Hindistan ve İsrail: Enigmatik İlişkilerin Dezavantajı

İsrail ve Hindistan arasında tedirgin ve temkinli başlayan ilk ilişkiler zamanla daha yasal ve güçlü olmaya başladı. Müslüman Demografik yapısının yanısıra ikili ilişkilerin gelişmesinde Modi ve Netanyahu arasındaki ortak fikir birliğinin etkisi büyük. Sonuçlarını ise önümüzdeki dönemde izleyeceğiz.

Hindistan ve İsrail: Enigmatik İlişkilerin Dezavantajı

Ofra Bengio 

Hindistan ile İsrail arasındaki ilişki başlangıçta halkın fikir birliğine dayanıyordu ancak çok daha sonra diplomatik ilişki haline geldi. Hindistan ve İsrail arasında her zaman esrarengiz bir ilişki vardı. İki ülke birçok özelliği paylaşırken, resmi diplomatik ilişkiler kurmaları kırk yıldan fazla sürdü. 1940'ların sonlarında, İngiliz kolonileşmesine karşı uzun bir mücadeleden sonra, Hindistan ve İsrail neredeyse aynı anda dünya sahnesine çıktılar. 

İki ülke arasındaki ana fark, tabii ki, arazi ve nüfusun büyüklüğüdür: İsrail'in nüfusu yaklaşık dokuz milyon iken, Hindistan'ın nüfusu 1 milyon 400 bindir; Hindistan'ın 3 milyon 287 bin 263 kilometresine karşılık İsrail'in her geçen gün işgal ettiği Filistin toprakları ile birlikte yüzölçümü 20 bin 770 kilometrekaredir. Demografik olarak, ikisinin ortak bir paydası var: her ikisinin de toplam nüfusunda yoğun bir Müslüman topluluk bulunuyor. Hindistan'ın bakış açısına göre bu, İsrail ile diplomatik ilişkiler kurmanın önündeki en büyük engellerden biri.

Diplomatik ilişki kurmanın ilk adımı kültür gezileri

Özellikle de Hindistan'ın kültür ve tarihine ilgi duyan İsrailli gençler, iki ülke arasındaki bağın güçlenmesine öncülük yaptı. Bu, 1992'de kurulmuş olan resmi bir diplomatik ilişki için önemli bir altyapı sağlamıştır. 

Hindistan'ın o dönemde İsrail inisiyatiflerini kurtaracak güdüsü neydi? Genç bir devlet olarak Hindistan, Arap devletlerinin BM'deki sayısal etkisini ve İsrail'i boykot etme konusundaki tutumlarını hesaba katmak zorunda kaldı. Dahası, Müslüman halkını Yahudi devletiyle ilişkiler kurarak kışkırtmayı göze alamazdı. Filistin davasına sempati, bu motiflerin bir yan ürünüdür. Uluslararası düzeyde, 1961'de Hindistan, birleşik kurucu olarak Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır ile Bağlantısız Hareketi'nin kurucularından biri oldu. Bu, İsrail'le ilişkileri daha da karmaşık hale getirdi. Bir başka engel de İsrail Amerikan yörüngesindeydi, Hindistan ise Sovyet ülkesiydi.

1992 itibariyle, bu engellerin çoğu kaldırıldı. Birincisi, Mısır 1979’da İsrail’le barış yaptı ve böylece İsrail’e karşı büyük bir Arap tabusunu yıktı. Arap ülkelerinden Ürdün, Suriye ve Lübnan ile birlikte müzakere yoluyla İsrail-Filistin barış sürecini canlandırmayı amaçlayan Madrid konferansına katıldı. İsrail ve Arapların katılımı ile böyle bir konferansın gerçekleşmesi, Hindistan da dahil olmak üzere pek çok ülkenin İsrail'le ilişkilerinin ısınmasını çok daha kolay hale getirdi. Bu arada, Sovyetler Birliği 1991'de çöktü, dünyadaki ittifakların tüm yapısını değiştirdi. Bu gelişmeler, İsrail'i uluslararası arenada daha da meşrulaştırdı ve Rusya, Çin ve Hindistan gibi dev devletler arasında yeni yerler açtı.

Bariyerler kaldırıldıktan sonra, Hindistan ile İsrail arasındaki ilişkiler hızla gelişti. Bu, her iki ülke için stratejik bir varlık haline geldi. İki ülke daha sonra kültürel, politik, ekonomik ve stratejik alanlar da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliği yapmaya başladı.

Stratejik olarak, Hindistan ve İsrail, özellikle DEAŞ gibi aşırılık yanlısı grupların yükselişinden sonra terörle mücadelede yakın ilişkiler geliştirdiler. Onların işbirliği, terörist gruplara yönelik istihbarat paylaşımı ve ortak eğitimden oluşuyordu. Silahlar açısından Hindistan, İsrail askeri teçhizatının en büyük alıcısı  olurken, İsrail Rusya'dan sonra Amerika Birleşik Devletleri'ni geride bırakarak ikinci en büyük savunma tedarikçisi haline geldi. Sadece on yıl içinde, 1999 ve 2009 yılları arasında, iki ülke arasındaki askeri ticaret 9 milyar dolar civarındaydı.

En dramatik dönüş, Hindistan'da 2014 yılında Başbakan Narendra Modi'nin iktidara gelmesiyle birlikte siyasal-diplomatik düzeyde gerçekleşti. İsrail'e karşı kendine özgü duruşu, liderlerin ülkeler arasındaki ilişkilerde büyük fark yarattığını kanıtlıyor. Modi, Temmuz 2017'de İsrail'e resmi bir ziyaret gerçekleştiren ilk Hindistan başbakanıydı.

İsrail'in görüş açısındaki bir diğer önemli gelişme ise, Modi altında Hindistan'ın Birleşmiş Milletler'de İsrail'e karşı birkaç kararda oy kullanmasından kaçınmasıydı. Başbakan Modi ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasındaki kimya, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesinde önemli bir bileşen oldu. Netanyahu, Modi'yi Ocak 2018'de Hindistan'ı ziyaret ederek karşılık verdi. Bu iki ziyaret sırasında, iki taraf çeşitli alanlarda iki devlet arasında işbirliğini ilerletme amaçlı anlaşmalar imzaladı.

Kaynak: eurasiareview.com , www.dunyabulteni.net

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 14:48
YORUM EKLE

banner39