banner39

Sanayileştik, perişan olduk

Farkında mısınız, bu sene yaz mevsimi bir türlü gelmedi. Hele ilkbahar ise hiç yaşanmadı. Haziran ayında evden dışarı çıkarken üstümüze ceket, yanımıza şemsiye alıyoruz. Neden mi?

Bir Zamanlar 11.06.2015, 15:43 11.06.2015, 15:43
Sanayileştik, perişan olduk

Endüstri devrimi gerçekte insanlık için bir devrim mi? Çevre adına sorgularsak 'endüstri felaketi' olarak yeniden tarif etmemiz lazım geliyor. Sanayileşme, nüfus artışı, sömürgecilik ve günümüz kapitalizminin empoze ettiği kitle mesajı "Daha Fazla Tüket" ile birlikte artan ihtiyaç fazlası tüketim, refah toplumlarının bilinçsiz ve aşırı kaynak kullanımları gibi birçok etken sonucu insanoğlunun faydası için önemli görünen endüstri devrimi aynı zamanda çevre felaketlerinin de başlangıcı oldu.

Herşey Sanayi Devrimiyle Başladı

Endüstri devrimi, Avrupa'da burjuva sınıfının yapı değiştirmesine ve yeni bir işçi sınıfının doğmasına yol açtı. Eski burjuva sınıfına şimdi fabrika sahipleri de katılmıştı. Burjuva sınıfı artık her ülkede en zengin sınıfı oluşturuyordu. Ancak ülkelerin çoğunda orta sınıf pek çok siyasal ve sosyal haklardan mahrumdular. Bu haklarını elde etmek için 19. yüzyılın bitişini beklemek gerekecekti.

Sanayi Devrimi nüfus artışına sebep olsa da, çocukluğun hayatta kalma şansı Endüstri Devrimi’nde gelişmedi. Eğitim için imkânlar hâlâ kısıtlıydı ve çocukların çalışması bekleniyordu.  Patronlar, üretkenlikleri gözle görülür bir fark doğursa da çocuklara bir yetişkinden daha az para ödüyolardı. Endüstriyel bir makinayı çalıştırmak için güç gerekmiyordu ve endüstriyel sistemin yeni olmasından dolayı tecrübeli yetişkin bulunmuyordu. Sanayi Devriminin erken dönemlerinde 18. ve 19. asırlarda bu, çocuk işçiliğini bir seçenek haline dönüştürdü. 1788’de İngiltere ve İskoçya’da çalışan işçilerin üçte ikisi çocuktu.

Avrupa'da sanayi devrimi öncesinde de bir işçi sınıfı vardı. Ancak bu sınıf her zaman çoğunlukta ama bilinçsiz durumda idi. Endüstri devrimi sonucunda işçi sınıfı bilinçlenmeye başladı. Toplumların hemen hepsinde en kalabalık sınıfını oluşturdu. İşçi sınıfı, yoğunluğuna rağmen iktisadî ve siyasî haklardan mahrumdu. Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma şartları çok kötüydü. Çalışma saatleri uzun, fabrikalar havasız ve her türlü sağlık şartlarından uzaktı. Siyasî açıdan rey hakları yoktu. Sendikalaşma ve grev yasaktı. Ancak işçiler artık bu durumun farkında ve bilincindeydiler.


Sosyalizmin Gelişmesi

Sanayi devriminin meydana getirdiği işçi sınıfının hakları ile ilgili olarak sosyalizm görüşü ortaya çıktı. Bu görüş önceleri ütopik sosyalizm olarak gelişti, daha sonra Karl Marx ve Friedrich Engels "bilimsel sosyalizmi" ortaya koydular. Böylece toplumdaki uzlaşmaz sınıflar (burjuvazi ve proletarya) arasındaki çatışma daha çok keskinleşti. Sosyalizm, komünist topluma geçiş için bir araç olarak kabul edildi.

Şehirleşme ve Nüfus Artışı

Sanayi devriminin bir başka etkisi de nüfus artışı konusunda oldu. Sanayileşme sayesinde tarım makineleşmiş, böylece aynı miktar toprak daha fazla insanı besleyebilir hale gelmişti. Ayrıca şehirdeki kurulu olan sanayi tesisleri, tarım sektörü dışındaki insanlara iş sağlayarak daha fazla insanı besleyebilir duruma gelmişti. Sanayi devrimi kentlerde nüfus yığılmalarına da neden olmuştu. 1920'lerde ABD nüfusunun yarısı kentlerde yaşıyordu. Kentleşme önemli meseleleri de beraberinde getirdi. Gecekondu bölgeleri büyüdü. Bu bölgeler havasız, pis ve kalabalıktı.

Kitle Toplumu

İşçilerin fabrikalarda toplanması ve fabrikaların da şehirdeki alanlara yığılmasıyla giderek kentler, kırsal alanları yutmaya başladı. Bu gelişme tıp bilimindeki yeniliklerle ortaya çıkan nüfus artışı ve bu nüfusu doyurmak için gıda maddesi bulma çabalarıyla birleştiğinde 20. yüzyılın değişmez özelliği olan kitle toplumu tarihteki yerini aldı.

Sanayileşmenin getirdiği hammadde ihtiyacı ve mamül mallara pazar bulma gayreti, hızla sanayileşen devletleri daha yoğun emperyalist (sömürgeci) politikalar izlemeye yönlendirdi.

Çevre Felaketleri ve Küresel Isınma

Asit yağmurları, Çernobil faciası, iklim değişiklikleri, kuruyan göller, nesli tükenen canlılar, buzulların erimesi, sel felaketleri, kuraklık, salgın hastalıklar, göçler ve su savaşları gibi pek çok yaşanan ve yaşanacak senaryolar endüstri devrimi sonucu. Tabiat, insanoğlunun verdiği zararı ve bozduğu dengeyi yeniden düzeltmek için sanayi devrimini geri çevirmeye çalışıyor. Endüstri devriminin zararlı sonucu olarak doğa üzerinde oluşturduğu bu tahribat direkt olarak dünya tarihinde yeni bir sayfa açacak.

Çevre Kirliliğinin Hayvanlar Üzerindeki Etkileri

Bu konuda fazla söze lüzum yok, zaten fotoğraflar herşeyi anlatmaya kâfi geliyor.

Işık Kirliliğinin Çevre Üzerindeki Olumsuz Tesirleri

Henüz tam olarak farkına varmasak da, sun'i aydınlatma kaynaklı ışık kirliliği, insan sağlığını ve ekosistemi tahminimizden, daha menfi etkiliyor. Kirlilikle mücadele için yola çıkan Uluslararası Karanlık Gökyüzü Hareketi (Dark-Sky Movement) ise sürdürülebilir bir hayat için dünyadaki durumu takip ediyor ve aydınlatma sistemlerinin tabiata uygun hale getirilmesi için kamuoyu oluşturmaya gayret gösteriyor.

Yıldızlarla dolu bir gökyüzünün keyfine varmak, eğer şehrin göbeğinde yaşıyorsanız artık neredeyse eski bir düş gibi. Gecenin zifirî karanlığı, giderek sarı bir pusun içinde sırra kadem basıyor. Görüp görebileceğimiz, puslu bir ışık ve onun içinde zorlukla seçilebilen birkaç yıldız.

Bunun bir numaralı müsebbibi ise tabii ki yapay ışık. Son 100 yıldır, özellikle de büyük kentlerde gece aydınlatmasının aşırı kullanımı, doğrudan yerden yayılan ve yansıyan yapay ışığın, daha sonra atmosfere toz ve gaz molekül halinde serpilerek gökyüzünde parlak bir arka plan oluşturmasına neden oluyor. Bu sun'i ışık normalde güneş, ay ve yıldızlar gibi tabii ışık kaynaklarıyla parıldayan gökyüzünü 5-10 kat daha fazla aydınlık hale getirerek ciddi bir ışık kirliliğine yol açıyor.

Işık kirliliğine karşı hassasiyetin hikâyesi 30 sene öncesine dayanıyor. ABD’li iki astronom David L. Crawford ve Dr. Tim Hunter, konuya dikkat çekmek amacıyla 1982 yılında Dark Sky Movement yani Karanlık Gökyüzü Hareketi adlı bir inisiyatif kuruyorlar. Daha sonra Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği haline dönüşen hareket, geceleri dış aydınlatma nedeniyle oluşan kirlilikle mücadeleyi kafaya takmış durumda. Temel maksat, yıldızlarla dolu gökyüzünün değeri hakkındaki farkındalığı artırmak ve dünya çapında ışık kirliliğiyle mücadele etmek.


Karanlığa da İhtiyacımız Var

Birlik, karanlık gökyüzü mücadelesini, sadece yıldızlarla dolu güzel bir gece ambiyansı için değil, bununla da bağlantılı bütünlüklü bir ekosistem mücadelesi olarak görüyor. Gece karanlığının doğal güzelliği, bir anlamıyla hem binyılların kültürel mirası, sanattan astronomiye kadar önemli bir ilham kaynağı, hem de canlıların ihtiyaç duyduğu bir şey, çünkü sun'i ışığın insan sağlığı ve ekoloji üzerindeki tesiri tahminimizden daha büyüktür. Son bir asır içerisinde artan yapay ışık, bütün canlı organizmaların günlük ritmini ve hormon dengesini bozmuş durumdadır.

Mevsimsel ışık döngüsü aslında bütün canlı türleri için önemlidir. Nasıl ki, ışık tüm canlılar için vazgeçilmezse, karanlık da hiç tahmin etmediğimiz kadar mühim. Karanlık Gökyüzü Birliği işte tam da buna dikkat çekiyor. Birlik, geceleri fazladan maruz kalınan ışığın, insanlarda hipertansiyon, dikkat bozukluğu, obezite, diyabet ve bazı kanser hastalıklarına sebep olduğuna dikkat çekiyor.


Işık kirliliği hayvanları da fazlasıyla etkiliyor. Dünyanın el değmemiş doğal alanlarında bile hayvanların beslenme, üreme ve göç dengelerini altüst ediyor. Örneğin gece avlanan ve yaşayan hayvanlar daha kolay av haline geliyor. Ya da kuşların göç takvimlerindeki değişiklik, yuva yapma ve beslenme şartlarını da değiştiriyor. Bitkilerin çiçeklenme dönemlerinin ve hayvanlara ait bazı davranış kalıplarının ay ışığıyla bağlantılı olduğu düşünüldüğünde, ışık kirliliğinin olumsuz etkisi çok daha iyi anlaşılabilir.

Aslında ışık kirliliği ile mücadele ve çözüm imkânları oldukça basit. Sadece birazcık hassasiyet gerekiyor. Burada da devreye, kaliteli aydınlatma sistemleri giriyor. Karanlık Gökyüzü Birliği’nin verilerine göre, dünyada ışık kirliliği, nüfus artışından yüzde dört daha hızlı artıyor. Dış mekân aydınlatması için üretilen elektriğin yüzde 30’u ise gökyüzüne boşa salınıyor. Birliğe göre, kirliliğin en önemli sebeplerinden biri, enerji tasarrufu yapamayan ve de ışık verimliliği hesaplanmadan üretilmiş sokak armatürleri. Bu tip armatürler, sadece ABD’de yıllık 2,2 trilyon dolarlık bir kayba neden oluyor. Bu verilerden yola çıkan Birlik, bir yandan kanunî düzenlemelerin kamu politikalarını ve araştırmaları desteklemeye çalışıyor ve bir yandan da belirli standartlar oluşturulmasına yardımcı oluyor.

Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği, özellikle dünyanın vahşî doğal alanlarında sun'i ışığın zararlarını en aza indirmek için bilimadamlarından STK’lara ve yetkililere kadar uzanan işbirliği için çalışıyor. Hayvanları ve florayı korumak maksadıyla da her alandan ekologlarla ortak çalışmalar yürütüyor.

banner53
Yorumlar (0)
20
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?