Dünyanın en eski peyniri Uygur bölgesinde bulundu

Uygur Özerk Bölgesindeki bir mumyanın çenesinde 3 bin 600 yıllık petnir parçaları bulundu

Dünyanın en eski peyniri Uygur bölgesinde bulundu

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Dünyanın en eski peynirinin Çin’in kuzeybatısındaki Uygur Özerk Bölgesi'nin Tarım Vadisi'nde bulunduğu açıklandı.

Çinli ve Alman bilim adamlarının Taklamakan Çölü’ndeki Xiaohe No.5 (Küçük Nehir) Mezarlığı kalıntılarından çıkardıkları peynir parçası, 3 bin 600 yıl öncesine ait. Arkeolojik Bilim Dergisi'nde (Journal of Archaeological Science) yayınlanan araştırmada, bulunan peynirin dünyanın en eski peyniri olduğu ve o dönemde peynir üretimine dair deliller sunduğu da kaydedildi.

Araştırmayı Alman bilim adamı Andrej Shevchenko ile Çin Bilimler Akademisi Bilim ve Teknoloji Tarihi ve Bilimsel Arkeoloji Bölümü'nden Doçent Yang Yimin ve Profesör Wang Changsui yaptı. Bilim adamlarının, mezara gömülü insanların buraya ne zaman geldikleri, konuştukları diller ve hangi halka ait olduklarını bilemedikleri de belirtildi.

Newyork İnternet Haber Portalına göre; peynirin Avrupalılara özgü bir gıda olduğu iddia edilirken, Doğu Türkistan’dan bulunması bilim adamlarını şaşırttı. Tarım bölgesinde bulunan bu peynir parçaları, 1934 yılında İsveçli araştırmacı ve kaşif Folke Bergma tarafından bulunan ünlü Köl(Göl) Melikesine ait Mumyanın çene ve göğüs kısımlarına dağınık şekilde konulmuş. Peynir parçaları binlerce yıldan beri kuruyarak ağaç yaprağı şeklini almış. Bilim adamları bu peynir parçalarının Mumyanın yemesi için konulduğunu tahmin ediyor.

Peynir normal şartlarda çok çabuk eriyen bir yiyecek olmasına karşılık, bu peynir parçalarının erimemiş olmasının nedeninin mumyanın konulduğu ceset sandığının çok iyi şekilde izole edilmiş olması ve mumyanın hava almayacak şekilde derine yerleştirilmesine bağlanıyor. Ayrıca, havanın çok kurak ve toprağın da tuzlu ve çorak olmasının büyük etkisinin olduğu ifade ediliyor.

Mumyaya Göl Melikesi denilmesinin sebebi de 1934′de Orunköl harabelerine yakın bir yerde bulunmuş olması. Folke Bergma, Mumya’yı keşfetmiş, ancak, o zamanki otoritelerin baskısı ile inceme yapmadan bölgeden ayrılmak zorunda kalmıştı. Daha sonra bu mezarlık kumlar altında kaybolmuştu. 2000 yılında Çinli Arkeologlar Folke Bergma’nın keşfinden yola çıkarak uydu aracılığı ile tekrar bu mezarlığı bulmuştu.

19.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Taklamakan Çölünde Japon, İsveç, Fransız ve İngiliz bilim adamlarınca arkeolojik araştırmalar yapıldı. Bulunan çok sayıda eserin arkeologlar tarafından ülkelerine götürüldüğü biliniyor. Duanghano’dan Alman arkeologlarınca Berlin’e götürülen ve Uygur Textleri olarak anılan Buda dinine ait, eski Uygur yazısı ile yazılan binlerce eser 2. Dünya Savaşı sırasında müttefiklerin bombardımanında yok olmuş, küçük bir kısmı ise kurtulmuştu.

Çin işgalinden sonra ise, Doğu Türkistan’da arkeolaglarca Lolan Güzeli adı verilen eski çağlarda yaşamış bir Uygur prensesine ait hiç bozulmamış mumya başta yüzlerce mumya, iskeletler, eşyalar, duvar ve kaya resimleri ile mağara yazıtları keşfedilmişti. Ancak, Çin yönetimi bulunan bu eserleri ilim dünyasına açıklamaktan sürekli kaçınıyor.

Güncelleme Tarihi: 13 Mart 2014, 13:36
banner53
YORUM EKLE

banner39