Avrupa’daki ırkçılığa karşı sessiz çığlıklar

Batı, ırkçı geçmişiyle hızlı bir yüzleşme sürecine girdi ve ırkçılığa karşı aşırı duyarlı bir topluluk oluşturdu, bu duyarlılık öyle ileri seviyedeydi ki, sözüm ona siyahi yerine Türkçe karşılığı ‘zenci’ olan ‘negro’ kelimesinin kullanılması ağır hakaret sayılır ve hapis cezası, işten atılma ya da toplum cezasına maruz kalmayla sonuçlanabilirdi.

Avrupa’daki ırkçılığa karşı sessiz çığlıklar

Osman Hulusi Boyraz - Londra

Önümüzdeki günlerde Avrupa’nın yeni gündeminin ırkçılık ve buna bağlı gelişen olaylardan oluşması     muhtemel. Barutun fitili geçtiğimiz günlerde ünlü futbolcu Mesut Özil tarafından ateşlendi.

Batı, yani bildiğimiz anlamda Avrupa ve Amerika’nın oluşturduğu ‘yeni yüzyıl uygarlığı’ çok kısa zaman öncesine kadar ilkel bir adet olan ırkçılığı son derece ileri bir seviyede sürdürüyordu. Bundan 40-50 yıl öncesinde ABD’de siyah tenli insanlarla beyaz tenli insanların otobüslerdeki yerleri bile belliydi. Siyahiler arka tarafa oturmak zorundaydı. 

Batı, ırkçı geçmişiyle hızlı bir yüzleşme sürecine girdi ve ırkçılığa karşı aşırı duyarlı bir topluluk oluşturdu, bu duyarlılık öyle ileri seviyedeydi ki, sözüm ona siyahi yerine Türkçe karşılığı ‘zenci’ olan ‘negro’ kelimesinin kullanılması ağır hakaret sayılır ve hapis cezası, işten atılma ya da toplum cezasına maruz kalmayla sonuçlanabilirdi. Daha düne kadar ırkçılığı son derece ileri bir seviyede yaşayan ve yaşatan batı, bir anda ırkçılığa karşı aşırı duyarlı oluvermişti. Bunun birçok nedeni vardı elbette ancak bunların başında, o dönem kurdukları sistemin sürdürülebilirliğinin yavaş yavaş ortadan kalkıyor oluşunu görmeleri geliyordu.  Yani, bizatihi ırkçılığın kötü olduğunu kavrayıp, ona karşı durmak yerine ırkçılığın olumsuz sonuçlarından kaçınmak adına ırkçılık karşıtı konumda yer alma durumu söz konusu. Batı için atılan bu zoraki adım, beraberinde bir hazımsızlık olgusunu da getirdi. Avrupa ve ABD’de eski alışkanlıkları, zamanın ruhuna göre bazen cılız, bazense güçlü seslerle dillendiren, adı ‘aşırı sağcı’ olarak yumuşatılsa da esasında neo-racist olan ırkçı siyasi oluşumlar nüveler halinde mahfuz kaldı. Bu yapılar, zamanın ruhuna göre kimi zaman seslerini yükseltti, kimi zaman da ülke siyasetini doğrudan etkileyebilecek konuma geldi.  Başta ABD’nin ırkçı ve Müslüman düşmanı başkanı Trump olmak üzere, bazı Avrupa ülkelerinde, farklı etnik kimliklere ve Müslümanlara yönelik ırkçılığın dozu liderlerce artırıldı. ‘Avrupa’da yükselen aşırı sağ’ diye kısa bir Google araştırması yapıldığında, karşımıza çıkacak onlarca güncel örnek ne demek istediğimi anlatacaktır. 

DÜNYACA ÜNLÜ FUTBOLCULARI SUSTURAN NE?

Londra takımı Arsenal’de forma giyen, Almanya gurbetçisi bir aileye mensup Mesut Özil, geçtiğimiz aylarda İngiltere’ye resmi ziyarette bulunan Başkan Erdoğan’la bir araya gelmiş ve günün anısına bir fotoğraf çekilmişti. 

Almanya’da iktidar ve muhalefetin, siyaset ve söylemini Erdoğan karşıtlığı üzerine kurduğu bir döneme denk gelen fotoğraf, okları bir anda Almanya milli takımı için forma giyen Mesut Özil’e çevirdi. Alman siyasetçiler, Alman futbol yöneticileri ve yabancı düşmanı Almanların hepsinin hedefinde Özil vardı. Tüm bunların üzerine Almanya’nın dünya kupasından elenmesinin de günah keçisi yine Özil olmuştu. 

Mesut Özil sonunda üç sayfalık bir açıklamayla içini döktü ve yıllardan bu yana Almanya’da maruz kaldığı ırkçılığı tüm dünyaya haykırdı. Özil’in bu açıklamasına dünyanın birçok yerinden, tanınan ya da tanınmayan yüz binlerce insandan destek geldi. 

Destek verenler arasında öyle bir grup vardı ki özellikle dikkat etmek gerek. Bu grup, başka ülkelerde forma giyen dünyaca ünlü futbolculardan oluşuyor. Çoğu Afrika’dan gelen siyahiler. Hepsi bir anda Mesut Özil’in mesajının arkasında birleştiler. Bu bir şeyi açıkça gösteriyor; milyonlarca belki de on milyonlarca avro para kazanan bu ünlü sporcular, aslında temel insani haklarından birinden, eşitlik hakkından mahrum bırakılıyor ve ırkçılığa maruz kalıyorlardı. İşin acı tarafı da, bu ırkçılık, her maç öncesi o futbolcuların eline ‘respect’ yani ‘saygı duy’ anlamına gelen ırkçılık karşıtı pankartı veren kuruluşların yöneticileri tarafından sistematik olarak yapılıyor. Burada çift taraflı bir açmaz bulunuyor. 

FRANSA MİLLİ TAKIMINA ÇARLİ HEBDO SALDIRISI!

Dünya kupasını kazanan Fransa milli takımının futbolcuları büyük oranda siyahi sporculardan meydana geliyor. Takım turnuvayı kazanınca, Fransızların takdirini de topladı. Ancak ırkçı saldırıların da hedefi olmaktan kurtulamadı.

Fransa’nın güldürmeyen mizah dergisi Çarli Hebdo, milli takımdaki futbolculara yönelik ağır ırkçı hakaret içeren bir karikatür hazırlayıp güncel sayısında yayınladı. 

MESUT ÖZİL’DEN MUHAMMED ALİ ÇIKAR MI?

Bazı insanlar Mesut Özil’in bu çıkışının çok büyük değişikliklerin habercisi olacağı yorumunu yapıyor, Özil’in adeta Muhammed Ali gibi, ırkçılığa karşı mücadelenin bir figürü haline geleceğini, ırkçılık mağduru insanların dünya sahnesinde başarılı olan bir kahramanı haline gelebileceğini söylüyor. 

Mesut Özil özelinde konuşulursa eğer, bu pek mümkün değil. Özil, hem karakter olarak hem de bakış açısı olarak böyle bir konumu sırtlanacak ya da kendini orada görmek isteyecek bir insan değil. Bireysel olarak maruz kaldığı haksızlığı dillendirmiş ve meseleyi kendisi açısından kapatmıştır. 

AVRUPA’DA KAÇ TÜRK VAR VE IRKÇILIKTAN NASIL ETKİLENİYORLAR?

Avrupa, Türkiye’nin göz ardı edemeyeceği bir bölge. Hem en büyük ticari partneri hem de siyasi olarak bağını koparamayacağı kadar iç içe geçtiği bir komşusu. Bunların yanında, Avrupa çok önemli sayılacak bir Türk nüfusu da bünyesinde barındırıyor. Türkiye hiç olmazsa bu nüfus için bile Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini iyi noktada tutmak durumunda. 

Irkçı saldırıların, Avrupa’daki Türkleri olumsuz etkileyeceği yadsınamaz bir gerçek. Ancak yine de Türkler, diğer ülke vatandaşlarına göre nispeten daha az ırkçılığa maruz kalıyorlar. 

Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye menşeili Türklerin sayıları ülkelere göre aşağıdaki gibidir;

 
 

Güncelleme Tarihi: 26 Temmuz 2018, 15:35
YORUM EKLE

banner33

banner37