banner39

Endonezya’da seçimlere doğru dini duyarlılık - Mehmet Özay

Hangi başkanın daha dindar olduğu, seçimler öncesinde Kur’an-ı Kerim okuma şartı, adayların dini kurumlar ve liderlerine yönelik ziyaretleri gibi kıstaslar gündeme getirilmektedir. Mevcut devlet başkanı Joko Widodo’nun (Jokowi), geçen Ağustos ayında, başkan yardımcılığı belirleme sürecinde önemli bir adım atarak, seçimlere Alimler İttifakı (Nahdat’ul ulama) üst düzey yetkililerinden Ma’ruf Amin Hoca’yla gireceğini açıklaması bu sürecin önemli bir aşamasını oluşturuyordu.

Asya 22.01.2019, 08:17 22.01.2019, 15:43
Endonezya’da seçimlere doğru dini duyarlılık - Mehmet Özay

Mehmet Özay                                                                                            

Batılı medya organlarında Endonezya’yı konu alan haberlerin vazgeçilmez klişesi, ülkenin en büyük Müslüman nüfusunu barındırması ve en büyük üçüncü demokrasisine sahip olduğu olgusudur. Nisan ayı başında yapılacak olan başkanlık ve parlamento seçimlerine giderek yaklaşılırken, iki başkan adayı arasında ve çevresinde üretilen haberlerde din olgusu kendini daha da belirginleştirmeye başladı.

Hangi başkanın daha dindar olduğu, seçimler öncesinde Kur’an-ı Kerim okuma şartı, adayların dini kurumlar ve liderlerine yönelik ziyaretleri gibi kıstaslar gündeme getirilmektedir. Mevcut devlet başkanı Joko Widodo’nun (Jokowi), geçen Ağustos ayında, başkan yardımcılığı belirleme sürecinde önemli bir adım atarak, seçimlere Alimler İttifakı (Nahdat’ul ulama) üst düzey yetkililerinden Ma’ruf Amin Hoca’yla gireceğini açıklaması bu sürecin önemli bir aşamasını oluşturuyordu.

Bu gelişmelere, geçen hafta bir yenisi daha eklendi. 2011 yılında 15 yıl hapis cezasına çarptırılan ülkenin önde gelen Hocalarından Ebubekir Beşir (Abu Bakar Ba’asyir) devlet başkanı Jokowi’nin direktifiyle affedildi. Daha önce de hapis cezası almış olan Ebubekir Beşir Hoca’nın son hapis cezasına sebep olan 2009 yılında Açe’de silahlı eğitim yapan bir grubu finanse ettiği iddiasıydı.

Açe’den başkent’te Kur’an şartı

Hemen burada, yukarıda dikkat çektiğim bir hususla ilgili detayı vermeden geçmeyelim. Kur’an okuma barajı konusunun gündeme gelmesi önemliydi. Bu önerinin kimi çevrelerce ‘dini az’, ‘sol eğilimli hatta komünist, Çin’le ilişkilerde ön alan lider olarak lanse edilen Jokowi tarafından gelmesi oldukça şaşırtıcıydı.

Başkan adaylarının seçim öncesinde Kur’an-ı Kerim okuma şartı/talebi aslında, Açe Eyaleti’nde kanunla belirlenmiş bir uygulamaya dayanıyor. Bu çerçevede, Endonezya merkezi hükümetinin Açe’ye özgü sosyo-dini ve siyasi perspektiflerinden hâlâ dersler almaya devam ettiğinin bir diğer kanıtı olarak değerlendirilebilir.

Ma’ruf Hoca kararı

Jokowi, kimilerince sürpriz bir şekilde olduğu ifade edilen, ancak son derece stratejik olduğuna kuşku olmayan bir kararla Alimler İttifakı (Nahdat’ul ulama) üst düzey yetkililerinden Ma’ruf Hoca’yla seçimlere gireceğini ilân etmişti.

Bu kararın Jokowi destekçilerince eleştirel yaklaşılacağı konusundaki argümanlara rağmen, ülke demografik yapısı içerisinde dini bütün kesimlerin dikkat çeken varlığı ve bu kitleden gelecek destek hesap edildiğinde herhalde yanlış bir karar olmasa gerek.

Bu bağlamda, Jokowi destekçilerinin kimlerden oluştuğu sorusu önem taşıyor. Jokowi’nin hem ‘sıradan’ bir üyesi olduğu hem de belediye başkanlığından bu yana en önemli destekçisi olan Endonezya Mücadeleci Demokrat Parti’nin (PDI-P) milliyetçi-aşırı milliyetçi kesimler ile belki tam da bununla tezat teşkil edecek şekilde sosyalist-seküler toplum kesimlerini içinde barındırması bu kitleyi İslamcı hassasiyetlere sahip kitleler ve partilerden ayırıyor olabilir.

Tam da burada, bir gazeteci arkadaşla bizim dışardan ‘İslamcı’ olarak nitelediğimiz partiler konusundaki konuşmamda, “Endonezya’da siyasi partilerin İslamcı olma gibi bir tavrından söz etmek mümkün değil.” demesi aklıma geliyor.

Şayet böyle adlandırılan partilerin varlığı bir gerçeklik olsaydı, her daim seçimlere giren partiler arasında önemli bir sayıyı bulan bu partilerin biraraya gelip iktidarı rahatça elde edebilirlerdi. Aslında bu konunun, üzerinde uzun uzun düşünülmeyi ve yazılmayı gerektirdiğine burada değinmiş olayım.

Beşir Hoca özgürlük ve İslamcılık!

81 yaşındaki Ebubekir Beşir Hoca’nın cezaevinden salıverilmesi aslında tek başına önemli bir gelişme. Hakkında daha önce 2002 Bali bombalamalarında adı geçen kişi olması, ülkenin temel ilkelerini oluşturan Beş İlke yani Pancasila’yı reddetmesi, dobra ve samimi görüşleri onu belli çevreler nezdinde sürekli hedef haline getirmişti.

Makalenin tamamı için TIKLAYINIZ

banner53
Yorumlar (0)
22
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?