banner27

Üçüncü yol

Bir fikrin mensuplarının azalması o fikrin veya fikriyatın yanlışlığını göstermez.

   Üçüncü yol

Bir fikrin mensuplarının azalması o fikrin veya fikriyatın yanlışlığını göstermez. Adem-i mevcudiyeti, madumiyetinin delili değildir. Aksine, halk goygoyculuğu veya bugünkü tabirle populizm dediğimiz kompleks ve sosyal ve siyasi mühendislikler sonucu süreklendiğimiz yolun çıkmaz sokak olduğunu apaçık görüyoruz. Son sıralarda, ABD ve AB ilişkilerimizin mecrasında yürümediği ve dahası bir çıkmaza sürüklendiği gözlerden kaçmamaktadır. Bu bloklarla ilişkilerimiz ancak süni teneffüslerle yürütülmeye ve yaşatılmaya çalışılmaktadır. Ama tıkanma noktasına geldiği aşikar hale gelmiştir. Bununla birlikte, bizi çıkmaz sokaklarda zorla yürütmeye, itelemeye ve sürüklemeye çalıştıkları da gözlerden ırak değildir. ABD ile ilişkilerde, tek yanlı olarak temponun gerisine düştüğümüz, iştahsızlık yaşadığımız ileri sürülerek hükümeti vaveylaya veriyorlar. ABD ile ilişkilerimizde de benzeri bir süreç yaşanmakta ve manda sözcüleri geride kalırsak üçüncü dünyalılaşacağımız korkusunu salmakta ve bizi asacaklarını ve keseceklerini propoganda etmekte ve çözüm olarak da Arapların İsrail'e seyirtmesi ve koşması anlamında kullanılan 'hervele' siyasetine teklif etmektedirler. Kimisi, AB ilişkilerimizde geri fitese taktığımızı Mehmet Ali Birant gibi kimisi de ABD'yi gücendirdiğimizi ve Suriye'ye gitsek bile gönlünü yapmak için illa da İncirlik'te ABD'nin taleplerine evet dememizi ve jestte bulunmamızı salık veriyorlar. Mertel gibi Türkiye'yi AB'den uzak tutmaya yeminliler grubu ise karşımıza Ermeni topuzuyla çıkıyorlar. ABD ise 'birlikte yürümezseniz vay halinize' diyerekten o da Ermeni kartıni gösteriyor. Wolfowitz Dünya Bankası'na gider ayak 1 Mart tezkeresi sırasında yaptığı gibi bu sefer de Ermeni kartıyla Türkiye'nin gözlerini korkutmaya çalışmaktadır. Bu cendereyi ve kuşatılmışlığı ve fasit daireyi yarmanın ve kırmanın bir yolu yok mu ? Elbette var.

Bu fasit daireyi kıracak ancak ve ancak üçüncü yoldur. Bu yol ne komunizm kapitalizm karşısınmda üçüncü yolu öneren İsmet Bozdağ'ın üçüncü yolu ne de aynı doğrultuda yalanı zahir olmuş Blair'in yoludur. Bu, ABD ile AB arasında üçüncü ve orta bir yoldur. Bu üçüncü yol, Müslüman dünyayı yeniden ayağa kaldırma yoludur. Makus talihini yenme yoludur. Tek başımıza yaramadığımız kuşatmayı, kayıt ve zincirleri dayanışma ile müştereken kırma yoludur. Fakat neyazık ki başkalarıyla birlikte yürüme ve hervele kıskacındaki 'modern İslamcılar' devlet anlayışından feragat ettikleri gibi ümmet anlayışından da feragat etmişlerdir. Bununla birlikte fire ne kadar büyük olursa olsun üçüncü yoldan başka da seçenek ve çare yoktur ve kalmamıştır. İçinde buldukları yolda yürüme zorunluğunda kalan ve çıkmaz yolu uzatan AKP hükümetinin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bile AB tazyikçilerinden usanarak 'içimizdeki kraldan çok kralcılar' dan şikayetçi olmuştur. İçimizdeki ecnebilerin sözcüleri hariçten daha fazla tahripkar hale gelmişlerdir.


Ermeni ve PKK meselesini Türkiye'nin yollarını tıkamak için kullanıyorlar.. Kıbrıs'tan sonra diğer alanlarda da Türkiye'yi geriletmeye çalışıyorlar. Kıbrıs'ta Annan planına evet diyerek nefes mi aldık yoksa kuşatmayı dahada mı daralttık ? Boynumuzdaki yağlı ilmiğin boğumlarını daha da mı sıktık ? Bugün vakit kazanalım ve nefes alalım derken Türkiye'nin geleceğini bitirme çelişkisiyle karşı karşıyayız. Bizi tüketmek istiyorlar. Korkarım ki, içimizdeki şakşakcıların da ortak olduğu bu planın sonu, daha fazla iç ve bölgesel gaileler ve kargaşalar olmaz. Artık gerçeklerle yüzleşme vaktidir ve bunun daha fazla geciktirmeye ve tehire tahammülü de kalmamıştır. Hükümetin soğukluğunun haklı nedenlerini görmezlikten gelenler, hala hükümeti hervele konusunda sıkıştırmanın yollarını arıyorlar. Basında kümelenmiş Amerikan muhibbanı Edelman'ın Türkiye'yi terkinde bile hükümete bir fatura kesmenin peşinde. AB meselesinde bile öyle. Bir an durup da hükümetin kendisini gözden geçirmesine fırsat vermek istemiyorlar. 'Maraton da durur ve sekersen düşersin' diye korku damarına şırınga yapıyorlar. Daha da acısı hayır demenin moda olduğu günlerde 'Hayır Diyen Türkiye' adlı kitabını yazan Kamran İnan marş marş tek istikamet ABD-İsrail çizgisi diyerek hükümeti muayyen noktaya itelemektedir. İsrail'i darıltmamız halinde ABD'yi de karşımıza alacağımızı savunmaktadır. İslami kesimler komplo teorilerini gündeme getirdiğinde komplo teorilerine karşı çıkanlar hükümete tehdit olarak ABD'nin her türlü komplosunu akla getirmektedirler. 'Parmak kanayınca' başlıklı yazısında Erdal Şimşek aynen şunları yazıyor : ...Hırvatistan'da dolaşan bir "Komplo teorisi" hayli düşündürücü. Diyorlar ki, "AB'nin üyelik müzakerelerini erteleme kararının arkasında ABD var. İngiltere'yi kullanıp, Irak savaşında onlara destek vermememizin intikamını aldılar."
Yok canım; ABD hiç böyle bir şey yapar mı?( 19 Mart 2005 Sabah gazetesi)"

Suçüstü diye işte buna derler…

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25