banner15

Hristiyan teröristin önceden bildirdiği saldırı neden görmezden gelindi

Taha Dağlı soruyor: Yeni Zelanda’nın en çok kullanılan forum sitelerinde, Facebook ve Twitter’da bu saldırıyı açıkça anlatan Tarrant nasıl oldu da MI6, CIA, CSIS, ASIS ve GCSB’nin radarına takılmadı?

Hristiyan teröristin önceden bildirdiği saldırı neden görmezden gelindi

Tarık Dağlı

Terörist Brenton Tarrant, saldırıyı gerçekleştirmeden 17 saat önce yıllardır paylaşım yaptığı bir foruma, hem katliam yapacağını hem de canlı olarak yayınlayacağını yazdı. Ancak istihbarat birimleri bunu görmezden geldi. Saldırının ardından ise akıllarda bir çok soru işareti belirdi.

İşte, Yeni Zelanda terör saldırılarının akıllara getirdiği sorular ve hatırlattıkları...

"Evet millet. Artık gevezelik yapmayı bırakıp gerçekten bir şeyler yapmanın zamanı geldi. İşgalcilere karşı bir saldırı gerçekleştireceğim ve bunu Facebook üzerinden canlı yayınlayacağım.

Yazılarım ve fikirlerimden oluşan bazı dosyaların linkini veriyorum. Siz de üzerinize düşeni yapın ve bunları mümkün olduğunca çok paylaşılmasını sağlayın.

Geri dönemezsem hoşçakalın, Valhalla’da görüşmek üzere…"

28 yaşındaki Brenton Tarrant, Perşembe akşam saat 20.28’te 8ch.net isimli foruma bu mesajı paylaştıktan 17 saat sonra Cuma namazı esnasında el Nur Camii’ne girerek soğukkanlı ve planlı bir şekilde onlarca Müslümanı şehit etti.

Yeni Zelanda’da bir tabura yetecek kadar silah edinmiş ve yıllardır yabancılara, Müslümanlara karşı nefret suçlarını kusmuş, askeri eğitimi aratmayacak derecede fiziksel şekilde kendisini geliştirmiş ve bir çok silahı, bombayı kullanmayı öğrenmiş bir adamdan bahsediyoruz.

İlk gelen bilgilere göre yalnız değildi. Beraberinde üç kişi daha vardı. Ve saldırılar iki camide gerçekleşti. Üstelik her ihtimale karşı cami çıkışında bulunan araçlar da bombayla donatıldı. Saldırı askeri ve taktik açıdan neredeyse kusursuz şekilde planlanmıştı.

Daha ilk andan itibaren Tarrant’ın akıl sağlığının yerinde olmadığı ise Batı medyasında yer almaya başladı. Bu saldırı ve beraberinde yaşananlar akıllara bazı olayları ve soruları getirdi.

ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın öve öve bitiremedikleri Five Eyes isimli istihbarat birlikteliği ne iş yapıyor. ABD, bu işbirliği sayesinde Avustralya’nın en ücra köşesinde Facebook üzerinden DEAŞ propagandası yapan birini eliyle koymuş gibi bulurken Yeni Zelanda’nın en çok kullanılan forum sitelerinde, Facebook ve Twitter’da bu saldırıyı açıkça anlatan Tarrant nasıl oldu da MI6, CIA, CSIS, ASIS ve GCSB’nin radarına takılmadı?

Saldırı tamamlanana kadar yayın yapan Tarrant’ın Facebook ve Twitter hesapları, saldırıdan hemen sonra neden kapatıldı? Tarrant’ın geçmiş paylaşımları, kim olduğu, kimlerle ilişki içinde olduğu gibi bilgiler niçin engellendi?

Taggart, arkasında bıraktığı belgelerde Anders Behring Breivik ile bir kontağı olduğunu söylüyor. Breivik’i hatırlarsınız… 2011’de Oslo'da Başbakanlık Konutu'nun ve hükümet binalarının bulunduğu bölgede bomba patlattıktan sonra Utoya Adası'nda düzenlenen gençlik kampında katliam yaparak çoğu farklı uluslardan ve çocuk yaşta olan 92 kişiyi öldürmüştü. 21 yıl hapsi cezası verilen ve cezaevinde beş yıldızlı otel şartlarında yatan bu adam her beş yılda bir tekrar mahkeme karşısına çıkıyor. “Acaba daha fazla hapsi yatması gerekiyor mu” diye… Şimdiden akıl sağlığı yerinde olmadığı anlatılan Tarrant’ı da benzer bir son mu bekliyor?

Yeni Zelanda medyası, Yeni Zelanda Başbakanı bile yaşananları “terör saldırısı” şeklinde tanımlarken BBC ve hatta ülkemizdeki bazı haber siteleri bile olayı “Camiye saldırı” diye ifade etti. Londra’da araç lastiği patlasa “Allahuekber” sesi duyuldu diye verecek olanlar neden Yeni Zelanda olayında “terör” demekten bu kadar kaçındı?

Bir de Charlie Hebdo saldırısı vardı.

Fransızların tüm failleri canlı yayında takip edip, bulup yakalamak yerine öldürdüğü olay sonrası tüm dünya “İslami terör işte” çığlıkları atmıştı. Derginin Peygamber Efendimize hakaretler ettiği karikatürü Türkiye’de basmaya çalışanlar bile çıkmış “JeSuisCharlieHebdo” paylaşımı yapmayanlar neredeyse terörist muamelesi görmüştü. Dünya liderleri Paris’teki protesto yürüyüşüne katılmıştı. Şimdi merak ediyoruz, bakalım el Nur ve Linwood Camilerine yapılan ve buram buram Hıristiyanlık propagandası kokan bu terör saldırısı için kim ne kadar tepki verebilecek?

Tarrant’ın bir de hatırlattıkları var…

Mesela Feliks Kazimierz Potocki… 1683’teki 2. Viyana Kuşatması’nda Leh birliklerinin başındaki komutan…

Iosif Gurko… 93 Harbi’nde Ayastefanos’a kadar gelen Rusların başındaki generallerden biri…

Miloş Obiliç… 1389 1. Kosova Savaşı’nda Sultan Murat’ı arkasından hançerleyerek şehit eden Sırp…

Deus Vult… "Tanrı bunu istedi" manasına gelen Haçlı Seferleri’nde Haçlıların silahlarına yazdığı söz.

Alexandre Bissonnette… 2017'de Kanada'da camide ibadet eden altı kişiyi öldüren terörist.

Luca Traini… 2018’de İtalya’da altı Afrikalıyı öldürdü.

Bu isimler, terörist Tarrant’ın silahlarının üzerinde yazıyordu.

Batı politikalarının ve medyasının kimi zaman neden düşmanca davrandığını anlatmaya çalıştığımızda, içlerindeki Türk ve İslam düşmanlığının ne boyutta olduğunu söylediğimizde bizleri “komplocu” ilan edenler iyi okusun.

Tarrant’ın hatırlattığı başka biri daha var aslında. O da bizden olsun…

Baruch Goldstein…

Goldstein ABD kökenli bir doktordu. Filistin’de bir işgalciydi. 25 Şubat 1994'te sabah namazı sırasında El Halil şehrinde Halil İbrahim Camii'ne M-16 otomatik silahıyla girmiş ve herkesi taramaya başlamıştı. Silahı tutukluk yapana kadar 67 Müslüman şehit olmuştu. Silah tutukluk yapınca üzerine atlayanlar tarafından linç edildi. Bu olay dünya kamuoyuna akli dengesi yerinde olmayan aşırı dinci bir Yahudi tarafından gerçekleştirilen bir saldırı olarak sunuldu. Diğer tarafta ise Goldstein kahraman ilan edildi. Alçak bir katil olan bu adamın heykelleri bile dikildi. Saldırı sonrası Halil İbrahim Camii’ni kapatan İsrail, tekrar kapıları açtığında caminin bir yarısında sinagog duruyordu.

Kaynak:  Haber 7

Güncelleme Tarihi: 15 Mart 2019, 17:18
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35