banner15

Yalan Haber Kurşun Atmaktan Farksız

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, sözde Ermeni soykırımı iddialarını gündeme getirenpropaganda çalışmalarının batı dünyasında yeniden artmaya başladığını dikkati çekerek, bu konuda günümüzde, eksik, yanlış ve yalana dayalı haber vermenin, cephede adam öldür

Yalan Haber Kurşun Atmaktan Farksız

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, sözde Ermeni soykırımı iddialarını gündeme getiren propaganda çalışmalarının batı dünyasında yeniden artmaya başladığını dikkati çekerek, bu konuda günümüzde, eksik, yanlış ve yalana dayalı haber vermenin, cephede adam öldürmekle eşdeğerde olduğunu söyledi.

Ataöv, ''doğru olmayan haber ve iddialar ile insanların bir başka ulus hakkında ruhlarının öldürüldüğünü, başka bir halk hakkında düşmanlık oluşturulduğunu, bunun ise cephede yapılanla aynı ağırlıkta suç işlemek anlamına geldiğini'' vurguladı.  Amsterdam'da Türkevi Araştırmaları Merkezi ve Hür Düşünce Vakfı tarafından 'Sözde Ermeni Soykırım İddiaları ve Gerçekler' adıyla düzenlenen konferansta konuşan Ataöv, Ermeniler konusunda batı
dünyasının hala gerçekleri değil, duymak istediklerini seslendirdiğini, bu bağlamda Ermeni sorununu, yalnızca ''1915 yılında kaç Ermeni öldü'' sorusuyla tanımlamaktan öte gidemediğini söyledi. 

 ''Ne kadar doğruyu söylersek söyleyelim karşımızdakiler kabul etmek istemiyorlar'' diyen Ataöv, sözde soykırım propagandasını yapan kişi, kuruluş ve merkezlerin, konuyu bütünüyle ele almadıklarını, bütün kaynakları incelemediklerini, konuyu bir noktadan yola çıkarak avunduklarını da anlattı.  Ataöv, son dönemlerde gündeme gelen mavi kitabın İngilizlerin hazırladığı bir savaş propaganda kitabı olduğunu vurguladı ve kitaptaki iddiaların hiçbirinin somut kanıta dayanmadığını belirtti.

Kitabın, yazıldığı dönemin şartlarında değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Ataöv, İngilizlerin savaş kazanmak için her türlü yalanı yazabildiğini, Londra'daki Savaş Propaganda Merkezi'nde benzer başka iddiaların, Almanlar, Avusturyalılar ve öteki bazı devletler için de
yazıldığına işaret etti. Ataöv, kitabı hazırlayan tarihçi Arnold Toynbee'nin de mavi kitabı bir propaganda kitabı olarak daha sonraki çalışmalarında kabul ettiğini belirtti.  Ataöv, bugün Ermeni vatanı denilen yerlerde bin yıldan bu yana Türklerin yaşadığını ve Türklerin 1915 dışında Ermenilerle hiçbir zaman savaşmadıklarını anlattı.

Tarihte ilk Hıristiyan devletini kurmuş olmakla övünen Ermeni kilisesini, Avrupalıların bir Hıristiyan mezhebi olarak bile tanımazken, ilk tanıyan ülkenin Osmanlı Devleti olduğunu da anımsatan Ataöv, Ermenilerin 1914 yılı sonuna kadar Osmanlı topraklarında hiçbir baskı görmeden özgürce Ermeniliklerini bilerek yaşadıklarını anlattı.  Ermenilerin kendi belgelerine dayanarak 1914 sonbaharından itibaren hızla silahlandıklarının görüldüğünü belirten Ataöv Ermenilerin 150-200 bin kişi arasında değişen bir ordu oluşturduğunu ve ilk ayaklanmayı Van'da başlattıklarını kaydetti.  Ataöv, soykırım iddialarına dayanak gösterilen 1914-1922 yılları arasında Ermenilerin tam bir düzine savaş yaptıklarını bu savaşlarda Osmanlı'yı arkadan vurmaya kalktıklarını hem öldürdüklerini hem de öldüklerini, dolayısıyla kesinlikle bir soykırım olmadığını vurguladı.
   
Türklere katliam yapıldı

Ataöv, asıl soykırımın Balkanlarda, Kafkaslarda Türklere karşı yapıldığını savunan 1821'de başlayan ilk Yunan ayaklanmasının ardından geçen 101 yıllık sürede bu bölgelerde 5 milyondan fazla Müslüman ve Türkün öldürüldüğünü, 5 milyon kişinin de yurtlarından kovulduğunu,
ancak bu gelişmelerin Avrupa'nın tarihinde pek yer almadığını anlattı.  Almanların Yahudilere yaptığı soykırım ile Ermeni sorununun kesinlikle karşılaştırılamayacağını vurgulayan Ataöv Yahudilerin Almanlara kurşun sıkmadığını ama Ermenilerin düzenli orduyla Osmanlıya karşı yabancı orduların yanında savaşa katıldığının altını çizdi.

Ataöv, Osmanlı Devletinin olaylardan sonra 1397 kişiyi yargıladığını, bu kişilerin çeşitli cezalara çarptırıldığını, 144 kişinin de Malta'ya sürgüne gönderildiğini, buna karşılık Ermeni ve Rus tarafından kimsenin yargılanmadığını ve generallerinin de savaşta yaptıklarını yazdıklarını ve bunların da övünçle karşılandığını anlattı. Türkiye'de üniversitelerin sözde Ermeni soykırımı iddialarına yaklaşımda gerekli hassasiyeti gösteremediği görüşünde olduğunu
belirten Ataöv, devletin de, sorunun yurtdışında etkili bir propaganda ile doğru anlatımı konusunda, süreklilik gösteren belli bir politikası olduğunu sanmadığını kaydetti.  Ataöv'ün 4 saat süren konferansına, çok sayıda vatandaşın yanı sıra Türkiye'nin Lahey Büyükelçisi Tacan İldem ile Deventer Başkonsolosu Orhan Ertuğruloğlu ve diğer temsilcilik görevlileri de
katıldı.   

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48