banner39

banner35

30.04.2011, 03:24

Dış politika

Dış politika ya ortaya çıkan sorunlara karşı uygun tavırlar sergileyerek ya da gelişmeleri önceden tahmin edip buna uygun politikalar üretilerek sürdürülür. Ayrıca dış politika ya değer yargıları üzerine inşa edilir ve insan hakları, demokrasi, haklılık ön plana çıkar ya da dünya siyasetini etkileyen aktörlerin politikalarına karşı eylemler hazırlanır. Eğer gelişmeleri büyük güçlerin eseri sayarsanız onların niyetlerini anlamaya çalışır aksi halde küçük devletlerin yöneticilerinin ne yaptığını değerlendirirsiniz. Mesela dünyanın en büyük güçleri ile mücadele eden Kaddafi’nin kazanıp kazanamayacağını merak eder ve eğer kazanırsa bunu büyük güçlerin niyetlerine değil o kişinin kahramanlığına bağlarsınız.

Akdeniz havzasındaki gelişmeleri büyük ülkelerin çıkarlarına bağlarken doğru bir model kurmak gerekir. Eğer amacın Libya’daki petrolleri ele geçirmek olduğunu söylerseniz Suriye’deki karışıklık anlaşılamaz. O zaman ortak hedefin demokrasi olduğunu söylemekten başka çareniz kalmaz.

Komşularla sıfır problem, AB ile bütünleşme çabaları, ABD, Rusya ve Çin ile iyi ilişkiler Dünyada herhangi bir rekabetin olmadığı, olsa bile bunun bizi etkilemeyeceği anlamına gelir. Dünya tek bir güç tarafından yönetilseydi bu model doğru olurdu. Küresel sermayenin Dünyayı barış içinde yönetme projesi gerçekleşseydi bu model de doğru olurdu. Dünyaya baktığımız, zaman geçmişte olduğu gibi, karşıt güçler arasında oluşan bir dengeden söz edemeyiz. Eğer dünya tek bir güç tarafından ya da etkin güçlerin uzlaşmasıyla yönetilecekse karşıt güçlere ihtiyaç yoktur. Bu dünyada yeni bir dönem olacaktır ama ben yeni bir dengenin oluşacağını ve bu süreci yaşadığımızı düşünüyorum. Eğer düşüncem doğruysa dış politikamıza yön veren temel varsayımı değiştirmek ve taraflardan birini seçmek zorunda kalabiliriz.

Bu konuda karar vermemizi zorlayacak şartlar oluşuyor. Akdeniz’deki güç mücadelesi sona erince çatışma bölgemize kayacaktır. Suriye’deki gelişmeler hem Akdeniz hem de Basra Körfezi üzerindeki mücadelenin ara noktasıdır. ABD güçleri Irak’ı terk edince bir iç savaş ihtimali yüksek görünüyor. İran ve onun arkasındaki güçlerle ABD ve müttefiklerinin rekabeti bölgede ciddi sorunlar yaratabilir. Bu durumda biz taraflardan birini seçmek zorunda kalabiliriz. Eğer askeri güç kullanmak gerekirse, iç çatışmanın ve bölgesel savaşın tahrik edilmesi büyük güçlerin askeri müdahalesinden daha büyük bir ihtimaldir.

Çevre şartları iç politikayı etkiler ve bu etki devrim sayılacak büyüklükte olabilir. Muhalefetin bu konuyla ilgilenmediğini, seçimdeki amaçlarının yöneticilerin varlıklarını sürdürmek olduğu gözleniyor. Ancak Güneydoğu’da uluslararası politikaların körüklediği eylemlerle karşılaşabiliriz.

Bu konuların temelinde bölgenin petrol üretiminin çoğunu yapması yatıyor. Şu soruya cevap vermek gerekir: Petrol giderek birincil enerji kaynağı olmaktan çıkarsa ne olacak? Acaba petrol üzerindeki mücadele ve ona hakim olma çabası yeni enerji kaynaklarına petrolün rakip olmasını engellemek amacı mı taşıyor? Yani büyük güçler petrolün arzını sınırlamak için üretim alanlarını kontrol etmek mi istiyor?

Kaynak: Star

 

 

Yorumlar (0)
2
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?