banner39

Bir Cemaat-i İslami liderine daha idam cezası

Bangladeş'te Savaş Suçları Mahkemesi, Cemaat-i İslami Partisi liderlerinden Abdus Subhan'ın idam edilmesine karar verdi

Asya 18.02.2015, 15:39 18.02.2015, 16:01
Bir Cemaat-i İslami liderine daha idam cezası

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Bangladeş'te Cemaat-i İslami Partisi liderlerinden Abdus Sobhan, 1971'deki bağımsızlık savaşı sırasında insanlık karşıtı suç işlemekten idama mahkum edildi. Lider kadrosuna yönelik yargılamaların ve mahkeme kararlarının siyasi olduğunu vurgulayan Cemaat-i İslami ise kararı temyiz edeceklerini duyurdu. 

Başkent Dakka'daki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, bağımsızlık savaşı sırasında Cemaat-i İslami'nin Pabna'daki şubesinin başkanlığını yapan, daha sonra terfi ettirilen 79 yaşındaki Sobhan'ı cinayet, soykırım, adam kaçırma ve yağmanın da aralarında bulunduğu dokuz suçlamadan altısında suçlu buldu.

Cemaat-i İslami'nin savaş suçu işlemekten mahkumiyet alan dokuzuncu lideri olan Sobhan'ın avukatları, kararı temyiz edeceklerini duyurdu. 

Başbakan Şeyh Hasina önderliğindeki Bangladeş hükümetinin 1971'deki bağımsızlık savaşı sırasında işlenen suçların araştırılması için 2009'da kurduğu Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, 2012 yılına kadar, ülkenin İslami değerleri savunan en büyük partisi Cemaat-i İslami'nin dokuz, Bangladeş Milliyetçi Parti'nin de iki lideri hakkında iddianame hazırlamıştı. Mahkeme tarafından suçlu bulanan ve idam cezasına mahkum edilen ilk kişi, Cemaat-i İslami Partisi'nden Abdülkelam Azad olmuştu. Ülkeden ayrıldığı için gıyabında yargılanan Azad, Ocak 2013'te idam cezasına çarptırılmıştı.

Partinin Genel Sekreter Yardımcısı Abdülkadir Molla, Şubat 2013'te ömür boyu hapse mahkum edilmiş, 17 Eylül'de cezası Temyiz Mahkemesi tarafından idama çevrilmişti. Molla, 12 Aralık 2013'te cezası infaz edilen ilk Cemaat-i İslami lideri olmuştu. Mahkemenin 90 yıl hapse mahkum ettiği Cemaat-i İslami'nin 92 yaşındaki lideri Gulam Azzam da 23 Ekim'de hapishanede ölmüştü. 

Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, 29 Ekim'de Azzam'ın ardından partinin liderliğini üstlenen Motiur Rahman Nizami'yi, 2 Kasım'da da partinin Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Mir Kasım Ali'yi bağımsızlık savaşı sırasında işledikleri suçlar için idama mahkum etmişti. 12 Aralık'ta da partinin Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Kamaruzzaman'a verilen idam cezası Yüksek Mahkeme tarafından onanmıştı.

Hindistan'dan 1947 yılında ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Pakistan'ın doğusu ile batısı arasında 1971'de başlayan iç savaş, bağımsız Bangladeş devletinin kurulmasıyla son bulmuştu. Pakistan, ülkenin doğusundaki halkın bağımsızlık talep etmesi üzerine bölgeye çok sayıda asker göndermişti. İç savaş sırasında Doğu Pakistan'dan yaklaşık 10 milyon sivilin evlerini terk ederek Hindistan'a göç etmesi üzerine Hint hükümeti, Aralık 1971'de Doğu Pakistan'ı işgal etmişti. Pakistan askerlerinin Dakka'da Hindistan güvenlik güçlerine teslim olmasının ardından 16 Aralık 1971'de Doğu Pakistan, Bangladeş olarak bağımsızlığını ilan etmişti. Yaklaşık 9 ay süren bağımsızlık savaşı sırasında 3 milyondan fazla kişi ölmüş, milyonlarcası yaralanmıştı.

"MAHKEME KARARLARI, TAMAMEN SİYASİ"

Cemaat-i İslami Partisi ise mahkeme kararlarının siyasi olduğuna dikkati çekerek, halkı Hasina hükümetinin "devlet terörüne" karşı çıkmaya çağırıyor. Parti yetkilileri, hükümetin muhalifleri bastırmak için kitlesel cinayetler, keyfi tutuklamalar, yargısız infaz ve işkence gibi suçlar işlediğini savunuyor.  

Parti başkanlığına vekalet eden Makbul Ahmed, geçen hafta yaptığı açıklamada Cemaat-i İslami'nin 200'den fazla üyesinin yasa dışı bir biçimde tutuklandığını belirtmişti. 

Cemaat-i İslami yetkilileri, bağımsızlık savaşının ardından 1973'te çıkarılan Savaş Suçları Kanunu'na göre ancak silahlı, savunma ya da yardımcı gruplara üye kişilerin savaş suçları ya da insanlığa karşı suç işlemekten yargılanabileceğini,  ancak üyelerinden hiçbirinin silahlı gruplara üye olmadığını, dolayısıyla söz konusu suçlamalarla yargılanamayacağını vurguluyor.

banner53
Yorumlar (0)
29
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?