Karzai: Güvenlik sağlanmadan anlaşma imzalamam

Hamid Karzai, NATO güçleri ülkede güvenliği sağlamadan ABD ile Güvenlik Anlaşması’nı imzalamayacağını söyledi.

Karzai: Güvenlik sağlanmadan anlaşma imzalamam

Türkiye-Pakistan-Afganistan 3’lü zirvesi için Ankara’da bulunan Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai, NATO güçleri ülkede güvenliği sağlamadan ABD ile Güvenlik Anlaşması’nı imzalamayacağını söyledi. Karzai, “ABD, üsleri almadan önce, ülkeye barış getirmeli” dedi.

Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai, Türkiye-Pakistan-Afganistan üçlü zirvesi için geldiği Ankara’da Karzai, ABD ile Güvenlik Anlaşmasını imzalamalarının ön şartının, ülkede güvenliğin sağlanması olduğunu vurguladı. NATO destekli Barış Gücü’nün ülkeye ekonomik ve yapısal önemli katkılar yaptığını kaydeden Karzai, güvenlik sorunun ise çözülemediğini vurguladı. Karzai, NATO birliklerinin terörü yanlış yerde aradığını, Afgan halkının evlerinin bombalandığını, Afgan halkının ağır kayıplar verdiğini ve acı çektiğini söyledi.

2014 Afganistan için çok önemli bir yıl çünkü öncelikle Amerika Birleşik Devletleri ve NATO birlikleri yıl sonunda ülkeden çekilecek. Dünyanın da en büyük endişesi bu. İkincisi seçimler yaklaşıyor. Yani 2014'te Afganistan'da birçok değişiklik olacak. Bu bir Batı görüşü ama Afgan güvenlik güçlerinde de ilerleme var. Benim ilk sorum, bu yılı nasıl değerlendiriyorsunuz? Afgan halkı ve kendiniz için beklentileriniz neler?

Bismillahirahmanirahim. 2014 Afganistan için gerçekten çok önemli bir yıl. Bunun iki sebebi var; birincisi, 2014'te yabancı birlikler ülkeyi terk edecek. Afgan halkı savunma, güvenlik ve diğer konularda kendi başının çaresine bakacak. İkinci sebepte birincisi kadar önemli; cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimler yaklaşıyor. Bunların ikisi iki aydan kısa bir sürede gerçekleşecek. Bu yüzden bu yıl ülkemiz için önemli bir yıl. Ama ben umutluyum, inşallah bu iki olay da, bu iki ilerleme de başarıyla geçecektir.

Bu konuda güvenlik anlaşmasıyla ilgili bazı endişeler var. Anlaşma şuanda masada ve Amerika Birleşik Devletleri bu anlaşmanın imzalanmadığı her gün daha da endişeleniyor. Bize, buradaki gerçek sorunun ne olduğunu ve iki ülke arasında neden sorun yarattığını açıklayabilir misiniz?

Bu sorun uzun zamandır gündemi meşgul eden bir konu. Amerika Birleşik Devletleri ve NATO 2002'de Afganistan'a Taliban ve El Kaide'yi yenmek için geldiğinde, Afgan halkı onları sıcak bir şekilde karşıladı. Ben de o insanlardan biriydim, diğer Afganlarla birlikte onlara yardım ediyordum. Güvenlik güçlerinin Afganistan'a güvenlik, özgürlük ve ilerleme getireceğini umuyorduk. Uluslararası güçlerin Afganistan'da olması ülkeye iyi şeyler kattı.

Daha iyi yollarımız var, ülkede daha çok para var, daha iyi bir eğitim sistemi var, daha iyi sağlık sistemi var. Tüm bunlar uluslararası güçler olmadan başarılamazdı. Ama Afganlar da bunların gerçekleşmesinde büyük rol oynadı. Afgan halkının uluslararası güçleri desteklemesinin arkasındaki en büyük neden güvenlik ve ülkedeki terörün bertaraf edilmesiydi. Bu olmadı. Afgan halkı uluslararası güçlerin başlattığı, hatta daha doğrusu Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin başlattığı teröre karşı verilen bu savaşta çok büyük kayıplar verdi.

Terörle mücadele adı verilen bu savaşta Afgan halkının evleri bombalandı, Afganlar acı çekti, Afganlar öldü. Barış, Afganistan için bir öncelik olan barış, hatta tüm toplumlar için öncelik olan barış, Afganistan'a gelmedi. Afganistan'ın ABD'ye üs vermesi veya güvenlik anlaşması imzalaması için Afganistan'a barış geleceğinden emin olması lazım. Biliyorum ki, Afgan Talibanı'nın çoğu barış yapmak istiyor, ülkelerine geri dönmek istiyor.

Afgan halkı her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri'yle güvenlik anlaşması imzalamak istese de, ülkeye barış gelmesine daha çok ihtiyacı var. Bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri, üsleri almadan önce, ülkeye barış getirmeli.”

 O zaman güvenlik anlaşması bölgeye barış getirmeyeceği için mi imzalar hala atılmadı?

Eğer güvenlik anlaşması ABD için üs anlamına geliyorsa, ve bize barış getirmeyecekse, bizim için hiçbir anlamı yok. Eğer ülkemize barış gelmeyecekse neden Amerikalılara üs verelim ki? Eğer onlara üs vereceksek, biz de karşılığında ki bunu çok açıkça birçok yerde dile getirdim, Pakistan ile birlikte olup Afgan Talibanı ile barış sürecini başlatmamıza yardım etmeli.

Güvenlik Anlaşması’nda NATO güçlerinin Afgan yargı sistemi tarafından yargılanmayacağı yazıyor. Sizce sorun bu mu? Bu yüzden mi imza atmıyorsunuz? Yoksa başka maddelerden mi rahatsızsınız?

Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi güçleri üzerindeki yargılama sistemi Loya Jirga da onaylandı. O yüzden sorun o değil. Afganlar Amerika Birleşik Devletleri'ne kendi güçlerini yargılama ayrıcalığı verirken, Afganlar barış arıyor. O yüzden yargılama sistemi asıl sorun değil. O zaten Loya Jirga'da onaylandı.

Bu zaten anlaşma metninde de açıkça yazıyor. Jirga'nın, Afgan halkının istediği bir şey daha var; tüm bu öncelikleri Amerikalılara verirken, Afganistan'a barış ve güvenlik getirilmesi. Buna karşılık Afganlar Amerikalılara kendi birliklerini yargılama özgürlüğünü veriyor.

Batı'ya göre güvenlik sorunu Taliban'dan kaynaklanıyor. Ama siz diyorsunuz ki; ABD Devletleri ve NATO ülkeye güvenlik getirmek için yeteri kadar çaba sarf etmedi. Bu doğru mu?

Evet. Geçtiğimiz senelerde beni dinlediniz. Terörle mücadele hiçbir zaman Afganların köylerinde ve evlerinde olmadı. O yüzden NATO ve ABD güçlerinin terörle savaşma şekli yanlıştı. Terörü besleyenlerin evlerine, onların çalıştıkları yerlere, ideolojiyi destekleyenlere gidilmeliydi. Bunlar Afgan evlerinde, Afgan halkının, Afgan çocuklarının veya Afgan kadınlarının içinde değildi.

Bu yüzden bu durum ABD ile aramızdaki en büyük sorundu. 2003-2004'te başladı, giderek arttı ve kaynama noktasına geldi. Bu nedenle ABD'nin ancak bize barış getirirse burada üs alabileceği konusunda çok ısrarcıydım. Bu yüzden "Taliban ile mücadele" adı altında Afganistan'ı kullanmaya devam edemezler.

Çünkü bu savaş Afganistan'da değil, Afgan halkının içinde değil. Ve barış yapmayı kabul eden Taliban üyeleri bizim savaşmak istediğimiz kişiler değil.

Şimdi giderek arttığından bahsettiniz. Yakın zamanda verdiğiniz bir röportajda, Amerikan Başkanı Obama ile iletişime geçmediğinizi söylediniz. Aranızdaki ilişkiyi biraz anlatabilir misiniz? Onun rolü nedir? Özellikle birliğin durumu adlı konuşmasında tüm birlikleri çekebileceğinden bahsetti. Böyle bir durum olursa, siz ülkenin sorunlarını çözmeye hazır mısınız?

 Afganistan, Afgan halkının ülkesi. Bizim ülkemiz. Biz de onu elimizden gelen imkânlarla ülkemize ve hayatlarımıza sahip çıkmalıyız. Yarın ABD ülkeden güvenlik anlaşması olsun ya da olmasın çıkmak isterse, biz de ülkemizi terk mi etmeliyiz? Hayır. Ülkemiz için her koşulda elimizden geleni yapacağız. Sizin de kendi güzel Türkiye'nize yaptığınız gibi. Sonuçta bu bizim sorumluluğumuz. Ülkemizi ve halkımızı koruma sorumluluğu bizim üzerimizde. ABD'nin çıkarı var. Bu çıkarı ABD tanımlıyor.

Ve eğer o çıkar, her ne olursa olsun onların Afganistan'da kalacağı kadar önemliyse, Afganlara barış ve güvenlik sağlamalılar. Bu koşulla, bize güvenlik ve barışı getirmeleri kaidesiyle, onlarla ortak olmaya hazırız. Ama, ortak olmaya hazırız. Usta çırak ilişki değil, ortaklık. Ortaklığın farklı parametreleri var. Ortaklıkta iki tarafta saygındır. Ortaklıkta, iki tarafında yaşamı ve ölümlerine saygı duyulur. Ve iki tarafın da çıkarları korunur ve çıkarlara saygı duyulur.

Ve şimdi Taliban'a gelelim. 2010'da hükümetiniz barış görüşmeleri başladı. Bu ABD'ye karşı bir tepkiydi. Sonra bu sorun yine iki ülkenin birden sorunu haline geldi çünkü Taliban başka ülkelere de yayılmaya başladı. Barış görüşmelerindeki son durum nedir?

 Barış görüşmeleriyle, barış görüşmeleri adı altında Afganistan'ın manipüle edilmesi arasında çok fark var. Biz barış görüşmeleri istiyoruz. Ama barış görüşmeleri adı altında hiçbir ülkenin de Afganistan'ın siyasi ve coğrafi durumunu kullanmasına izin vermeyeceğiz. Barış görüşmeleri bir zorunluluktur, yapılması gerekir.

 Afgan Taliban'ın da barış görüşmelerini desteklediğini biliyorum. Onlar da Afgan. Onlar da bizim çocuklarımız. Onların da Afganistan'a karşı sorumluluğu var. Umarım onlar da bu durumu fark eder ve yakın zamanda Afgan dostlarıyla barış müzakerelerini konuşmaya başlar.

Ankara'da gerçekleştirilecek üçlü zirve hayli önemli. Sekizincisi düzenleniyor. Siz bu konudaki hislerinizi paylaşır mısınız? Bu zirvenin ana başlıkları ne olacak ve geçtiğimiz sekiz yıla bakılınca nasıl bir gelişme görüyorsunuz? Türkiye'ye mesajınız ne olacak?

Türk halkının Afganistan ve Afgan halkıyla derin, köklü bir bağı var... Türkiye Afganistan'ın önemli destekçilerinden, özellikle de Emanullah Han ve Atatürk döneminde biliyorsunuz bu ilişki gelişti. Aradan geçen süreç içerisinde de özellikle benim cumhurbaşkanlığım dönemimde daha da gelişti, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan büyük çaba sarf etti. İkili görüşmelerle olsun.

Afganistan'ı ve Pakistan'ı bir araya getiren bu zirvelerin büyük katkısı oldu. Öyle bir ortam hazırlamak istediler ki iki ülkeye de barış gelsin, terörizm yenilsin. Bu üç ülke bir arada hep dostlardı, bundan sonra da dost olacaklar ve ortak refahımız artacak. Hem ekonomide, hem diğer alanlarda.

Pakistan ile sınır sorunları ve saldırılar sorun yaratsa da, Navaz Şerif'in iktidara gelmesinden sonra görebildiğimiz kadarıyla ilişkilerde yeni bir dönem başladı. Şu anda bize anlatır mısınız, neler değişti? Her zaman dostluk olsa da gerilimler de oluyordu. Şu anda durum nedir? Sınırdaki durumu da aktarabilir misiniz?

Başbakan Navaz Şerif ile kişisel ilişkilerim çok iyi, kişisel bir dostluk yaşıyoruz. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan ile olduğu gibi. Bu beni çok mutlu ediyor ama biz çok köklü sonuçlar almak durumundayız. Çalıştığımız noktalar bunlar; barış ve terörle mücadele. Olumlu sonuçlar alabilmemiz için daha fazla yol almamız gerekiyor.

NATO ve ABD askerleri ülkeden çekildikten sonra ülkenizin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Biliyorsunuz İHA saldırıları var, siz Pakistan'dan daha farklı bakıyorsunuz bu duruma, onlar o kadar rahatsız görünmüyorlar. İHA saldırıları iki ülke arasında soruna yol açacak mıdır?

İki ülke arasındaki sınır 1893'te İngilizler tarafından çizilmişti. Ama Afgan halkı Pakistan'ın kuruluşundan beri bu sınırı tanımamış olmakla birlikte dostane davrandı. Halklar arasındaki ilişkilere binaen. Ben umuyorum ki sınır sorununa bakışlarımızın farklılığına rağmen Pakistan ile ilişkilerimiz gelişir. Her iki halkın da daha iyi günler göreceğini düşünüyorum.

İnsansız hava araçları her zaman sorun oldu. Pakistan'da da Afganistan'da da insanlar ölüyor. Saldırılar sınır hattında olduğu için iki tarafı da etkiliyor. Bu açıdan iki ülkenin İHA saldırılarına yaklaşımı aynı mıdır?

Geçmişte de açıkça söylemiştim; insansız savaş araçları ile yapılan saldırılara, Afganistan ve Pakistan'a yapılan saldırılara çok güçlü bir şekilde karşıyım. Bu, sivil halka karşı büyük etkileri olan çok ciddi bir sorun. Kurbanların çoğu sivil. ABD, İHA'lar ile saldırıları sona erdirmeli. Bu yanlış.

Seçimlere çok az bir vakit kaldı. Seçim kampanyaları da son bir aydır devam ediyor. Biliyorsunuz hep güvenlik endişesi yaşanıyor. Afgan güvenlik güçleri de büyük ilerleme sağladılar ama terörle mücadelede büyük kayıplar yaşıyorlar. Geçtiğimiz yıllarda Afgan güçleri 3 bin civarında kayıp vermişti. Siz konuşmalarınızda hep şunun altını çiziyorsunuz; "Biz güçlüyüz, hem polisimiz hem askerimiz yeterli ve ülkenin güvenliğini sağlayabilir. Seçimler de sorunsuz geçecek..." 11 aday yarışacak seçimlerde de, ne düşünüyorsunuz yaklaşan seçimlerle ilgili? Taliban'ın 2009 yılında tehditleri vardı, şu anda durum nedir?

Seçimlerimiz olacak, yapılacak. Elbette seçim yapılma olasılığı da var. Ama biz buna rağmen 5 Nisan'da seçimleri yapacağız ve Afgan halkı seçimini yapacak, yeni bir cumhurbaşkanı seçilecek. Bir süre sonra da, mayıs ya da haziran'da ben görevi yeni Afgan Cumhurbaşkanı'na devredeceğim. Seçimler istikrar adına çok önemli bir adım olacak. Güvenlik açısından bakarsanız Afgan halkı gidecek oy verecek.

Güvenlik güçlerimiz var, büyük özverilerde bulunarak görevlerini yapıyorlar. Cesaretle, özveriyle... Bu ülkenin çocukları onlar da... Aynı şey sizin ülkeniz için de geçerli, ülkesi için hayatını kaybedenler var. Afgan güvenlik güçleri de öyle. Hayatlarını kaybetmelerine çok üzülüyoruz ama ülkelerini korumalarına seviniyoruz.

Emekli olduktan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz? Yeni hükümeti destekleyecek misiniz? Yeni cumhurbaşkanı deneyimlerinizden yararlanacak mı?

Afganistan'da kim seçilirse seçilsin Afgan halkının seçimine saygı duyacağım. Benim desteğimi alacak. Tam destek vereceğim. Eğer benden tavsiye isterse tabii ki bunu yapmaya hazır olurum. Eski cumhurbaşkanı ve bir Afgan vatandaşı olarak her zaman yardıma hazır olacağım. Yeni hükümeti sonuna kadar destekleyeceğim.

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2014, 17:44
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35