banner39

Türkiye, kanayan yarası işsizliğe çare arıyor

Türkiye'nin en büyük problemi işsizlik her zaman gündemde.. İşsizler ordusu 3,5 milyonu aştı, geçen yıl işsiz sayısı 860 bin kişi arttı

Arşiv 16.03.2010, 07:41 16.03.2010, 08:12
Türkiye, kanayan yarası işsizliğe çare arıyor




Yüzde 14'lere çıkan işsizliğe, başta iktidar olmak üzere toplumun tüm kesimleri çare arıyor. Hükümet, iş dünyası ve sendika temsilcilerinin yanı sıra akademisyenlerin görüşlerine başvuran Zaman, çıkış yollarını araştırdı.

Çalışma Bakanlığı çözümü yatırım teşvikleri ve meslek edindirme kurslarında görüyor. İş dünyası ise sigorta primleri ve Gelir Vergisi gibi istihdam üzerindeki yüklerin azaltılmasını istiyor. Karamsar tabloya rağmen, iş arayanlar için umut ışıkları da yok değil. Büyük şirketler peş peşe istihdam edecekleri işçi sayısını açıklıyor. Yerli ve yabancı yatırımlar aralıksız devam ediyor.

teklif.jpg


Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) her ay açıkladığı istihdam verileri basit bir istatistikten ibaret gibi görünse de aslında her rakamın ardında bir insan hikâyesi yatıyor. Kimi yıllardır işsiz, kimi evlilik planlarını ertelemiş, kimi de kirasını bile ödeyemediği için ana-babasının evine dönmüş. Hemen herkesin ailesi ya da çevresinde buna benzer bir öykü bulmak mümkün.

Ekonomik kriz sebebiyle işinden olan ziraat mühendisi Ufuk Ç., geçimini şimdi annesinin emekli maaşıyla temin ediyor. İşten çıkarılan halkla ilişkiler uzmanı Hakan T., nişanlısından ayrılmak zorunda kalmış. Duvar ustası Mahmut A., iş çıkmadığı için 7 aydır ev kirasını ödeyemiyor. Fizik mezunu Resul A. ise 600 TL maaşla özel güvenlikçilik yapıyor. Bu işi de güçlükle bulabilmiş. Yürek yakan örnekler saymakla bitmiyor.

KÜRESEL KRİZLE AĞIRLAŞTI

Ülkenin en büyük problemi işsizlik, küresel krizle birlikte iyice ağırlaştı. 3,5 milyonu aşan işsizler ordusuna her gün yenileri ekleniyor. İşgücü piyasasına yeni giren yüz binlerce gence yüksek büyüme dönemlerinde bile istihdam sağlanamıyor. Krizde orta yaş grubundaki yüz binlerce kişi de işini kaybetti. İşsizler, evine ekmek götürebilme hayaliyle şirketler, insan kaynakları firmaları ve İşkur'un kapısında kuyruğa giriyor. TÜİK'in verileri, bu hayalin pek de kolay gerçekleşemeyeceğini gösteriyor. 2009'da işsizlerin sayısı 860 bin kişi arttı. İşsizlik oranı yıllık yüzde 14 oldu. 2008 yılına kıyasla işsizliğin 3 puan birden artması, sıkıntının katlanarak büyüdüğünü ortaya koyuyor.

Zaman, hükümet, iş dünyası, sendikalar ve akademisyenlerle birlikte, sosyal kangrene dönüşen işsizliği masaya yatırdı. Konunun en büyük muhatabı Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, işsizliği rakamlardan ibaret görmediklerini, sosyal bir problem olarak değerlendirdiklerini söylerken, hükümet, yatırım teşvikleri ve meslek edindirme kurslarıyla istihdamı artırmayı hedefliyor. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, problemin en büyük sebeplerinden birinin de mesleksizlik olduğunu belirtirken, TUSKON Başkanı Rızanur Meral, tarım ve sanayide işsiz kalanların hizmetler sektöründe istihdamına ağırlık verilmesini öneriyor. İş dünyası, sigorta primleri ve gelir vergisi gibi istihdam üzerindeki yüklerin azaltılması konusunda da hemfikir.

Ortaya çıkan tablo karamsar, ancak iş arayanlar için bazı küçük umut ışıkları da söz konusu. Krize rağmen alışveriş merkezleri, süpermarket zincirleri ve teknoloji marketleri yatırımlara aralıksız devam ediyor. Büyük şirketlerin bu yıl alacağını açıkladığı yeni personelin büyük bölümü perakende için satış görevlilerinden oluşacak. Öte yandan özel güvenlik görevlileri de iş bulmada diğer mesleklere göre daha şanslı. Hızla gelişen çağrı servisleri, posta ve kurye şirketleri ile bankalar da eleman alımını kesmiyor. Krize rağmen dinamik bir piyasaya sahip olan Türkiye'de 2009'da 760 bin kişi işe yerleştirildi. Ancak işten çıkarmaların daha fazla olması, işsizliği artırdı. Öte yandan tarımdan kopan büyük kitleler, şehirlere göçüp işgücüne katılıyor. Diplomasını alan yüz binlerce genç de iş arayanlar kervanına ekleniyor.

TÜİK'in yanı sıra SGK'nın verileri de krizin istihdam üzerindeki tahribatını ortaya koyuyor. 2008 Nisan'da 10 milyon 97 bin olan SSK'lı çalışan sayısı, Aralık 2009 itibarıyla 8 milyon 975 bine geriledi. Toplam sigortalı sayısı ise 3 yıldır yerinde sayıyor. 2007 yılında 15 milyon 19 bin olan sigortalı işçi, memur ve esnaf toplamı 2008'de 15 milyon 299 bine çıktı. 2009'da ise toplam sigortalı sayısı 15 milyon 101 bine geriledi. Türkiye, 2002 yılından itibaren hızlı büyüme trendine girmesine karşın işsizlik 6 yıl boyunca yerinde saydı. 2008'in son çeyreğinde patlak veren küresel krizle birlikte ekonomide yaşanan daralma, yaraya tuz biber ekti. 2009 Şubat döneminde işsizlik yüzde 16,1 ile tarihindeki en yüksek seviyeye çıktı. Ardından hükümetin doğrudan istihdam ve mesleki eğitim projeleri, kısa çalışma ödeneği uygulaması ve istihdam teşvikleri ile işsizlikte kısmen iyileşme sağladı. Teşvikler sayesinde yaklaşık 200 bin kişi iş sahibi oldu. Kısa çalışma ödeneği uygulaması ile de 190 bin kişinin işini kaybetmesi önlendi.

İşsizlik, rakamlardan ibaret değil bir sosyal problemle karşı karşıyayız

İşsizliğin yalnızca rakamlardan ibaret görülemeyeceğini dile getiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, sosyal boyuta dikkat çekiyor. Zaman'a değerlendirmelerde bulunan Bakan Dinçer, sorunun çözümü için hükümetin tedbir almasının yeterli olmadığını, işveren ve sendikaların da fedakârlık yapması gerektiğini vurguluyor.

Dinçer, "Yüzde 14,8 olarak öngörülen işsizlik yüzde 14 ile tahminlerin altında kaldı. Bu problemi çözecek tedbirler almak zorundayız." diyor. İşsizliğin yapısal boyutuna da değinen Ömer Dinçer, "Modern tarımla birlikte işsizlik arttı. Öte yandan teknoloji, otomasyon hızla ilerliyor. Bu sebeple 'üretim artarsa istihdam da artar' tezi geçerliliğini yitirdi." açıklamasını yapıyor. Dinçer, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ailelere gelir desteği verilmesi önerisine ise karşı çıkıyor. Geliri olmayan ailelere ayda 200 lira ödeme yapıldığı, yeşil kart uygulamasıyla da sağlık hizmetinin karşılandığı bilgisini veren Çalışma Bakanı, bu kapsamda yaklaşık 7 milyon insanın yardım aldığını kaydediyor.

issizlik-tablo.jpg

İş dünyası ne düşünüyor?

Meslekî eğitime ağırlık verilmeli

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklı-oğlu'na göre ülkedeki işsizliğin en önemli sebebi mesleksizlik. Hisarcıklıoğlu, meslek liselerini daha cazip hale getirmeden bu sorunun çözülmeyeceğini ifade ediyor. Daha fazla istihdamın ancak daha güçlü bir canlanma ile mümkün olabileceğini dile getirirken, "İşgücüne yeni katılan herkese istihdam sağlayabilmek için her yıl en az yüzde 7 büyümemiz gerekiyor. 2003–2008 yılları arasında istihdam 3,2 milyon kişi arttı. Demek ki ülkemizin istikrarını koruyup, yapısal reformlara odaklandığımızda istihdamı artıran ekonomik büyümeyi de sağlayabiliyoruz." diyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı (TİM) Mehmet Büyükekşi de artan işsizliği kalifiye eleman eksikliğine bağlıyor. Pek çok sektörde patronların istenilen vasıfta işçi bulamadığını dile getiren Büyükekşi, bu sıkıntının çözülmesi halinde işsizliğin azalacağını vurguluyor.

Bu 'iş kanunu'yla istihdam artmaz

İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, yürürlükteki iş kanunlarının işçi almayı teşvik etmediğini öne sürüyor. Bu sebeple yasaların yeniden ele alınmasını isteyen Yalçıntaş, "İşsizliğe en çok çare üreten küçük ve orta ölçekli işletmeler desteklenmeli." değerlendirmesinde bulunuyor. Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir de öncelikle istihdam üzerindeki yüklerin düşürülmesi gerektiğine işaret ediyor. Özdebir, "Kıdem kazanmak için gerekli sürenin uzatılmasını, kazanılan kıdemin düşürülmesini ve bir Kıdem Tazminatı Fonu kurulması önerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz." çağrısında bulunuyor. İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi ise hazır giyim ve tekstil sektörlerinde SSK ve gelir vergisi oranlarının yüzde 50 düşürülmesini talep ediyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Cem Negrin, işe giriş ve çıkışlar ile çalışma saatlerinin esnetilmesini öneriyor.

Kaynak: Zaman

Yorumlar (1)
Remzi 13 yıl önce
Bir ülkenin kalkınması ve iş alanlarının yaygınlaşması ve o ülkede üreten ve çalışan kesimin istahdam edilebilmesi için teknoloji ürünleri üretmesi gerekir.Bu üretim yanlızca çalışan kesimle ve ara elemanla veya yabancı sermayeyle gerçekleşmez.Bir ülkeyi ayakta tutan usurlar sanayi ve yeraltı zenginlikleridir.İşin aslına ve en önemli noktası.Bilgi birikimi ve Teknolojik üstünlük dünya pazarında talep gören mamülü üretmemizi sağlar.Dünya değişiyor bununla birlikte insan ihtiyaçlarıda.Artık bağzı sanayi alanları ömrünü doldurdu bunlar satılabilir ürün üretemez hale geldi.Türkiyenin çalışandan çok bilgisiyle dünya pazarında kabul görecek teknolojileri üretebilen bilim adamlarına ihtiyacı var.Devlet doğru projeye doğru yatırımı yaparak bu kişileri desteklemeli.Buda eğitimle olur eğitimin önünde engel olmamalı.Genç nüfus kendini geliştirebilmeli.Sırf bizden farklı diye bir insanın eğitimi engellenmemeli.İşsizliğin çaresi satılabilir mal üretmekte buda iyi eğitimli bireylerle sağlanır.İnsanları değer olarak görünüşleriyle değil bilgi ve becerisiyle değerlendirip önemsediğimizde dünya pazarına kabul gören ürünler üreten bilgi toplumu olabiliriz buda istihdamı arttırır.Toplumda herşey birbiriyle bağlantılıdır.Bir ülkenin gelişimi o ülkeninin eğitim sistemiyle ilşkilidir gelişmiş bilgi toplumlarında işsizlik olmaz çünkü üretimleri dünya pazarında rağbet görür
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?