banner15

Türkiye-İran rakip değil

'Düşük Yoğunluklu Çatışma' ve 'Ulus İnşası' gibi Türkçe'ye çevrilmiş kitapların yazarı Hippler, Türkiye ve İran üzerine ilginç değerlendirmeler yaptı.

Türkiye-İran rakip değil

 

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Duisburg-Essen Üniversitesi'nde Siyasal Bilimler fakültesinde çalışan Jochen Hippler'le İran-Türkiye ilişkilerini Ortadoğu bağlamında değerlendirdi.

Yeni Türkiye, Türk diplomasisi ve Türk toplumu üzerine odaklandırdınız çalışmalarınızı. İlk sorum, yeni Türkiye'nin yani Erdoğan Türkiye'sinin Arap Birliği ve Arap dünyasıyla bağlarının niteliği nedir? Türkiye'nin Arap dünyasının dış politikası üzerinde doğrudan nüfuz tasarruf etmeye çalıştığına şahit oluyoruz. Araplarla bilhassa da Körfez ülkeleriyle serbest ticaret anlaşmaları yapıyor. Bunların tümü, Türk diplomasisinin yeni bir yaklaşım benimsediğinin işaretleridir. Sizin fikriniz nedir?

Türkiye'nin dış ilişkilerine daha bir odaklanmamız gerekir diye düşüyorum. Çeşitli Arap ülkelerini ziyaret ettim ve onların davranışlarını yakından inceledim. Türkiye ile ilişkileri hayli ilginç. Arap ülkeleri, Türkiye gibi müslüman bir ülkeyle yakın ilişkilerin faydalı olduğuna ve Avrupa ile ilişkilerini olumlu etkileyeceğine inanıyorlar. Türkiye'nin diplomatik özellikleri bu yüzyıla ait Bir şey değildir. Türkiye ve Arap ülkeleri arasında çaplı ilişkilerin mevcudiyeti için pek çok neden mevcuttur.

Ahmet Davutoğlu'nun sunduğu yeni diplomasi yaklaşımı hakkında ne düşünüyorsunuz? Türk diplomasisinde yeni bir yaklaşım sunmak için mi çalışıyor gerçekten? Bazen yeni-Osmanlı siyaseti olarak adlandırılan bir diplomasi.

Makul bir fikir olmaktan ziyâde ideolojiktir o. Osmanlı nüfuzunun diriltilmesi kulağa gerçekçi gelmiyor. Ayrıca, Türk diplomasisinin o yolda ilerleyebileceğine de inanmıyorum. Pek çok Türk siyasetçisi değişimi tercih ediyor tıpkı komşu ülkelerin değiştiği gibi. Fakay yeni-Osmanlı siyaseti 19. yüzyıla aittir ve bu asırda faydalı olamaz. Yalnızca ideolojik bir mottodur ve Türk diplomasisinde bir yer edinmeyecektir.

Türkiye ve İran arasında bölgesel rekabet hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiye gibi İran da Arap ülkelerinin iç ve dış politikasına nüfuz etmeye çalışıyor. Pek çok gözlemci, kendi kamplarına daha fazla sayıda Arap ülkesi katmak için İran ve Türkiye arasında rekabet olduğuna inanıyor. Bu gözlemcilerle aynı fikri paylaşıyor musunuz?

Pek sayılmaz. Bu tür analizlere karşı iki karşıt sav ileri sürülebilir. Birincisi, İran, Arap dünyasındaki istisnaları bulmak ve bütünleştirmeye çalışıyor. Lübnanda bu politikayı izliyor, Iraklı bazı gruplarla bu amaçla ilişki kuruyor ve de Hamas gibi Filistinli gruplar üzerinde nüfuz tasarruf etmeye çalışıyor. Arap dünyası bu tür çabalara şüpheyle bakıyor. Arap ülkeleri, İran'ın Arap ülkeler arasında kendi ideolojisini teşvik ettiğini ve Araplar üzerindeki kadim nüfuzunu yeniden diriltmek istediğini düşünüyor.

Bu yüzden İran politikasının Türk politikasıyla çeliştiğini ve Türkiye'ye üstünlük verdiğini düşünüyorum. Türkler için kadim geçmiş, artık tarihtir ve tekrarlanamaz. Ayrıca bazı Arap ülkeleri ve Türkiye arasında karşılıklı sempati var. Dini etkenler – Şii-Sünni meselesini kastediyorum – Türkleri ve Arapları yakınlaştırabilir. Türkiye'nin yanında İran'ın böyle fırsatları yok.

Öte yandan, Türkiye'nin şansı da öyle çok büyük değil. Türkiye'nin Arap ülkeleri nezdindeki durumu İran'dan daha iyi ama çok da abartmamalıyız. Türkiye için Arap ve müslüman ülkeleri cezbetmek, onların ABD ve batıyla bağ kurmalarına önayak olmak daha önemlidir. Türkiye için bir avantaj olabilir bu. Araplar petrole, Türkiye ise batıdan özellikle de Amerika'dan gelen teknolojiye sahip. Arap ülkelerinin o teknolojiye ihtiyacı var. Türkiye vâsıtasıyla ürünlerini Avrupa Birliği'ne satabilirler. AB ile güçlü bağlar, Arap ülkeleriyle etkileşimine yardımcı olabilir.

Kanaatimce Türkiye'nin şu an izlemekte olduğu tam da bu politikadır. Suriye, Mısır, Lübnan ve hatta Ürdün'le ilişkilerinin niteliğine bir bakın mesela. Bu nedenlerden dolayı, Türkiye, Arap ülkeleriyle bağlarında İran'ı geride bırakır. İran'la mukayese edildiğinde, Arap ülkeleri için çok daha iyi bir diplomatik lider olabilir. İran'ın şansı daha düşük. Bundan dolayı, İran ve Türkiye arasında bölgesel rekabet olduğu sözleri gerçeği yansıtmaz.

Türkiye'nin İran nükleer programı, Irak politikaları ve Arap-İsrail ilişkileri gibi bölgesel meseleler üzerindeki etkisi hakkında neler söylersiniz?

Türkiye, bu vakalarda can alıcı ama sınırlı bir rol oynayabilir. Irak meselesinde, Türkiye sanırım kilit rolü İran'ın oynamasını tercih ediyor. Türkler sınır komşusu olan Irak'ta hep büyük sorunlarla karşılaştılar. PKK gibi Kürt gruplar Türkiye için büyük problemlere yol açtı. Bundan dolayı Türkler bu vakayı Irak'taki mevcudiyeti daha az hassasiyet uyandıran İran'a bırakmayı yeğliyor. İran'ın Irak'taki mevcudiyeti çok daha güçlüdür ve Türkiye için daha faydalı olabilir zira Irak sınırındaki Kürt problemini çözmesine yardım etmektedir.

Fakat Türkiye'nin Bağdat'taki son bombalama olaylarından sonra Irak ve Suriye arasındaki gerilimi azaltan hayâti bir oynadığını gördük.

Sizinle hemfikirim. Fakat Irak ve Suriye'de gerilim artarken Türkiye'nin politikası, istikrar esaslıdır. Türkiye dış stratejisinde denge gözetiyor. Türkiye'nin birçok Arap ülkesine karşı izlediği siyaset de budur. Hatta şunu da söylemek isterim ki, Türkiye, Almanya ve Fransa gibi batılı ülkelerle ilişkilerinde de aynı modeli kullanmaktadır zira diplomasiye yeni kapılar aralayan ve çıkarlarına hizmet eden yine bu politikadır.

Türkiye, İran'la ve bazı Filistinli gruplarla sıcak ilişkileri olan Suriye ile bağlarını belirli bir düzeyde tutmaya çalışmakta ve bu açılım üzerinden çıkarlarını yürütmektedir. Türkiye, dış politikasında bazen kilit rol oynamayı tercih etmiyor ve İran gibi diğer ülkelerin çabalarını tümlüyor / ikmal ediyor.


Kaynak: Iranian Diplomacy


Dünya Bülteni için çeviren: M. Alpaslan Balcı

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2010, 15:51
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kemal
Kemal - 11 yıl Önce

Tam bir alman görüşü.Almanlar yine tarihi hatalarından birini yapıyorlar lkanatintediyim.
Almanların yanlış ata oynamaları kader gibi birşey.
Sanırım bu hataların temel nedeni Almanların aşırı
milliyetçi ve belli bölgeye sıkışmış coğrafyasının tezahürü Ortadoğuyu balkanları anlama çözme kabiliyetleri oldukça sınırlı bir halk .Alamanlar
tarafsızlığa oynayarak kazanacaklarını ABD ye kuyruk olmakla yine kaybedecekler

Hikmet
Hikmet - 11 yıl Önce

bakisi diye düsünüyorum, bazen dogruyu söylemekdense, dogru olani algilamis gibi bir bakis acisi olusturmak, hareketli olan neticeyi karamsara cevirip ipucu vermemek. Jochen Bey, tipik bir Almani canlandirdi Akademisyen olarak ve tam olarak dogruyu söylemeye cesaret edememisdir, Acaba bu cekingenlik Israilin var olusundan mi kaynaklaniyor diye sormadan edemiyor insan kendine, Syn.Hippler, lütfen biraz daha cesaret, son yüz yilda bu tür gelisme görülmedigini, bütün kargasalarin sorumlusunun kimler oldugunu acik acik belirtebilirdiniz, affedersiniz unuttum, Alman Edebiyati ne pahasina olursa olsun cikarini her plattformda korumaya özen gösterir. Selamlar.

banner39

banner50

banner47

banner48