'Türkiye'nin modele ihtiyacı yok'

Türkiye'nin İran'a dönüştürüleceği iddialarına 'safsata' diyen Erdoğan, "Modele ihtiyacımız yok" dedi.

'Türkiye'nin modele ihtiyacı yok'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin bir soru üzerine, "Bizim cumhurbaşkanlığımız veya grubumuzun belirleyeceği bir cumhurbaşkanı 'Türkiye'yi İran gibi yapacak'. . . Bunlar safsatadır" dedi. Recep Tayyip Erdoğan, ABD'nin New York kentinde, Türk toplumu ve temsilcilerine hitap etti ve soruları yanıtladı. ABD'de yaşayan ve isminin Necdet Çamlı olduğunu ifade eden bir Türk, bir süre önce Türkiye'ye geldiğini belirterek, özellikle kadınların, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması durumunda "Türkiye'nin İran'a benzeyeceği korkusunu taşıdıklarını" öne sürerek, "Bu korkuyu bertaraf eder misiniz?" diye sordu. Erdoğan, bunun üzerine şunları söyledi:"Bizim cumhurbaşkanlığımız veya grubumuzun belirleyeceği bir cumhurbaşkanı 'Türkiye'yi İran gibi yapacak'. . . Bunlar safsatadır. Bunlar çok çok marjinal kalmış grupların ve zihniyetlerin ortaya koymak istediği veya onunla tatmin olmak istedikleri ifade tarzlarıdır. "Kendisinin 4. 5 yıl İstanbul'da belediye başkanlığı yaptığını hatırlatan Erdoğan, o dönemde yaptıklarının ortada olduğunu, Türkiye tarihinde görülmedik eserler ortaya koyduklarını anlattı.

Şu anda da 4 yıldır iktidarda bulunduklarını kaydeden Erdoğan, "Ne yaptığımız, herşey ortadır. Sadece eserlerimizi söyleyin. Eserler ortadadır. Düşünce özgürlüğü noktasında, din ve vicdan özgürlüğü noktasındaki tavrımızı eğer bu tür algılama gayretine girmek isteyenler varsa onlar insan hakkı nedir bilmiyor, hukukun üstünlüğünü bilmiyor, özgürlüğün ne demek olduğunu bilmiyor. Önce bunu bilmeleri gerekir. Bizim kimseyi model alma gayretimiz yok. Türkiye, kendi modelini kendi içinde meydana getirmiştir. "

"ABD İLE YAKIN İLİŞKİLERİMİZ DEVAM ETMEKTEDİR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile yakın ilişkilerin sürdüğünü belirterek, "Bu ilişkilere somut ve daha geniş bir içerik kazandırılmasında Türk Amerikan toplumunun değerli katkıları ayrı bir anlam ve önem taşımaktadır" dedi. Recep Tayyip Erdoğan, New York'ta Türk toplumu ve temsilcilerine hitap etti ve soruları yanıtladı. Toplantıya, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Gül'ün eşi Hayrünisa Gül ve öteki davetliler katıldı.
Sözlerine, Türkiye'den ve Anadolu'dan selam getirdiğini belirterek başlayan Erdoğan, Türkiye'de yapılan icraatlar hakkında bilgi verdi. Ramazan ayının hayırlar getirmesini de dileyen Erdoğan, ABD ile ilişkilere değindi.

İki ülke arasında başta terörle mücadele olmak üzere ikili ilişkilerin her alanda daha da ileriye götürülmesi konusunda ortak değerlerin ve bu noktada barışın yaygınlaştırılması konusunda yakın ilişkilerin sürdüğünü belirten Erdoğan, "Bu ilişkilere somut ve daha geniş bir içerik kazandırılmasında Türk Amerikan toplumunun değerli katkıları ayrı bir anlam ve önem taşımaktadır" dedi. Türk toplumunun iki ülke arasında bir dostluk köprüsü oluşturduğunu anlatan Erdoğan, iki halk arasındaki ilişkilerin pekişmesi için çalışılmasını istedi.

"AYAĞIMIZI SAĞLAM BASIYORUZ"

Türkiye'de, bir yandan ekonomik reformların sürdüğünü, bir yandan da yeni yatırımların gerçekleştirildiğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Yeni iş sahaları oluşturmak için gayret sarfediyoruz. Özellikle son 4 yıl içinde ekonomik parametrelere ve AB sürecine baktığımız zaman Türkiye'de eğitim, sağlık, adalet ve emniyette nereden nereye geldiğimiz, çok açık ve net görülmektedir. Özellikle bir krizler ülkesi durumunda olduğumuz o 2000'li, 2001'li ve daha da geriye gidecek olursak o 1990'lı yıllar, Türkiye için 'acaba geleceğimiz ne olacak' endişesini bütün vatandaşlarımızın tek tek taşıdığı dönemlerdi. Artık bunlar geride kaldı. Göreve geldiğimizde bu ülkede kişi başına düşen milli gelir 2 bin 500 dolardı. Şimdi 5 bin doları aşmış durumda. Daha iyisi olacak. İhracatta hedefleri yakalıyor ve aşıyoruz. Büyüme hızı ortalama yüzde 8 civarında, devamlı Türkiye büyüyor. Türkiye, maalesef 3 haneli enflasyon rakamlarını tatmış bir ülke. Bizim dönemimizde tek haneli rakamlara geldi, inşallah bu yıl da bunu tutturma gayreti içindeyiz."

Erdoğan, eskiden olduğu gibi "acaba krizler bizi nasıl etkileyecek" biçimindeki sıkıntıların artık yaşanmadığını belirterek, "Çünkü ayağımızı yere sağlam basıyoruz. Artık özgüvenimiz var. Bu noktada tedbirlerimizi özel sektör ve devlet olarak ele ele ve omuz omuza vermek suretiyle alıyor ve onu yapıyoruz" dedi. ABD'nin, Türkiye'nin ekonomik programına verdiği desteği takdirle karşıladıklarını ifade eden Erdoğan, bu noktada ABD'de yaşayan Türkler'e de önemli görevler düştüğünü söyledi.

"TELEVİZYON KARŞISINDA AĞLAMANIN FAYDASI YOK"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin gerek bölgesel gerek ulusal, gerek küresel alanda göz ardı edilemeyecek çağdaş, medeni değerlere bağlı, aynı zamanda büyük bir medeniyetin varisi olan bir ülke olduğunu belirterek, bunun sonucu olarak Lübnan'a asker gönderme kararı aldıklarını söyledi.

Televizyon başında Lübnan'da olanları seyrederek ağlamanın hiç bir faydası olmadığını ifade eden Erdoğan, "Masada olursak etkin olacağımıza inananak, BM'nin almış olduğu karar çerçevesinde bu işe adamımızı attık. Soru işareti olabilecek 4 nokta vardı. Baktık ki bunların hepsi yerine getirilmiş. Bütün bunları bölgemizde istikrar ve barışın egemen olması için yapıyoruz" dedi. Erdoğan hükümete geldiklerinden bu yana düşman üretmeye değil, dost kazanmaya yönelik bir dış politika anlayışını benimsediklerini ve bunu gerçekleştirdiklerini de vurguladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı George Bush ile görüşmek üzere geldiği ABD'de resmi temaslarına bugün başladı. lk olarak New York'ta Sheraton Oteli'nde Türk toplumu temsilcileri ile bir araya gelen Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e burada Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu tarafından plaket verildi. Erdoğan, ABD'de yaşan Türk kökenlilere iki ülke arasındaki ilişkilere katkılarından dolayı teşükkür ederek başladığı konuşmasında, Lübnan'a asker gönderme konusundan, AKP hükümetinin gerçekleştirdiği reformlara kadar pek çok konuya değindi.

DOST KAZANMAYA YÖNELİK DIŞ POLİTİKA

Erdoğan'ın konuşmasında AKP'nin dış politika anlayışını su sözlerle anlattı: "Ülkemiz stratejik, kültürel ve tarihi perspektifler açısından bulunmaz nimetlere sahiptir, ancak rahat bir coğrafyada bulunmadığımızı sizler de takdir ediyorsunuz. Ülkemizin refahı ve hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarına dayalı çizgimizi daha da kuvvetlendirmeye çalışıyoruz. Yine bir yandan yeri geldiğinde dış politikada gerekli açılımları gerçekleştirirken, diğer yandan ulusal çıkarmamızı hiç bir taviz vermeden korunmaya devam ediyoruz. Şu anda Türkiye son 4 yıldır dünyaya yapmış olduğu açılımı, olayların gelişmelerin üzerine gidişi Türkiye'nin dıştaki itibarını da artırmıştır. Ve bundan asla geri adım atmak söz konusu değildir. Zira bize zaman zaman şuna da söylüyorlar: 'Niye bu kadar dolaşıyorsunuz, Ankara'yı niye terk ediyorsunuz. Niye Ankara'da durmuyorsunuz?' Biz gelirken şunu söyledik. Bu hükümet 'Ankara'ya mahkum olan oraya kilitlenen bir hükümet olmayacaktır' dedik. 'Dünyanın dört bir yanına sürekli olarak dolaşan, bütün ülkelerle siyasi, ekonomik, kültürel, ticari her alanda bu tür bir araya gelme, onlarla görüşme, masa üzerinde bütün çalışmaları yapan ve düşman üretmeye değil, dost kazanmaya yönelik bir dış politika anlayışını benimsemiş bir hükümet olarak geleceğe yürüyeceğiz' dedik ve bunu gerçekleştirdik."

'KOMŞULARIMIZLA OLUMSUZ SAYILABİLECEK İLİŞKİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR'

"Biz gelmeden önce sınır komşularımızın birçoğuyla Türkiye'nin ciddi sayılabilecek bir alışverişi dahi yoktu. Bir dış ticaret hacmi söz konusu değildi. Ama şu anda bizim komşularımızın hiçbiriyle bu noktada olumsuz sayılabilecek ciddi anlamda, ne siyasi ilişki, ne ekonomik ilişki ne kültürel anlamda ilişki söz konusu değildir. Ufak tefek bir takım meseleleri bir tarafa koyacak olursak, artık rahatlıkla masada oturup konuşabiliyoruz. Daha önce masada oturup konuşma diye bir şey yoktu. Bizim şimdi İran'dan alınız da Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, güneyde Suriye şu anda Lübnan, İsrail, kuzeyde Kafkas ülkeleri ve Türk cumhuriyetlerinin hepsiyle çok sıcak ilişkilerimiz var. Her geçen gün dış ticaret hacmi genişleyen bir Türkiye var. Bire 3, bire 4, bire 5... Bu ticaret hacimleri katlandı. Bu noktaya geldik. Yeterli mi? Yeterli değil. Daha iyi olacak. Bu aynı zamanda bizim müteşebbüsümüzle girişimci ruhunun artmasıyla daha iyi bir noktaya geliyor."

'SINIRLARIMIZ ETRAFINDAKİ OLAYLARA DUYARSIZ KALMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL'

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Lübnan'a asker göndermesi konusunda işe şunları söyledi: "Türkiye olarak gerek bölgesel, gerek ulusal, gerek küresel alanda göz ardı edilemeyecek çağdaş, medeni değerlere bağlı, aynı zamanda büyük bir medeniyetin varisi olan bir ülkeyiz. Tabi böyle bir ülke aldığı emanete layık olarak geleceğe hazırlanmak durumundadır. Şu anda bunu yapmanın gayretiyle son olarak Türkiye'nin Lübnan'a asker gönderme kararı TBMM'den çıktı. Şu anda çalışmalar devam ediyor. Türkiye olarak bizler şu ana kadar 28 ülkeye asker göndermiş bir ülkeyiz ve devam ediyoruz. 10 bini aşkın askerimiz gitti. Afgansitan'da, Bosna Hersek'te hala askerimiz var. Kongo'da askerimiz var. Lübnan yanı başımızda ve ısrarla talepleri var. BM'nin almış olduğu karar verçevesinde bu işe adamımızı attık. Soru işareti olabilecek 4 nokta vardı. Baktik ki bunların hepsi yerine getirilmiş vaziyette, masada olursak etkin olacağımıza inanarak. Televizyon başında Lübnan'da olanları seyrederken ağlamanın hiçbir yarar getirmeyeceğini ve biz neler yapabiliriz...? Dışişleri Bakanı Gül heyetiyle birlikte Lübnan, Suriye'ye, Filistin ve İsrail'e gitti. 4 ülkeye yaptığı yaptığı ziyaretin ardından baktık ki hepsinde Türkiye'ye karşı talep var. Bütün bu talep karşısında biz orada olmalıydık. Grubumuz bu konuda kararlılığını ortaya koydu ve böylece parlamento asker gönderme kararını vermiş oldu.

'HAMASET ŞİİRLERİ NETİCE GETİRMİYOR'

"Bundan sonra yapılacak olanlar yine stratejimiz karşılıklı olarak UNIFIL ile görüşmek suretiyle herşey yürüyor. İnşallah en ideal, en hayırlı olanı yapmış olacağız. Bu tür atmış olduğumuz adımlarda 5 tane kaygımız var. Bu kadar ülkelere asker gönderdik 5 tane kaybımız var. Hani bazen böyle abartarak, 'Yavrularımızı ölüme gönderiyor, şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar...' Bu noktada da tabi ister istemez yanlış da anlaşılabiliyor. Her şey çerçevesi içinde gayet tedbirleri alınarak yapılıyor. Askerimizin tecrübesi ve mahareti yerindedir. İnaniyorum ki Lübnan'da da gerek askerimiz, gerek göndereceğimiz sivil ekipler sivil ekipler, hem Lübnan halkıyla bütünleşen ve oranın bir an önce kendini toparlamasına yardımcı olan insani bir görevimizi yerine getirmiş olacağız. Tabi bütün bunları bölgemizde istikrar ve barışın egemen olması için yapıyoruz. Yoksa otur ağla, oturduğun yerden bol bol hamaset şiirleri oku. Bunlar netice getirmiyor. Olayın içinde olursanız netice alırsınız. Olmazsanız söz söyme hakkınız bile olmayacaktır. O dönemde arzuladığımız neticeyi alamadık, ama gecikmeli de olsa bir netice ortaya çıkmış oldu. İlgili-ilgisiz bütün ülkelerle irtibatımız oldu. Bunlar daha önceki dönemlerde olan şeyler değildi. Komşularımızın da bu noktada bizlere olan güveni de ciddi manada artmış bulunuyor. Tabii ki sınırlarımız etrafında meydana gelen bu olaylara duyarsız kalmamız mümkün değildi. Bunun gereğini böylece yerine getirmiş oluyoruz. "

'ABD'DEKİ TÜRKLERE BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR'

ABD ile Türkiye arasındaki dostluk ve işbirliği ortamının devam ettiğini de kaydeden Başbakan Erdoğan, bu işbirliğine somut ve daha geniş bir içerik kazandırılmasında özellikle ABD'deki Türk toplumunun katkılarının değerli bir anlam ve önem taşıdığın kaydetti. Başbakan konuşmasında ABD'deki Türklere özetle şu mesajları verdi:
"Türk-ABD toplumu olarak özellikle sizler, Türkiye ve ABD arasında bir dostluk köprüsü oluşturuyorsunuz. Ülkelerimizin birbirini daha iyi anlamalarına, ülkelerimizin konumunun güçlendirilmesini ve arasındaki bağların pekiştirilmesine önemli katkılar sağlıyorsunuz. Biz de hükümet olarak vatandaşlarımızın layık olduğu müreffeh gelecek için idari, siyasi, ekonomik reformlara şiddetle ve ısrarla devam ediyoruz. Bir yandan ekonomik reform ve istikrar proframını sürdürüyor, bir yandan da yeni iş sahalarının yapılması, yatırımların yapılması için çaba sarfediyoruz. Özellikle son 4 sene içinde, Türkiye'nin eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette ulaşımda nereden neredeye geldiğini görmek çok açık ortadadır."

'TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SORUNU TANITIMDIR'

"ABD'nin ekonomik programımıza olan desteğini de takdirle karşılıyoruz. Ekonomik işbirliğinin daha da pekiştirilmesi, geliştirilmesini arzu ediyoruz. Sizler bunun çok önemli bir ayağı olacaksınız. Amerika'daki Türklere çok önemli roller, görevler düşüyor. Bizim en büyük eksiğimiz bu olmuştur (Türkiye'nin tanıtımı). Olumsuz kareleri dünyaya göstererek ülkemizi maalesef farklı bir şekilde tanıtma gayretleri olmuştur. Ama bunlar Türkiye'nin, Türklerin gerçek yüzü değildir. İşte bunu sizler başarıyla götürebilirsiniz. Bu yanlışların düzeltilmesinde çok ama çok önemli yardımda bulunabilirsiniz. Türkiye-ABD arasındaki iliştkilerin gelişmesinde özellikle yapacağınız katkılar iki ülke arasındaki sosyal ve kültürel ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunacaktır. Her yıl yapılan Türk günü etkinliği bu noktada önemli bir fırsattır. Bizler de bu etkinliği destekledik, bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz."

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner33

banner37