Kuzey Avrupa'nın Merkantilizmi para birliğini tehlikeye atıyor

Avrupa'nın küçük bir açık ekonomi olduğu, kalkınma ve refahını rekabetçilik ve dış ticarete dayandırabileceği inançlarını gözden geçirecek ya da para birliği her geçen gün daha da kötü işleyecek

Kuzey Avrupa'nın Merkantilizmi para birliğini tehlikeye atıyor

Belçika'nın Le Soir gazetesi Avrupa ülkelerinde para birliğinin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikenin, Güney Avrupa'nın 'fazla cömert' bütçe politikasından değil, Kuzey Avrupa ülkelerinin fazla ulusal ekonomi politikasından kaynaklandığını öne sürdü.

Gazetede dün çıkan yazıda şunlara dikkat çekildi:

“Kesin olan bir şey varsa, o da yıllarca tasarruf politikası yürütseler ve çekingen bir maaş politikası kabul etseler dahi, her AB ülkesinin Almanya'yı taklit edemeyeceği. Buna bir de İtalya'daki gibi 20 yıldır duraksama içinde olan bir ekonomi eklediğinizde tablo daha da zorlaşıyor. Bu durumda sadece iki çözüm yolu var: Ya Almanya ve 'dört tutumlu' Merkantilist takıntılarını bir kenara bırakacak ve Avrupa'nın küçük bir açık ekonomi olduğu, kalkınma ve refahını rekabetçilik ve dış ticarete dayandırabileceği inançlarını gözden geçirecek ya da para birliği her geçen gün daha da kötü işleyecek, ta ki bazı ülkeler ondan çıkmanın daha iyi olduğuna karar verene kadar.”

Merkantilizm 16. yüzyılda Batı Avrupa'da başlamış ekonomik bir teoridir. Merkantilizme göre bir milletin refahı anaparanın miktarına bağlıdır ve küresel ticaret hacmi değişmez. Ekonomik servet veya anapara devletin elinde tuttuğu, altın, gümüş miktarı veya ticari değer ile temsil edilir. 

Denetim karşılığında yardım

Merkel ve Macron'un planıyla AB, bir tür transfer birliğine dönüşme yolunda, diye eleştiriyor günlük Die Presse gazetesi:

“Dört devletten meydana gelen bir grup ... Avrupa'nın Merkel & Macron kraliyet çiftine baş kaldırıyor ve karşı bir çalışma sunuyor. ... 'Spiegel' dergisi, bu dört ülkenin geçmişte ihracat fazlalarıyla elde ettikleri kazançları, bugüne dek ithalata ağırlık vermiş ülkelere devretmek zorunda olduklarını yazmış. Bu Trump'ın Avrupa'ya karşı soyunduğu ticaret savaşında kullanmayı tercih ettiği bir söylem ve son derece absürt. AB'de oybirliği kuralı geçerli olduğundan sübvansiyon ('mali yardımlar') ve kredi karışımı arası bir uzlaşmaya varılacaktır. ... Yardım ediliyorsa, uzun süredir unutulmuş olan Maastricht Kriterleri ve başka parametrelere riayet edilip edilmediğinin de denetiminin yapılması gerekecektir.”

Tutumlu değil, kör


Planın karşıtları durumun ciddiyetini kavramış değil, diyor La Stampa Genel Yayın Yönetmeni Massimo Giannini:

“Angela Merkel ile Emmanuel Macron'un 500 milyar avroluk Avrupa Fonu'nun önünü kesen dört ülkeye 'tutumlu' deniyor. Açık konuşmak gerekirse bu sıfatı hak etmiyorlar. Hollanda, Danimarka, Avusturya ve İsveç sadece 'kör'. AB yurttaşları olarak her gün bizzat yaşadığımız ve çektiğimiz sıkıntıların farkında değiller. Mario Draghi'nin bundan iki ay önce Financial Times'a açıkladığı üzere, pandeminin 'devasa boyutlara varan bir insani trajedi' olduğunu görmüyorlar. Birçok insan hayatını riske atıyor ve çok daha fazlası maddi varlıklarını tamamen yitirebilir. ... Büyük durgunluğun uzun bir buhrana dönüşmesi engellenmeli.”

Kaynak: eurotopics

Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2020, 15:19
banner53
YORUM EKLE

banner39