banner39

Uygur kızı Gülnaz'ın hikayesi

Doğu Türkistan doğumlu Uygur Müslümanı Gülnaz, ülkesinde yaşananları tüm dünyaya duyurmak için kendini ve yaşadıklarını anlatarak daha güvenilir yaşayabilecekleri bir dünya için destek istedi

Asya 26.05.2017, 10:49 27.05.2017, 17:56
Uygur kızı Gülnaz'ın hikayesi

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan doğumlu Gülnaz isimli Uygur Müslüman genç kız yaşadıklarını dünyaya duyurmak için bir yazı kaleme aldı. Aşağıda yayınladığımız Gülnaz'ın mektubu bugün gözardı edilen uzak diyarlardaki yaşananlara pencere açıyor.

GÜLNAZ'IN MEKTUBU

Benim adım Gülnaz ve ben bir Uygur Müslümanım. Benim doğum yerim Doğu Türkistan ama Çin bunu Sincan olarak yeniden adlandırıyor çünkü Çin öyle istiyor. On bir yaşıma, ailem ile "Xinjiang (Sincan)" da girdim ve o zamana kadar ülkemi yeterince gördüm. O zamana kadar 11 yaşında bir kız çocuğu olan ben Çin'in bizim için güvenli olmadığını anlamaya yetecek kadar şey gördüm. Bugün yaşım 23 ve yıllar sonra bile Xinjiang hala aklımdan çıkmıyor.

Aşağıda yazmış olduğum bir yazı var ve kendim hakkında biraz bilgi vermeye çalıştım, sadece hikayemi yazdım. Belki okuduktan sonra durumumu anlayacaksınız. Eğer hislerimi anlıyorsanız, medyada da iletebilirsiniz.

Hatırlıyorum ki okula gitmeme izin verilmedi, çünkü babamla tarlalarda çalışmak zorundaydım. Bazen babam rahatsız olurdu yalnız çalışırdım. Küçük ellerim çok fazla yardım edemedi, ancak başka seçeneğim yoktu. Çin muhafızlarının gözlerini ilk kez pazarda gördüğümü hatırlıyorum, onlardan hoşlanmayan farklı bir gezegene ait olduğumu hissettim. Bu yalnızca Uygur ve Müslüman olduğumuz içindi. Bir Gece, her köşeyi kontrol ederek evimizi yağmaladılar. Annem beni bodrumda gizledi, içinde sıvı olan küçük bir şişe verdi ve bir subay bana dokunmaya çalışırsa içmem için talimat verdi. Neyse ki, hiçbir şey olmamıştı ve bunların normal arama operasyonları oldukları söylendi. Ancak kısa zaman sonra korkunç bir olay bizi ülkeden kaçmaya zorladı.

Mahallemizde oturan teyzemlerden birisi ikinci çocuğuna hamileydi ve ailesi Uygurların ikinci bir çocuğa sahip olmalarına izin verilmediği için onu ülkeden göndermeyi planlıyordu. Her nasılsa Çinli yetkililer teyzem hakkında bilgi almaya başladılar ve onu kürtaj için zorladılar. Pis bir hastanede bir gece, o öldü. Bu olay ailemi şok etti ve babam Çin'den ayrılmaya karar verdi. Hemen Türkiye'ye kaçtık, ardından iki yılda bir değişik ülkelerde yaşadık.

Çin'in Urumçi Katliamı, camileri yıkma, masumları tutuklama ve yurtdışında yaşayan Uygurları bulmak için yaptıkları baskınlar hakkında bir düzine haber aldık. Babam, bizi asla Uygur kimliğimizi ortaya çıkarmamamız konusunda uyardı ve Uygur kültürünü de bize öğretmekten kaçındı. Tayland'ın 300 Uygur'u tutuklayan ve onları Çin'e geri gönderen korkunç haberleri, yine bizim içimizde korku kaynağı oldu. Gözaltına alınan Uygurlar için hiçbir protesto veya açlık grevinin yapılmaması Çin hükümetinden duyulan korkuyu ve ailemizi bulduğu zaman da cezalandırılacaklarını açıkça ortaya koydu.

Karşılaştığımız zorlukların hepsine rağmen, babam eğitimden asla taviz vermedi ve iyi bir okul eğtimi yaptığımızdan emin oldu. O, sadece iyi eğitimin bize bu, köle veya korku yolundan geçirebildiğini düşünüyor. Bugün, dünyamı herkes için daha iyi bir yer yapmaya katkıda bulunabilmem için öğretmen olmamı istiyor. Oysa ben bir aktivistim ve her adaletsizlik haberiyle karşılaştığım zaman, kanım kaynar ve bir şeyler yapmaya kararlı olurum. Dünyamız Birinci Dünya ve Üçüncü Dünya ülkeleri arasında bölünmüş olarak görülüyor, ancak Uygurlara bu alanlardan herhangi birinde yer verilmemiştir. Biz dördüncü bir ülkede yaşayan insanlarız, dünya liderleri tarafından acı çekilmek üzere bırakılıyoruz, neden? Uygurlar da mı insanlar değil mi? 

@iamgul8 Twitter hesabımda Uygurların Çin'deki mücadelesini iletmek için mümkün olduğunca çok insanla konuşmaya çalışıyorum. Uygur veya Müslüman olduğumuz için neden acı çekmeliyiz? Suçumuz ne? Temas ettiğim birçok insan arasından bazıları hikayemi hep sordu; bu da onlar içindir. Ama başka bir şey söyleyemem, çünkü bu ailemi dertte bırakabilir.

Bu hikayeden sonra, Çinli yetkililer tarafından aranma ihtimalim arttı ve bir süre sessiz kalabilirim. Ancak hikayemiz önemlidir. Dünyada yeterince Uygur ihmal edilmiş ve şimdi bizimle birlikte durmak zorundalar. Pek çok Uygur gibi başka bir Gulnaz kaçırılabilir, işkence edilir ya da öldürülürse de kavgası, adaletsizliğe karşı mücadelemiz birisi tarafından sürdürülmeli ve siz olmalısınız!

Güvenli bir dünya arayışında

Gulnaz Uygur

banner53
Yorumlar (1)
imane erkin 2 yıl önce
bende bunun gibi bir kizim
26
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?