Rusya'da artan ırkçılığın arka planı

Son dönemde ırkçı baskıları en fazla hisseden ise Rus ayrımcıların “kara” diye nitelendirdiği Kafkasyalılar...

Rusya'da artan ırkçılığın arka planı

Rusya’da yaşayan Müslüman kökenli göçmenler yeni bir ırkçı dalga ile karşı-karşıya. Son dönemde ırkçı baskıları en fazla hisseden ise Rus ayrımcıların “kara” diye nitelendirdiği Kafkasyalılar, özellikle de ağırlıklı olarak Moskova ve çevresindeki pazarlarda çalışan Azerbaycanlılar…

TRT muhabiri Gönül Şamilkızı, Moskova’nın güneyindeki Batı Biryulevo ilçesinde yaşanan cinayet olayının ardından patlak verern yeni ırkçı dalgayı değerlendirdi.

10 Ekim gecesi Biryulevo’da 25 yaşındaki Rusya vatandaşı Yegor Şerbakov öldürüldü. Şerbakov’un yanında bulunan kız arkadaşı, katilin Kafkasya kökenli birisi olduğunu söyledi. 12 Ekim’de Biryulevo’da emniyet binasının önünde katilin bulunması, göçmen yasalarının sertleştirilmesi, göçmenlerin çalıştığı sebze pazarının kapatılması talebiyle protesto gösterisi başladı. Kısa bir süre sonra ise bu gösteriler yüzü kapalı, spor kıyafetli gençlerin göçmenlere yönelik saldırısına dönüştü.

“Skinhed” adlandırılan milliyetçiler, göçmenlerin çalıştığı sebze deposuna ve alış-veriş merkezine baskınlar düzenleyerek karşılarına çıkan Kafkasya kökenlilere saldırdı, ardından olaylara müdahale eden polisle çatıştı. Bölgedeki gerilim Moskova’da yüzlerle yasadışı göçmenin çalıştığı Pokrovka sebze pazarının kapatılmasıyla sonuçlandı.

Ancak olaylar bununla bitmedi. Yegor Şerbakov’u öldürdüğü iddia edilen Azerbaycan kökenli Orhan Zeynalov 15 Ekim’de Moskova etrafındaki Kolomna kentinde gözaltına alındı. Orhan Zeynalov’un gözaltına alınarak Moskova’ya götürüldüğüne ilişkin görüntüler Azerbaycan kamuoyunun ve insan hakları savunucularının tepkisini çekti. Orhan Zeynalov’un gözaltına alınırken elleri bağlı olmasına rağmen şiddete maruz kaldığını ve aşağılandığını gösteren operasyon görüntüleri Rusya’nın tüm ulusal kanallarında yayınlandı. 

Bazı Rus insan hakları kuruluşları bile bu görüntülerin insan onurunun aşağılanmasının kanıtı olduğunu belirterek, Rusya Başsavcılığının konunun bu boyutu ile ilgilenmesini talep etti.

İnsan hakları savunucularının yaptığı açıklamalarda, bu görüntülerin ulusal televizyonlarda  yayınlanmasının şiddetin aklanması ve meşrulaştırılması anlamına geldiği bildirildi.

Orhan Zeynalov’un avukatı Viktor Anikuşkin ise müvekkiline Moskova’ya getirilirken helikopterde elektroşok uygulandığını açıkladı.

Azerbaycan muhalefeti Orhan Zeynalov’a yönelik davranışı sert biçimde eleştirerek iktidarı kendi vatandaşını savunmaya çağırdı.

Orhan Zeynalov önce savcıya verdiği ifadede Şerbakov’u öldürdüğünü itiraf etti, ancak ardından tutuklama talebiyle çıkartıldığı mahkemede itiraf ifadelerinin kendisinden baskı altında alındığını söyledi.

“Azerbaycanlı avı” mı?

Azerbaycan basını ve kamuoyu Batı Biryulevo’daki cinayetin aydınlatılmasını talep ederken Orhan Zeynalov’un aslında Rusya’daki Kafkasyalılara, özellikle Azerbaycanlılara karşı baskı ve saldırıların başlaması için bir kurban seçildiğini savundu.  Ve aslında bu olayın ardından yaşananlar da bu tezi doğrular nitelikteydi…

Azerbaycan Diaspora Komitesinin Rusya’daki son olaylarla ilgili oluşturduğu çalışma grubunun başkanı Rizvan Aliyev her cuma günü Rusya İçişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen göçmen operasyonlarının Biryulevo olayından sonra daha katı şekil aldığını açıkladı.

Rizvan Aliyev, son birkaç haftada yaklaşık 100 Azerbaycanlının sınırdışı edildiğini bildirdi.

Son günlerde Rusya’daki Azerbaycanlılardan çok sayıda şikayetler aldıklarını kaydeden Aliyev, sadece göçle değil, ırkçı yaklaşımla ilgili de sorunların arttığını vurguladı. Diaspora Komitesi temsilcisi, özellikle Moskova, Sverdlovsk ve St.Petersburg’da ırkçı baskıların arttığını söyledi. 

Azerbaycan’a geri dönen göçmenler ise Rusya’da özellikle Kafkasya kökenlilere yönelik ırkçı davranışların dayanılmaz hal aldığını anlatıyor.

“Skinhed” adlandırılan dazlakların sokakta gördükleri göçmenlere saldırdığını, ölümüne dövdüğünü, hatta öldürdüğünü anlatan Azerbaycanlı göçmenler, Rus milliyetçilerin bu suçlarının cezasız kaldığını bildiriyor.

Yalnız geri dönenler değil, Rusya’da yaşamaya devam eden göçmenler de durumun ağırlığından şikayetçi.

5 binden fazla Azerbaycanlının yaşadığı Kaliningrad’daki Azerbaycan diasporası temsilcisi Nadir Ağayev, Biryulevo olaylarından sonra ırkçı baskıların arttığını söyledi.

Nadir Ağayev, sürekli Azerbaycanlılara provokasyonlara uymamaları yönünde uyarılarda bulunduklarını bildirdi: “Elbette, biz her kesin hakarete tepki verme isteğini anlıyoruz. Ama biz her kesten bu tür tahriklere kapılmamasını, hakaretlere tepki vermemesini rica ediyoruz”

Meselenin sadece göçmenlerle ilgili olmadığını kanıtlayan başka bir olay ise Moskova vilayetinin Zelenograd kentinde yaşandı.

14 yaşındaki Azerbaycanlı Rövşen Kazımov, 1 Kasım’da otobüsle okuldan eve dönerken 25 yaşındaki bir Rus'un ırkçı saldırısına uğradı. Rus genç, 14 yaşındaki Rövşen Kazımov’a Kafkasyalıları aşağılamak için kullanılan “Kara” kelimesiyle hitap ederek sözlü saldırıda bulundu, ırkçı küfürler seslendirdi, ardından Azerbaycanlı öğrenciyi dövmeye başladı. Sadece bir Rus kadının engellemeye çalıştığı ırkçı gencin saldırısı sonucu Rövşen Kazımov beyin ve göz travmasıyla hastaneye kaldırıldı. Azerbaycan basınının olayı sürekli gündemde tutması sonucu Rövşen Kazımov’a saldıran Rus genç gözaltına alındı.

Rusya Çocuk Ombudsmanı Pavel Astahov, Azerbaycan’ın Moskova Büyükelçiliğine gönderdiği mektupta olaydan üzüntü duyduğunu belirtirken, Rövşen Kazımov’u döven gencin sarhoş olduğunu iddia etti. Olayın tanıkları ise bunun tersini savundu.  Rövşen Kazımov’u savunan Rus kadın, basına açıklamasında ırkçı gencin sarhoş olmadığını söyledi.

Azerbaycan rahatsız, ama ihtiyatlı...

Azerbaycan tarafı yaşananlardan rahatsız ama bu rahatsızlığını oldukça dikkatli, Moskova’yı kızdırmayacak kelimelerle ifade etmeyi tercih ediyor.

Cumhurbaşkanlığı İçtimai-Siyasi Şube müdürü Ali Hasanov yaşananlardan endişe duyduklarını bildirdi.

Ali Hasanov, Rusya’da devlet düzeyinde Azerbaycanlılara yönelik bir tavır olmasa dahi, bazı gayrı-resmi çevrelerin iki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermeye çalıştığını söyledi.

Olayda dikkat çeken noktalardan birisi de Azerbaycan diasporasının konuyla ilgili ortak tavır sergilememesi. Diaspora Komitesi ve Rusya Azerbaycanlıları Kongresi Biryulevo olaylarının ardından Rusya’da Azerbaycanlılara yönelik ırkçı saldırıların ve baskıların arttığını vurgularken çoğunluğu Rusya vatandaşlarından oluşan ve Kremlin’e bağlı faaliyet gösteren Rusya Azerbaycanlılarının Federal Ulusal-Kültürel Özerkliği (Azerros) farklı tavır sergiliyor.

Azerros’tan Diaspora Komitesi Başkanlığına gönderilen mektupta  Rusya’da Azerbaycanlılara karşı açık kampanya olmadığı iddia edildi ve Azerbaycan tarafının suçlamalarının ardından sorunlar yaşanabileceği vurgulandı.

Ruslar Kafkasyalılara karşı

Ancak  suçlama olmasa bile, sorunun olduğu ortada.  Levada Kamuoyu Yoklamaları Merkezinin yaptığı son ankete göre, Rusya vatandaşlarının %78’i  göçmen akımının sınırlandırılmasını istiyor.  2008 senesinde göçmenlere karşı çıkanların oranı %52 idi. Levada Center’in yaptığı ankete göre, Ruslar’ın görmek istemediği göçmenlerin başında Kafkasyalılar geliyor.

Ankete katılanların %54’ü Kafkasyalıların Rusya’da oturmasına sınır getirilmesini istiyor. Çinlileri ve Orta Asyalıları Rusya’da görmek istemeyenlerin oranı ise %45.  Anket sonuçlarına göre, 2005 senesi ile karşılaştırıldığında yaşadığı bölgede etnik gerilim olduğunu düşünenlerin oranı iki kat artmış durumda. Ankete katılanların %73’ü yasadışı göçmenlerin kovulmasını, %15’i ise iş bulmalarına yardım edilmesini çare olarak görüyor.  “Rusya Ruslar için” sloganını faşizm olarak görenlerin oranında ise düşüş var.

2002 yılında bu sloganı faşizm gibi değerlendirenlerin oranı %28 idi, şimdiki oran ise %19.  Rusların %23’ü “Rusya Ruslar için” sloganının gerçekleştirilmesini savunurken, %43’ü de belirli sınırlamalarla bu fikre destek veriyor.

”Kafkasya’yı beslediğimiz yeter” sloganını kesinlikle destekleyenlerin oranı %35,  “galiba destekliyorum” diyenlerin oranı ise %36 olmuş. Rusların %17’i kesinlikle, %45’i ise tam emin olmasa dahi, etnik zemine dayalı kanlı çatışma olasılığına inandığını bildiriyor.

Rusya’da Kafkasyalılarla ilgili bu anket sonuçlarına benzer  görüşleri savunan siyasetçiler de var.

Biryulevo olayının ardından Kafkasyalılara karşı geleneksel aşağılayıcı konuşmalarını sürdüren Liberal Demokrat Parti lideri Vladimir Jirinovski son açıklamasında Kuzey Kafkasya’yı dikenli tellerle ablukaya almayı ve bu bölgede nüfus artışını engellemeyi, ikiden fazla çocuğa izin verilmemesini önerdi.

Jirinovski’nin sözleri Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinde ciddi tepki doğurdu.

Devlet Başkanı Vladimir Putin dün Jirinovski’yi rezidansına davet ederek ülkenin temel çıkarlarına aykırı olan bu görüşlerini dile getirmemesini rica etti. Jirinovski göçmenlere karşı sert önlemler alınmasını talep ederken Putin de sert adımlara karşı olduğunui, ancak göçmenlerin de Rusya’nın yasalarına ve geleneklerine saygı duyması gerektiğini bildirdi.

Kafkasya ve Orta Asyalılara vize talebi

Putin’in sert önlemler derken kastettiği adımlardan birisi de vize konusu. Batı Biryulevo’da gerilimin sürdüğü günlerde milliyetçi bakış açısıyla bilinen ünlü blog yazarı Aleksey Navalny Orta Asya ve Kafkasya vatandaşlarına vize uygulanmasını teklif etti. Navalnıy aslında bu öneriyi daha önce – 27 Eylül’de gündeme getirmişti. Biryulevo olaylarının ardından ise Rus halkının %84’nün bu teklifi desteklediğini belirterek tasarının yasalaşması için imza toplama kampanyası başlattı. Tasarının Duma’da görüşülmesi için en az 100 bin imza gerekiyor…

Navalny, özellikle Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Türkmenistan vatandaşlarına vize uygulanmasını,  şu anda Rusya’da bulunan göçmenlere 6 aylık geçiş süresi verilmesini, bu sürenin ardından vizesi olmayanların kovulmasını talep etti.

Rusya Ombudsmanı Vladimir Lukin BDT ülkelerine vize uygulanmasını desteklerken, bu uygulamanın yasadışı göç sorunu ile mücadelede etkili olacağını bildirdi. Lukin ayrıca, Rusya’da işgücünün az olmasına rağmen, ilk sırada yerel nüfusun istihdam edilmesi gerektiğini vurguladı. Lukin “ne yaptığı belli olmayan” göçmenlerin ülkeden kovulması gerektiğini söyledi.

Devlet Başkanı Vladimir Putin ise vize uygulamasına karşı çıkarak, Bağımsız Devletler Birliğine vize uygulanmasının bu ülkelerin Rusya’dan uzaklaşmasına neden olacağını söyledi.  Putin bu sorunun yerli nüfusu da tahrik etmeyecek şekilde, medeni yolla çözülmesi gerektiğini belirtti. 1383828995_shengen-visa.jpg

Vize uygulaması çare mi?

Rusya Federal Göç Hizmetinin açıkladığı son rakamlara göre, ülkede kayıtlı göçmen sayısı 11 milyon 280 bin 975 oldu.  Kayıtlı göçmen sayısına göre birinci sırada 2 milyon 621 bin 843 kişiyle Özbekistan, ikinci sırada 1 milyon 605 bin 85 kişiyle Ukrayna bulunuyor. Azerbaycanlılar Rusya’da kayıtlı göçmen sayısı açısından 5.sırada bulunuyor.

Rusya’da 629 bin 931 Azerbaycanlı göçmen kayıt yaptırdı. Ancak gerçek rakamların bundan çok daha fazla olduğu biliniyor. Uzmanlar Rusya’da yaşayan Azerbaycanlıların sayısının oradaki vatandaşlarla birlikte 2 milyondan fazla olduğunu bildiriyor.

Amerikan özel istihbarat kuruluşu Stratfor’un elde ettiği verilere göre,  her yıl Rusya’ya 240 bin yasal, 160 bin yasadışı göçmen geliyor. Göçmenlerin çoğunluğunu ise Azerbaycan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan vatandaşları oluşturuyor…

Gerek uzmanlar, gerekse de Rusya’daki diaspora temsilcileri yasadışı göçmen sorununa çözüm bulunması gerektiğini, ancak bunun ırkçı yaklaşım veya vize uygulaması gibi yöntemlerle mümkün olmayacağını savunuyor.

Rusya Azerbaycanlıları Kongresi Yönetim Kurulu üyesi Rüstem Arifcanov Moskovskiy Komsomolets gazetesine yaptığı açıklamada göçmen sayısını azaltma fikrini kabul ettiğini, ancak bu zaman Azerbaycanlıların Rusya’nın bir parçası olduğunun da unutulmaması gerektiğini söyledi.

Sadece Dağıstan’da Rusya’nın köklü nüfusu sayılan 150 bin Azerbaycanlının yaşadığını hatırlatan Arifcanov’a göre, göçmenleri kovmakla Rusya’nın sorunu çözülmeyecek: “Rusya’nın nüfusu azalıyor. Azerbaycanlılar gidecek, yerine Çinliler gelecek. Rusya’nın bir taraftan Avrupa ile vizeleri kaldırmaya çalışırken diğer taraftan Kuzey Kafkasya ve Orta Asya’ya vize uygulaması nasıl açıklanacak? Biz doğu sınırlarımızı iletişime kapatırken nasıl görüneceğiz? Biz onlara  kapımızı kapatırsak, başkaları açar.  O zaman bu ülkelerde Rusya’nın etkisi kalır mı?”

Rüstem Arifcanov, devletin yasaları uygulaması halinde göçmenlerin de uygulamak zorunda kalacağını söyleyerek, sorunun devletten kaynaklandığını ima etti. Tacikistan ve Özbekistan diasporalarının temsilcileri Keramet Şaripov ve İbrahim Hudayberdiyev de aynı görüşleri savundu.  Diaspora temsilcilerine göre, çok sayıda yasadışı göçmenin kime gerektiğini ve onların arkasında kimin durduğunu iktidar çok iyi biliyor. Bu nedenle  diaspora yetkilileri devlete Kuzey Kafkasya ve Orta Asya’ya vize uygulamak yerine kendi evinde düzeni sağlamayı, yolsuzluğa son vermeyi, kurumları ve göçmenleri bilinçlendirmeyi öneriyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in dünürü, ünlü işadamı Araz Ağalarov da vize uygulamakla veya göçmenleri kovmakla sorunun çözüleceğine inanmıyor. Rusya vatandaşı olan Ağalarov’a göre, göçmenler Rusya’ya lazım ve şimdi onlardan kurtulma fikri doğru değil: “Oturduğumuz dalı kesemeyiz”

ABD’de de çok sayıda göçmen olduğunu, ancak bir kez bile bir senatörün göçmenlerle mücadele çağrısında bulunmadığını hatırlatan Ağalarov her kesin kanun karşısında eşit olması gerektiğini savunuyor. Moskova’da ağırlıklı olarak Azerbaycanlıların çalıştığı Pokrovka pazarının kapatılmasını eleştiren Ağalarov, sorunun böyle radikal yöntemlerle çözülmesinin doğru olmadığını vurguluyor.

Gerilimin arka planında ne var? Rusya’da bu tartışmalar yaşanırken Amerikan özel istihbarat kuruluşu Stratfor, etnik temele dayalı gerilimin artma nedenlerini araştırdı.

Stratfor’a göre, Rusya’daki mevcut gerilim 1905 senesindeki dönemi andırıyor. Kremlin aynı taktik ve aynı sınırlamalarla toplumdaki gerilimi yönlendirmeye çalışıyor: “Putin yönetimi sürekli manevralar yaparak gerilimden uzak durmaya ve her olaya farklı metotla yaklaşarak işin içinden çıkmaya çalışıyor. Aslında iktidar Rus Müslümanlara ve göçmenlere karşı kampanya yürüten Rus milliyetçilere destek veriyor. Kremlin, milliyetçilerin 4 Kasım’da gösteriler düzenlemesine izin verdi. Bunun yanı sıra, polis ve diğer devlet kurumlar geçtiğimiz ay milliyetçilerin düzenlediği eylemlere oldukça yumuşak yaklaştı.

Aynen 1905’de olduğu gibi mevcut hükümette ve kolluk kuvvetlerinde göçmenlere ırkçı yaklaşımla bakan insanlar var. Kremlin milliyetçilere sempatiyle yaklaşıyor. Milliyetçilerin  dikkatinin etnik ve dini sorunlara yönelmesi durumunda Kremlin’e karşı çıkmayacaklarını düşünüyor. Ancak bu, oldukça zayıf strateji. Zira 2010-2011 yıllarında Rusya’da Müslümanlara ve göçmenlere karşı eylemleri yöneten Aleksey Navalnıy, 2011-2012’de Kremlin’e karşı protestoların da başını çekiyordu. Dolayısıyla, milliyetçilerin diğer etnik gruplara yönelik tepkisinin kolaylıkla Kremlin’e yönelebileceğini söylemek mümkün…

Rusya’da ekonominin durumu giderek kötüleşecekse, etnik ve dini politikalardaki değişiklikler yeterli olmayacak ve milliyetçi gruplar yeniden öfkelerini Kremlin’e yöneltecekler…”

Rus basını ise artan ırkçı dalganın Kremlin’in  planı çerçevesinde ilerlediğini yazıyor. İddiaya göre, Putin, siyasi elitin kendisine rakip arayışında olduğunun farkında ve bu nedenle  topluma “Ben olmazsam, alternatif ırkçılık” mesajı vermeye çalışıyor. 

Diğer bir iddiaya göre ise Rusya, eski Sovyet mekanı ülkelerini “göçmenleri geri göndeririz” tehdidiyle kendi güdümündeki Gümrük Birliğine üye olmaya zorlamaya çalışıyor.

Bu iddia daha çok Azerbaycan basınında dillendiriliyor.

Azerbaycan basını, Putin rejiminin Gümrük Birliği’ne üye olmamakta direnen eski Sovyet mekanı ülkelerine göçmen şantajı yaptığını iddia ediyor.

Göçmen konusu özellikle Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri için hassas bir konu.  Her yıl Rusya’da çalışan göçmenler hesabına bu ülkelere hatırı sayılır miktarda para giriyor.  Moskova’nın göçmenlerden kurtulma kararı alması durumunda bu para kesilecek, aynı zamanda söz konusu ülkelerde işsizler ordusu biraz daha genişleyecek. Rusya ucuz göçmen işçiden vazgeçer mi, o ayrı soru, ama göçmenlerin bir tehdit faktörü olarak kullanıldığına ilişkin iddiaları da yabana atmamak gerekiyor…

Kaynak: TRT Türk

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2013, 16:18
banner53
YORUM EKLE

banner39