Türkiye düşmanı yazardan NATO’ya akıl

Bernard Henri Levy’nin Wall Street’teki yazısısında Türkiye için aşağılayıcı ifadeler kullanması tepki çekti

Türkiye düşmanı yazardan NATO’ya akıl

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Türkiye düşmanı yazar Bernard Henri Levy, Ankara'nın Çin ve Rusya'nın desteğiyle Batı'nın çıkarlarına çelme taktığını savundu. Wall Street’te yazdığı ‘NATO Türkiye’ye tekmeyi basmalı’ başlıklı yazıda kabul edilemez ifadeler kullandı.

Yazısına ABD ve Türkiye ilişkilerinin, tarihinin en büyük krizini yaşadığını ifade ederek başlayan Levi, "Biri ABD'nin diğeri Yeni Türkiye'nin birinci ismi ve aynı popülizmin farklı yüzleri olan iki lider, yakında bulundukları testosteron seviyesinden inebilir ve müthiş bir mutabakat sahneleyebilir, başarabilirler" yorumunu yaptı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, mutabakatı yeniden sağlama yeteneğine sahip olduğunu, bunu Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) Lideri Kim Jong-Un örneğinde gösterdiğini belirten Levy, "Öte yandan, ülkesinin para birimindeki sıkıntıya ve yabancı yatırıma bağımlılığına karşı hassas olan Erdoğan, rezil olmamaya çalışarak tansiyonu düşürmeye çalışacaktır.

Ne olursa olsun, çelişki görmezden gelinemeyecek kadar ciddi bir çatlağa işaret ediyor" ifadelerini kullandı. 

Levy'nin, Türkiye'nin NATO'dan atılmasını savunduğu yazısından bir kesit

"Batı demokrasileri İslamcı aşırıcılığın Ortadoğu'da yayılmasını engellemek için çalıştığı sırada, Türkiye ve onun istihbarat servisleri ikili bir oyun içerisindeydi. Hükümetin El Kaide ve daha sonra IŞİD ile bağlantılı gruplara, Ocak 2014'te silah sevkiyatı yaptığını görün - Kobane kuşatmasından birkaç ay önce.
Ya da Türk uçaklarının ve topçularının Suriye'nin Kuzeydoğusundaki Kürt sığınaklarına karşı yürüttüğü tam boy saldırıyı değerlendirin. Afrin, Halep'e yakın Menbiç gibi, Batı'nın koruması altındaydı. Yine de ABD, bölgedeki en kararlı ve en cesur müttefiklerine karşı gerçekleştirilen saldırıyı affetti ve hatta kısa bir süre sonra birliklerini geri çektiğini duyurdu.

Bu iki akıl almaz olay arasında, sanki Yeni Osmanlıcı hırslarını daha da vurgulamak istermişçesine, Erdoğan Rusya Başkanı Vladimir Putin ve İran Başkanı Hasan Ruhani ile -Ankara'da bu Nisan ayında- birlikte poz verdi! Üçlü, zirvede, Suriye'de kendi kışkırttıkları şiddete "çözüm" bulma çağrısı yaparak, adeta bütün demokrasi ve uluslararası hukuk dostlarının suratına tükürdüler. 

Erdoğan'ın Putin ile ilişkileri sadece fotoğraf çekimleriyle sınırlı değil. Yapım aşamasındaki Sultan, Kremlin ile çoktan Türkiye'de nükleer santraller yapılmasına ilişkin bir anlaşma imzalamıştı. Geçtiğimiz yılın sonlarında ise NATO silah sistemleriyle uyum sorunu bulunan S-400 hava savunma füzeleri için yeniden Moskova'ya döndü. Erdoğan, ABD'nin Pentagon'un F-35 savaş jeti sevkiyatını engelleme tehdidinin sonrasında dahi, provokasyonlarına devam etti.

BRICS ülkelerinin Temmuz sonunda Johannesburg'da gerçekleşen 10'uncu yıllık zirvesine, Erdoğan, onur konuğu olarak kabul edildi. Burada, çok bariz bir şekilde, Xi Jinping'in Çin'i ve Putin'in Rusyasıyla stratejik yakınlaşma olasılığını gündeme getirdi.

Erdoğan'ın, eski Turkic imparatorluğunu diriltme hırsı Mustafa Kemal Atatürk'ün seküler ve modern ideallerini camdan fırlattı. Avrasya'daki liberal olmayan diğer devletlerin liderleri de bu konuda ona yardımcı oldu. Halifeliği canlandırma, Çin'in Han, Ming ve Qing hanedanlarını restore etme, Çar imparatorluğunu yeniden yaratma ve Ahameniş ve Pers krallarının hükümranlığını geri getirme hayalleri görerek.

ABD-Türkiye krizi, iki sahte sert adamın egolarının çok ötesinde bir mesele. Artık bir dost ya da müttefik olmayan, büyük bir medeniyette sahip büyük bir ülkeyle ilişkilerimizin bilgeliğine ilişkin sakince ama gözümüzü kırpmadan bir sorgulama yapmalıyız. Batı kolektif güvenliğimizin bağlı olduğu askeri sırları, bize karşı en düşmanca tutum alan güçlerle stratejik ortaklık kuran bir başkentle paylaşmaya devam etmeli mi? 

Trump, 11 Temmuz'da Erdoğan "işini iyi yapıyor" demişti. Geri kalanımız, Batı'ya giderek daha hararetli bir şekilde, liberal medeniyetin dayandığı bütün konularda muhalefet eden bir lider için aynı şeyi söyleyemiyoruz.

Kısa bir süre önce Avrupalılar, olgunlaşmamış bir şekilde, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne alıp almamayı tartışıyorlardı. Şimdi ise Batı'nın kolektif olarak, bir rehinenin serbest bırakılması basit talebini değil, ancak Türkiye'nin NATO'dan atılması talebini dile getirmesinin zamanı geldi."

Güncelleme Tarihi: 15 Ağustos 2018, 18:30
YORUM EKLE

banner33

banner37