banner15

Metaforların dönüşümü

İlk defa başımıza gelenlerin bizi antrenmanlı kıldığını gördük. Korku, içinde kontrol barındırır; ya savaşır ya kaçarsınız.

Metaforların dönüşümü

FutureBright Group Yönetici ve Kurucu Ortağı Akan Abdula, kişilerin kendilerini tanımladıkları metaforlarda pandemi sonrasında yaşanan büyük değişimi MediaCat Live'da anlattı.

MediaCat Live’ın son oturumunda Türkiye’nin COVID-19 sonrası şekillenmekte olan bilinçaltı ele alındı. FutureBright Group Yönetici ve Kurucu Ortağı Akan Abdula, MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan ile gerçekleştirdiği sohbette Gerald Zaltman ve ekibinin 30’dan fazla ülkede gerçekleştirdiği derinlemesine görüşmeler sonucunda keşfettiği, marka ve ürünle bağ kurabilecek yedi metaforu (denge, dönüşüm, yolculuk, kap, bağlantı, kaynak ve kontrol) pandemi sonrasında tüketicinin zihninde nasıl bir dönüşümün beklediğini anlattı.

Sohbetten çıktılar şöyle:

Denge metaforunu hayatımızdan çıkaralı altı yıl oldu. Bu metafordaki en büyük dezavantajımız COVID-19 ile birlikte en büyük avantaja dönüştü. Son iki yıldır yetişkinliği kaldıramayan bir ülke haline geldik. İlk defa başımıza gelenlerin bizi antrenmanlı kıldığını gördük.

Anksiyete içinde yaşayan bir toplumdan Mart – Nisan 2020 aylarında korku içinde yaşayan topluma döndük. Korku, içinde kontrol barındırır; ya savaşır ya kaçarsınız. Tüketici kaçamadığı için savaş pozisyonuna geçiş yaptı. Bu da şimdiye kadar yuvanın romantizm yüklü tarafının üstünü örterken evlerimizi bir savaş alanı, cephe olarak algılamamıza neden oldu. Dolayısıyla pazarlamacıların ev kavramını artık romantikten çok güç olgusuyla birlikte ele alması lazım.

Biz sürekli gençleri konuştuk ama Türkiye’nin olgunlaşan bir tüketici kitlesi de var. Türkiye bu yolculuğa 10 yıl önce çıktı ve 25 yılda yaşlanacak. Coronavirus ile birlikte derin bir travma yaşayan orta yaş kitlesini anlamamız lazım artık. Bu kitle sağlıklı yaşam peşinde. Markalar, artık daha olgunlaşmış bir pazarlama stratejisiyle bu kitlelere ulaşmanın yollarını aramalı.

Tarımın sadece altı değil, algısı da oyuldu. Çiftçiler çocuklarının bu mesleği devam ettirmelerini istemiyor. Son 10 yılda çiftçilerin yüzde 40’ı tarımı bıraktı. Coronavirus ile birlikte çiftçilerimizin kentleşmesinin ne anlama geldiğini daha iyi anladık.

Üç temel dönüşüm gördük: teknik dönüşüm, ruhsal dönüşüm, epigenetik etki.

Bireylerin ruh sağlığı öncesinde de iyi değildi. 9 milyona yakın kişi resmî olarak psikolojik destek alıyordu. Bu süreçte ruh sağlığımızın nasıl hasar aldığını tahmin etmemiz zor. Geçtiğimiz 3-4 ayda ruhsal dönüşümümüzle ilgili neyi öteledik sorusunun cevabını henüz bilmiyoruz. Bu sorunun cevabını pandemi sona erince bulacağız. Dolayısıyla insanların neye dönüşeceklerini ancak salgın bitince öğreneceğiz.

Epigenetik etki: Kötü genleri hareketlendirmek ya da bastırmak hayat tarzına bağlı. İlk defa bizim kontrolümüzde olmayan bir şey yaşadık. Gelecek 10 yılda bazı ölümcül hastalıklarda artış olursa epigenetik etkiyi yaşadık diyebileceğiz. Şimdiden tahmin etmek kolay değil.

AVM’ler artık kötü kentleşmeden çok bir sosyalleşme alanı ve maalesef sosyolojik bir ihtiyaç. Sayısı artmadığı müddetçe 10 yıl daha varlıklarını sürdürecek. Öte yandan özellikle düşük gelirli kitlenin cadde alışverişi yapma ihtiyacı var. Asıl büyümeyi dijitalde olduğu gibi caddeleşmede de göreceğiz.

Nakdin işe yaramadığını gören banka dışı kesimler, fintech dünyası üzerinden bankalaşacak. Bu kitlelerin ihtiyaçları birçok sektör açısından fırsat kapısı.
İnsanların markaya değil, hayatta kalmalarını sağlayacak ürüne ihtiyaçları var. Private label’ları markalaştırmaktan vazgeçmeli. Markalaşmaya harcanacak bütçenin besin değerine harcanması lazım.

Tüketici savaşı kazandığını düşünüyor. Onun için evde kal iletişimlerinin hatta coronavirus bağlamının iyi bir duygu yaratmadığını görüyoruz. Tüketici, özgüvenine yönelik kampanyalar duymak istiyor. Evde kal mesajlarından güvende kal mesajlarına doğru geçiş yapılmalı.

Tüketici “Bana kim empati gösterecek” sorusunu soruyor ama “Ben kime empati göstermeliyim” diye sorgulamıyordu. Coronavirus ile birlikte bu iki soru birbirine yaklaştı. Dayanışma içine girdik ve bu duygumuzu da Sağlık Bakanı etrafında kurguladık. Ancak ilerleyen süreçte bunu taşıyacak siyasi olgunluğu göremedik.

Kaynak: mediacat.

YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48