banner15

Avrupa'nın Kalbindeki Dram: 'Holandski Kuca'

Srebrenica katliamında katledilen insanların ailelerinden mütesekkil Holandski Kuca evlerinde yaşayanların dramları yokluk ve yoksunluklarla devam ediyor

Avrupa'nın Kalbindeki Dram: 'Holandski Kuca'

Furkan Özkul / Dünya bülteni

Dünyanın en önemli insani sorunlarının başında açlık, yoksulluk ve mülteci krizleri gelmektedir. Bu sorunların çözümü ise her birini tek bir sorun olarak ele almayıp toplu bir şekilde yoğunlaşmakla mümkün görülebilir. Çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu 65 milyon insanın mülteci olduğu bir dünyada gözyaşlarının şekillendirdiği insan hikayeleri son bulmayacaktır. Belki de ümit dolu insanların gayretleri bu sorunları azaltmakla kalmayıp toptan çözecektir. Acıların önüne geçmenin en önemli adımı, ortak acıları yaşamış coğrafyaların tecrübelerini birbirlerine aktarımı olacaktır. Bosna Suriye’ye, Suriye Bosna’ya ve başka mazlum coğrafyalara çözüm olacaktır.

Ayşe Böhürler’in yakın zamanda okuduğum ‘mülteci parfümü’ isimli eseri Suriyeli mültecilerin yaşadıkları drama ışık tutuyor. Suriye’den ayrılmak zorunda kalan mültecilerin göç yollarını, yolda karşılaştıkları sorunları dile getiriyor. Ben ise bu yazıda başka bir mülteci krizine değineceğim.

1992-1995 yılları arasında Avrupa’nın ortasında çok şiddetli bir savaş yaşandı. Dağılma sürecindeki Yugoslavya’nın etnik ve dini gerilimi sıcak bir iç savaşa dönüşmüş on binlerce insan hayatını kaybederken binlercesi göçe zorlandı binlerce kadın tecavüze uğradı. Dayton anlaşması ile Bosna-Hersek’te federatif bir yönetim oluşturuldu. Siyasi gerilimin hala hassas olduğu ülkede savaştan tam yirmi beş yıl sonra yaşanan bir dramı sizlere aktaracağım. Bosna -Hersek’in Tuzla kantonuna bağlı Banoviç’te bulunan, yöre halkının ‘Holandski Kuca’ dediği Hollanda evlerinden bahsedeceğim.

Her yıl gerçekleşen, gelenekselleşerek birçok kesimden birçok insanın uzun konuşmalar yaptıkları, vicdan sahiplerinin gözlerini nemlendirdikleri Srebrenitsa katliamını tel’in törenlerinin yapıldığı ve bu katliamın gerçekleştiği tepelerin hemen ardında bulunan bir kamp. Bu törenlerin hiçbirinde göremediğimiz hatta anma törenlerinden haberleri bile olmayan zor şartlar içinde yaşam mücadelesi veren insanların yurtları. Geçen onca seneden sonra yeni yetişen jenerasyona bile mülteci denilen gariplerin meskeni. Srebrenitsa’da yaşanan menfur katliama kapı aralayan, mazlumları katillere teslim eden ikiyüzlü devletlerin timsah göz yaşlarıyla kurdukları barınaklarda yaşayanların mahallesi. Kendilerine onca eziyet edilmesine neden olan kimselerin adlarını her gün anmak zorunda kalan sığınmacıların zorunlu izolasyona tabi tutulan hayatı. Holandski kucanın anlamı elbette bunlarla sınırlandırılamaz. Kaç kişi olduklarını söylemeyeceğim. Merakımız galip gelir ve ilgimiz artar diye düşünüyorum.

1995 yılında savaşın hemen ardından mülteciler için inşa edilen bu evler, Boşnakları Sırp katillere teslim eden Hollandalılar tarafından mülteci kampı olarak inşa edilmiş. Srebrenitsa’nın acısını hala yüreklerinde taşıyan Boşnaklara oldukça ağır gelen bu isimlendirmeye rağmen mevcut yaşam koşulları dolayısıyla mecburi ikamete tabi durumdalar. Yirmi beş yıldır bu evlerde yaşayan insanlarla konuştuk. Onların sorunlarını dinledik. Savaş sonrası yıllarda nelerin değiştiğini konuştuk. Güvenlik kaygısından dolayı adının geçmesini istemediği için ismini paylaşmadığımız konuşanımız bize bölgenin gerçeklerini kendi penceresinden aktardı. Holandski kucada, ülkemizde gecekondu diye nitelenen evlere benzer yapıların arasında insanlar hayata tutunmaya çalışıyor.

Savaş başladığında 11 yaşında olan konuşanımız, o döneme dair her şeyi hatırladığını söylüyor. Savaş ile ilgili sorumuza ‘kötü zamanlardı’ diyerek cevap veriyor. Ölümlerden, açlıktan ve en temel insani ihtiyaçlara erişimin olmadığı kötü zamanlar diyerek devam ediyor. Kendini ise hala bir mülteci olarak tanımlıyor.

Konuşmacımız savaş sonrası bölgedeki mülteci krizinin devam etmesinin en büyük nedenini Bosna devletinin yaşadığı siyasi istikrarsızlık ve ülkedeki fakirliğe bağlıyor. Gönüllerinde büyük yaralar açan Srebrenitsa katliamı sonrasında yerleştirildikleri yerleşim yerinde en büyük sorunun temel insani ihtiyaçlara ulaşmak olduğunu belirtiyor. Su ve elektrik hizmetlerinin yeterli olmaması günlük yaşantıda büyük zorlukların oluşmasına neden oluyor. İş imkanının olmaması dolayısıyla çok kısıtlı bir ekonominin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.

Diğer yerleşim yerlerinden yalıtılmış alanın dünyayla bağlantıya geçmek için 2,5 kilometrelik bir yolun katedilmesi gerekiyor. Okul çağındaki çocuklar her gün bu yolu velileriyle yürüyorlar. Sıcak havalarda dahi sorun olan bu yol Bosna’nın soğuk kış şartlarında çekilmez bir hal alıyor. Ana yoldan bindikleri toplu taşıma araçları ile okullarına giden çocuklar sosyal açıdan ayrıma maruz kalmaları dolayısıyla travmalar içinde bir çocukluk geçiriyorlar. Kadınlar için de şartların oldukça zor olduğunu söylemek mümkün. Kısacası tecritte geçen bir ömür.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen hayata tutunmaya çalışan bir topluluk olduğunu görüyoruz. Kendi gelecekleri için ümitleri oldukça kırılmış olan insanlar, çocukları için içlerinde büyük bir ümit besliyorlar. 25 yıldır savaşın derin yaralarını üzerinden atamamış insanların tek güvencesi ise Allah. Bize Allah’tan başka kimse yardım edemez diyorlar. Bosna devletinin geleceğini ise politik belirsizlikler dolayısıyla büyük bir muamma olarak görüyorlar.

Bosna-Hersek’in sorunları Balkanların genelinde yaşananların sadece bir parçası. Osmanlı sonrası kısmen istikrar oluşsa da farklı etnik ve dini gruplar hep teyakkuzda yaşıyorlar. Özellikle Müslümanların en büyük beklentisi kendilerine sahip çıkılması ve arzu edilen barışın Türkiye önderliğinde tesis edilmesi. Hollanda evleri sakinleri Türkiye’nin bu misyonu yerine getirebilecek yeterlilikte olduğunu düşünüyorlar ve kendilerine sahip çıkılmasını istiyorlar. Sorunlara geçici çözümler üretmek anlık müdahalelerde etkili bir yoldur. Ancak 25 yılın ardından bölge insanı yaşadıkları yerde istikrar istiyor. Kalıcı çözümler içeren uzun vadeli programlarla kimseye muhtaç olmadan ayakta kalmanın arzusundalar.

Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2018, 11:18
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48