banner39

'Vize işkencesinin sebebi 12 Eylül'dür'

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, Türkiye'ye konuşan vizelerin sebebinin 12 Eylül olduğunu söyled,

Arşiv 17.04.2010, 09:12 17.04.2010, 09:12
'Vize işkencesinin sebebi 12 Eylül'dür'

 

Fahri Sarrafoğlu/Dünya Bülteni


Avrupa Forumu Derneği ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından ortaklaşa düzenlenen, “Türkiye ve AB Ülkeleri Arasındaki Kişilerin Serbest Dolaşımı ve Vize Sorunları” konulu konferansta konuşan İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dursun Topçu Türkiye’ye uygulanan vizeler yüzünden hem zaman kaybı hem de itibar kaybı yaşandığına dikkat çekerek buna son verilmesini istedi. Topçu, İTO olarak ülkeler nezdinde gerekli girişimlerde bulunulduğunu ama bunun geçici çözüm olduğunu dile getirdi. Topçu, başta Türk bürokrasisi olmak üzere AB ülkelerinin de konunun önemli olduğundan haberdar olduğunu biran önce çözülmesi gerektiğini söyledi. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’da konuşmasında vize uygulamasına ülkelerin, 1980 askeri darbesinden 15 gün sonra teker teker başladığını hatırlatarak, “Türkiye hala askeri darbelerin acı reçetesinin olumsuzluklarını yaşıyor” dedi. 1980 yılından beri Türkiye’ye vize uygulandığını ama bunun üç yıldır daha çok sorgulanmasının dikkat çekici olduğunu dile getiren Bağış, “Çünkü Türkiye’nin özgüveni yerine gelmiştir” açıklamasını yaptı.

ÖNYARGI KALKMALI

Bağış, Türkiye’ye AB’nin vize uygulamasını, İbn-i Sina’nın, “Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir” sözleri ile eleştirdi. Bağış,  “Gerek Türkiye içerisindeki, gerek AB üyesi ülkelerdeki bir takım direnç odakları bazı şeyleri görmek istemeyebilirler. Biz kararlılıkla onlara bunu göstermeye devam edeceğiz. Türkiye’nin, AB üyeliği önündeki en büyük engel önyargılardır. Önyargılar sonucu bugün bir vize sorunu ile karşı karşıyayız” dedi. Türkiye’ye uygulanan vizeler hukuka sığmadığını belirten Bağış, “Hukuk bir yana, hakkaniyete de hiç uymuyor. AB ile 5 yıldır müzakereleri yürütüyoruz. AB’nin gelecekteki üyesi ile vize ilişkisi içinde olması kabul edilemez” dedi.

TÜRKİYE’YE ASKERİ DEĞİL SİVİL ANAYASA LAZIM

Türkiye’nin dünyanın 16.AB’nin de 6.büyük ülkeleri arasında olduğunu hatırlatan Bağış,  Türkiye artık faili meçhul cinayetlerle değil yakaladığı başarılarla konuşuluyor artık, dedi. AB ile olan geçmişimizin 48 yıllık süreyi doldurduğunu vurgu yapan Bağış, bugün artık Türkiye Hem BM’de etkinliği artmış hem de çeşitli ülkelerle yaptığı arabulurcuklarla dünya barışına hizmetini göstermiştir, dedi. Türkiye’nin giderek daha şeffaf ve demokratik bir ülke olma yolunda hızla ilerlediğini dile getiren Bağış, daha çok demokrasi istediklerini önümüzdeki günlerden itibaren yeni sivil anayasa ile bunu yakalayacaklarını belirtti. Bağış, Türkiye’nin askeri anayasası ve asgari demokrasiyi kabul etmeyeceğinin de altını çizerek Türkiye daha iyisine layıktır, ifadesini kullandı.

VİZELER KALKACAK

Türkiye’nin vize uygulamalarının giderilmesine ilişkin olarak 3 teknik konuda çalışma başlattığını söyleyen Bağış, şunları söyledi:

“Türkiye, 1 Haziran’dan itibaren verilerin taklit edilemeyeceği biometrik pasaporta kavuşacak. İkinci atmamız gereken adım artık sivil bir sınır güvenlik teşkilatın kavuşmasıdır. Başbakanımızın talimatı ile İçişleri Bakanlığımız sivil bir sınır güvenlik teşkilatının kurulmasına yönelik kanunu çalışmalarını başlattı. Üçüncü adım ise Geri Kabul Anlaşması. Geri Kabul Anlaşması, özellikle Türkiye üzerinden AB üyesi ülkelere yasa dışı yollarla gitmeye çalışan üçüncü ülkelerin vatandaşlarının ülkelerine nasıl gönderileceğine yönelik teknik ve detayları barındıracak bir anlaşma. Dışişleri Bakanlığımızın ilgili birimleri bu konuda da çabalarını sürdürüyorlar. Kısa bir sürede bu konuda da önemli bir noktaya geleceğimize inanıyorum. Bu üç teknik aşamadaki problemi ortadan kaldırdıktan sonra AB’yi de bir samimiyet imtihanı ile bırakacağımıza inanıyorum. O zaman AB’nin ne kadar etik, ne kadar içten olduğunu hep beraber göreceğiz”

ZORLA VİZE KABUL ETTİRİLEMEZ

Avrupa Birliği Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Helena Flautre’de vizelerin zorla kabul ettirilmemesi gerektiğini savunarak, "Avrupa'nın bu paranoyaklığa varan düşüncelerini değiştirmesi gerekiyor diye düşünüyorum" dedi. Flautre, serbest dolaşımın önemine değindi. Serbest dolaşımın insanların temel haklarından bir tanesi olduğunu savunan Flature, insanların bu şekilde kendi yaşam haklarını elde ederek, insani yardımlara erişiminin de kolaylaşabileceğini dile getirdi. Kendisinin Eş Başkanı olduğu AB Türkiye Karma Parlamento Komisyonu'nda gerçekleştirilen bütün toplantılarda vizelerin liberalleşmesi için çalışmalar yaptıklarını vurgulayana Flature, "Vizeler insanlara zorla kabul ettirilmemeli. Bunu düşünüyorum" dedi.

İKİ TARAF DA EYLEM PLANI ÇIKARTMALI

Avrupalılar olarak bu kararın gerçekten uygulanmaya başlanması gerektiğine belirten Flature, "Biz Avrupalılar olarak aslında gerçekten garip bir ikilem yaşıyoruz. Avrupa'daki siyasiler, iltica olsun, göçmenlik ya da meşru olmayan konular olsun fazla sınırlar getiriyorlar. İnsanların serbest dolaşım hakkına limit getirmiş oluyorlar" dedi. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasının söz konusu olduğunu vurgulayan Flature, "Türkiye'nin yapması gereken ödevler ve Avrupa müktesebatına uyum için mevzuatları uygulaması gerekiyor" dedi. Aynı şekilde Avrupa Birliği'nin de çalışması gerektiğine işaret eden Flature, "Türk vatandaşlarını nasıl kabul edeceğim? Bu anlamda Avrupa'nın da çalışması ve iki tarafın da eylem planı çıkartması gerekiyor" dedi.

TÜRKİYE AFRİKA ÜLKESİ DEĞİL

Bugün serbest dolaşım konusunda üçüncü dünya ülkelerinin de komisyonda müzakere edildiğini ve pazarlık görüşmeleri yapıldığını belirten Flature, "Vize liberali yaşayacaksınız ya da ‘vizeler kaldırılacak’ denilebiliyor ancak başka bir şeyler istenecektir bunun yerine. Avrupa eylem planlarında bunlar resmi bir şeklide yazıyor" dedi. Üçüncü dünya ülkelerinden gelen ya da vatansız kalmış kişilerin serbest dolaşımının şu anda mümkün olmadığını dile getiren Flature, "Türkiye'nin üçüncü ülkelerin politikasına direk dahil olmamalı diye düşünüyorum" diye konuştu. Flature, "Türkiye, Avrupa Birliği'nin gelecekteki üyesinden biri olacaktır. Motive edilmeli. Zorluk yaşamamalı. Şu anda artık bunları konuşmamamız gerekiyor. Gelecekte zaten hem kişilerin, hem malların serbest dolaşımı olacak. O nedenle bunları konuşmamamız gerekiyor. Siz de bütün enerjinizi bu konuda harekete geçirmelisiniz" dedi.

PARONAYAK POLİTİKA DEĞİŞTİRİLMELİ

Avrupa'nın serbest dolaşıma ilişkin politikalarını eleştiren Flature, şunları söyledi:

"Avrupa Birliği'nin, uyguladığı bu paranoyak politikaları değiştirmesi gerekiyor. Diğer otoritelerin de Avrupa'nın bu paranoyak davranışlarını iyileştirmeli. Avrupa'nın bu paranoyaklığa varan düşüncelerini değiştirmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Avrupa Parlamentosu da benim bu düşüncemi biliyor. Sadece akademisyenler, sanatçılar, işadamlarına verilen bir hak olmasını değil, tüm Türk vatandaşlarının da Avrupa'da serbestçe dolaşabilmesini istiyorum.
 

banner53
Yorumlar (0)
29
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?