banner39

Viyana kuşatması ne Merzifonlu'ya ne de padişaha yaradı

Viyana kuşatmasında istenilen sonucu alamayan Merzifonlu Kara Mustafa idam edilirken, dönemin padişahı 'yetkisizleştirilmiştir'

Arşiv 15.04.2010, 15:20 15.04.2010, 15:20
Viyana kuşatması ne Merzifonlu'ya ne de padişaha yaradı

Dünya Bülteni / Tarih Servisi

1683 Viyana kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanması, savaşı Serdar-ı Ekrem olarak idare eden, Vezir-i Azam Merzifonlu Kara Mustafa paşanın Belgrad’da idamına hatta dönemin padişahının hal’ine sebep olur.

Padişah IV. Mehmet devlet idaresini tamamıyla köprülülere bırakarak yirmi beş seneden fazla bir zaman avcılıkla meşgul olduğundan, Viyana bozgunundan sonra bu durum halk, asker ve ulema arasında çok ciddi eleştiri konusu olur. İnsanlar bir takım düşüncelerini ulu orta dile getirmekten çekinmezler.

‘ Memleket elden gitti, avdan nice bir feragat etmez ve halktan utanmazsa Allah’tan da mı korkmaz? Bu daha ne kadar sürecek? ’ şeklindeki sözler her yerde korkusuzca dile getirilir.

Vezir-i Azam Kara Mustafa paşanın yerine onun kadar yetkin ve donanımlı birinin bulunamaması da devlet işlerinin iyice karışmasına sebep olur ve IV. Mehmet işin içinden çıkamaz bir hale gelir. Zaten devlet işlerinden daha çok avcılıkla meşgul olduğu için askerin ve ulemanın olumsuz bakışlarını üzerinde toplayan Padişah, yönetimdeki bu büyük boşluğu da kapatamayınca iyice köşeye sıkışır. İçinde bulunduğu vaziyetten en az zararla kurtulmak için bazı çarelere başvuran padişah, asker’in kendisine küskün olduğunu tahmin ettiğinden, söz sahibi ileri gelen ocak ağalarına altınlar gönderip ısyan hareketlerini hafifçe atlatmak ister.

Diğer yandan avcılıktan tamamen el çekerek tövbe eder ve av tazılarını elden çıkarır, avcılık için yaptırdığı yerleri yıktırır, sadece kendi şahsına ait yüz atı ve sarayda kullanılanlardan bin kadar atı ucuz fiyata at pazarında sattırır. Beş yüz atı da, atsız olan kapıkulu süvarisine verdirir. Sarayın iç ve dış masraflarını azaltarak harem-i hümayundan beş yüz kadar cariyeyi dışarı çıkarttırır.

 Padişah almış olduğu bu kararlarla, ona yöneltilen eleştirileri hafifletmeyi amaçlar fakat iş işten geçmiştir, asker ve ulema O’nun tahttan indirilmesine karar verir. Durumun farkında olan padişah vezirine bir hattı hümayun yollayarak yerine oğlu Mustafa’nın geçirilmesini ister.

6 kasım 1687 de yazılan bu ağır ve ümitsiz ferman padişahın aciz halini gözler önüne sermektedir. 
 

 ‘Sen ki vezir-i azam Siyavüş Paşasın,

Cümle ocak ağaları ihtiyar kullarıma selam ve dua ederim; üç defadır hatt-ı şerif gönderdim, Belgrad ile Edirne arasını  kışla tayin ettim; muradınız her ne yüzden ise gerek ulüfe ve gerek gönderdiğiniz defterde mastûr-ül-esâmi olan defter hainlerini tutup irsalini vaad eyledim; asla mültefit olmayıp hatt-ı şerifime itaat ve inkıyat etmediğinizden fikriniz belli oldu; muradınız beni tahttan indirmek ise oğlum Mustafa size Allah emaneti olsun, yerime geçirip beni kendi halime koyasız ve Küçük Ahmed’i (Üçüncü Ahmed) dahî size Allah emaneti eyledim; hak celle ve alâ hazretlerinin bir ismi de kahhardı; dilerim Allahtan ki cümleniz kahr olasınız.

Bu hatt-ı hümayun Silivri’de vezire verilir. Ocak ağaları ve işi idare eden zorbaların huzurunda okunur fakat kimse bunu dikkate almaz. Ertesi gün IV. Mehmed’in kardeşi Süleyman’ın tahta cülûsuna karar verilir. Yapılan hazırlıklardan sonra Dar-üs-saâde ağası, Ali Ağa’dan Şehzade Süleyman’ın kafesten (oturmaya mecbur olduğu yerden ) alınarak tahta getirilmesi buyrulur.

     Ali Ağa şimşirlik denen daireden şehzadeyi almak üzere gider, durumu şehzadeye anlatır fakat şehzade buna inanmaz, öldürülmek için götürüldüğünü zanneder. İkisinin arasında söyle bir konuşma geçer; 


     —‘Benim şevketlû padişahım, korkmayın vallah billah zarar maksadına gelmedim, cümle vezirler ve ulema ve ocaklı kulların sizi padişah edip teşrifinizi bekliyorlar’ dedi ise de şehzade emin olamayıp

     __‘İzalemiz emrolundu ise söyle, iki rekât namaz kılayım, andan sonra emri yerine getir, çocukluğumdan beri kırk yıldır hapis çekerim, her gün ölmekten ise bir gün evvel ölmek yeğdir, bir can için nedir bu çektiğimiz korku’ diye ağlamaya başlamıştı. Ağa tekrar ayağını öpüp:

     __ ‘Estağfurullah hâşâ ki size bir kasd ola, taht kurulmuş, cümle kulların size bakar’ deyince yanında bulunan kardeşi şehzade Ahmed de kendisine cesaret vererek:

     __ ‘Buyrun korkman ağa yalan söylemez’  demesi üzerine dışarı çıkar.

Dışarı çıktığındaki hali hayli perişandır. Ali ağa kendine ait samur kürklerden birini getirtip, şehzadenin üzerine giydirtir ve şehzadenin bu perişan hali birazda olsa bertaraf edilmeye çalışılır. Netice itibariyle şehzade Süleyman’ın padişah olduğundan IV. Mehmet, Sultan Süleyman’ın hatt-ı hümayunu kendisine ulaştırılınca haberdar olur.

Ali Ağa hatt-ı hümayunu verip de ‘muradullah bu imiş buyurun hapishaneye’ deyince, ‘bize katl var mı? Diye sorar. Ağa da hapis emrolundunuz der. Bunun üzerine IV. Mehmet, iki oğlu Mustafa ve Ahmed’le beraber kırk senedir kardeşi Sultan Süleyman’ın oturduğu Şimşirlik dairesine götürülür.  

Bu olay, bir Padişahın üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesinden dolayı tahttan indirilirken ki acziyetiyle diğer bir şehzadenin kırk yedi yıllık hapis hayatından sonra tahta çıkartılırkenki acziyetine dikkati çekerken öte yandan, hem Osmanlı’nın yönetimle alakalı zafiyetlerini ortaya koyar hem de üzerinde düşünülmeye ve ibret alınmaya müsait bir gerçeği gözler önüne serer.
 

banner53
Yorumlar (0)
25
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?