banner39

23.10.2009, 02:55

Azerbaycan ile neler oluyor?

Türkiye ile Azerbaycan arasında nota vermeye kadar tırmanan bir gerilim yaşanıyor. Görünen neden Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecine girmesi ve bu çerçevede protokoller imzalanması.

Ermenistan'ın izole olmuş halinin siyasi ve ekonomik olarak baskı altında kalmasını kolaylaştırdığı ve bu koşulların da Azerbaycan ile olan sorunlarında dezavantajlı bir konumda olduğu düşünülüyordu. Üstelik Türkiye tarafından sıkıştırılan Ermenistan'ın arkasını Rusya'ya dayamak zorunda olduğu ve buna karşın Azerbaycan'ın bu ülkeye oranla "Batı" ilişkilerini daha rahat sürdüreceği hesaplanıyordu. Oysa gelişmeler, sürecin bu tür tahminlere uygun bir evrim geçirmediğini gösterdi. Her ne kadar kırılma noktası Gürcistan krizi olsa da, aslında SSCB'nin dağılmasından itibaren geçen yaklaşık yirmi yıllık süre içinde ne Ermenistan daha fazla Rusya'cı ne Azerbaycan daha fazla Batı'cı oldu. Ayrıca, kurulduğu varsayılan güç dengesi iki ülke arasındaki sorunların sadece büyümesine yol açtı.

Günümüzdeki makbul dış politika, sorunları kaşıma değil onların çözümüne yönelik hamleler geliştirme kapasitesiyle ölçülüyor. Dış ilişkilerde sorun çözme kapasitesini iç politikasında da gösteren ülkeler, bu ikisini genel davranış biçimi olarak sergileyebilen devletler de, yine günümüzde makbul bulunan "yumuşak güç" kategorisinde anılıyorlar. Türkiye'nin bu çerçevedeki tercihi ve yumuşak güç olma çabaları yakın çevresindeki ilişkilerde de değişimi neredeyse zorunlu kılmış durumda. Türkiye Ermenistan'a açılım yapıyorsa bu süreç Azerbaycan-Ermenistan arasında da açılımlar yapılmasını zorluyor, Türkiye Suriye açılımı başlatıyorsa, bu Suriye-İsrail ilişkilerinde de açılımı tetikliyor. Taraflardan biri bu açılımların gereği olan iç ve dış politikalarda yaklaşım değişikliği göstermeye direndiğinde de kriz çıkıyor.

Azerbaycan da, tıpkı bir zamanlar Türkiye, Suriye, Ermenistan gibi "dış düşman", "işgal edilme hali" ve kuşatılmışlık üzerinden bir siyaset üretti. Mağduriyet hali, mağduriyetten kurtulmaktan çok bu koşullardan yararlanma biçiminde kullanıldı; bu politikayı Türkiye iyi bilir zira uzun yıllar bu tür bir anlayışla siyaset yapıldı. Bununla birlikte Türkiye bu "mağdur" politikasını yakın çevresine değil büyük güçlere karşı kullandı. Bu yolla yıllarca Sovyet-Amerikan dengesinden en az zarar-en fazla yararla çıkmayı hesapladı, kantarın topuzu her kaçtığında da birileri "durum ayarlaması" yapıverdi.

Azerbaycan ise bu politikayı en fazla Türkiye'ye uyguladı. Bir dönem Türkiye için de tercih edilen "Azerbaycan mağduriyeti", bugün için sınırlarına ulaşmış gözüküyor. Zira sadece kardeş dayanışması olarak ifade bulan ikili ilişkilerin daha somut anlaşma hükümlerine ihtiyacı var. Devletler arasındaki bağların profesyonelleşmesi gereği de, iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve enerji gibi yaşamsal ilişkilerini konjonktür akışından kurtarıp kurala bağlamalarını gerektirdi. İşte bu noktada, iki ülke arasındaki anlaşmazlık konularının aslında Ermenistan açılımından bağımsız olarak da ele alınabilecek bir liste oluşturduğu görüldü. Bu listenin genel çerçevesi ise, Azerbaycan'ın ekonomik, askeri ve enerji ilişkilerinde Türkiye'ye ayırdığı oranı Rusya ile olan ilişkileriyle çiziliyordu. Türkiye, bu çerçeveyi kırarak kendisi doğrudan Rusya ile görüşür hale gelince, Azerbaycan'ın Rusya-Batı dengesini kurmak için Türkiye üzerinden düzenlediği siyaset büyük ölçüde anlamını yitirdi.

Dış ilişkilerinde karşılığı yitirilen bu politikanın, iç politikada da değişimi zorlayan yönleri olacağı anlaşılıyor. Türkiye'de hükümeti zorda bırakacak ve milliyetçileri tahrik edecek biçimde "bayrak" krizi çıkaran Azerbaycan'da esas telaşın demokratikleşme baskısı olduğu düşünülebilir. Gelişmeler, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin değil Azerbaycan'ın değişmesini zorluyor.

Kaynak: Star

 

Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?