banner39

Yabancıların merak ettikleri

Londra ve Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde, Türkiye'de hisse senedi piyasasında yatırımları olan fon yöneticilerinin Türkiye ile ilgili beklentileri farklı..

Arşiv 19.06.2010, 11:18 19.06.2010, 11:18
Yabancıların merak ettikleri

 

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Yabancı yatırımcılar Türkiye'ye yatırım yapmak için ince eleyip sık dokuyorlar. Mali kurallardan piyasanın işlevine kadar her konu ilgi alanları oldu.

Tevfik Aksoy da Referans'ta yabancı yatırımcıların Türkiye piyasası hakkında merka ettikleri konuları incelemiş. Aksoy yazısında yabancıların yatırım düşüncelerini şöyle değerlendiriyor; Yaklaşık bir haftadır Londra ve Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde, Türkiye'de hisse senedi piyasasında yatırımları olan fon yöneticileri ile toplantılar yapıyorum. Henüz seyahat programının sonuna gelmiş değiliz ancak şu ana kadar gelen sorular ve yapılan yorumların bundan sonra da büyük bir değişiklik göstereceğini sanmıyorum. Bu yazıda büyük kurumsal yatırımcıların Türkiye'ye bakışları; özellikle büyüme, enflasyon ve faizlerle ilgili beklentilerini özetlemeye çalıştım.
 
SIRALAMA DEĞİŞTİ

Yıllar önce Türkiye ile ilgili konuşmalar genellikle politik risklerle ilgili konulardan başlayıp, daha sonra enflasyon, bütçe açığı, faizler ve en son büyüme tahminleri ile biterken, şimdi sıralama neredeyse tamamen değişti. Büyüme, enflasyon, para politikası, dış denge, bütçenin gidişatı ve son olarak iç/dış politika. Son birkaç yılın değişim gösteren diğer bir merak konusu da AB üyelik süreciyle ilgili. Bundan 3-4 sene öncesine kadar her toplantıda muhakkak bahsi geçen AB üyelik konusu, yıllar boyunca giderek hızlı bir değişimden geçerek şu günlerde sıfır noktasına inmiş durumda. Ben çok uzun zamandır bu konuyla ilgili ne bir soru alıyorum ne de bir yorum duyuyorum. Bunun bir sebebi, her iki tarafın da -yani Avrupa Birliği ve Türkiye'nin- farklı beklentilere sahip olması yanında son yıllarda AB'nin üzerindeki ‘halsizlik' durumu. Ayrıca Türkiye'nin haklı olarak gerçekleşmesini beklediği adımların atılmamış oluşu da içeride reform ivmesini doğal olarak düşürmüş durumda. Umarım Belçika'nın dönem başkanlığı ile beraber atılacak bazı adımlarla Türkiye'nin de olumlu şekilde karşılık verebileceği bir noktaya gelinebilir.
 
BÜYÜME YÜZDE 5

Gelelim toplantılarda konuştuğumuz konuların bazılarına. Büyüme ile başlarsak, genel olarak yatırımcıların beklentileri ile benim tahminlerim arasında büyük bir fark yok. Ben bu sene için hâlâ yüzde 5'lik bir büyüme tahmin ediyorum ancak tahmindeki hata riskinin genel olarak yukarı yönlü olabileceğini düşünüyorum. Yani şu an bir revizyon yapacak olursam, biraz daha yüksek bir büyüme tahmini yapabilirim. Özellikle açıklanan son bütçe rakamlarının gösterdiği kadarıyla çeşitli vergi kalemlerindeki artışlar iç talebin giderek güçlenmekte olduğu izlenimini veriyor. Ancak daha önce de bu sütunda bahsettiğim gibi ihracat konusunda ve Avrupa'daki risklerin bizim ekonomimize olan yansıması açısından tedirginliğim geçmiş değil. Umarım yanılırım ama ilk çeyrekte beklediğim yüzde 10,5-11'lik bir büyüme oranından sonra ikinci çeyrek ve daha sonra oluşacak rakamların hissedilir şekilde yavaşlama göstereceğini düşünüyorum. Bekleyip göreceğiz. Ancak bu konuda hafif de olsa bazı sinyaller gelmeye başladı. Yakın zamanda açıklanmış olan bazı verilerde, geçen yılın aynı ayı ile karşılaştırma yapınca baz etkisinin ortadan kalkması ile büyüme dinamiklerinde belirgin bir yavaşlama göze çarpıyor. CNBC-e'nin rutin olarak açıkladığı Tüketici Güven Ön Endeksi nisandan beri yavaşlama eğilimine girmiş, mayıs ayında güç kaybı sürmüş ve haziran ayında yıllık olarak yüzde 8 düşerek 98.15 değerine inmiş durumda. Buna benzer zayıflama belirtilerinin kapasite kullanımı, ihracat ve en sonunda sanayi üretimi ile teyit edilmeye başlanması benim büyüme konusundaki tedirginliğimi güçlendirebilecekken, tersi bir durumda ise doğal olarak tahminlerimi yukarı doğru güncellemek durumunda kalacağım.
 
BEKLE GÖR

Yabancı yatırımcıların enflasyon konusunda genel olarak iyimser olduğunu görmekle beraber düşüşün devamı ve kalıcılığının inandırıcı olması için biraz bekle-gör stratejisini izleyeceklerini düşünüyorum. Buna karşın, genel olarak para politikasının senenin sonuna doğru sıkılaşacağına dair genel bir kanı var; ki galiba bu görüşe artık katılmayan pek kalmadı. Merkez Bankası'nın son para politikası toplantısından çıkan mesaj da bunu desteklerken sanırım bu sene içinde hiç faiz artırımı olmaması riskini de beraberinde getiriyor. Bu konuda daha güçlü bir sinyal gelene kadar tahminleri fazla değiştirmeye gerek olmadığını düşünüyorum ama enflasyonun hızlanarak düşmesi durumunda buna gerek duyabiliriz.
 

banner53
Yorumlar (0)
32
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?