunda, Pamuk'un bir İsviçre gazetesine 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni'nin öldürüldüğünü açıklamasına ve bu nedenle ülkesinde sorunlar yaşamasına da işaret ediliyor.

Türk yazara Nobel ödülü

Türk yazara Nobel ödülü

 

Bugün yayımlanan Arap gazetelerinin bir çoğunda Orhan Pamuk'un Nobel edebiyat ödülüne layık görülmesiyle ilgili haberler var. Haberlerin yine bir çoğunda, Pamuk'un bir İsviçre gazetesine 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni'nin öldürüldüğünü açıklamasına ve bu nedenle ülkesinde sorunlar yaşamasına da işaret ediliyor.

 

Eş-Şarku'l-Evsat gazetesi haberi, "Benim Adım Kırmızı'nın sahibi Türkiye'ye ilk nobelini kazandırıyor" başlığıyla veriyor. Haberde, Pamuk'un çağdaş Türk yazarların en ünlülerinden Birinci Dünya Savaşı olduğu ve kitaplarının, Arapça da dahil yaklaşık 30 dile çevrildiği bildiriliyor.

 

Londra'da yayımlanan El-Hayat gazetesi ise haberi "Nobel edebiyat ödülü, "haksızlığa uğramış" Pamuk'a hakkını veriyor" başlığıyla veriyor. Haberde, yazarın Ermeni soykırımı iddiaları ve 30 bin Kürt'ün öldürüldüğü konusundaki görüşlerinin hâlâ aynı olduğu ve Türkiye'nin bunları kabul etmesi gerektiğini söylediği ifade ediliyor.

 

 

10 milyon ümreci Kadir gecesini gözlüyor

 

Suudi Arabistan'da yayımlanan Ukaz gazetesininde bugün yer alan bir haberde, Mekke ve Medine'de bulunan 10 milyona yakın umrecinin Ramazan'ın son on gününe girilmesiyle birlikte mübarek Kadir gecesini gözlemeye başladıkları belirtiliyor.

 

Haberde, 50 binden fazla görevlinin düzeni sağlamak için çalıştığı bildirilirken, en büyük sorunun trafikte yaşandığına dikkat çekiliyor.

 

Bugün yayımlanan Suudi Arabistan gazetelerinin tamamında, Kral Abdullah bin Abdülaziz'in, Ramazan ayının son on gününü Mekke'de geçirmek üzere Cidde'den Mekke'ye geldiği haberi yer alıyor.

 

 

İngiliz içişleri eski bakanı El-Cezire kanalının vurulmasını önermiş

 

Katar Eş-Şark gazetesinde yer alan habere göre, İngiltere eski dışişleri bakanı David Blunkett, Başbakan Tony Blair'i El-Cezire kanalının Bağdat'taki verici cihazını vurmaya teşvik ettiğini itiraf etmiş.

 

Gazete, Daily Mirror gazetesinde dün yayınlanan bir haberde, içişleri eski bakanının bu itirafı, dördüncü kanalda gelecek hafta yayınlanacak "Dispatches" programının çekimleri sırasında yaptığı ve El-Cezire kanalını meşru bir hedef olarak gördüğünü söylediği belirtiliyor.

 

-------------------------------------

İngiliz Basınında Bugün

 

Yazar Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması ve Fransa Parlamentosu'nda Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasa teklifinin kabul edilmesi tüm Avrupa gazetelerinde geniş yer buldu.
 

Gazetelerin yorumlarında iki konunun içiçe geçmesi dikkat çekiyor.

İngiltere'de yayımlanan Guardian, "Muhafazakarların vatan haini, Liberal Türkiye'nin kahramanı" dediği Orhan Pamuk'a verilen ödülün milliyetçi öfkenin kabarmasına yol açabileceğini belirtiyor.

Orhan Pamuk'un çevirmeni Maureen Freely ise aynı gazetedeki yazısında "Nobel siyasi görüşlerine değil yazarlığına verildi" diyor:

"Pamuk'un en büyük başarılarından biri de Batı'nın dışarıdan Türkiye'nin nasıl birşeye benzediğini görmesini sağlamak oldu. Peki şimdi ödüllerin ödülünü kazandıktan sonra siyasi kimliğinden kurtulup yazı masasının başına mı dönecek?

"Hiç şüphe yok ki gerektiğinde Türkiye'nin resmi tarihine meydan okumaya devam edecek. Tıpkı Avrupa'daki aşırı milliyetçiliğe ve İslam düşmanlığına karşı çıktığı gibi. Ama şimdi artık kitapları ön planda olacak. Kimbilir belki, haritada tekrar yerine koyduğu ülkesinde de hakkının teslim edileceği günler de gelecek."

'Ödül hakaret olarak algılanmamalı'

Guardian'ın başyazısında ise Orhan Pamuk'un ödülünü Fransa Parlamentosu'ndaki oylamayla aynı gün aldığı anımsatılıyor. Batı'nın Pamuk'un yargılandığı 301'inci maddenin kaldırılmasını istediğine dikkat çeken gazete şöyle devam ediyor:

"Fransa tamamen aksi yönde ilerlerken Avrupa'nın Türkiye'ye yasalarını değiştirmesi gerektiğini söylemesi ikiyüzlülüktür. Zaman zaman aşırı hassas davranan Türkler, Pamuk'un dünya çapındaki bu başarısından gurur duymalı. Ödülü bir hakaret olarak alıgılamamalı, bunun ne kadar önemli olduğunu düşünüp tarihlerine daha açık kafayla bakabilmeliler."

Avrupa'daki Osmanlı mirası üzerine bir kitabı çıkacak olan yazar Fiachra Gibbons ise Guardian'daki yazısında Pamuk'un ödülü için şöyle diyor:

"Türkiye'de Ermenilerden bahsetme tabusu Orhan Pamuk'un cesareti ve öncülüğüyle kırıldı. Bir milyon Ermeni'nin öldüğünü söylediği için Pamuk'u linç etmeye kalkanlar ne gariptir ki bugün onun Nobel başarısını kutluyor olacaklar."

İngiliz gazetesi Independent, "Ülkesinin geçmişindeki tartışmalı konulardan uzak durmayı reddederek Türkiye'deki muhafazakarları kızdıran Orhan Pamuk, dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazanarak, kendisini onaylamayanları şaşkınlığa uğrattı" diye yazıyor.

Başka bir İngiliz gazetesi Financial Times'ın yazarlarından Quentin Peel'in yorumu ise şöyle:

"Nobel Edebiyat Ödülü'nün Pamuk'a verilmesi hem ifade özgürlüğü için çok güzel bir şey hem de Türkiye için muhteşem bir başarı.

"Ödül, tüm dünyada ifade özgürlüğüne ciddi saldırıların başladığı bir döneme rastlıyor. Moskova'da muhalif gazetecinin öldürüldüğü, Fransa'nın Ermeni soykırımını inkarı suç saymaya çalıştığı, Avrupa'da İslam, Amerika'da da İsrail hakkındaki tartışmalara sınırlamaların getirilmek istendiği bir döneme.

"Nobel ödülü için Orhan Pamuk, yazdıkları açısından iyi bir seçim. Romanları, dünya edebiyatına eşsiz bir Türk katkısıdır. "

'Hem siyasi hem edebi tercih'

Quentin Peel, yazısında daha sonra "Ama bu aynı zamanda siyasi bir tercih" diyor:

"Orhan Pamuk, ülkesinin Kürt ve Ermeniler'in öldürülmesi konusundaki tarihi sorumluluklarını reddetmesini eleştirme cesaretini gösterdi. Pamuk'un Nobel alması ve Fransa'daki oylamanın, uluslararası bir komplonun parçaları gibi algılanması tehlikesi var.

"Orhan Pamuk ve diğer yazarlar, Fransa'daki yasa teklifini eleştirdiler. Aynı zamanda Avrupa'nın 301'nci madde ve bu maddenin küçük bir milliyetçi azınlık tarafından istismar edilmesini, Türkiye'nin üyeliğini erteleme ya da engelleme gerekçesi olarak kullanabileceği uyarısında da bulundular.

"Milliyetçilerin istediği de zaten bu. Belki de Türk ve Ermeni milliyetçilerin bir komplosu söz konusu. İkisi de tarihin yaralarını sarmak yerine eski düşmanlıkları canlı tutarak Türkiye'yi Avrupa Birliği'nden uzak tutmak istiyorlar."

Gazetenin başyazısında da yasa teklifine destek veren Fransız siyasetçilere ağır eleştiriler getiriliyor:

"Fransa Ulusal Meclisi'nin kararı diplomatik aptallık ve seçim fırsatçılığıdır. Karar hem Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği umutlarına darbe indirdi hem de Avrupa Birliği içindeki ifade özgürlüğüne zarar verdi.

"Bu adım, başkalarının düşüncelerini ikna yoluyla değil, yasalarla değiştirmeye çalışma girişimidir. Türkiye'de bunun sonuç vermediği ortada. Fransa'nın tavrı Avrupa'nın ifade özgürlüğü geleneğine aykırıdır. Konu açıkça seçim malzemesi yapılmıştır.

"1915-1918 arasında Anadolu'da sayıları bir-buçuk milyona varan Ermeni'nin öldürülüşüne bir sıfat bulmak, Fransa'nın hayati çıkarları arasında yer almıyor. Ancak; 2007 seçimleri öncesinde, ülkedeki 450 bin Ermeni kökenli Fransız vatandaşı için durum farklı.

"Kuşkusuz bu karar, Türkiye'nin Ermeni soykırımından bahsedenlere karşı hoşgörüsüzlüğünü daha da artıracak. Hiç şüphe yok ki AB'ye girecekse Türkiye'nin bu baskıcılıktan kurtulması, adına soykırım densin denmesin Ermeni katliamlarıyla yüzleşmesi gerekiyor.

"Ancak bu durum, Fransa'nın fırsatçı siyasetçilerini haklı çıkarmaz.

Fransaız Liberation gazetesi, parlamentodan onay alan yasa teklifini "Anlamsız" bir girişim ve "Entellektüel otorite istismarı" diye niteliyor:

"Bazıları soykırım denmesine karşı çıksa da Ermeniler'in Anadolu'da başlarına gelen yıkım, inkar edilemeyecek tarihsel bir gerçekliktir. Ama bu yasa, tarihi araştırmaların önünü kesecek. Ki bunun en iyi örneklerini Türkiye'de bulmak mümkün. "

"Avusturya'da yayımlanan Der Standard, "Ülkedeki Ermeni kökenliler için gündeme gelmiş olabilir" dediği tasa teklifini yerinde buluyor:

"Ermenilere yapılanlar, Birleşmiş Milletler sözleşmelerindeki soykırım tanımıyla örtüşüyor. Bu yüzden küçük seçim hesaplarına dayansa da teklife destek verilmesi gerekiyor. İlke olarak herhangi bir soykırımın reddedilmesi suç sayılmalıdır."

Aynı ülkeden Die Presse ise farklı görüşte. Gazete yasa teklifi için "Saçmalık" ifadesini kullanıyor.

"Türkiye'de 'Soykırım oldu' diyenlere hapishane yolu görünürken, Fransa, 'Soykırım olmadı' diyenleri hapse atmaya çalışıyor. İki ülkede de hapishane tehdidi varken, tarihi gerçeklere nasıl ulaşılacak.

"Anlaşılan Fransız siyasetçiler, bu konuda Türkiye'de bir aydınlanma süreci yaşanmasını teşvik etmekle ilgilenmiyorlar. Zira bu aşamadan sonra Türkiye'de tamamen tersi olacak."

'Pamuk'a Nobel Barış Ödülü de verilebilirdi'

İspanyol El Pais gazetesi Orhan Pamuk'un Nobel almasını değerlendirdiği başyazısında yazarın sadece bir 'edebiyat dahisi' olmadığını belirtiyor:

"Orhan Pamuk aynı zamanda Türkiye'de özgürlükler için savaş veriyor. Milliyetçi ve askeri baskılara meydan okuduğu için ölüm tehditleri aldı, mahkemelere çıktı, zaman zaman ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Pamuk Nobel Barış Ödülü'nü de alabilirdi.

'Soljenitsin benzetmesi'

Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung ise ödülün Pamuk'a verilmesi için "Nobel ödül komitesinin son yıllarda aldığı en iyi karar" diyor, 1970'te bu ödüle layık görülen ünlü Sovyet muhalif Aleksander Soljenitsin'e gönderme yapıyor.

"O zamanlar en önemli tartışma konusu iki kutup arasındaki ideoloji çatışmasıydı. Şimdi ise dünya din ve kültür savaşlarının yaşandığı bir döneme girdi."

 

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48