'Türkiye en hızlı toparlanan ekonomiler arasında'

Zaman gazetesi Ekonomi bölümü köşe yazarı Türk ekonomisinin en hızlı toparlanan ekonomiler arasında olduğunu söyledi.

'Türkiye en hızlı toparlanan ekonomiler arasında'

Fahri Sarrafoğlu-Dünya Bülteni

Son günlerde sık sık tartışma konusu olan krizin teğet geçip geçmediği ve merkez bankasından, yabancı sermayeye kadar birçok soruyu ekonominin bizzat içinde olan Zaman Gazetesi yazarı Kadir Dikbaş cevapladı. Zaman gazetesi ekonomi yazarı Dikbaş, ekonomik krizin teğet geçmediğini ve Türk ekonomisinin en hızlı toparlanan ülkeler arasına girdiğini belirtti. 

Sık sık sorulan bir soruyu bizde size yönlendirelim ilk önce isterseniz? Sizce 2009 gerçekten teğet geçti diyebilir miyiz? 

EKONOMİDE KAOS YAŞANMADI

Maalesef teğet geçmedi ama bazılarının iddia ettiği gibi de merkezden vurmadı  kriz bizi. Bana göre, teğete yakın bir noktadan geçti. Evet 2009’da yüzde 4,7 küçüldük, işsizlik arttı, bazı işyerleri kapandı ama büyük bir kaos yaşamadık. Temel dengeler altüst olmadı.

 2010 için iyimserlik oranı giderek artıyor, sizde buna katılıyor musunuz? 2010 için supriz olabilir mi, özellikle hangi alanlarda? 

Türk ekonomisi, 2009’un sonunda toparlanmaya başladı. Yüzde 6’lık büyüme oranı bunun göstergesi. En hızlı toparlanan ekonomiler arasındayız. 2010’un ilk çeyreğinde çift haneli bir büyüme olacağı kesin gibi. Son aylardaki bütçe verileri de gayet olumlu. Ben 2010 için iyimserim. 2008 ve 2009’dan çok daha iyi olacağa benziyor. 

TEKSTİL SEKTÖRÜNÜ DIŞLAYACAK KADAR LÜKSÜMÜZ YOK

 Sizce Türkiye'de önünün açılması gereken sektörler hangileridir? Tekstil sektörünün lokomotifliği devam ettirebilir miyiz? Ya da hangi sektör lokomotif olabilir? 

Türkiye, tekstil sektöründe pek az ülkenin sahip olduğu donanıma, bilgi birikimi ve tecrübeye sahip. Büyük yatırımlar var, bunları bir kenara atamayız. Böyle bir lüksümüz olamaz. Özellikle istihdam açısından Türkiye’nin bu sektöre ihtiyacı var.

Ancak, bu sektörde sınıf atlayarak devam edilmeli. Katma değeri yüksek ürünlere, modaya yönelmeliyiz. Bu noktada Çin’le yada Asya’nın diğer ülkeleriyle rekabet değil onların yapamadığı daha teknik ve bir üst kategorideki ürünlere ağırlık vermek gerekiyor. Zaten pek çok şirket bu alana girdi ve sıkıntısı olmayan şirketlerin başında da onlar geliyor.

Peki, Lokomotif sektör olarak tekstille mi yetinelim?

 Lokomotif sektör olarak da, sadece tekstille yetinemeyiz. Türkiye’nin katma değeri yüksek ürünlere, teknolojik yatırımlara girmesi, ağırlık vermesi büyük önem taşıyor. Enerjide ciddi yatırımlar var. Elektronik, yazılım ve daha pek çok konuda imkânlar mevcut. En önemlisi de ihmal ettiğimiz tarım var, tarımsal sanayii var.

BAZI SEKTÖRLER İÇİN KRIZ FIRSAT OLDU 

Firmalar epey kriz gördü  ama sizce iş dünyası bu krizlerden gereken dersi çıkardılar mı?

Krizden gereken dersi çıkarıp zayıf noktalarını takviye edenler mutlaka var. Ama çıkarmayanlar ya da çıkaramayanlar da yok değil. Aslında bu tür dönemler, bir anlamda durup etrafı bir kontrol etme, neyi nerede doğru ya da yanlış yaptığını görebilme açısından da bir fırsat. Bir muhasebe dönemi gibi... Böyle zamanlarda bazı sektörler ve bazı kesimler için kayıp anlamına gelse de bazıları için de yeni fırsat kapıları aralayabiliyor. Bunu hep birlikte gördük.

 Merkez Bankası'nın duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Merkez Bankası, kriz döneminde iyi bir performans sergiledi. Faiz oranları şu an reel sektörü rahatsız etmiyor. Bu önemli bir avantajdır. Dikkat ederseniz, Merkez Bankası’na bu noktada yöneltilen eleştiriler de azaldı.

KURLARIN BU ŞEKİLDE DEVAM ETMESİ BİR RİSK

Kurların bu şekilde devam etmesi reel sektörü  zor durumda bırakacağını düşünüyor musunuz? 

Kurların bu seviyelerde gitmesi, reel sektör için büyük bir risk oluşturmuyor diye düşünüyorum. Sıkıntı, kur seviyesinin bundan daha aşağı seviyelere inmesiyle başlayabilir. Aynen kriz öncesinde yaşadığımız gibi. İçerideki üretimin ve istihdamın korunması için geçmişin tekrar etmemesi lazım.

İMKB'de halka açılan firma sayısına bakarsak oldukça düşük sizce ne yapılmalı da halka açık şirket sayısı artmalı? 

Kriz döneminde borsalar ciddi bir darbe yedi, hiseler büyük kayba uğradı. Son aylarda hızlı bir yükseliş görüyoruz. İMKB de en hızlı toparlanıp kriz öncesi seviyenin üstüne çıkan borsalardan. Genel ekonomik atmosferin düzelmesi, borsadaki hareketlenme, yeni halka arzları da beraberinde getirecektir. Şimdilerde bazı şirketlerin hazırlıklarının olduğunu görüyoruz.

GURBETÇİLER HEP HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADI 

Yurtdışındaki işçilerin hala atıl duran dövizleri var.. Holdinglerden gözleri korktuğu için sanki hala yastık altında bekliyor bunun için somut öneriler neler olabilir ki Türkiye'ye gelsin 


Ne yazık ki, gurbetçiler sadece “holding rüzgarı”nda değil ondan önceleri de çeşitli şekillerde hayal kırıklığına uğratıldı. Dolayısıyla bir cesaretsizlik var, bir araya gelerek büyük çaplı işler yapma konusunda. Ama bireysel iş yapma veya birkaç arkadaş bir araya gelerek güç birliği oluşturma örneklerini görüyoruz. Bugün Avrupa’da binlerce gurbetçi kendi işinin patronu olmuş çeşitli sektörlerde faaliyet gösteriyor. Yani elindeki parayı bir şekilde değerlendiriyor. Bu girişimciler Türkiye’de de yatırım yapmaya teşvik edilebilirler. Biliyoruz ki, şu an Avrupa’da yaşanan durgunluk onları da arayışa sev etmiş bulunuyor. Bir takım yönlendirmeler yapılabilir.

Her hangi bir girişimi olmayan, parasını yastık altında yada bir Avrupa bankasında tutanlara da farklı alternatifler sunulabilir. En azından bu kaynakların Türk bankalarına, tahvil ve hisse senetlerine akışı sağlanabilir. Neticede bu kaynak Türk ekonomisine katkı sağlayacak.

 SICAK SERMAYE DEĞİL DOĞRUDAN YATIRIM ÖNEMLİ

Yabancı sermayenin Türkiye ilgisini nasıl yorumluyorsunuz? 

Yabancı sermayenin Türkiye ilgisi artıyor, artmaya da devam edecek. Batı ekonomilerinin zor günler geçirdiği şu dönemde, Türkiye’nin iyi bir performans sergilemesi, ilgiyi artırıyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu ilgiyi iyi yönetmek, “sıcak para” girişinden ziyade doğrudan yatırımlara odaklanmak şart. Doğrudan yatırımlarda da önceliklerimiz olmalı.

Türkiye’ye daha fazla katkısı  olacak, teknoloji, bilgi transferi sağlayacak, katma değeri yükseltecek yatırımlara yönlendirmek gerekiyor. Varlık satışlarını değil sıfırdan yatırımları özendirmeliyiz. 

Direkt kar transferi sizce doğru mu?

Geçmiş bazı tecrübelere baktığımızda görüyoruz ki, ne teknoloji transferi var ne bilgi transferi, ne de istihdama katkı. Sadece ülkeden “kar transferi” söz konusu. Pek çok ülke bu konuda seçici ve dikkatlidir. Aynı hassasiyet bizde de olmalı. Önümüzdeki dönemde karşılaşabileceğimiz yoğun yabancı sermaye girişinin yol açabileceği “düşük kur” riskine de hazırlıklı olmalıyız. Aşırı değerlenmiş TL, her türlü ithalatı cazip hale getiriyor, iç üretimi ve ihracatı baltalıyor. İthalat bir noktadan sonra işsizlik ithalatına dönüşüyor.

FARKINDA OLMAK VE FARKLI OLMAK ÖNEMLİ 


Gençlere dönük  özellikle girişimcilik alanında tavsiyeleriniz nelerdir ?

Sadece iki şey söylemek isterim. Birincisi, ilk başta kazançlı görünse de başkasının yaptığının aynısını, aynı yerde yapmak değil, kimsenin aklına gelmeyen yeni şeyler keşfetmek önemli. Pek çok başarılı şirket ilk olmanın üstünlüğüyle ayakta duruyor, başkalarına bu yolla fark atıyor. Bence sürekli yeniliğe odaklanmak lazım.

İkinci konu da, sadece Türkiye’deki gelişmeleri değil dünyayı, dünya rekabet şartlarını yakından takip etmeliyiz. Giriştiğimiz iş, mahallemizde bakkallık veya berberlik bile olsa.

İTİBARIMIZ GİDEREK ARTIYOR

Yurtdışına çıkıyorsunuz şu anda da yurtdışındasınız sizce Türkiye dışardan nasıl görünüyor? 

Şu an Türkiye, hem siyaseten hem ekonomik anlamda 3-5 yıl öncesine göre çok daha etkin ve itibarlı bir konumda. Ne derseniz deyin bu krizde kredi notu artan üç-beş ülkeden biri aynı zamanda. Unutmayalım, 2001 krizi sonrası itibarımız yerle bir olmuştu maalesef. IMF’ın istekleri doğrultusunda 15 günde 15 kanun çıkarılmıştı. Yıllarca, paramızdaki sıfırlar bile alay konusu oldu. Bugün, hemen yanı başınızdaki Avro Bölgesi ülkesi Yunanistan bile IMF’ye muhtaç düşerken siz, “IMF ile anlaşmaya ihtiyacım yok” diyebiliyorsunuz. Bunun dünyada da bir anlamı, bir karşılığı var elbet.
 

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2010, 10:47
YORUM EKLE

banner33

banner37