banner15

Yüzyılın Vahşeti: Atom Bombası

Cesetleri ailelerine teslim diye bir olgu söz konusu değildi. Çünkü cesetler kül olmuştu. Kaldı ki aileleri de masaldaki gibi yanıp bitip kül olmuşlardı. Yardıma koşanlar da radyasyonun varlığından habersiz oldukları için ışınların etkisi altında kalıyorl

Yüzyılın Vahşeti: Atom Bombası

6 Ağustos 1945
 
Atom bombası, 5 Ağustos'ta "Küçük Çocuk" Pilot Albay Tibbets'in kullanacağı, annesinin adını taşıyan "Enola Gay" uçağına yüklendi. Bu bir B-29 bombardıman uçağı idi. 4 ton taşıması için özel olarak hafifletilmişti. Uçakta 12 kişilik bir mürettebat vardı. 6 Ağustos 08.15'te Albay Tibbets, harita ile birlikte Hiroşima'ya son kez baktı. Albay Tibets bombanın düğmesine bastığı an altında en son gördüğü yapı Shima Hastanesi oldu.

6 Ağustos 1945 gece yarısından hemen sonra çalan alarm Hiroşima halkını uyandırdı. Alarm iki saat sonra kaldırıldı. Bir Amerikan uçağının Otagawa Nehri'nin deltasında kurulmuş kente yaklaştığı anlaşılmıştı. Daha sonra bunun bir Amerikan hava rasat uçağı olduğu öğrenilecekti. Kent güne yeni uyanırken 07.30'da alarm zilleri yeniden çaldı. Bir başka Amerika keşif uçağı Hiroşima üzerinde uçmuştu.

Saat 8.10

Ufukta iri kıyım üç Amerikan bomba uçağı göründü. Bunlar B-29 tipi ağır bombardıman uçakları idi. Okullar tatildi. Öğrencilerin çoğu yataklarındaydı. İşçiler fabrikalarının, işliklerinin yolunu tutmuşlardı. Alarm halkı korunmaya yönlendirmişti.

Saat 8.15

Ortadaki uçaktan tek bir bomba düştü. Atıldıktan 43 saniye sonra, yere 580 metre kala bomba ile birlikte gök yarıldı. Kulakların zarını parçalayan korkunç bir patlamadan önce bir ışık belirdi. O anda bombanın yarattığı ısı 1 milyon santigrattı. Bir saniye içinde 280 metreye genişleyen bir ateş topu kentin üzerini örtecek biçimde çığ gibi büyümeye başladı. Topun yerde ilk değdiği noktada ısısı 5 bin santigrat derece, metrekareye düşen basınç ise 19 ton idi. Binalar çökmeye, insan gövdeleri, kollar bacaklar havaya uçmaya başladı. Ardından gelen, o anda niteliği bilinmeyen ışınlar ise sağ kalanları kavuruyor, ortalığı yakıp yıkıyordu. Patlamanın ilk anında bomba, enerjisinin yüzde 50'sini şok dalgası olarak yaydı. Ardından yüzde 35'lik ısı ışınları, kenti acımasızca taradı. Sonuçta gelen yüzde 15'lik radyasyon da Hiroşima'yı tam bir mezarkent e çeviren son darbeyi vurdu.

Saat 8.45

Gürültü, ışınlar kayboldu. Ancak kentin üzerine kara yağmur düşmeye başladı. Kara yağmurun radyasyon olduğu sonradan saptandı. Geride kalabilen birkaç binanın beyazlığı üzerinde kara yağmurun akıntıları günümüze de ulaştı. 1 km. çap içindeki on binlerce insan iki dakika içinde yaşamlarını yitirdi. 2 km'lik bir çap içinde kalan tüm binaların yıkıldığı görüldü. Pek çok kişi yanık vücutları ile yeni bir saldırı korkusu yüzünden kentten kaçtı. Bu alanın dışında kalan binlerce insanın yanı sıra kızlı erkekli öğrenciler yardım seferberliği ilan etti. İnsanlar kül olmuştu. Yanık içindeydiler. Kadın mı erkek mi oldukları giysilerinden bile algılanamıyordu. Cesetleri ailelerine teslim diye bir olgu söz konusu değildi. Çünkü cesetler kül olmuştu. Kaldı ki aileleri de masaldaki gibi yanıp bitip kül olmuşlardı. Yardıma koşanlar da radyasyonun varlığından habersiz oldukları için ışınların etkisi altında kalıyorlardı. İnsanları ateş basıyor, mideleri bulanıyor, kusuyor, ishal oluyor, vücutlar kanıyor, saçlar tutam tutam dökülüyordu. Çoğu kişi adım atamayacak aşırı yorgunluk içindeydi. Bu olay radyasyonda etkilenme ile orantılı olarak 10 yıl boyunca Hiroşimalıların yakasını bırakmadı. Lösemi, kanser olayları doruğa çıktı. Onuncu yıl sonunda Hiroşima'da ölenlerin sayısı 150 bine ulaştı. O gün 2 yaşında bir kız çocuğu olan Sadaka Sasaki on yıl sonra lösemi teşhisi ile hastaneye kaldırıldı. İyileşeceği inancı ile kâğıdı katlayıp (origami) bir turna kuşu yaptı. Bir daha yaptı. Bir daha, bir daha, bir daha... Çünkü yaşamak istiyordu. Onun için turna, özgürlüğün, barışın, yaşamın simgesiydi. Ne yazık ki 8 ay sonra öldüğünde geride 1300 turnalık bir zincir bırakmıştı. Bugün Hiroşima'ya giden herkes kentte en az kâğıttan bir turna bırakıyor Sasaki'nin, Sasakilerin anısına!

Aralarında Albert Einstein'ın da bulunduğu bazı Yahudi bilim adamları ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'e mektup göndererek Adolf Hitler'in akıl almaz güçte bir bomba yapmakta olduğunu duyurdular. 1942'de Amerika, atom bombası yapımı için kolları sıvadı. Şubat 1945. ABD, SSCB, İngiltere, Rusya'nın Yalta kentinde savaşı noktalama kararı alırken, Moskova'nın Japonya'ya savaş açma konusu gündeme geldi. ABD, savaş sonrasında Avrupa ile Pasifik'e egemen olmak için Moskova'dan önce hareket etmek, üstünlüğünü kanıtlayıp, buraları Moskova'nın nüfuz alanına sokmak istemiyordu.

Bombaya giden yol

12 Nisan 1945: Roosevelt ölünce yardımcısı Harry S. Truman başkan oldu.

7 Mayıs 1945: Almanya müttefiklere koşulsuz teslim oldu. Amerika'da atom bombasını yapan bilim adamları, savaşın sona erdiğini öne sürerek bombanın artık kullanılmasına karşı çıktılar. Ancak bilim adamlarının bu şeytani oyuncakları, hükümet ile askerlerin eline geçmişti bir kere.

16 Temmuz 1945: ABD, New Mexico'da bir çelik kule üzerinde ilk atom bombasını denedi.

26 Temmuz 1945: Müttefikler Berlin yakınında Potsdam'da buluşarak Japonya'ya teslim ol çağrısı yaptı. ABD, bu çağrıdan hemen önceki bu ilk atom denemesi ile Japonya kadar Rusya'ya da gözdağı veriyordu. Truman, atom bombasını Japonya'da patlatmaya kararlıydı. Böylece üstünlüğünü tüm dünyaya kanıtlamış, Pasifik'te daha fazla asker yitirmemiş olacaktı. 28 Temmuz 1945: Japonya, Postdam çağrısını reddettiğini açıkladı. Washington bu yanıtı zaten bekliyordu. Atom bombası için 17 hedef kent belirlenmişti. Bu sayı, günler ilerledikçe dörde düşecekti. Listeden imparatorluk onuru düşünülerek Kyoto kenti çıkarıldı, yerine Nagasaki eklendi. 3 m. uzunluğunda, 4 ton ağırlığında "Küçük Çocuk" adı verilen 50 kilo uranium 235 ten oluşan 15 bin ton TNT'ye eşdeğerdeki atom bombası bir zırhlı ile denizden Tinian Adası'na götürüldü. Hedef kent sayısı üçe düşürüldü.

5 Ağustos 1945: "Küçük Çocuk" Pilot Albay Tibbets'in kullanacağı, annesinin adını taşıyan Enola Gay" uçağına yüklendi. Bu bir B-29 bombardıman uçağı idi. 4 ton taşıması için özel olarak hafifletilmişti. Hedef, gece kalkan bir hava rasat uçağının raporu ile teke düştü. Hiroşima'da hava açıktı. Hiroşima'nın aday olmasında önemli etken, kentin büyüklüğü, topoğrafik yapısı, A-bombasının yıkım gücünün rahatlıkla gözlenebilmesiydi. Ayrıca, 1894 Çin Savaşı'ndan beri bir askeri liman, askeri birlikler ile silah fabrikalarının yoğunlaştığı bir kent oluşuydu. Uçakta 12 kişilik bir mürettebat vardı. İki bomba uçağının eşliğinde Enola Gay Hiroşima'ya doğru yaklaşıyordu.

8.15'te Albay Tibbets, harita ile birlikte Hiroşima'ya son kez baktı. T biçimindeki Aioi Köprüsü'nü gördü. Hedefin odağı bu köprüydü. Düğmesine bastığı an, altında en son gördüğü yapı Shima Hastanesi oldu.

9 Ağustos 1945: Nagasaki'de 21 bin ton TNT'ye eşit "Plutonium 239" içerikli Şişko Herif adlı ikinci atom bombası patlayacaktı.

Barış anıtları

Bugün, Hiroşima'da Shima Hastanesi'nden kalan A- Kubbesi olarak anılan yıkık bina, 6 Ağustos 1945 tarihinde saat 8.15'i simgeliyor. Hemen yakınında iki yapıdan oluşanHiroşima Barış Anı Müzes ise dolup taşıyor. Ne yazık ki Amerikan sansürü 6 Ağustos olayının müzede acımasızca sergilenmesini önlüyor. Müzenin bir bölümünde 1945, öteki bölümünde atom bombası ile özellikleri, önemi, bombanın saçmalığı bilimsel olarak ziyaretçilere örnekleri ile anlatılıyor.

Bugün kentin 70 yerinde Japon kaya bahçeleri biçiminde düzenlenmiş anıtlar var. Hiç kuşkusuz anıtları örten en anlamlı sunular ise Sadaka Sasaki'nin yapımını başlattığı kâğıt turnalar.

Bugün dünyada 20 bin atom başlığı olduğu sanılıyor. Üçüncüsü nerede, ne zaman, neden, nasıl, kime karşı patlar bilinmez.

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48