Türk-Yunan ilişkilerinin tarihi seyri

Başbakan Erdoğan'ın Yunanistan gezisi Yunan basınında Türkiye-Yunanistan ilişkilerini tekrar gündeme taşıdı.

Türk-Yunan ilişkilerinin tarihi seyri

Türkiye Yunanistan ilişkileri hep gergin bir seyir takip etmiştir. Fakat Atatürk döneminde iki ülke arasında bir bahar dönemi de yaşanmıştır.

Ruslarla yapılan Edirne Antlaşması’yla (1828) bağımsızlığını kazanan Yunanistan, tarih sahnesine çıktıktan sonra Devleti’ne karşı daima saldırgan bir politika izlemiş, Bizans İmparatorluğunu yeniden canlandırmak, Megali idea olarak biline büyük Yunanistan’ı ye inşa etmek için kendisine en büyük olarak Osmanlı Devleti’ni görmüştür.
Abdulhamit’in tahtan indirilişi Atine ve Selanik sokaklarında günlerce kutlanan bir karnavala dönüşmüş, bir süre sonrada bu sevinç gösterilerinin eşliğinde Girit’i ilhak etmiştir. Daha sonra Atatürk’ün dostlarından olacak Elefterios Venizols bile Yunanistan’ın Osmanlı toprakları üzerindeki hak iddialarından hayatı boyunca vazgeçmemiştir.

Türkiye’de resmi tarih söylemin baş düşman ilan ettiği Yunanistan’ın 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmesi bir Zaharoff projesi olan Türk-Yunan savaşının da başlamasına neden olmuştu. Kurtuluş Savaşı’nın meşruiyetinde bu savaş Anadolu halkı için bir bağımsızlık mücadelesine dönüşmüştü. Ne teessüf ki bağımsızlık veya kurtuluş savaşı Yunanlılara (ve Ermenilere) karşı verilmiş, Osmanlı Devleti’nin uzun yıllar tabasını oluşturmuş bir millet baş düşman olarak görülmüştü.

Lozan Antlaşmasından sonra azınlıklar ve mübadele sorunu iki devlet arasındaki ilişkilerin gerilmesine tekrar neden olurken, Venzizelos’un İsmet paşa ile başlattığı dostluk girişimi etkisini göstermiş ve iki devlet arasında 1930’da bir saldırmazlık mutabakatı imzalanarak balayı dönemi başlamıştı. İsmet Paşa ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey, Yunanistan’ı ziyaret etmişler, Venizolos’ta iki kez Türkiye’ye ziyarette bulunmuştu. Bu ziyaretlerden daha önemlisi Türkiye’nin Atina büyükelçisi Enis Bey’in 25 Mart 1930’da Yunan Milli Bayramı’na katılmasıdır. Yunanlıların Osmanlı’ya isyan ederek bağımsızlıklarını elde ettiği günün Yunan halkı açısından anlamı büyük ve Türkiye büyükelçisinin böylesi bir günde kendilerini yalnız bırakmaması manidar bir olaydı.

İsmet İnönü, Venizolos’u çağırmıştı

Başbakan ismet İnönü, Liberal Parti başkanı ve başbakan Venizelos’u Türkiye’ye davet etmiş, Venizelos Ege adalarını cömertçe kendilerine veren başbakanın davetine cevap vererek 27-31 Ekim 1930’da Türkiye’ye resmi ziyarette bulunmuştu. Bu ziyaret iki devlet arasında dostluğun kurulmasını sağlamış, 1950’ye kadar iki ülke arasında ciddi bir sorun yaşanmıştı. Hatta o yıllarda yazılan tarih kitaplarında Yunanlıları itham eden bazı bölümler çıkarılmıştı.

Venizelos, Ankara’ya geldiğinde CHP’nin talimatıyla öğrenciler ve halk toplanmış ellerinde Türk ve Yunan bayraklarıyla alkış tutmuşlardı.

Atatürk, 1 kasım 1930’da meclis konuşmasında “Türkiye ile Yunanistan’ın yüksek menfaatleri birbirine zıt olmaktan tamamen çıkmıştır, iki ülke arasında samimi bir dostlukta kendileri için emniyet ve güven vardır” diyecek, benzer bir konuşmayı Venizelos ta yunan meclisinde yapacaktır. 10 yıl öncesine kadar iki halk arsında yapılan savaşın yerine dostluk rüzgarları almıştır. Fakat burada İngiltere’nin konumunu unutmamak gerekir, Yunanistan’ı kışkırtan İngiltere şimdi iki ülke arasındaki ilişkilerinin kurulmasında arabulucu bir rol üstlenmiştir.

Venizelos’un 5 Mart 1933 tarihinde yapılan seçimleri kaybetmesinde Yunanlı tarihçiler, Ankara ziyaretinin etkili olduğunda hem fikirdirler. Fakat yeni yunan başbakanı Penagis Tsaldaris de iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulmamasına özen göstermiş, sınırlarla ilgili antlaşma yenilenerek bu açılımın bir devlet politikası olduğuna işaret edilmiştir. Nitekim Atatürk bu misakın imzalanmasından sonra “iki ülkenin kardeşlik tesis ettiği vesika” diyecektir.

1933 senesinin sonbaharında Venizelos, İstanbul’a tekrar bir gezi düzenlemiş, başbakan olmamasına rağmen resmi törenle karşılanarak onuruna Dolmabahçe yemek verilmiştir. Balkan Paktı’nın tekrar hayata geçirilmesi için Atatürk ve İnönü ile görüşmüştür. Bu ziyaretin akabinde Venizelos Atatürk’ü 1934 yılı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermiştir.

Venzizolos’un Nobel heyeti başkanına gönderdiği üç sayfalık Fransızca mektubun satır araları ilginçtir. Bu mektupta Balkanlardaki savaşların baş amili olarak Osmanlı Devleti gösterilmiş, Mustafa Kemal’i Hıristiyanları bu istikrarsızlıktan kurtaran adam diye söz edilmiştir. Teokratik bir rejim içinde yaşayan din ve hukuk kavramlarının birbirine karıştığı çökme yolundaki bir imparatorluktan laik bir devlet kurulduğu bahsedilerek Mustafa Kemal’in mutlakiyetçi rejimi yıktığı yerine laik bir devlet kurduğu yazılmıştır.
Demokrat parti döneminde Kıbrıs sorunu ve 6-7 Eylül olaylarıyla tekrar Yunanistan düşman devletlerinin başına geçecektir.

 

Güncelleme Tarihi: 14 Mayıs 2010, 11:44
banner53
YORUM EKLE

banner39