banner39

Türkiye'nin Rasmussen politikası tek!

Başbakan Erdoğan Rasmussen'e karşı çıkarken, Abdullah Gül, 'Görüşümüz tektir' sözüyle Erdoğan'a destek verdi.

Arşiv 03.04.2009, 13:04 03.04.2009, 16:06
Türkiye'nin Rasmussen politikası tek!

 

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Erdoğan Chatham House'de 'Benim ülkemdeki terör örgütünün yayın organı Danimarka'dan yayın yapıyor. Bu durdurulmadı dedi.  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, G-20'de kendisine sorulan soruları cevapladı. Roj Tv ve karikatür krizi konusunda restini çeken Erdoğan'ın açıklamaları şöyle oldu:

"NATO genel sekreterliği konusunda biz görüşümüzü açıkladık. Biz NATO'nun güç kaybetmemesini istiyoruz.  Benim ülkemdeki terör örgütünün yayın organı Danimarka'dan yayın yapıyor. 4 yıl önce söyledim, alın size belgeler bilgiler dememize rağmen bunu durduramamıştır veya durdurmamıştır. Hiçbir netice alamadık. Nasıl bu barışı güvence altına olmuş olacak. 

Karikatür krizi yaşadık. Bu sıkıntılı durumu nasıl aşacağız bunları konuşun dedik. Yine olumlu yaklaşılmadı. Barış sürecine katkısı olamayanlar bundan sonra nasıl olacak?
Doğrusu benim kişisel kanaatimi söylüyorum olumsuz bakıyorum bu olaya."

NATO'nun yeni genel sekreter arayışlarına ilişkin yorum ve spekülasyonların devam ettiği bu ortamda yapılan bu net açıklamayı, ajansların flaş haberleriyle NATO zirvesine ulaştı ve şok etkisi meydana getirdi.

Yabancı gazeteciler, bu sözlerdeki "kararlılık" üzerinde dururken, Ankara'nın "taviz vermeyeceği" mesajını da "nihayet" algıladıklarını ifade etmeye başladı.

Konuyu zirvenin en önemli gündem maddesi ve NATO'nun büyük bir sorunu gibi algılama eğilimindeki gazetecilere, Türkiye'nin olaya "aceleci olmayan ve soğukkanlı bir tavırla yaklaştığı", "Türkiye'nin, NATO'nun başında ittifakın en önemli tehdit olarak algıladığı terörizme karşı ortak mücadelenin öneminin bilincinde ve kararlılığında olan bir genel sekreter" istediği sürekli anlatılıyor.

NATO genel sekreteri arayışlarında, genelde müttefikler arasında tam uzlaşma olmadan aday isimlerine resmiyet kazandırılmıyor.

Rasmussen'in adaylığına resmiyet kazandırılması, "tüm müttefiklerin onayının alındığı, oldu-bitti havasını" ön plana çıkarma girişimi olarak algılanıyor.

Zirve kulislerinde, bu adaylığa karşı gözüken Türkiye'nin "yalnız kaldığı", "baskılara boyun eğeceği" görüşleri de var.

Rasmussen'in adaylığı dün akşam resmiyet kazanırken, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski'nin NATO genel sekreterliğine aday olmadığını açıklaması, son saatlerin önemli gelişmeleri oldu.

Rasmussen'in adaylığına, Türkiye'den onay veya olumlu bir işaret alınmadan resmiyet kazandırılması da "şaşırtıcı bir stratejik hata" olarak değerlendiriliyor. Bu adımın Ankara'yı rahatsız ettiği ileri sürülüyor.

GÜL: DEVLET OLARAK GÖRÜŞÜMÜZ TEKTİR

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliğine adaylığı konusunda, "Bizim için önemli olan NATO'nun güçlü olmasıdır ve işlevlerini en iyi şekilde yapabilmesidir. Her şeyden önce bu gelir, isim meselesi değil" dedi.

NATO zirvesine katılmak üzere Almanya'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulunan Gül, daha sonra gazetecilerin sorularını da cevapladı.

Cumhurbaşkanı Gül, bir gazetecinin, Danimarka Başbakanı Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliğine adaylığının teyit edildiğini ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın buna şahsen karşı olduğunu açıkladığını belirterek, Türkiye'nin NATO zirvesine nasıl pozisyonla katılacağının sorması üzerine şunları söyledi:

"Bu konuda görüşlerimizi daha önce paylaşmıştık. O görüşlere dikkatli şekilde bakılırsa Türkiye'nin ne düşündüğü anlaşılacaktır. Türkiye'nin görüşü de tektir. Uluslararası meseleler söz konusu olduğunda, kendi iç mekanizmalarımızda bunları görüşürüz. Bizim için önemli olan NATO'nun güçlü olmasıdır ve işlevlerini en iyi şekilde yapabilmesidir. Her şeyden önce bu gelir, isim meselesi değil."

Cumhurbaşkanı Gül, NATO Genel Sekreterliği için 3 kişinin adaylığını açıkladığına ve yeni adayların çıkmasının beklendiğini ifade ederek, Avrupa Atlantik kurumlarında ortak kararların istişare, karşılıklı anlayış, güven ve uzlaşı sonucu alındığını söyledi.

Bu süreçte, en küçüğünden en büyüğüne bütün üye ülkelerin fikirlerinin alındığını anlatan Gül, endişelerin paylaşılması, hassasiyetlerin dikkate alınması sonucunda kararların oy birliğiyle alındığını kaydetti. Gül, "Bu bazen uzun sürer, bazen sancılı olur ama sonunda hep 'kazan kazan' çerçevesi içinde NATO güçlü çıkar" dedi.

Gül'ün bu sözleri, bazı kaynaklarca Erdoğan'ın karşı çıkmasına destek olarak yorumlandı.

Türkiye'nin bu konuya, NATO'nun fonksiyonlarını en iyi şekilde yapabilmesi açısından yaklaştığını belirten Gül, "İstişareler devam etmektedir. Görüşlerimiz en en açık, en samimi şekilde müttefiklerimizle paylaşılmaktadır, paylaşılmaya da devam edecektir" diye konuştu.

NATO Genel Sekreteri'nin belirlenmesi sürecinin, müttefikler arasındaki uzlaşma ve ittifakla karar vermesine bağlı olduğunu ifade eden Gül, tüm adayların değerli olduğunu söyledi.

31 TEMMUZ'DA DEVİR TESLİM

NATO'nun yeni genel sekreterinin isminin, "tüm ittifak üyelerinin mutabakatıyla" belirlenmesi için 31 Temmuz'a kadar vakit bulunuyor.

Genel sekreterliğe 2004 yılının ocak ayında atanan Hollanda'nın eski Dışişleri Bakanı Jaap de Hoop Scheffer, 31 Temmuz 2009'da koltuğunu devrederek Brüksel'den ayrılacak.

 

banner53
Yorumlar (0)
30
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?