banner39

banner35

Fransa ve İngiltere göç krizine çözüm arıyor

İçinde Fransa'dan İngiltere'ye gitmeye çalışan düzensiz göçmenlerin bulunduğu tekne 24 Kasım'da Manş Denizi'nde sulara gömüldü. Olayda, aralarında hamile kadınların ve çocukların da olduğu 27 kişi can verdi. Bu durum, iki ülke arasında devam eden "göç krizinin" yeniden tırmanmasına yol açtı.

Avrupa 01.12.2021, 14:31
Fransa ve İngiltere göç krizine çözüm arıyor

Fransa'nın Calais kentinden Manş Denizi üzerinden İngiltere'ye geçmeye çalışan göçmen botunun batarak 17 erkek, biri hamile 7 kadın ve 3 çocuğun hayatına mal olması, "Manş Denizi'nde son yılların en büyük can kaybı" olarak kayda geçti ve göçmenlerin ölümü iki ülkede de geniş yankı uyandırdı.

Yaşanan facianın ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği'ni (AB) "göç sorununa" ilişkin acil toplantı yapmaya çağırdı ve Fransa'nın, Manş Denizi'nin mezarlığa dönüşmesine izin vermeyeceğini söyledi.

Macron ile İngiltere Başbakanı Boris Johnson, olayın ardından yaptıkları telefon görüşmesinde de düzensiz göçü durdurmanın aciliyeti konusunda anlaştı.

Ancak Johnson'ın telefon görüşmesinden bir gün sonra göç kriziyle başa çıkmak için Macron'a gönderdiği 5 maddelik planın yer aldığı mektup Fransa'yı kızdırdı.

Johnson, mektubunda, insan kaçakçılığı yapan suç çetelerinin işlerine balta vuracağını öne sürdüğü planın, Fransa'nın da çıkarına olacağını savundu.

Fransa ise Johnson'ın düzensiz göç krizine ilişkin gönderdiği mektubu sosyal medyada paylaşmasına tepki olarak 28 Kasım Pazar günü Calais kentinde birçok Avrupa Birliği (AB) ülkesinin katılımıyla düzenlediği toplantıya İngiltere İçişleri Bakanı Priti Patel'i davetini iptal etti.

İngiliz bakanlara göre, Fransa ile yaşanan göçmen krizinin arkasında Macron'un "Brexit ceza stratejisi" var.

İngiltere ile balıkçılık konusunda da sorun yaşayan Fransa'nın göçmenleri durdurmada isteksiz davrandığı iddia ediliyor.

Fransa ise İngiltere'nin göçmen sorununu yeterince ciddiyetle ele almadığı eleştirisinde bulunuyor.

İki ülke arasında yaşanan göç krizi, liderlerin birbirlerini suçlamasıyla ve tepki göstermesiyle giderek büyüyor. 11 aydır devam eden balıkçılık hak ve kotalarına ilişkin anlaşmazlık yaşayan Fransa ile İngiltere'nin arasındaki krizlere bir yenisi daha eklenmiş oldu.

Göçmenleri daha önce kamyon ve tırlarla Manş Denizi Tüneli üzerinden İngiltere'ye göndermeye çalışan insan kaçakçıları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve tünel geçiş kontrollerinin sıkılaştırılması nedeniyle daha çok küçük teknelerle bu kişileri taşıma yoluna başvuruyor.

AB'den ayrılan İngiltere'nin göçmen politikası artık AB kurallarına bağlı değil ve halihazırda Birlik ile arasında yürürlükte olan bir iade anlaşması da bulunmuyor.

İngiltere'nin Brexit'in ardından iade düzenlemelerini artık AB ülkeleriyle ayrı ayrı müzakere etmesi gerekiyor. Brexit'in üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen, taraflar arasında bir iade anlaşmasına hala varılamamış olması düzensiz göçmenleri de cesaretlendiriyor.

Böylelikle Brexit'in ardındaki ilk yılda rekor sayıda göçmen, Manş Denizi'ni geçerek Fransa'dan İngiltere'ye ulaştı.

İngiltere, bu yıl 25 bin 700'den fazla göçmenin küçük teknelerle tehlikeli bir yolculuğa çıktığını ve bunun, 2020'deki toplam sayının 3 katından fazla olduğunu açıkladı.

İngiliz yetkililer, kıyılarına ulaşan bu göçmenlerden sadece 5'inin Avrupa'ya iade edildiğini belirtti.

Buna karşılık, Brexit geçiş döneminin halen devam ettiği 2020'de ise küçük teknelerle geçen 294 kişi Avrupa'ya geri gönderildi.

Fransız yetkililerin verilerine göre ise bu yılın başından bu yana 31 bin 500 düzensiz göçmen Fransa'dan İngiltere'ye geçmeye çalıştı ve 7 bin 800 düzensiz göçmen Manş Denizi'nde kurtarıldı.

İngiltere İçişleri Bakanlığı verilerine göre, Eylül 2021 itibarıyla son 12 aylık dönemde 37 bin 562 sığınma başvurusunda bulunuldu ve bu sayı 2004'ten bu yana yapılan en yüksek iltica talebi olarak kayda geçti.

Eylül 2021'e kadar yapılan bu sığınma talebi, Haziran 2004'ten bu yana "herhangi bir 12 aylık dönemde görülen en yüksek rakam" oldu.

2020'de aynı dönemde 31 bin 966 ve 2019'da 35 bin 737 sığınma başvurusu yapıldı.

Eylül 2021'e kadar yapılan 37 bin 562 sığınma talebi, Avrupa'da göç krizinin zirvede olduğu 2015-2016'da kaydedilen 36 bin 546 sayısını da geride bıraktı.

Fransa'nın kuzeyindeki Calais'de bulunan ve kötü şartlar içinde yaşam mücadelesi veren çok sayıda düzensiz göçmen halen yasa dışı yollarla İngiltere'ye geçmeye çalışıyor.

Brexit'in ardından İngiltere için AB'nın sınır kapısı niteliği taşıyan Fransa'nın Calais kenti aslında uzun yıllardır göç sorunuyla boğuşuyor.

Calais'deki kampta kalanlarla daha önce yapılan bir anket, büyük çoğunluğunun İngiltere'ye gitmeyi planladığını, çok azının Fransa'da kalmak istediğini ortaya koydu.

Calais'de "Jungle" olarak bilinen ve yaklaşık 8 bin kişinin kaldığı düzensiz göçmen kampının 2016'da dağıtılmasının ardından göçmenler çeşitli merkezlere gönderildi. Ancak bu, göçmenlerin karşı karşıya kaldığı sorunlara çare olmazken, göçmenlerin büyük bölümü İngiltere'ye gidebilmek umuduyla Calais'ye geri döndü.

Calais ve yakınındaki Dunkerque kentindeki düzensiz göçmenler yatacak yer, tuvalet, banyo ve yiyecek gibi temel insani ihtiyaçlara çok yetersiz düzeyde sahip olarak şehir merkezinin dışında farklı noktalarda yol kenarlarında yaşıyor.

Ülkedeki insan hakları savunucuları ve yardım dernekleri, Paris yönetimini, düzensiz göçmenlerin maruz kaldığı kötü koşullara ilişkin yetersiz adımlar atmakla ve onların sorunlarına karşı "duyarsız" kalmakla eleştiriyor.

Göçmenleri İngiltere'ye gitmeye iten temel nedenlerden birinin Calais ve Dunkerque'teki kötü şartlar olduğu belirtiliyor.

Diğer nedenler, göçmenlerin bazılarının İngilizce bilmesi ve aile üyelerinin bu ülkede yaşaması olarak sıralanıyor.

Ülkede göçmenlerin içinde bulunduğu şartlar tartışılırken, Fransa, İngiltere'nin göçmenleri kabul etmesi için AB ile bu ülke arasında yeni göç anlaşması yapılmasını istiyor.

Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, yaptığı açıklamada, Manş Denizi'nin kıyısındaki Calais ve Dunkerque kentlerinde bulunan düzensiz göçmenlerin sadece yüzde 5'inin Fransa'da kalmak istediğini, yüzde 95'inin ise İngiltere'ye gitmek istediğini savunarak göçmenler için İngiltere'ye yasal şekilde göç etmenin imkanlarının bulunması gerektiğini belirtti.

İngiltere'nin deniz yoluyla gelen düzensiz göçmenleri "geri itmesinin" kabul edilemez olduğunu dile getiren Darmanin, İngiltere ile AB arasında "dengeli" ve tüm sorunlara çözüm sağlayan anlaşma istediklerini vurguladı.

Darmanin, göç sorununda İngiltere'ye "sorumluluklarını üstlenme" çağrısında bulunarak "İngiltere, AB'den ayrıldı ama dünyadan ayrılmadı. İngiltere'nin iltica talebinde bulunan göçmenlere girişi sağlaması gerekiyor." ifadesini kullandı.

Öte yandan, Gerald Darmanin'ın İngiltere iş piyasasının göçmenleri cezbettiğini ileri sürmesi, İngiltere'de tepkiye neden oldu.

İngiltere parlamentosu, geçen temmuz ayında iltica etmek maksadıyla ülkeye yasa dışı yollardan girmenin suç sayılmasını öngören tartışmalı "Uyruk ve Sınırlar Yasa Tasarısı"nı gündemine taşıdı.

İngiliz hükümeti, söz konusu yasa tasarının parlamentodan geçmesi halinde, insan kaçakçılarının ağlarının çökertileceğini savunuyor.

Ana muhalefetteki İşçi Partisi ise tasarının mültecilerle ilgili uluslararası hukuku ihlal edeceği ve İngiltere'nin itibarına zarar vereceği görüşünü paylaşıyor.

"Uyruk ve Sınırlar Yasa Tasarısı", düzensiz yollarla İngiltere'ye ulaşan herkesin suçlanmasını öngören düzenlemeler içeriyor. Bu yasa tasarısındaki bir madde, mültecileri taşıyan küçük teknelere müdahale eden yetkilileri "olası cezai işlemlerden" muaf tutuyor. Bu durumun, mülteci teknelerine müdahalelerin ölümlerle sonuçlanmasına yol açabileceği değerlendiriliyor.

Öte yandan, İngiliz hükümetinden bir yetkili de eylül ayında yaptığı açıklamada, Fransa'dan İngiltere kıyılarına yasa dışı şekilde göçmenleri taşıyan teknelerin, İngiliz sınır güçleri tarafından durdurularak göçmenlere "geri itme taktikleri" uygulanmasının planlandığını bildirmişti.

banner53
Yorumlar (0)
9
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?