Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü

Bedri Bey’in okulun “Grand Cour” Büyük Bahçesi’ne yuvarladığı bu top, kuşkusuz Türkiye’de futbol’un yeşermesinde büyük rol oynamıştı

Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü

Emre Gül-Tarih Servisi/Dünya Bülteni

“Galatasaray Spor Kulübü” için her şey 1899 yılında jimnastikçi Bedri Bey’in Frerler Mektebi’nden, Mekteb-i Sultani’ye bir top getirmesiyle başladı. Sonraki dönemde Maarif Müfettişliği görevi ile yüzlerce öğrenciye daha iyi spor koşulları sağlanmasında büyük hizmetler verecek olan Bedri Bey’in okulun “Grand Cour” Büyük Bahçesi’ne yuvarladığı bu top, kuşkusuz Türkiye’de futbol’un yeşermesinde büyük rol oynamıştı.

                          

                                            Mekteb-i Sultani kapı ve bahçesi

 

Okul bahçesinde her türlü kuraldan uzak olarak oynanan bu futbolun kulüp bünyesinde ele alınması ve düzenli hale gelmesi ise bir edebiyat dersinde gerçekleşmişti. 1 Teşrin 1905 senesinde Mehmed Ata Bey’in Edebiyat dersinde birbirine yakın oturan 5.sınıfın öğrencilerinden birkaç arkadaş,  baş başa vererek, Mekteb-i Sultani’de bir futbol kulübü kurmaya karar vermişlerdi. Böylece Sultani’li gençler bir anlamda Galatasaray Kulübü’nün temeline ilk harcı koymuşlardı.

                     

                 1905 yılında Mekteb-i Sultani ögrencileri tarafından kurulan Galatasaray 'ın ilk futbol takımı

Galatasaray’ın futbol ateşini, oyuna ve mücadeleye meyyal kişilerden başta Ali Sami Yen olmak üzere Asım Tevfik (Sonumut), Emin Bülent( Serdaroğlu), Bekir Sıtkı (Bircan), Tahsin Nahit, Reşat Şirvanizade, Refik Cevdet (Kalpakçıoğlu), Abidin Daver, Celal İbrahim, Hüseyin Hüsnü gibi gençler yakmışlardı. Bu ilklere daha sonra mektebin çevik ve kuvvetli,  B. Nikolof, Milo Bakiş, Pol Bakiş adlı Bulgar ve Sırp asıllı öğrencilerde katıldı.

                               

                                   Galatasaray Kulübünün kurucusu ve ilk başkanı Ali Sami Yen

O günler için Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında: “Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakta mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı. Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmekti”.

Bundan sonraki konu ise kulübe hangi rengin ve ismin verileceği idi. Bir kısım Sultani’li gençler “Zafer” manasına gelen “Glorya” veya Cür’et manasına gelen “Audace” olmasını istiyordu. Ancak maçları izleyenler onları “Galata Saraylı Sultanililer” olarak anıyordu.  Böylece kulübün ismi taraftarları arasında bu şekilde yerleşmeye başlayınca “Galata Sarayı” adı kurucuları tarafından da kabul edildi.

Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü’nün Kırmızı-Beyaz olan ilk formalarının kumaşları, Sirkeci Bahçekapı’daki Şişman Yanko’nun mağzasından alınmıştı. Formalar ise Ali Sami Yen’in kız kardeşi Samiye Erer ile Asım Tevfik Bey’in annesi tarafından dikildi. Renklerin dikkati çekmesi ve takımın hafiyeler tarafından izlenmesi nedeniyle önce Sarı-Siyah renkler kullanıldı ise de bunlar kalıcı olmadı. En sonunda ise Galatasaray’ın bugünkü renkleri olan Sarı-Kırmızı da karar kılındı.

                                Ayet Emin 'in çizdiği Galatasaray amblemleri

Takımın ilk amblemini 333 numaralı öğrenci Şevki Ege çizmiş, çizimde “Tobler” çikolatasındaki Kartal motifinden esinlenilmişti. Bu, ağzında futbol topu olan kanatları gerili bir kartaldı. Ancak amblem benimsenmeyince Şevki Ege'nin kompozisyonu bir kenara itildi. Daha sonra Ayetullah Emin’in "Kara Kedi Mecmuası” kapağına çizdiği Kırmızı “Gayın” içine sarı  "Sin" şekli,  Galatasaray Kulübü’nün ve bütün Galatasaraylılığın işareti oldu. Şinasi Reşit’in, resim sınıfındaki 1923 senesi Kulüp Kongresi’ne getirdiği rozet şekli alkışlar arasında ittifakla kabul edildi. Gayın-Sin ilk defa 1925 de kurulan Galatasaray talebe sandığının hazırladığı mektup, kâğıt ve zarflarına basıldı. Yine, 1925’te kabul edilen lise kasketine ve daha sonra lise ceketlerine işlendi. Harf Devriminden sonra yenilenen amblem ise Galatasaray’ın değişmez sembolü haline geldi.    

                              

        Galatasaray Kulübü’ne ait kimlik belgesi. Belgede, Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ( Tarih-i tesisi: Teşrinievvel 1905) Hüviyyet Varakası 1928. Bu vesikanın baş tarafında  “Gayın” ve “Sin” harflerinden oluşan Galatasaray ambleminin 1928 Harf devriminden hemen önceki hali ve tarihin üzerinde kulübün eski yazıyla mührü görülüyor.

1905’te İstanbul Ligi’ne katılan Galatasaray ilk maçını Kadıköy Faure Mektebi takımıyla yaptı ve 2-0 galip geldi. 1906 yılında dördüncü, ertesi yıl üçüncü olan takım, 1908-1909 yılı sezonunda ilk kez şampiyonlukla tanıştı. Şampiyonluğa giden seride son maçta İmogen ‘i 11-0 yenen “Galata Sarayı Efendileri” şampiyon olan ilk Türk takımı olarak Türk Futbol Tarihi’ne geçti. Neticede, Ali Sami Yen ve arkadaşlarının girişimleri sonucu kulüpleşme ile hem Galatasaray camiası, hem de genel anlamda Türk sporu önemli başarılara imza attı.

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2011, 12:21
YORUM EKLE
YORUMLAR
emel
emel - 4 yıl Önce

bu konuyla alakalı bir soru kafama takıldı. Aslında bir durum uğruna . cim bom bom sloganı nereden çıktı. anlamı nedir? bana bu konuda yardımcı olan birileri varsa çok sevinirim. ama lütfen internet üzerindeki açıklamaları istemiyorum onları zaten biliyorum. bunun gerçek manasını bilen dünyadan sayılı insan varmış. umarım bunlardan birine ulaşabilirim şimdiden teşekkürler

SIRADAKİ HABER

banner10