BRICS’e ‘T’nin eklenmesi AB’yi yola getirebilir

Bu yıl 10'uncusu gerçekleşen BRICS üyeleri, 4. Sanayi Devrimi'nde kapsayıcı büyüme ve refah paylaşımı için iş birliği" temasıyla toplandı ancak zirvenin asıl konusu ticaret savaşları olacak.

BRICS’e ‘T’nin eklenmesi AB’yi yola getirebilir

Yaşar Süngü

Trump’un başlattığı ticaret savaşlarının kızıştığı bir ortamda, üye beş ülkenin isimlerinden oluşan BRICS Zirvesi'nin 10’uncusunun Güney Afrika’da başlaması küresel ekonomide gözlerin buraya çevrilmesine neden oldu.
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve daha sonra eklenen Güney Afrika’nın İngilizce isimlerinin baş harflerinden oluşan BRICS’e Türkiye’nin de eklenmesi küresel ekonomide taşları yerinden oynatır. Belki de yıllardır AB üyeliğinde oyaladığı Türkiye’ye kapıları açtırabilir.
Neden böyle düşünüyoruz? 
Çünkü BRICS’i oluşturan ülkeler bugün dünyanın gelişmekte olan geleceği parlak ülkeleri.
Türkiye gibi "Dünya 5'ten büyüktür" tezini ortaya koyan ve ülkeler arası ticarette milli para birimlerinin kullanılmasını savunan bir ülkenin BRICS ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmesi kaçınılmaz.
2030'da BRICS ülkelerinin ekonomik gücü Batılı ülkelerin toplam ekonomik gücünü geçecek.
Yükselen bir güç olarak Türkiye de bu sürece katılarak ekonomik çeşitliliğini artırma imkanı ve küresel güç olma yönünde büyük bir kazanım elde edebilir.

ABD ve AB tekelini kıracak işbirliği

Bu yıl 10'uncusu gerçekleşen zirve, "Afrika'da BRICS: 4. Sanayi Devrimi'nde kapsayıcı büyüme ve refah paylaşımı için iş birliği" temasıyla toplandı ancak zirvenin asıl konusu ticaret savaşları olacak.
Başkan Erdoğan zirveye İİT Zirve Dönem Başkanı olarak özel davetle katıldı.
Basından bürokrasiye ve bakanlardan iş dünyasının temsilcilerine kadar geniş bir katılımla dahil olduğumuz zirveden pek çok ekonomik ve siyasi işbirliği ile dönmeyi hedefliyoruz.
Üye ülkelerle ekonomik çeşitliliğin artırılması ve birlik ülkeleriyle ticari ilişkilerin derinleşmesinde Türkiye için fırsat oluşturması bekleniyor.
Dünyada ekonomik ve siyasi gücün ABD ve Avrupa tekelinden çıkarak Çin ve Hindistan gibi hem nüfus gücünü elinde tutan hem de ekonomik ve küresel anlamda söz sahibi olmaya çalışan ülkelere kaydığını herkes görüyor.
Bu süreçte BRICS üyeleri 2025 vizyonu kapsamında "yeni bir finansal sistem" oluşturarak üyelerinin birbirini daha fazla desteklemesini sağlayacak bir kurum haline gelmeye çalışıyor.
Bu amaçla hareket eden 5 üye kendi aralarında Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kuruluşların muadili finansal yapılar oluşturdu.
BRICS aynı zamanda adil dağılımın gerçekleştiği yeni bir dünya düzeni hayali bulunan bir kurum.
BRICS'in IMF ve Dünya Bankasına alternatif olarak görülmesi birliği küresel kriz dönemlerinde çok önemli bir konuma getirdi. 
Gelişmekte olan ülkeler için BRICS bir çekim merkezi oluşturdu.

Siyasal işbirlikleri için önemli fırsat

Türkiye, BRICS üyesi olmamasına rağmen liderler zirvesine özel olarak davet edildi. 
Güçlü ve etkin ekonomik yapısıyla nüfuz alanını artıran BRICS birliğinin daveti, Türkiye ekonomisi için çok önemli bir fırsat.
Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika liderleriyle bir araya gelerek ikili görüşmelerde bulunacak Erdoğan'ın temaslarında, ekonomik iş birliklerinin yanı sıra her türlü terörle mücadele konuları da gündeme gelecek.
Çünkü heyette MİT Müsteşarı ile Milli Savunma bakanı da bulunuyor.

BRICS ülkeleri dünya ticaretinde yüzde 17'lik paya sahip 

Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'dan oluşan BRICS ülkeleri, dünya nüfusunun yüzde 40'tan, küresel ekonominin ise yüzde 20'den fazlasını oluşturuyor.
Dünya ticaretinde yüzde 17'lik paya sahip BRICS ülkeleri, dünyada sanayi ürünlerinin üçte birini, tarım ürünlerinin ise yarısını üretiyor.
Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın geçen yıl dünya ile toplam dış ticaret hacmi 5,9 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşti.
Türkiye'nin ise BRICS ülkeleriyle arasındaki toplam ticaret hacmi geçen yıl 60,7 milyar dolar oldu. Türkiye'nin bu dönemde söz konusu 5 ülkeye toplam ihracatı 7,3 milyar dolar olarak hesaplanırken, bu ülkelerden ithalat 53,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye BRICS üyeliğini ciddi ciddi düşünüyor

 Ekonomiden sorumlu eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, geçen yıl yaptığı bir konuşmada, BRICS ülkelerince kurulan yeni bir kalkınma bankası olduğuna işaret ederek, "Onların vereceği projelerden yararlanmak için üye olunması gerekiyor. Sırf onun için şu anda ciddi ciddi üye olmayı değerlendiriyoruz." ifadesini kullanmıştı.
Üye ülkeler de Türkiye'nin BRICS zirvesine katılımının bloğu güçlendireceğini sürekli tekrar ediyorlar.
Bu yüzden de Türkiye "stratejik ortak ve bölge lideri" sıfatıyla zirveye davet edildi.
Türkiye, Afrika Birliğinin stratejik vizyonu olan Gündem 2063'ü ve güney-güney ilişkilerini güçlendirmede stratejik bir müttefik olarak kabul ediliyor. 
Türkiye aynı zamanda “Sıra dışı potansiyelle yükselen bir ekonomi” olarak görüldüğü için BRICS üyelerini cezp ediyor.

BRICS üyelerinin 3 ortak özellikleri

Türkiye’nin özel davetle Güney Afrika’daki BRICS zirvesine davet edilmesi, BRICS Artı platformu kapsamında görüşmelerde yer alacak olması, yükselen bir ekonomi niteliğinden kaynaklanıyor. 
“BRIC” tabiri ilk kez 2001’de Goldman Sachs’da yayımlanan bir makalede Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’i bir grup adı altında anmak amacıyla kullanılmıştı. 
2010’daki BRIC toplantısında Güney Afrika’nın da davet edilmesiyle platform BRICS adını almıştı.
BRICS ülkeleri gelişmekte olan ülkeleri ve yükselen piyasaları temsil etmekle birlikte, üç ortak özelliğe sahipler: 
Yüksek büyüme oranları, 
küresel sistemdeki potansiyel güçleri 
ve bölgesel dinamiklerle birlikte öne çıkan konumları. 
Önemi açısından ise BRICS dünyanın yüzölçümünün dörtte birinden büyük bir alanı kaplıyor, 3 milyarı aşkın insanı (dünya nüfusunun yüzde 40’ı) temsil ediyor ve yılda yaklaşık 17 trilyon dolarlık gayrisafi yurtiçi hasılaya eşit miktarda, dünya üretiminin yüzde 20’si oranında üretim yapıyor. 
BRICS zirvesi 2009’dan bu yana faaliyette ve ilgili konular bağlamında ülke bakanlıkları düzeyinde görüşmeler gerçekleştiriliyor. 
BRICS’in ekonomik çabaları Kalkınma Bankası ve İş Konseyi kurma faaliyetlerine kadar genişlemiş durumda.
BRICS farklı kıta/bölgeleri temsil eden ülkelerin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığından, bölgeler arası bir niteliğe ve etkiye sahip. 
BRICS G7 ve G20’nin aksine veya karşısında daha önemli bir konum kazanıyor, dünya ekonomik ilişkilerinin seyri açısından dikkatleri üzerine çekiyor. 
Nitekim BRICS ülkelerinin yüksek üretim miktarları, kaynaklarının bolluğu ve nitelikli beşeri sermayeleri bu durumu doğruluyor. 
Bununla birlikte, BRICS küresel ekonomik sistemde gelişmiş ülkeleri niteleyen “kuzey hareketine” karşı bir “güney hareketi” niteliği de taşıyor.

BRICS üyeliği Türkiye’ye siyasi derinlik kazandırır

2050 yılı ekonomik öngörüleri içinde hem BRICS ülkelerinin dünyanın ilk altı büyük ekonomisi olacağının hem de Türkiye’nin dünyanın ilk on büyük ekonomisinden biri haline geleceğinin bulunması, BRICS ve Türkiye ilişkilerini kritik bir hale getiriyor. 
Bu duruma ek olarak, BRICS’in çok taraflılığı ve liberalizasyonu önemsemesi, Türkiye açısından da desteklenebilecek bir husus. 
Ayrıca Türkiye’nin BRICS’le kurmak istediği ticari ilişkide yerel para birimlerini kullanma isteği de kayda değer bir gelişme olarak öne çıkıyor. 
Türkiye’nin BRICS ile geliştireceği ilişkinin siyasi sonuçları, küresel siyasi sistem açısından Türkiye’nin elini güçlendirecek bir etkiye matuf olacaktır. 
Türk dış politikası açısından Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ile ikili ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye’ye ilgili ülkelerin bölgelerinde de siyasi ve diplomatik derinlik kazandıracaktır.

BRICS istemese de alternatif blok olmak zorunda 

BRICS’in batılı gelişmiş devletlerin hakim olduğu küresel uluslararası örgütlerin karşısında güç kazanmasının arkasında yükselen güçlerin işbirliği olduğu kesin biçimde ortada.
BM ve ona bağlı olan IMF ve Dünya Bankası gibi örgütlerin karar alma mekanizmalarında adalet ve eşitlik prensiplerini dikkate alan revizyon için yeteri kadar güçlüler.
AB ve ABD’yi korkutan da bu işbirliği.
Bütün bunlara ek olarak BRICS bünyesinde temsil edilen yükselen güçler bloğu son yıllarda BRICS’in statü artırımının da bir sonucu olarak söz konusu blokla grubun kurulduğu ilk yıllara oranla daha kapsayıcı bir ortaklık içerisine girmekte. 
Resmi olarak 2013 yılında Afrika ile başlayan BRICS’in dışa açılımı 2017 yılında Çin dönem başkanlığı esnasında BRICS Plus inisiyatifiyle yeniden şekillenmiş ve BRICS üyesi olmayan gelişmekte olan dünyayı coğrafi ve bölgesel açıdan daha fazla kapsayan bir yapıya büründü.
2017’de Çin’de 3-5 Eylül tarihlerinde gerçekleşen Xiamen zirvesine de bu kapsamda dönem başkanı olan Çin tarafından Tacikistan, Kenya, Mısır, Meksika ve Tayland konuk statüsüyle davet edildi. 
Fakat o dönem için Çin’in üstüne basa basa bu yeni Plus sürecinin ve davet edilen konukların seçiminin grubun genişlemesi olarak yorumlanmaması gerektiğini söylediğinin altını çizmekte fayda var. 
Bu sene 25-27 Temmuz tarihlerinde onuncusu gerçekleşen olan Güney Afrika zirvesi Çin’in başlatmış olduğu BRICS Plus sürecinin “konuk” anlayışını daha bölgesel ve örgütsel bir boyuta taşıyarak Endenozya’yı Yeni Afrika-Güney Afrika ile Asya Stratejik Ortaklığı yardımcı başkanı ve ASEAN’ı temsilen, Mısır’ı G77+Çin grubunun başkanı olarak, Arjantin’i G20 Dönem Başkanı ve MERCOSUR’u temsilen, Jamaika’yı Karayip Topluluğu’nu (CARICOM)’un bir sonraki dönem başkanı olarak, Türkiye’yi İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanı olarak ve de son olarak BM Genel Sektereri Antonio Guterres’i konuk olarak davet etti. 
Esasen BRICS Plus bu çerçevesiyle BRICS’in en azından kısa dönemde genişleme gibi bir amacı olmadığı izlenimini doğrulamakla birlikte, G7/8’den G20’ye geçiş hatırlanıldığı takdirde bunun hiçbir şekilde gerçekleşmeyeceğini iddia etmek de şu aşamada tam anlamıyla mümkün değil.

Üye ülkeler hem rakip hem ortaklar

Öte yandan, BRICS homojen bir grup değil. Üyeler bazı alanlarda ciddi fikir ayrılıkları, stratejik ve jeopolitik çıkar çatışmaları ve birbirleri arasında bir statü rekabeti içerisindeler. Özellikle de Çin, Hindistan ve Rusya arasında ciddi bir statü rekabeti yaşanıyor.
Hindistan, Çin’in Kuşak ve Yol Projesine karşı. 
Yine Çin ve Rusya arasında özellikle Orta Asya, sonrasında da Ortadoğu ve Körfezi içine alan bölgede bir jeopolitik rekabet söz konusu. 
Güney Afrika’nın bütün Afrika kıtasıyla ilgili söz sahibi olma hedefi, Çin ve Hindistan’ı rahatsız ediyor.
Kısacası BRICS üyeleri ortak diplomasi ve ekonomi politikası benimsemiş olsalar da fikir ayrışmaları devam ediyor.

Zirve Türkiye-BRICS ilişkilerinin yarınını belirleyecek. 

BRICS’teki davetli misafir statüsü Şanghay İşbirliği Teşkilatı ya da Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi’ndeki gibi Türkiye’nin diyalog ortaklığına dönüşür mü dönüşmez mi bilinmiyor.
Ancak Türkiye’nin BRICS bloğu ve onun temsil ettiği yükselen güçlerle ortaklığını her alanda güçlendirmesi, köprü işlevini yerine getirmesi AB karşısında elini güçlendirecek.
Türkiye’yi kapıda oyalayan AB belki de bu gelişmelerle yaptığı yanlıştan vazgeçecek.
Türkiye ile BRICS arasında gerek yapısal, gerekse davranışsal gerekse de fikirsel alandan benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da var. 
Türkiye de BRICS ülkeleri gibi uluslararası sisteme meydan okuyor.
Uluslararası sistemin büyük küresel yönetişim örgütlerinin reforme edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Türkiye üyeliği BRICS’i küresel güç yapar

Çin, dünyanın en büyük nüfusuna, Rusya en büyük yüzölçümüne sahip ülkesi. Hindistan ise en hızlı büyüyen dünya nüfusuna sahip. 
Brezilya, Latin Amerika’nın yükselen yıldızı. 
Güney Afrika maden bakımından zengin bir ülke. 
Bu beş ülkenin kurduğu BRICS, ekonomik işbirliği gücü olarak, son 10 yıldır dünyada. 
Ama tek kutuplu Batı hegemonyasındaki dünya düzenine karşı, alternatif bir grup sinyali de veriyor. 
BRICS, dünya düzenine çok kutuplu bir dünya inşa etmenin de ilk adımı olarak görülüyor.
BRICS’i oluşturan 5 ülke, küresel politikada da önemli aktörler. 
Peki soru şu; Türkiye’nin BRICS’e katkısı ne olabilir?
Öncelikle BRICS zirvesi, Türkiye’ye yeni alternatifler getirecek. 
Endonezya gibi, Türkiye de BRICS pazarında yer alacak. 
BRICS, ekonomik faydalarının yanı sıra Türkiye’ye yeni bir dış politika alanı da açacak.
ABD ve Avrupa’ya karşı Türkiye’nin çaresiz ve yalnız olmadığını gösterecek. 
Ekonomi ve gücün doğuya kaydığını, ABD ve Avrupa’nın, güç merkezi olmaktan yavaş yavaş çıktığını herkes görüyor. 
Türkiye’nin doğu ve güneyde etkili olabilmesi için BRICS’e ihtiyacı olduğu gibi, BRICS’in de siyasi yaklaşımlarında Türkiye’ye ihtiyacı var. 
Türkiye, BRICS’in Ortadoğu ve Avrupa’ya açılan kapısı olabilir.
BRICS ülkelerinin Türkiye ile işbirlikleri, ekonomik kazanımların yanı sıra, siyasi, sosyal, kültürel ve güvenlik kazanımlarını da beraberinde getirir. 
ABD ve Avrupa’ya karşı çok kutuplu bir yaklaşım, Türkiye ile daha da güçlenir. 
BRICS-Türkiye zirvesi ile bir milyarı aşkın Müslüman nüfus ile sosyal ve kültürel iletişimi daha canlı hale gelir.
Ve küresel ekonomik ve siyasal arenada taşlar yeniden dizilir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Oğuz Kağan
Oğuz Kağan - 3 hafta Önce

BRICSTI Olmalı.. Turkiye ve İran birlikte girmeli ki batının işgal girişimleri devam etmesin.

SIRADAKİ HABER