banner39

banner35

Balkanların geleceği

Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç, "Balkanların geleceği" başlıklı bugünkü yazısında, "Hem devlet hem de STK’lar ve bilumum fikir odakları olarak, Balkanları adım adım etüt etme, panoramasını çıkarma ve çeşitli alternatiflere uygun stratejiler geliştirme noktasında biz neler yapıyoruz?" diye sordu.

Balkanlar 22.12.2021, 15:40
Balkanların geleceği

Kılınç'ın yazısı şöyle:

Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (EUISS) tarafından düzenli olarak yayınlanan “Chaillot Paper” adlı ayrıntılı raporun Ağustos 2018 tarihli 147’inci sayısı, Balkanların geleceğine ayrılmıştı. “2025 için üç senaryo” başlığıyla tanıtılan 73 sayfalık raporda oldukça dikkat çekici detaylar yer alıyordu. Giriş kısmında verilen bilgide, 2018’in ocak ila nisan ayları arasında Brüksel, Belgrad, Saraybosna, Üsküp ve Tiran’da tertip edilen seri toplantılar sonrasında olgunlaştırılan raporun hazırlıklarına 200’e yakın insanın katıldığı belirtiliyordu.

Rapora göre, Balkanların yakın geleceğinde ve bilhassa 2025’e adım atıldığında, üç muhtemel senaryodan söz etmek mümkündü:

1) Yunanistan’la Makedonya Cumhuriyeti arasındaki “isim meselesi”nin halledilmesinden başlayarak, bütün Balkanlara bir iyimserlik havası yayılacak. Ardından Kosova ve Sırbistan’ın münasebetleri rayına girecek. Ekonomik büyümeyle eş zamanlı olarak işsizlik azalacak ve iç piyasada eleman ihtiyacı fazlalaştığı için, Balkan halkları artık dünyanın diğer ülkelerine işçi olarak gitmekten vazgeçecek. Karadağ ve Sırbistan Avrupa Birliği (AB) üyeleri haline gelecek. Her ülke kendisine çeki düzen vererek, hukukun egemen olduğu sistemler kuracak. Böylece yolsuzluk ve örgütlü suçlar ortadan kalkacak.

2) Balkanlarda kısmî ilerlemeler görülecek, ama özellikle AB süreçlerinde aksamalara şahit olunacak. Siyasi karar süreçleri kurumlardan ziyade, şahısların ve belli odakların elinde bulunacak. Bazı gerilimler yaşanacak, fakat çözümlenecek. Kosova ve Sırbistan arasında diyalog tesis edilse de, tam bir normalleşme gerçekleşmeyecek. Etnik kökene dayalı politikaların öne çıkışı Bosna Hersek’te de görülecek. Sırp Cumhuriyeti, birlikten ayrılma emareleri göstermeye başlayacak. Bölgesel güvenlik ve istikrarın kırılganlığı sürecek. Rusya, Balkanlarda istikrarı tehdit eden bir dış faktör olarak tesirini artıracak. İşsizlik ve diğer problemler, gündemdeki yerini koruyacak.

3) Balkan ülkelerinde AB’ye entegrasyon süreçleri yavaş yavaş askıya alınacak. Bunun yerine jeopolitiğe ve iç çatışmalara dayalı bir dönem başlayacak. Sırbistan-Kosova diyalogu, Kosova dahilî siyasetinde devasa çatlaklar üretecek. Bu durum da, Bosna Hersek’te Sırp Cumhuriyeti’nin kendi bağımsızlığının peşinde koşmasına yol açacak. Sınırların yeniden çizilmesi elbette kansız olamayacağından, Balkanlar yeniden çatışma ve savaş girdabına sürüklenecek. Karadağ ve Arnavutluk’taki hükümetler, ülke içindeki mafya yapılanmaları ve suç örgütleri karşısında tutunamayacak. Sırbistan’da, ülkenin yönünü tamamen Rusya’ya çevirecek derin devlet unsurları iktidara gelecek. Balkanlarda Rusya’nın tesiri -öncelikle askeri alanda- daha da derinleşecek.

Balkanların yakın geleceğine dair bu üç muhtemel senaryoyu ortaya atan “Chaillot Paper”, bölgenin karşı karşıya bulunduğu başlıca altı istikrarsızlık sebebini de şöyle sıralıyordu: 1) Neredeyse her ülkede, çeşitli sebeplerle nüfusun düşüşe geçmesi, 2) Yüksek seviyelerde işsizlik ve kamu borcu, 3) Kapasite altı çalışan ve atıl durumda bulunan kurumlar, 4) Kültür ve millet merkezli ayrışmaların artması, 5) Eğitim sistemlerinin ve müfredatların çağın ihtiyaçlarının gerisinde kalması, 6) Globalleşme, teknoloji ve şehirleşmenin gittikçe yaygınlaşmasının getirdiği çok boyutlu problemler.

Rapordaki bir diğer dikkat çekici nokta, Balkanlarda etkili olan “altı bölge dışı oyuncu”dan söz edilmesiydi. Bunlar da AB, NATO, Rusya, Çin, Türkiye ve Körfez ülkeleri (özellikle Birleşik Arap Emirlikleri) olarak sıralanıyordu. AB ve NATO bölgeyi kendi yörüngesinde tutmaya çalışırken, Rusya geleneksel “Pan-Slavizm” politikasını sürdürüyor; Çin altyapı ve ulaştırma alanında boşluğu doldururken, Türkiye de “Osmanlı misyonu”nu devam ettiriyordu. Körfez’in Balkanlara ilgisi ise ekonomik ve ideolojik olmak üzere iki ayaktan oluşuyordu. (Rapor, “Vehhabiliğin yayılması” misyonundan söz etse de, BAE’nin böyle bir motivasyonunun olmadığı açık.)

Balkanların yeniden çatışma iklimine sürüklenmekte olduğuna dair tahminlerin yoğunlaştığı günümüzde, 2018 tarihli bir rapordan bugünlere ve yarınlara dair ipuçları devşirmeye çalışmak oldukça öğretici. Buradan kendimize de bir ödev çıkaralım: Hem devlet hem de STK’lar ve bilumum fikir odakları olarak, Balkanları adım adım etüt etme, panoramasını çıkarma ve çeşitli alternatiflere uygun stratejiler geliştirme noktasında biz neler yapıyoruz?

Yeni Şafak/Taha Kılınç

Yorumlar (0)
15
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?