Türkiye 'gizli anayasa'yı tartışıyor

Türkiye, Kırmızı Kitabın ne olduğunu tartışırken,Cumurbaşkanı Gül, "bu kitap Anayasa'dan daha üstün değildir" dedi.

Türkiye 'gizli anayasa'yı tartışıyor

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

 

Türkiye'de derin işlerin, derin yapılanmaların kaynağı olarak bilinen gizli Anayasa'nın ne olduğu ve kapsamının neler olduğu son günlerde iyice tartışılmaya başladı. Son olarak önceki gün Cumhurbaşkanı Gül, konu hakkında kesin konuştu. Gül, gizli anayasa ya da kırmızı kitap olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi için "o bir kanun değildir. Anasaya'dan üstün değil" dedi. 

 

Siyasetçilerin bile ancak bakan olunca görebildiği Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin, Ergenekon sanıklarında çıkması dikkat çekiyor. 2000'li yıllardan sonra yaşanan olayların izlerini taşıyan kitaptaki değişiklikler darbe planlarıyla uyumlu. Malatya katliamından Hrant Dink suikastına kadar birçok eylem de iç tehdit unsurlarıyla paralellik gösteriyor.

Balyoz darbe planının ortaya çıkmasıyla birlikte Türkiye'nin gündemine iki önemli belge girdi. Devletin zirvesinden peş peşe gelen açıklamalarla EMASYA Protokolü kaldırılırken, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'ne (MGSB) yönelik tartışmalar alevlendi. 'Kırmızı Kitap' ya da 'Gizli Anayasa' olarak adlandırılan belge, Türkiye'nin özellikle 2000'li yıllardan sonra yaşadığı olayların izlerini taşıyor, Ergenekon dokümanları ve darbe planlarıyla da örtüşüyor. Siyasetçilerin bile ancak bakan olunca görebildikleri Kırmızı Kitap'ın Ergenekon davasında yargılanan pek çok sanıkta çıkması ise dikkat çekiyor. Cuntacıların, darbe planları için belgeyi kullandığı, hatta belgedeki değişimlerin darbe planlarına uyumlu olarak yapıldığı görülüyor.

28 Şubat'ın belirgin izlerini taşıyan Kırmızı Kitap'ta ilk önemli değişiklik de aynı süreçte yapıldı. 'İrtica' en önemli iç tehdit unsuru olarak öne çıkarıldı. Aşırı milliyetçilik kapsam dışında tutuldu. 2001'deki değişiklikte ise 'Alevi-Bektaşi mezheplerinin önemsenmesi' belgeye dahil edildi. Bir dönem Özel Harp Dairesi'nde görev yapmış emekli Tümgeneral Adnan Tanrıverdi, aşırı milliyetçiliğin 'ulusalcılık' adı altında çalışan bazı yapılanmaların önünü açmak için iç tehdit olmaktan çıkarıldığını vurguluyor. Yaşanan bazı gelişmeler de bu tespiti doğruluyor. Kırmızı Kitap'ta sayılan tehdit unsurları ile Balyoz, Kafes gibi darbe planlarında ortaya çıkan unsurların bire bir örtüştüğü görülürken, Rahip Santoro, Malatya katliamı, Hrant Dink suikastı, azınlıklara ve dinî cemaat liderlerine yönelik suikast planları da süreçle paralellik gösteriyor.

Sadece devletin en tepesindeki yöneticilerde olması gereken Milli Güvenilk Siyaset Belgesi'nin bugüne kadar Ergenekon sanıklarında ve çete liderlerinde çıkması da dikkat çekici. Ankara'da üst düzey bürokrat ve siyasetçilere şantaj yapmanın da dahil olduğu pek çok olayla suçlanan Sauna Çetesi'nin lideri olduğu gerekçesi ile tutuklanan Kasım Zengin'in kasasında Kırmızı Kitap bulunmuştu. Danıştay saldırısındaki kilit rolü ile gündeme gelen Ergenekon sanığı emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in Kadıköy'deki evinde bulunan pek çok gizli belgenin yanında Kırmızı Kitap da yer alıyordu. Yine Ocak 2008'den beri tutuklu olan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün evinde MGSB'nin yanı sıra 'Ergenekon' ve 'Lobi' adı verilen yapılanmaların asılları bulunmuştu.

Askerî yetkililer tarafından hazırlanan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, 2005 yılında yeniden güncellendi. Sadece devletin en tepesindeki yöneticilerde olması gereken belgenin detayları da Ergenekon soruşturmasını eleştiren yayınlarıyla bilinen Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlandı. 14 Ekim 2005 tarihinde Cumhuriyet'te yayımlanan haberde belge tüm ayrıntıları ile verildi. Buna göre, Kırmızı Kitap üç temel bölümden oluşuyor. Genel esasların yer aldığı birinci bölümde belgenin temel hedefinin Türkiye'nin güvenlik siyasetini belirlemek olduğu vurgulanıyor. Belgenin kapsamının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli güvenliğini sağlamak, bu yolda atılması gereken adımları öngörmek, iç ve dış güvenlik siyasetinin esaslarını saptamak olduğu belirtiliyor.

İRTİCA TEMEL TEHDİT

Kırmızı Kitap'ın iç güvenlikle ilgili bölümünde Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden temel unsurlar 'irtica', 'bölücülük' ve 'aşırı sol akımlar' olarak tanımlanıyor. Belgede pek çok suikast ve provokasyon ile anılan ulusalcı örgütlenmeler ve aşırı milliyetçiliğin iç tehdit unsuru olarak ele alınmadığı görülüyor. Son yıllarda ortaya çıkan Balyoz, Kafes gibi darbe planlarında da iç tehdit unsurlarının başında irticanın geldiği belirlenmişti.

Belgede, yine iç tehdit unsurları içinde yer alan şu ifadeler ise Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı önemli provokasyonları hatırlatıyor: "Türkiye'nin bütünlüğünü etkileyecek temel tehdit oluşturan örgütlerin ve ideolojilerin toplum içinde taban kazanmalarını önleyecek bir sosyal çalışma yapmak gereklidir. Bu alanda istismarcı misyonerlik faaliyetlerine izin verilmemelidir." Rahip Santoro, Malatya katliamı, Hrant Dink suikastı, Ergenekon soruşturması kapsamında ortaya çıkan azınlıklara ve dini cemaat liderlerine yönelik suikast planlarının süreçle paralellik göstermesi akıllarda soru işaretleri bırakıyor.

KARADENİZ HASSAS BÖLGE

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde bazı bölgelerin 'hassas bölge' olarak belirlenerek özel bir bölüm ayrıldığı görülüyor. Belgede yer alan 'hassas bölgelerin' Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı hassas provokasyon bölgeleri ile örtüşmesi de dikkat çeken bir başka nokta. Bunlardan biri Hatay. Suriye'nin Hatay politikasından tam olarak vazgeçmediği hatırlatılıyor. Akdeniz Bölgesi'nde özellikle Mersin ve çevresinde ulusalcı örgütlenmelerin yaptığı kırsal faaliyetler ve şehir eylemleri bölgedeki hassasiyeti farklı bir noktaya taşıdı. 2005 nevruzunda yaşanan Bayrak provokasyonu, yine Cumhuriyet mitingleri ile paralel 2007 yılında yapılan bayrak yürüyüşü ve daha pek çok linç girişimi ve sokak hareketi Akdeniz'i hassas bölgeler arasında önemli bir yere oturttu. Karadeniz bir bölge olarak ayrıca işleniyor ve Rum Pontus faaliyetlerine vurgu yapılıyor. Gökçeada ve Bozcaada da hassas bölgeler arasında yer alıyor. Ermenistan'ın ve Ermenilerin Türkiye'deki faaliyetleri bu bölüm içinde işleniyor. En son Balyoz darbe planında bu adalarla ilgili ortaya çıkan bilgiler de dikkat çekmişti. Yine, 2009'da hazırlandığı belirlenen Kafes eylem planında Adalar bölgesinde çeşitli mahallerde bomba patlatılması, vapur seferlerinin düzenlendiği iskelelerin bombalanması, ada sakinlerinin rahatsız edilmesi planlanıyordu.,

CUMHURBAŞKANI GÜL: KIRMIZI KİTAP ANAYASA'NIN ÜSTÜNDE DEĞİL

Cumhurbaşkanı Gül, Balyoz darbe planının ortaya çıkmasının ardından gündeme gelen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin (MGSB) bugünkü realiteleri göz önüne alarak hazırlanması gerektiğini söyledi. 'Kırmızı kitap' olarak da bilinen belgenin, anayasadan üstün olmadığını belirten Gül, ''Anayasa'nın üstünde görüldüğü dönemler olmuştur. Tamamen yanlış. Kanun değildir.'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'Kırmızı Kitap' ya da 'Gizli Anayasa' diye de bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin (MGSB) anayasadan üstün olmadığını söyledi. Gül, ''(Belgenin) Anayasa'nın üstünde görüldüğü dönemler olmuştur. Tamamen yanlış. Kanun değildir.'' diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2010, 10:13
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35