banner15

Ulusalcıları derin devlet besliyor

Türkiye Gazetesi başyazarlığını yapan tarihçi Yılmaz Öztuna, 28 Şubat’ı darbe olarak kabul etmediğini söyledi.

Ulusalcıları derin devlet besliyor

Doğrusunu söylemek gerekirse, Sultan Abdülaziz'in öldürülmesiyle sonuçlanan 1876 darbesi hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sevgili Abdullah Kılıç, geçen hafta Sultan'ın kanlı gömleğini Topkapı Sarayı depolarından bulup çıkarmasaydı ben tarihçi, müzikolog ve gazeteci Yılmaz Öztuna'nın sekiz baskı yapan Bir Darbenin Anatomisi adlı kitabının hâlâ farkında olmayacaktım.

1876, mademki Cumhuriyet dönemi darbelerinin anasıydı, hemen okumalı ve 28 Şubat'ın onuncu yılında, o günlerden bu günlere neler düştüğünü Öztuna ile konuşmalıydım.

Sultan Aziz'in kanlı gömleğinin saklandığından haberdar mıydınız?

Kanlı gömlek ve iç çamaşırları, olayın vukuundan beş sene sonra 1881'de Yıldız Mahkemesi'nde teşhir edildi. Biz tarihçiler bu çamaşırları görmedik. Normal olarak annesine verilir böyle şeyler. Ve annesinden de devrin padişahı İkinci Abdülhamit'e kalmıştır. O da anlaşılan Topkapı Sarayı'na vermiş. Sergilenmesinde etik bakımdan mahzur görürüm. Sultan Abdülaziz'in torunlarıyla nezaketen görüşüp, böyle bir şeye izin verip vermediklerini öğrenmek lazım.

Sergilenmesi etik değil diyorsunuz; ama benim gibi Sultan Abdülaziz'in başına gelenleri bilmeyenler bu vesile ile öğrenmiş oldular.

Bu kitabı sekiz defa bastırdık. Benden evvel de birçok tarihçi yazdı. Ben kendi tarih metodolojime göre hepsini toparladım. Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan'ın cariyelerinden Sultan Abdülhamit'in dördüncü kadın efendisi Müşfika Kadınefendi ile ve hanedandan muhtelif kimselerle yıllarca görüştüm ben.

Diyorsunuz ki bu darbe, sonraki bütün darbelerin anasıdır. 1876'dan önce de askerin birçok vukuatı yok muydu?

Sultan Mahmut, 1826'da yeniçerileri, eski 465 senelik orduyu 8 saat içinde ortadan kaldırdı.

Vaka-i Hayriye!

Evet. Vaka-i Hayriye budur. Sultan Mahmut, askeri kesin şekilde politikadan ve fiilen devletin yönetiminden çekti. Modern bir ordu kurdu. 13 sene sonra Tanzimat ilan edildi. O dönemde ordunun darbe ile iktidar değişikliği yapması Londra'da ne kadar mümkün değilse, İstanbul'da da o kadar mümkün değildi. Akıldan dahi geçirilmezdi. Subayın politikaya karışması yeniçerilik diye damga alırdı. Ki yeniçeri olarak damgalanmak, dinsiz imansız olarak damgalanmaktan daha ağır bir suçtu.

Hımm! 1876 darbesi bunu mu yıktı?

Evet. Bu 'modern ordu da darbe yapabilir' fikrini Türk subayının kafasına soktu. Biz ona irtica yani geriye dönmek diyoruz. Tekrar yeniçerilik hortlamış oluyor.

Dolayısıyla 27 Mayıs, 28 Şubat ve aradaki darbeler de irtica hareketi miydi?

Ben 28 Şubat'ı bir darbe olarak kabul etmiyorum.

Aa! Kendileri bu 'post modern darbe' derken siz nasıl kabul etmezsiniz?

Ben ihtilali o işi yapanların ağzından değerlendirmem. 28 Şubat'ta Meclis mi kapandı? Herhangi bir tevkifat mı oldu?

İlahi hocam! O nedenle 'post modern' darbe zaten. Tamamen askerî bir hava soludu memleket. Brifinglerle herkes hizaya sokulmaya çalışıldı. Uçan kuşu fişlediler.

Efendim fişlemeler, dinlemeler falan gayri kanuni birtakım şeyler. Fakat darbe, yani 'kuteda' dediğimiz hadise 28 Şubat'ta olmadı. 28 Şubat'ta karşı taraf masum değildi. Yalnız hükümeti devirmek ve sonraki hükümetin güvenoyu alması için mebus transferleri oldu, büyük paralar döndü. Bilhassa Doğru Yol'dan kopan milletvekilleri Mesut Bey'in Anavatan Partisi'ne geçti.

Mesut Bey mi para ödedi bunlara?

Parayı parti liderleri ödemez. Mebus transferlerindeki para İstanbul'daki büyük özel sektörden alınır.

Bunlar askerin bilgisi ile mi yapılır?

Bu şekildeki paraları belirli işaret almadan vermezler. Bunlardan para almak, cehennemden ateş almaktan daha zordur. Bu mekanizmayı aşacak kuvvette kimse, hangi düzen onlara yardımcı olabilecekse onlardır sorunuzun cevabı. İşadamlarının dışında hiç ihmal edilmeyecek bir faktör de Birleşik Amerika Devletleri'dir. 1960, 1971 ve 1980 darbelerinde Amerika'nın açık muvafakati alınmıştır.

28 Şubat'ta?

28 Şubat'ı darbe olarak görmediğimi söyledim. Askerin Sincan'dan tank geçirmesi, bir jandarma generalinin fiş tutmaya kalkması falan ufak tefek hadiseler. Darbede başına bir şey indireceksiniz iktidarın.

Sadece iktidarın değil bütün milletin başına indirdiler indireceklerini. Daha ne istiyorsunuz?

28 Şubat'ta başa ne indi hanımefendi? Biz 1876 darbesine gelelim. Darbe tekniği itibarıyla 19 ve 20'nci asırlarda yapılmış bütün darbelerin en mükemmellerinden biridir. Millete verdiği zarar korkunç, o bakımdan söylemiyorum. Darbe bir iktidarı indirip, onun yerine geçmektir. Bu maksat şaşılacak derecede kolaylıkla elde edilmiştir. Bir tek kişi ölmüştür. Padişahın hassa alayları var, kâtipler, mabeynciler, harem ağaları, beş yüz kadın, bilmem neler var. Darbenin bu kadar kansız olması, tekniğinin harikuladeliğini gösteriyor.

Bu aynı zamanda Saray'ın güvenlik zaaflarını da göstermiyor mu?

Göstermiyor desem, o zaman nasıl padişah hal edildi, diyeceksiniz. Evet gösteriyor. Birinci ordunun ikinci tümeni tarafından muhafaza ediliyordu padişah. Yani bir hükümdar için kendi ordusunun ve donanmasının himayesinden daha büyük bir güvenlik tasavvur edilebilir mi? Bir de şu var. Darbe pek çok kimseyle, senelerce hazırlanır. Yalnız 63 kişi biliyordu darbe yapılacağını. Darbenin diğer bir mükemmeliyeti, kullandığı motifle halkı aldatmasıdır. Yani biz iktidarı değiştirdik. Fakat haklıydık! Burada ilk defa Süleyman Paşa vatan ve millet kelimelerini kullandı. Bu işi vatan ve millet için yaptık.' dedi.

28 Şubat'a da siz galiba vatan ve millet için yapıldı diye bakıyorsunuz.

28 Şubat'ta ben milletin zarar değil fayda gördüğünü zannediyorum. Çünkü her devlet kendisini savunur.

Darbe kime karşı yapıldıysa ona göre mi mevzi alıyorsunuz?

Erbakan'ın uygulamaları bizim devlet yapımızı kökünden değiştirirdi. Bu işin bir dengesi var. Yani yapılanlara halk mani olamaz. Ben Erbakan'dan hiç hoşlanmam.

Sayın tarihçim. Burada mevzumuz askerin hükümeti devirme hakkının olup olmaması.

Askeri bu misyondan çekmek, politikanın bu derece içine girmesindeki motifleri ortadan kaldırmak lazım tabii. Bu vatan-millet lafının yerine zamanla Atatürk ilke ve inkılapları geçiyor darbeyi meşrulaştırmak için. Cumhuriyet devrindeki her üç darbeyi de tasvip etmiyorum ben. 12 Eylül'de sebepler ağır yalnız.

O sebepleri yaratanın da asker olduğu o kadar aşikar ki.

12 Eylül'de altı buçuk ay cumhurbaşkanı seçemedi Meclis. 1074'ten beri devletin bu kadar süre başkansız kaldığı bir dönem yok. 12 Eylül'de tabii anarşiyi biliyorsunuz.

Asker adım adım her şeyi hazırlamadı ve sonra da kurtarıcı olarak gelmedi mi yani?

(Gülüyor) Bana göre de öyle.

E niye o zaman mazeret sayıyorsunuz bana?

(Gülüyor) 12 Eylül'ü çok müdafaa edemem. 12 Eylül'ün müdafaası şöyle olabilir. 27 Mayıs kadar feci değildi. Ama 28 Şubat'ı asla darbe kabul etmiyorum.

Çünkü prensipleriniz değil, korkularınız var.

Hayır. Askerin demokrasilerde hiçbir şekilde politikaya karışmaması lazım. Ama askerin devlet yönetimi üzerinde mütalaaları vardır. Birleşik Amerika'da da var, İngiltere'de de var. Ama bizdeki gibi iki ayda, bir ayda toplanıp şunlar şunlar görüşülmüştür şeklinde değil. Tabii görüşülenlerden işlerine geleni ilan ediyorlar. Gelmeyeni ilan etmiyorlar. Böyle şey olmaz.

Andıçlar olur mu peki?

Ne antlar olur, ne andıçlar olur. Bunlar faşizan birtakım kalıntılar. Her devletin yönetiminde birtakım ortaçağdan kalma kalıntılar vardır. Bunlar yavaş yavaş izale edilir. Tamamıyla izale edilmez. Askere, darbe yapılmasının kötü olduğunu anlatamazsınız. Askere Menderes'i, Özal'ı, Demirel'i benimsetemezsiniz. Asker kimi beğenir, İnönü'yü beğenir. Bayar gelmiş geçmiş en samimi Atatürkçüdür. Asker onu da beğenmemiştir.

Baykal'ı beğenir mi asker?

Pek beğendiğini zannetmiyorum. Fakat 2002 seçimlerinde Baykal'ın başbakan ve Erdoğan'ın da başbakan yardımcısı olması üzerine bir mekanizma hazırlanmıştı. Asker hazırlamıştı demiyorum. Hadi derin devlet diyelim. Erdoğan tek başına iktidar olunca bozuldu plan. Bunu arzu ederdi asker veya derin devlet. Ortada bir hakikat var ki, Türkiye'de derin devletin iktidara karşı bir memnuniyetsizliği hep vardır.

Kitabınızdan öğreniyoruz ki 1876 darbesinde kişisel bazı menfaatler söz konusu olmuş. Daha sonraki darbelerde bu unsurlar var mı?

Hepsinde kişisel menfaat vardır. 27 Mayıs'ı yapanlar, kendilerine hayat boyu senatörlük aldılar. Hayat boyu senatörlük yalnız Lordlar Kamarası'nda var. Bunlar da bizim lordlarımız oldular. 1980 darbesinin iyi taraflarından birisi işte bu bizi hayat boyu senatörlerden kurtarmasıdır.

Kurtardı da ne oldu, kendisini hiçbir zaman yargılanamaz hale getirdi.

Ne yapayım efendim. (Kahkahalar)

Peki 1876 darbesinde olduğu gibi, iktidardan düşürdükleri insanların mal varlığını yağmalama mevzuu?

Bizim havadan para kazanmaya çok meylimiz vardır. İslam'dan önceki Türk milli âdetlerinden birisi; hakan ziyafet verir. Altın tabaklarda beş yüz kişi yemek yer. O takımları yemekten sonra hizmetkârlar ve davetliler yağma ederler. Bu meşru bir harekettir. Bin sene de geçse bu gibi âdetlerin kalıntıları milletlerde tamamıyla yok olmaz. Sultan Aziz'in servetini nasıl yağmaladıklarını anlattım kitabımda. Daha sonraki darbelerde de, bu darbe ile alakası olanların çok zenginleştiklerini görürsünüz.

1876 darbesi, yapanların yanına kâr kalmadı. Ya sonrakiler? Onlar hep kârlı mı çıktı?

Abdülaziz'in hallinden 5 sene sonra kurulan mahkeme, hükümdarın tahttan indirilmesini mahkeme etmedi. Öldürülmesini mahkeme etti sadece. İkinci Abdülhamit cesaret edip şümullendiremedi işi. Çünkü abisi veliaht da vardı bu işin içinde. Abdülmecit'in kadınefendisi, Şevk-Efza Valide Sultan vardı. Örfi idare mahkemesinin bakması gerekirdi böyle bir hadiseye. Bildiğimiz ağır ceza mahkemesi baktı. Olaya katılanları cezalandırdı, evet. Cumhuriyet devrinde darbe yapanlar, maalesef cezasız kaldı. Bir kişi ceza alsaydı arkası gelmezdi.

Hrant Dink'i öldüren pespaye bir zihniyet

Hocam bu ulusalcıları kim besliyor?

Derin devlet besliyor. Derin devlet aşırı milliyetçiliği besler. Komünisti besler, hırlıyı besler, hırsızı besler. Bütün dünya devletleri böyledir.

Yani bugün bayrağa, Kur'an'a, tabancaya el basıp yemin ettirenleri asker mi besliyor?

Hayır. Asker besliyor demedim. Derin devlet askerden ibaret değildir. O, Süleyman Bey'in tabiriydi. Askerin muvafakati olmadan hareket etmeyen kurumlar da var derin devlette.

O halde derin devlet, asker artı nedir?

MİT'tir, belki TÜSİAD'dır. TÜSİAD'ın beraber hareket ettiği Birleşik Amerika'dır. Yani bunların toplamı olan bir varlıktır derin devlet. Ulusalcılar derin devletin zaman zaman ortaya çıkardığı gruplar. Bir anda yok olur bunlar.

Hrant Dink'i öldüren bu zihniyet mi?

Hrant Dink'i öldüren, daha pespaye bir zihniyet. Ulusalcıların bu kadar da akılsız olduklarını zannetmem. Belki ulusalcıların döküntüleridir bunlar. Hrant Dink hadisesinin arkasında Türkiye'ye zarar vermek isteyenler var. Tabii onlar görünmezler. Silahı çeken, taşeronun taşeronunun taşeronudur. Bilmez silahı kimin iradesi ile çektiğini.

 

Kaynak: Nuriye Akman / Zaman Gazetesi

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35